logo

reklam

Cankurtaran Tüneli’ni Ulaşıma Açtırmak İçin Vekil Ve Vali Mücadele Veriyor


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Geçtiğimiz günlerde yazdığım yazımda Hopa Dağı Cankurtaran Tüneli’nin bu kışta geciktirildiğini ve bunun müsebbibinin kesinlikle Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün olduğunu ileri sürmüştüm.

Bu yazım inanılmaz derecede ilgi gördü. Yazımı okuyan okur sayısı sadece sosyal medya üzerinden on bini geçti. Yapılan yüzlerce yorumda herkes benim söylemlerime hak verdiklerini ifade ederken özellikle Trabzon’dan beni takip eden okurlarım Trabzonluların böyle bir lobi peşinde olmadıklarını, Trabzonluların Artvin’i çok sevdiklerini, böyle bir çaba var ise de bu liman lobisinin bir çalışması olabileceğini söylediler. Bu söylemlere katılıyorum. Benim bu yazıyı kaleme alırken ki amacım Trabzonluları suçlamak değil idi. Hele hele de tüm Trabzonluları suçlamak ne haddim ne de hedefim olabilirdi. Ben sadece bir realiteden bahsederek bu realitenin tünelin gecikmesini sağladığını ileri sürmüştüm. Halen de aynı düşünüyorum ve Trabzon’un liman ve limana bağlı ekonomisini oluşturan lobiciler Artvin Cankurtaran Tüneli’nin gecikmesini sağlamıştır. Özelliklede Trabzon Karayolları Bölge Müdürü’nün Rizeli olması da bu geciktirme çabalarını arttırmıştır.

Şimdi geçmişi bir kenara bırakarak sürece katkı sağlayalım.

Cankurtaran Tüneli yazımı kaleme aldıktan sonra doğal olarak sosyal medya aracılığı ile yazıma oldukça fazla yorum geldi. Yorum yapanların önemli bir bölümü söylemlerime katılırken Trabzonluların tepkisini de yukarıda belirtmiştim. Yazıma yorum yapan kesimlerin ise hedefleri ise her zaman olduğu gibi bir fırsat bilerek hükümet ve AK Parti eleştirisine konuyu dönüştürüverdiler. Hatta benim artık muhalefet yaptığımı ifade ederek AK Parti’nin gideceğini benim de anladığımı bu sebeple dönüş yaptığını ifade ettiler.

Ben, herkesin fikirlerine saygılıyım. Yapılan yorumları da saygı çerçevesinde değerlendiriyorum ancak yapılan yorumlara siyasetin bu derece karıştırılmasına anlam veremediğimi ifade etmek istiyorum. Konuyu AK Parti düşmanlığına çevirmek isteyenlerin eline bir fırsat vermek için o yazı kaleme alınmamıştı. Ben, sosyal bir tepki oluşturmak ve Artvin’in dinamiklerini harekete geçirmek için o yazıyı kaleme almıştım. Belki ilimizdeki siyasiler ve sivil toplum kuruluş temsilcileri üzerlerine alınırlardı da devreye girerlerdi diye düşünerek yazıyı kaleme almıştım. Maalesef, bunu başaramadık. Yine ilimizde sessizlik hakim. Halkımızın bir bölümü sosyal medya aracılığı ile tepkilerini dile getirmeye başlarken, yazımı okuyanların yüzde 60’ının yazımı tam olarak okumadığını maalesef ki anlamış oldum. Yazım okunmuş olsaydı eğer AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla’nın, Artvin Valisi Ömer Doğanay’ın süreci ne denli yoğun takip ettiğinin anlaşılması gerekirdi. Bu olamadı. Bakın ben buradan net olarak söyleyeyim ki ilimizin dinamiklerinin tamamına yakını, siyasi partilerin temsilcilerinden CHP Artvin Milletvekili Av. Uğur Bayraktutan haricindekilerin tamamına yakının uyuduğu günlerde gerek Vekil Kışla’nın gerekse de Vali Doğanay’ın mücadelesi göz ardı edilemez. Bence bu iki isim ve de bu isimlere destek veren AK Parti Artvin İl Başkanı Av. Erkan Balta’nın sürece inanılmaz bir desteği olurken, yoğun şekilde de bu isimler gelişmeleri an ve an takip etmektedirler. Benim zaten yazıyı kaleme alıştaki başlıca amacımda bu isimlerin dışındaki isimlerin de gerekli baskıya başlamalarını sağlamaktı. Bizler Trabzon ve Rize lobisini ancak böyle yenebilirdik. Evet, Ovit Tüneli açıldı ancak halen daha bu tünel geciktiriliyor ise bu kış aylarında nakliye sisteminin Ovit üzerinden akmasını sağlamaktır. Böylesi bir duyum aldığım içinde gerek Artvin dinamiklerinin gerekse de bu tünel için mücadele eden yukarıda saydığım isimlerin bu konuda dikkatli olmaları ve tünelin açılmaması için halen büyük bir mücadelenin olduğunu gözler önüne sermek gerekirdi. Biz basın mensuplarına düşen görevde budur.

Tünelin bu kış tek tüp açılması için girişimler hızlandırıldı

Yazım yayımlandıktan sonra tabi ki AK Parti ve Karayolları cenahından da tepki geldi. Sürecin hızlandırılmaya çalışıldığı ve bu kış en azından yılbaşına kadar tünelin tek tüp olarak açılması için Karayollarının sıkıştırıldığı bilgisine ulaştım. Hatta tünelin açılabilmesi için Hopa tarafından tünele giriş için yan bir yol yapılacağı ve böylelikle güvenli bir şekilde giriş çıkışın tünele sağlanabileceği ifade edildi. İsmini vermek istemediğim bir AK Partili siyasetçi karayollarının bu konuda verdiği bir söz olduğunu ve kısa zamanda yan yolu yaparak tüneli hizmete kontrollü olarak tek tüp şeklinde hizmete açacaklarının sözünü verdiğini ifade etti.

Karayollarının Bu Sözüne Güvenmek İstiyorum

Ben açık söylemek istiyorum ki karayollarının verdiği bu söze güvenmek istiyorum. Karayollarının özellikle Trabzon Bölge Müdürlüğü bu sözü vermek zorunda kalmış ve bu yönde çalışma yapıyor ise kesinlikle Vali’nin ve Milletvekili’nin baskıları sebebiyle vermiştir. Ben, son günlerde böyle bir çaba içerisinde olunduğunu da görüyorum ve de bu söze güvenmek istiyorum. Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün Artvin için hayırlı bir rüya gördüğüne tanıklık etmeyi arzuluyorum ve eğer bu tünel bu kış aylarında hizmete girerse ben bütün sözlerimi geriye alarak özür dileyeceğimi ve de geçmişe bir sünger çekerek övgü dolu yazılar yazacağımı son yazımda da belirtmiş idim ve bu yazımda da belirteceğim. Benim amacım üzüm yemektir, bağcı ile bir sorunum yok. Yeter ki bu tünel biran evvel açılsın da herkes bir rahatlasın.

Ve yine belirtmek istiyorum ki yukarı da adını yazdığım isimlerin bu tünelin hizmete bu kış aylarında girmesini başaran isimler olacağını ifade etmek istiyorum. Bu süreç kendi haline bırakılsan emin olun bu yılı bir kenara bırakın gelecek yıl kış aylarında bile bu tünel hizmete girmezdi.

İnsanlarımız Ölümle Burun Buruna Geliyor

Bu tünelin ne denli ihtiyaç olduğunu bir kez daha anlatmak gerekiyor. Bence, benim gibi bu güzergahı kar yağarken kullanmak zorunda kalan insanların Cankurtaran Tüneli’ne ne denli ihtiyaç olduğunu bir kere daha deneyimleri ile yaşadıklarını ifade etmeliyim. Geçtiğimiz Cuma akşam saatlerinde bir iş gezisi için bu güzergahı kullanarak Ankara’ya seyahat etmek durumunda kalmıştım. Emin, olun belki bir çok kez ölümle burun buruna geldik. Tünelin zamanında yetişmemiş olması nedeniyle çektiğimiz rezalet anlatılamaz. Yollarda kalan tırlar, kaza yapmış araçlar, araçlarını bir kenara bırakıp araçlarında uyumak zorunda kalan sürücüler, yolda kalmış araçları çeken çekiciler, soğuk ve buzlu havada zincir takmak zorunda kalan talihsiz sürücüler, her türlü uyarıya rağmen zincirsiz vaziyette bu güzergahı kullanmak zorunda kalan sürücüler ve de bu güzergaha zincirsiz araç göndermemek için soğukta ve yağışta görevini yapmak zorunda kalan güvenlik güçleri. Hangisini anlatalım ki.

En çok üzüldüğüm şey ise koca bir yaz boyunca kimsenin bu tüneli gündeme almammış olmasına karşın şimdi sosyal medyada yaşanan esarete karşı tepki göstermeleriydi. Ben, bir yaz ayı boyunca onlarca kez bu tünele ilişkin yazılar yazarken susan insanlar bugün onlarca sosyal medyada tepki gösteriyorlardı.

Maalesef memleket olarak böyleyiz. Bir sorunu yaşamadan önce soruna karşı duyarlılık göstermiyoruz. Ne zaman ki sorunu yaşıyoruz ve sıkıntıyı çekiyoruz o vakit neden bu sıkıntıyı çektiğimizi sorguluyoruz. Yazık hem de çok yazık. Ne diyeyim bilemiyorum.

Neyse yazımızı burada sonlandırırken gecikmiş olsa da yine de sosyal medyada tepkinin gösterilmesinin sürece etkisinin olacağına inandığımı belirtmek istiyorum. Umarım Karayolları Trabzon Bölge Müdürlüğü verdiği son sözü tutar ve tüneli biran evvel tek tüp olsa dahi ulaşıma açarda bu insanlar esaretten kurtulur.

Kalın sağlıcakla…

Share
101 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor

    17 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türkler, karı koca olmaya "evlenme" derler. Evlenmek "ev-bark" sahibi olmaktır. "Evlenmek" kelimesinin kökü "ev"den geliyor. Yani bildiğimiz "hane" veya "konut"tan geliyor. "Hanelenmek" veya "konutlanmak" da diyebiliriz. “Bark” Orhun kitabelerinde “mabed” anlamında kullanılmıştır. Hakan türbelerinin yanında bir mabed yapılır, orada kurbanlar kesilirdi. Ev de kutsal bir mabed sayıldığından bark adını alırdı. Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar, kutsal bir çatı altında, hayatlarını birleştirmiş sayılırlardı. Selçuklularda “evlilik...
  • AK Parti Divan Başkanına Rağmen Güzel Bir Kongre Gerçekleştirdi

    17 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    AK Parti’nin 6.olağan genel kurulu Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımı ile bir kongre gerçekleştirildi. Kongreyi başarılı bulduğumu ifade ederken bu divan başkanına rağmen bu derece güzel bir kongre gerçekleştirilmiş olmasını takdir ediyorum. Yazımın başlangıcında öncelikle şu divan başkanına seslenmek istiyorum. Ben onun yerinde olsam siyasetten derhal el çekerim ve bir daha asla siyaset yapmam. Bu derece yeteneksiz ve bu derece başarısız bir insanın AK Parti gibi bir partide siyaset yapmasından AK Parti’ye oy vermiş bir kişi olarak utanç ...
  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...