logo

reklam

CANFEZA


Salih Çermik
salih_cermik@08olay.com

Aşk gibi, kardeşlik gibi her zaman gündemde olan ve asla akıllardan çıkmayan bir kavram… Olmazsa olmaz, yaşanmaz… Sevda iki insan arasındaki gönül bağı ise dostluk bu bağın ve bunun gibi tüm eylemlerin en üst zirvesidir diyebiliriz. Sevda ayrılarak bitebilir lakin dostluk en ağır kavgalarda yaşansa asla bitmez tükenmez. Tabi ki sağlam temelli ve samimiyse…

Dostluk çıkar ilişkisi değildir, çıkarların parçalandığı yerdir. Dostluk iki ya da daha fazla kişi olmak değil aklıyla, fikriyle, sevmesiyle, ağlamasıyla, yemesiyle, içmesiyle tek olmaktır, olabilmektir. Dostluk, çıkar ilişkisiyle asla yan yana, aynı sofrada bulunamaz. Bu konuda Halil Cibran’ın güzel bir sözü akıllara gelir: ” Dostluk daima tatlı bir sorumluluktur asla bir fırsat değildir.”

Dostluk öyle bir duygudur ki hiçbir tanım hiçbir düşünce bunu ifade edemez. Dostluğun tanımı, aşk gibi gözlerdedir. Dostluk aynı yere aynı gözle aynı şekilde bakmaktır aslında…

Zamansızlıktır. Bir gece ansızın sevince ve üzüntüye koşmaktır. Her insan birinin sevincinde sevinir ve üzüntüsünde üzülür. Ancak dost farklıdır. O dost, sevinçte daha fazla sevindirir, üzüntü de ise yarayı kapatmaya çalışır. Bir nevi insanın ruh doktorudur dostu. Bu konuda da gayet veciz bir söz, Theophratus diyor ki: “Gerçek dostlar, iyi gününüzde davetinize icabet ederken, kötü günde davetsiz gelenlerdir.”

Dost, bizi bizden çok düşünendir. Dost acı söyler diye bir atasözümüz de var. Var olmasına var da bu olayı Hz. Mevlana kendi dostluk lisanıyla bize şöyle nakşeder: “Dost acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyendir.” Dost, dostu övüldüğünde yüreği kabaran; aciz bırakıldığında, dışlandığında kükreyen bir lisandır aslında. Öyle beylik laflar edip sadece lafta yaşayanlara dost denilebilir mi? Derdi olan birinin uzağında olmak, mutluluğunda ondan daha fazla gülmek hangi dostluk kitabında hangi sayfada yazılı? Bakın Atalay Demirci ne diyor: “Derdi varsa birinin, en uzağına gider. İyi gününde, ondan daha fazla güleriz.” İşte bu ifadeler yukarıda bahsettiğimiz çıkarcı dostlukları anlatır. Tekrar hatırlatalım dostlukta çıkar yoktur. Çıkar ilişkisindeki sevgi, dostluk elimizde bulunan bir avuç kumun akıp gittiği gibi bir zaman sonra erir, gider.

Dost, dostunun ruh halini onunla konuşmadan da anlayabilir. İşte bu yüzden sadece iki şeyde gözler konuşur, dil susar. Aşk ve dostluk. Susması gerekir çünkü; bu iki eylemin dili söz değil, özdür.. Sevinci, üzüntüyü… Dostlar gözlerdeki bulutlardan anlarlar dostlarının içinde veya dışında yaşadığı fırtınaları. Gözlerdeki sevinçten anlarlar mutluluklarını dostlarının.

Dost, yaşayan değil, yaşatandır. “Yiğit bir gençtir Hz. Hubeyb bin Adiy. Kâfirler tarafından arkadaşlarıyla bir tepenin başındayken yakalanmıştır. Arkadaşlarını öldüren kâfirler Hz. Hubeyb’i bir mağaraya götürmüşler ve işkence etmişler. Ve nihayetinde onu öldürecekleri vakit Ebu Sufyan, Hz. Hubeyb’e yaklaşıp: “Şuanda senin yerinde Muhammed’in olmasını ister miydin?” diye sormuş. Hubeyb beyninden vurulmuşa döner ve Ebu Sufyan’a: “Oda ne demek, benim gibi binlerce Hubeyb O’na feda olsun.” der. Ve canını verir Rahman’a…”

Dostluk sadık olmaktır. Sadakattir. “Hz. Peygamber Miraç olayını Mekke’de anlatmaya başlar. Olayı duyan müşrikler hemen karalama kampanyasına başlar ve Peygamberimizi suçlamaya başlarlar. Fitne fesat oluştururlar Mekke sokaklarında… Derken Hz. Ebu Bekir’i görürler ve alaycı tavırla ona: Senin Peygamberin Miraç’a çıktım diye anlatıyor her yerde, sen hala inanıyor musun O(s.a.v)’a?” diye sorarlar. Hz. Ebubekir henüz olayı Peygamberimizden dinlememiştir ancak verdiği cevap O’na Allah tarafından “Sıddik” adıyla anılmasına sebep olmuştur. Hz. Ebubekir’in cevabı: “O diyorsa doğrudur.” İşte dostluk böyledir. Dostluk sadakattir.

Dost karşısındakinin güzelliğini gösteren, ayıbını örtendir. Ki buyurmuyor mu Rabbimiz: “Kim bir mümin kardeşinin ayıbını örterse kıyamet gününde ben de onun bir ayıbını örterim.” Dostluk aynadır. Dostlar birbirlerinin aynasıdır. Dostluk açık yakalamak değil açığı kapatmaktır. Dostluk öyle güzel, öyle büyük bir makamdır ki her kişinin işi değildir. Dostluk sadece kalp ile ölçülür. Dostluğu ölçen ne bir metre vardır ne de başka bir şey. Dostluğu sadece yürek gözüyle bakan görür, fayda etmez büyüteç bunu görmeye. Dostluk…

Dostlar gördüm dost meclisinde

Dosta sarılmak güzeldir gönül dilinde

Kendimi buldum dost yüreğinde

Beni benden alır dost sevgisi neyleyim.

“Halide Selcan Karagül”

 

Etiketler:
Share
1168 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Berta (Ortaköy) için yapılması gereken birkaç şey

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Geçen hafta Cuma günü milletvekili aday adaylarımızdan Sayın Akay Tekin Bey ve Hilmi Yazıcı Bey ile birlikte önce Ardanuç Geçitli Köyü muhtarı Hakan Öztürk’ü, sonra da Berta’yı (Ortaköy) ziyaret ettik. Berta 750 haneli ve yaklaşık 3000 nüfusu olan bir yer. Berta Nerdeyse küçük bir ilçe. Berta’da bankamatik olup olmadığını sordum, yok dediler. Sadece bir posta telgraf acentesi olduğunu söylediler. Bence Berta’da bir banka şubesi ile birlikte bir bankamatik olmalı. Yakın zaman önce Artvin AK Parti merkez ilçe başkanı seçilen Be...
  • Ordinaryüs Profesör, dışarıda sıradan unvan iken ülkemizde hocalar hocası olarak görülmüş

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: sıradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Aslında Avrupa’da vasıfsız profesörler için eskiden kullanılan, ayni "yardımcı doçent" örneğinde olduğu gibi bir ast unvanıdır. Ama karizmasının da etkisiyle, yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: siradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Türkiye, "ordinaryüs" kelimesinin olumlu anlam...
  • Ben Cumhurbaşkanının Yerinde Olsam Ekonomi Kurmaylarını Hemen Görevden Alırım

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yazdığım yazılarda genellikle ekonomik rakamlar ve halkın ekonomisine ilişkin önemli uyarılarda bulunduğumu bilirsiniz. Hükümetin dikkat etmesi gereken en önemli işlerden birinin ekonomiyi çizgiden çıkarmamak olduğunu ifade etmiştim. Görünen o ki yakın gelecekte ülkemizi ciddi bir ekonomik kriz bekliyor ve hükümetin tüm dikkatini bu işe vermesi şart gibi görünüyor. Türkiye pek çok yönüyle kuşatma altında. Bir takım dış güçler içerideki odakları da kullanarak ülkemize sürekli oyunlar oynayarak ülkemizdeki yöneticileri kıskaca almaya çalışmakt...
  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...