logo

Cerattepe’de Artık Söylentiler Değil Bilim Konuşuyor


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin’in en önemli gündem maddelerinden biri kuşkusuz ki Cerattepe Maden Projesi’dir. İki gün önce yazdığım köşe yazısında Cerattepe’de maden projesini gerçekleştirecek olan Etibakır Maden Şirketi’nin ilgili bakanlık temsilcisi ile birlikte gerçekleştirdikleri ses ve titreşim ölçümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştum. Tabi ki her yazıma olduğu gibi bu yazıma da olumlu olumsuz bir çok tepki geldi.

Şunu net bir şekilde yazmalıyım ki Cerattepe konusunda algı anlamında ciddi bir eksen kayması var. Projeye dair ilimizdeki algı olumsuzdan olumluya doğru kayma var. Bunu görmek istemeyen ilimizde kalemler bulunmakta. Onlar zaten gerçekleri hiçbir zaman görmedikleri ve söylentiler ile yazıları oluşturdukları için toplumda onları kale almamaya başladı. Biz gerçekleri görmek ve yazmak zorundayız. Bugüne kadar da her zaman doğru bildiğimizi yazdık ve yazmaya devam edeceğiz. Bize kızanlar olsa da bunu yapacağız. Halkımıza doğruları aktarmak zorundayız. Yalan ve söylentilerle değil bilim ışığında, gerçekçi bilgileri aktarmak durumundayız. Bugüne kadar yüze yakın maden tesisi gezmiş bir gazeteci olarak kalkıp söylentilerle dolu bir yazı kaleme alamam. Benim dün söylediklerim nasıl doğru çıkıyor ise bugün söylediklerimin de yarın doğru çıkması gerekir. Yüzümüzün asılmaması adına bunu yapmalıyız.

Murgul’da Devlet Eliyle Yapılan Madencilik İle Cerattepe kıyaslanamaz

1950’li yılların ortalarında Murgul’da başlayan madencilik faaliyetleri ile madenciliğe bakarsanız büyük hata yaparsınız. 1950’li yılların teknolojisi ve imkanları ile bugün ki teknoloji ve imkanları bir görür iseniz bilime ihanet etmiş olursunuz. Ülkemizde ki ve Dünya’da ki madencilik fakültelerinde bilimsel araştırmalarda bulunan binlerce bilim adamının emeğini hiçe saymanın dışında madencilik alanında çalışmalarda bulunan mühendisleri de yok saymış olursunuz. Dünya’da ve ülkemizde madencilik teknolojisinde yaşanan değişimleri ve gelişmeleri değerlendirmeden 20 yıl hatta 50 yıl önceki afaki sözlerle madencilik aleyhine cümleler kurarsanız bilim ışığında gerçekleştirilen çalışmalar sizin yüzünüzün asılmasını sağlar.

Bugün Cerattepe konusunda olumsuz konuşanların çok büyük bir bölümü maalesef ki 1950’li yıllardan beri Murgul’da devlet eliyle yapılan çağ dışı madencilik ölçütlerinde cümleler kurmuşlardır. Evet, bende 1950’li yıllardan beri Murgul’da yapılan geri kalmış madenciliği eleştirdim. Hatta 1990’lı yıllarda madencilik faaliyetlerine karşı çıkışımın nedeni de bu değişimi görememekten kaynaklıydı. Her ne kadar birileri bizi satılmış bir kalem olarak görseler ve lanse etseler de biz satılmaktan değil doğruları görmekten ve araştırmaktan dolayı fikir değişikliğine girmiştik. Bunu göremeyen art niyetli kafalar oturdukları yerden, sadece ve sadece kendilerine anlatılanlardan yola çıkarak açıklamalarda bulunuyorlardı. Bunun yanlışlığına bakmadan bir de yazdıklarının ya da dile getirdiklerinin doğruluğunu savunuyorlardı. Oysa ki artık ülkemizde ve Dünya’da madencilik algısı değişmişti. Yenilenen teknoloji ile birlikte madenciler çevre düşmanları değil aksine çevre dostları haline gelmişlerdi. Madenciliğin başta madenlerde çalışan insanlara zarar vermemesi, madencilik yapılan bölgelerde yaşayan insanların yaşantılarını olumsuz etkilememesi ve de madenciliğin yapıldığı bölgedeki doğal yaşamı katletmemesi adına birçok çözümler ürettiğini bizler görmüştük. Dünya’da ve Türkiye’de birçok maden tesisinde bu değişime bizzat tanıklık ediyorduk. Böyle bir durumda da Murgul’da Devlet eliyle yapılan çağ dışı geri kalmış madencilik ile Cerattepe’deki madeni eş görerek cümleler üretemezdik. Bakış açımızı da Murgul’a göre oluşturamazdık. Bu sebeple diyorum ki hiçbir kimse Murgul’da Devlet eliyle yapılan madencilik üzerinden söylem üretmemeli.

Murgul’da özelleştirmeden sonra ki değişimi ön yargısız incelediniz mi?

Murgul ilçesinde hem ilçe merkezinde hem de Damar Köyü’nde gerçekleştirilen madenciliğin geri kaldığını bizlerde belirtiyorduk. Yapılan madenciliğin değişen teknolojiye ayak uyduramadığını ifade ediyorduk. Bunları yazarken Etibakır’ın özelleştirilmesinin ardından yaşanan değişimleri görmemezlik yaparak yine aynı kafayla madenciliğin yapıldığını belirterek Cerattepe’de bu sebeple katliam yaşanacak şeklinde yazılar yazamazdık. Bizim gazetecilik anlayışımıza bunlar sığmazdı. Bu sebeple Murgul’da özelleştirmeden sonra yaşanan değişimleri adım adım takip ettik. Sadece Murgul ile de kalmadık. Türkiye’deki ve Dünya’daki diğer maden yataklarında ve projelerinde değişen uygulamaları da mümkün oldukça incelemeye çalıştık. Gördük ki artık madencilik değişmiştir ve gelişmiştir. Bu koşullarla da madencilik algısının kötü olmasından ziyade madencilik algısının iyi olduğunu ifade etmeye başlamıştık.

Ben, Murgul’daki değişimleri adım adım izlemiş bir gazeteciyim. Her değişimi detaylıca inceledim. Eksikleri olmasına karşın Devlet eliyle yapılan madencilikten yüzbinlerce kat daha iyi koşullarda yapılan madenciliğin olumlu yanlarını tabi ki de yazmalıydım. Halka doğruları aktarmalıydım. Murgul ilçesinin ortasından gri bir şekilde akan derenin temizlendiğini ve şarıl şarıl temiz suyun Murgul’un ortasından akmaya başladığını yazmayacak mıydım? Kabaca ve Lebiskür derelerinde alınan önlemleri, yeni yapılan derivasyon tünelleri ile birlikte elli yıldır biriktirilen ve Murgul için tehdit haline gelen bu sorunun çözüldüğünü okurlarımıza aktarmayacak mıydık? Damar’da açık bir şekilde maden alınan çukurun kapatılmaya başlanarak yeşil alan haline getirilmeye başlandığını okurlarımıza aktarmayacak mıydık? Bu çukurdaki suyun tamamıyla temiz hale getirilerek fabrikada kullanılmaya başlandığını ifade etmeyecek miydik? Yine özelleştirmeden sonra fabrikada son teknolojinin kullanılmaya başlandığını, değişen iş güvenliği ve işçi sağlığı koşullarıyla birlikte çalışanlara sağlanan yeni imkanları, değişen teknoloji ile birlikte çevreye daha az zarar vererek patlatmaların yapıldığını belirtmeyecek miydik?

Murgul’da Etibakır’ın özelleşmesinin hemen öncesinde yapılan madencilik ile özelleştirmeden sonra yapılan madencilik arasında dağlar kadar fark görürken bunları sırf bize birileri satılmış kalem demesin diye mi beyan etmeyecektik. Biz bunu yapsaydık acaba o vakit kimin satılmış kalemi olacaktık. Dünya’da madencilik teknoloji değişmiş ve ülkemizde son teknolojiye sahip olmuş ve Murgul’da da bu son teknoloji kullanılırken, biz eleştiri alacağız diye bunları görmezden mi gelecektik? Yapamazdık, yapmadık da. Benim tavsiyem sizlerde gidin ve görün değişimleri, orada yaşayan insanlarla sohbet edin. Ön yargı ile değil gidin ön yargısız bir biçimde inceleyin ne denli haklı olduğumuzu göreceksiniz.

Akarşen’deki kapalı işletmeyi görmeden nasıl madencilik hakkında fikir beyan edersiniz?

Murgul Akarşen’de, Cerattepe ile benzer koşullarda gerçekleştirilen kapalı işletme yani galeri açarak gerçekleştirilen madencilik faaliyetlerini yerinde incelemeden madencilik hakkında fikir beyan etmek ne kadar yanlış bir şeydir. Bunu yapanların aklına şaşıyorum. Yarın utanmayacak mısınız? Biz haklı çıktığımızda ‘Pardon’ yanlış yapmışız, mı diyeceksiniz? O gün bu ülkeye kaybettirdiğiniz iktisadi kayıpları nasıl telafi edeceksiniz? Yıllarca zenginliğin üzerinde yaşarken bunları değerlendirmeyerek milli ekonomiye kazandırttırmadığınız için özür dileyecek misiniz?

Bugün artık bilim konuşuyor. Bilimsel çalışmaları halen görmezden mi geleceksiniz?

Etibakır firması geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği ölçüm çalışmalarını medyanın gözü önünde bir kez daha yaptı. Hani yıllarca Kafkasör alanı yok olacak diye iddia edilen o söylentilere yanıt bilimsel araştırmalarla verildi. Tabi ki bazı insanlar halen bunlara inanmayacaklardır ancak artık kazın ayağı öyle değil. Yarın çok pişman olacak olan bu insanlar bugün değişen algıyı da görmezden geliyorlar. Maden şirketine her gün onlarca insanın başvurduğunu ve ilimizde artık insanların madene karşı değil taraftar olduğunu, madenin ilimizi yok etmeyeceğini hatta ilimize katkı sağlayacağını görmeye başlayan Artvin halkını daha ne kadar görmezden geleceksiniz? Şirketin faaliyetlerinin tamamını bilimsel raporlar ışığında gerçekleştirdiğini daha ne kadar görmeyeceksiniz? Siz görmeseniz de bizler görmeye devam edeceğiz. Biz bunları yaparken, doğruları görmeyenler sadece bize abuk subuk suçlamalarda bulunarak boş laflarla bizleri eleştirecekler. Halkın kafasını söylentilerle doldurmaya çalışacaklardır. Bunların sadece ve sadece amaçları boş laf söylemekten başka bir şey değildir. Halkımız madencilik konusunda doğruları görüyor ve duyuyor.

Benim tavsiyem artık madencilik konusunda her şeyi bilim adamlarına bırakmaktır. Bırakın bilim adamları bu konuda fikir beyan etsinler. Siyasiler ve STK’lar bu işlerden ellerini ayaklarını çeksinler. Artvin’de kuralım güzel bir komisyon ve çalışmaları izleyelim. Hata yapılıyor ise ve bu hataları bilimsel anlamda ispatlar isek hep birlikte o hataların düzeltilmesine katkı sağlayalım. Madencilik faaliyetleri nedeniyle Artvin’in yok olacağı iddiasının artık gülünç bir iddia olduğunu görerek doğruları insanlarımız ile paylaşalım. Er geç bu doğrular ortaya çıkacaktır. Bizlerin galerinin içerisine girerek göremediğimiz çöküntüyü Artvin Merkez’den görmek yerine alın yanınıza tüm muhalif insanları ve gidin Cerattepe’ye, bakın orada bir çökme var mı, bir görün. Sonra da insanlara doğruları söyleyin.

Cerattepe maden projesine ilişkin son sözüm şu olacaktır: Bu projenin ilimizi yok etmeyeceğini ve geriye dönülemez ölçütlerde zararlar vermeyeceğini çok değil bir iki yıl içerisinde göreceğiz.

Şimdi diyeceksiniz ki, henüz Danıştay karar vermedi. Ben o konuda da doğruyu söyleyeyim, Danıştay’ın da kararı olumlu olacaktır. Zira Danıştay’da gerçek ve doğru bilimsel raporları görmemezlikten gelmez. Siz her ne kadar bu kararları hukuksal görmeseniz de verilecek karar bilimsel raporlar sonrasında verilmiş karar olacaktır.

Zaman beni haklı çıkarmaya devam edecektir.

Etiketler:
Share
352 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehir Efsanesi

    19 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şehir efsaneleri kaynakları bilinmeyen, doğrulukları ispatlanamamış ama dilden dile, nesilden nesile özenle aktarılan hikayelerdir. Birçok folklorik hikâyede olduğu gibi şehir efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez ama genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerin isimlerinin "şehir efsanesi" olmasına rağmen konularını şehirden almaları gerekmez. Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar. Bu ayrımı daha iyi vurgulayabilmek...
  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...