logo

Camiler Ve Fonksiyonları


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Cami/Mescid, her şeyden önce bir ibadethanedir. İslam’da ibadetin sadece namaz ve benzeri görevlerden ibaret olmadığı, bireysel, sosyal ve siyasal hayatın bütün alanlarını kapsadığı için, mescidin de her çeşit ibadet için bir mekan olduğunu, asr-ı saadette hayatın her alanıyla ilgili fonksiyon icra ettiğini görüyoruz. Cami; Mabeddir, mekteptir, irşad yeridir, buluşma görüşme yeridir, istirahat yeridir, mahkemedir, hastahane ve hapishanedir, düğün yeridir, spor merkezidir, maliye ve hazinedir, kültür meclisi ve şiir kürsüsüdür.

I.Cami Ve Benzeri Kavramların Anlamı 

“Cami” kelimesi Arapça ‘ce-me-a’ fiil kökünden ism-i fail kipinde cem eden, toplayan anlamında, Müslümanların özellikle namaz kılmakla sembolleşen ibadet ettikleri yer, mabed demektir.

“Mescid” kelimesi Arapça ‘se-ce-de’ fiil kökünden sucud masdarından ism-i mekan kipi ile ‘mesced, semai kullanımı ile mescid’ kısaca içinde ‘secde edilen yer’ demektir.

“Mabed” Arapça a-be-de fiil kökünden ism-i mekan kipinde, ‘içinde ibadet edilen yer’ anlamında bir kelimedir.

İslam geleneğinde, özellikle de mahalli farklılıklarıyla birlikte Arap dünyasında insanları toplama, bir araya getirme fonksiyonu itibariyle cuma ve bayram namazlarının kılındığı daha geniş ve daha büyük yapılara ‘cami’ denile gelmesi şöhret kazanmıştır. Dolayısıyla bu bölgelerde özellikle cuma ve bayram namazları sadece adına cami denilen bu yapılarda ifa edilmektedir. Mescid kelimesi ise, yaygın anlayışa göre içinde sadece namaz kılınan yer anlamında kullanılmaktadır. Bu itibarla özellikle memleketimiz dışında İslam coğrafyasında mescid kelimesi daha yaygın olarak kullanılmaktadır. İngilizce ‘mosque’ kelimesi de ‘mescid’ kelimesinden dönüşmüş hali olarak mücerret, Müslümanların ibadet ettikleri yere genel ad olmuştur. Ülkemizde cuma namazları ayırımı yapılmaksızın içinde ‘namaz kılınan yapılar’ için yaygın olarak cami kelimesi kullanılmaktadır. Hacim itibariyle daha küçük yapılara da mescid denildiği gözlemlenmektedir. [1]

II.Camilerin Fonksiyonları 

Her şeyden önce “Allah’ın evleri” olarak bilinen camiler, birer mabettirler. Ancak bu mabetlerin görevi, sadece namaz ve benzeri ibadetlerin ifa edildiği yerler olmaktan ibaret değildir. Bilakis bireysel, toplumsal ve siyasal hayatın bütün alanlarını kapsayan bir yığın görevleri vardır.

Camilerin fonksiyonlarını yirmi dört başlık altında toplamak mümkündür:

  1. Mabet Olarak Cami: Esas itibariyle camiler, içinde ibadet edilmek üzere inşa edilmişlerdir. Bu itibarla kutsiyet kazanmışlar ve “Allah`ın evi” adını almışlardır. Kur`an-ı Kerim, camilerin Allah`ın adının anılması için yapıldığını belirtmektedir. İslam dini topluca ibadet etmeyi teşvik etmiştir. Hadisi şerifler, cemaatle kılınan namazın, yalnız başına kılınan namazdan 25-27 derece daha üstün olduğunu bildirmektedir. Her renkten ve sınıftan insanın bir araya gelip omuz omuza namaz kılması, sosyal dayanışmanın sağlanmasında da önemli bir faktör olmuştur.
  2. Yönetim Merkezi Olarak Cami: Peygamberimiz (s.a.v)`in, nübüvvet görevi yanında, devlet başkanlığı, hakimlik, komutanlık gibi görevleri de vardı. Bu görevler, İslam devlet başkanının görevleridir. Medine`deki Mescidi-i Nebevi O`nun bu görevlerine uygun olarak devletin idare merkezi özelliği taşımakta idi. Elçiler orada karşılanır, Bazen orada misafir edilir, ordu orada teçhiz edilip sefere gönderilir, davalara orada bakılır, devletin hazinesi orada muhafaza edilir ve sarf edilmesi gereken yerlere oradan sarf edilirdi. Camilerin bu görevleri vilayetler düzeyinde de aynı idi. Camiler halkın birbirleriyle ve devletle kaynaştığı bir yer durumundaydı.
  3. Bir İlim ve Kültür Merkezi Olarak Cami: Hiç bir din İslam kadar ilme önem vermemiştir. Kendisinin “muallim” olarak gönderildiğini bildiren Peygamberimiz, Mescidi Nebevideki “Suffa” ile üniversitelerin ilk temelini atmıştır. Zira Suffa, yatılı bir üniversite özelliğini taşımakta idi. Peygamberimiz ile başlayan ders halkaları değişik ilim dallarını da içine alarak yüzyıllarca, camilerde devam etmiştir.İşte Saadet Devrinde değişik sosyal amaçlar için de kullanılan cami, birçok müessesenin temelini oluşturur. Camilere sığamaz hale gelen bu müesseseler daha sonra külliyeleri meydana getirmiştir. Zamanla camiler, herkesin okuması için eserlerinin bir nüshasını buralara bırakan müellifler sayesinde, bir kütüphane hizmeti de vermişlerdir. Satın alınan kitaplarla zenginleştirilen bu kütüphaneler, “hafız-ı kütup” adı verilen memurlarca idare ediliyordu. Böylece camiler, İslam tarihinde hep ruh ile bedenin, mana ile maddenin bütünleştiği mekanlar olmuştur.
  4. İlim Ve İrşad Yerleri Olarak Cami: Dinin tanımını nasihat olarak yapan Peygamberimiz, insanlara daha çok camide nasihat ederdi. Camilerin hala şu veya bu şekilde icra ettikleri temel fonksiyonlardan biri irşattır. İlk günden bu yana camiler, hutbe, vaaz, sohbet, emri bil-maruf ve nehyi anil-münker gibi faaliyetlerin en ideal yerleri olmuştur. Hala dünyanın hemen hemen her yerinde en büyük irşad yerleri camilerdir.
  5. Buluşma ve Görüşme Yeri Olarak Cami: Saadet devrinde Müslümanlar, mescitlere ibadet için gittikleri gibi, sosyal ve kültürel olarak da birçok meseleleri hakkında görüşmek ve fikir edinmek için de giderlerdi. Aynı bölgenin insanları olarak birbirleriyle buluşup görüşmek, yeni insanlarla tanışıp konuşmak, meselelerini halletmek, birbirleriyle yardımlaşmak ve dayanışma için de giderlerdi. Günümüzde de camiler, bu fonksiyonlarını hala icra etmeye devam etmektedir. [2]
  6. Kütüphane Olarak Cami: Camiler, ilmi eserlerin muhafazası ve alimlerin istifadesine sunulması bakımından da görev yapmıştır Müellifler bağlı oldukları şehir veya mahalle camilerine, isteyenlerin okuması için eserlerinin birer nüshasını bağışlamayı adet edinmişlerdi Bunlar “hizane” denilen dolaplarda muhafaza edilir, bazen de caminin bir köşesinde kütüphane şeklinde düzenlenirdi Mesela, Horasan’ın en büyük şehri olan Merv’deki on kütüphanenin ikisi, camide bulunuyordu Vakıf eserlerden oluşan, Aziziye ve Kemaliye denilen bu iki kütüphaneden sadece birincide 12.000 civarında kitap vardı. Mısır camilerinin bazılarında da oldukça büyük kütüphaneler mevcuttu. Osmanlı camilerindeki eğitim ve kültür faaliyetlerini tamamlayan önemli bir unsur da çok yaygın olarak görülen camilerde kütüphane tesisi geleneğiydi Cami derslerini takip eden talebe ve namaz vakitleri arasında boş vakti olan cemaat için bu kütüphaneler çok faydalı olmuştur. Osmanlı cami kütüphaneleri, ya Mekke ve Medine Harem-i Şeriflerindeki Mahmudiye kütüphanelerinde, Ayasofya ve Süleymaniye örneklerinde olduğu gibi cami içerisinde demir şebeke ile ayrılan bir kısma yerleştirilmiş veya Beyazıt Veliyyüddin Efendi, Kayseri Raşid Efendi, Konya Yusuf Ağa kütüphanelerinde olduğu gibi camiye bitişik olan ve bir iç kapı ile girilip çıkılan ek binalarda tesis edilmiştir.
  7. Siyasetin Merkezi Olarak Cami: İslam dininin tebliğcisi olduğu gibi, aynı zamanda İslam devletinin de başkanı olan Hz Peygamber’in evi, mescide bitişik bulunuyordu ve cami ile evini dini ve idari münasebetler yönünden adeta bütünleştirmişti İslam açısından din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmazlığının bir ifadesi olan Hz Peygamber’in bu uygulaması, daha sonraki dönemlerde de uzun bir süre devam etti.Hz Peygamber, diplomatik görüşmelerini de mescidde yapar, yabancı elçileri en güzel elbiselerini giyerek burada kabul ederdi Onun, elçileri kabul ettiği yer, halen “Üstüvanetü’l-vüfud” (sefirler/elçiler sütunu) olarak bilinmektedir.Camiler, daha sonra bu fonksiyonlarını kaybettiler. Artık minberlerde sadece Allah’a dua ediliyor, Hz Peygamber’e salat u selam getiriliyor, sahabeye rahmet okunuyor ve halifeye hayır duada bulunuluyordu Halifenin camilerde, otoritesinin kabul edildiğini itirafa benzer bir şekilde isminin anılmasından başka siyasi bir fonksiyonu kalmamıştı.
  8. Kamu Yönetimi Açısından Cami: Camiler, ilk dönemden itibaren idarecilerin halkla bir araya geldiği yerlerdi Asr-ı saadet’te her türlü istek ve meseleler burada dile getiriliyordu Müslümanlar Hz Peygamber’e, ilk halifelere ve diğer idarecilere namaz öncesinde ve sonrasında talep ve şikayetlerini kolayca intikal ettirebiliyorlardı. Bir vali hakkında merkeze şikayet ulaştığında müfettişler camileri gezerek tahkikat yaparlardı.
  9. Caminin Adalet Hizmetlerindeki Yeri: İslamiyet’in kendine has hukuk sistemi, mescidlerdeki ders halkalarında talim edilmiştir Ashab-ı kiram hukuki konuları mescidlerde müzakere ederdi. Hz Peygamber’in minberi, ahkamın öğretildiği, yanlış hukuki uygulamaların düzeltildiği bir yerdi Mesela, kendisi “vela hakkı”yla ilgili yanlış bir uygulamayı minberde dile getirip düzeltmiştir. Asr-ı saadet’te mescid kazai faaliyetlerin yürütüldüğü bir mekan olarak da hukuka hizmet etmiştir. Dolayısıyla camiiler, mahkeme ve adliye olarak da kullanılmıştır.
  10. Caminin Askeri Amaçlar İçin Kullanılması: Hz. Peygamber, savaş kararlarını genellikle mescidde verir ve bunu minberde ilan ederdi; açılan deftere gönüllülerin adlarını yazdırmalarını isterdi Sefer halinde orduyu donatmak üzere halkı yardıma buradan çağırırdı Bir seriyye göndereceği zaman kumandanına mescidde talimat verirdi.
  11. Camilerin Hastahane Olarak Kullanılması: Mescidler, ihtiyaç olduğunda hastahane görevi de üstlenmiştir Hendek Gazvesinde yaralanan Sa’d bin Muaz için Mescid-i Nebevi’de bir çadır kurulmuştu.
  12. Caminin Tutuk evi, Hapishane Olarak Kullanılması: Gerektiğinde savaş esirleri geçici olarak mescidde muhafaza edilmiştir Ancak, bununla, esirin İslamiyet’i kabul etmesi amaçlanmış ve bunda da genellikle başarıya ulaşılmıştır.
  13. Camiler İstirahat Yeridir: Mescidler, aynı zamanda müslümanların günlük yorgunluklarını giderebilecek ve istirahat edebilecekleri yerlerdir Peygamberimiz zamanında bazı sahabilerin kaylule denilen öğle uykusu için istirahat etmek, dinlenip uyumak için mescidi kullandıklarını çeşitli rivayetlerden biliyoruz.
  14. Cami, Nikah ve Düğün Salonudur: Peygamber Efendimiz, nikahın mescidde ilan edilmesini istemiştir Merasimlerin orada yapılmasını özellikle tavsiye etmiştir.
  15. Cami Yemek Yenen Yerdir: Asr-ı saadet’te mescidlerde nice sahabinin yemek yediğini, açlara yiyecek verildiğini biliyoruz Peygamberimiz, fakirlerin yemesi için mescidin direklerine hurma salkımları astırırdı.
  16. Cami Misafirhanedir: Medine dışından gelen insanların, özellikle kalabalık grupların misafir edildiği misafirhane olarak Mescid-i Nebevi’nin kullanıldığını biliyoruz.
  17. Cami Ganimet ve Malların Taksim Edildiği, Zekatların Dağıtıldığı Mekandır: Peygamber Efendimiz, uzak yerlerden toplanan zekat ve sadaka mallarını, savaşlardan elde edilen ganimetleri mescidde taksim etmiş, ihtiyaç sahiplerine buradan yardım eli uzatılmıştır.
  18. Cami Abdest Alma Yeridir: Rasulullah’ın Mescid-i Nebevi’de abdest aldığı rivayet edilmiştir Bu tatbikat, bazı camilerin içinde şadırvan yapılarak kurumlaştırılmıştır Mesela, Bursa Ulu Camii, Kütahya Ulu Camii gibi nice camilerde şadırvanlar, günümüzde de bu ihtiyaca cevap verecek durumdadır; ama günümüzde sadece su içmek için kullanılmakta, temizlik ve serinletme simgesi olarak değerlendirilmektedir.
  19. Cami Şiir Kürsüsüdür: Şiirler, eski devirlerde, bugünlerin medyası konumundadır Kamu oyu oluşturmada, topluma moral aşılamada önemli yeri olan şiirlerin okunması, özellikle cihad ve tebliğ amaçlı hikmetli mısraların dillendirilmesi için mescidlerin kullanıldığını, bu uygulamanın Hz. Peygamber tarafından başlatıldığını ifade edebiliriz Müslüman şairlerin en azından moral yönüyle desteklenmesi, onun da davayı ve dava adamlarını desteklemesi konusu için mescidleden yararlanılmıştır Rasul-i Ekrem’in, şair Hassan bin Sabit için mescidde özel olarak bir şiir kürsüsü ihdas etmesi, konuya verilen önemi gösterdiği gibi, caminin bu fonksiyonu açısından da mühimdir. Müslümanların müslümanca sanat faaliyetlerini icra edebileceği, özellikle tebliğe yönelik sanat ve güzellikler sergilenip sunulabileceği yer olarak mescid kullanılmıştır, kullanılabilir.
  20. Camiler, Aynı Zamanda Kültür Salonudur: Mescid-i Nebevi’nin asr-ı saadet’te geniş anlamda kültürel faaliyetler, çeşitli edebi yarışmalar için de kullanıldığını görüyoruz. Beni Temim kabilesiyle yapılan mufahara buna örnektir Mufahara, iki tarafın şairleri ve hatipleri arasında yapılan edebi bir yarışmadır Günümüzde halk şairlerinin/ozanların yaptığı atışma türüne benzer Şairler, şiir okuyarak, hatipler de nutuk atarak yarışırlar.
  21. Cami Spor Merkezidir: At yarışlarında start ve finiş (başlama ve bitiş) yeri olarak mescid kullanılmaktaydı. Bayramlarda Habeşliler Mescid-i Nebevi’de kılıç kalkan oyunu oynamışlardı Hz Aişe, Hz Peygamber’in omzuna başını yaslayarak Efendimiz’in izniyle bunu seyretmiştir. Bundan yola çıkarak mescidlerin her çeşit meşru spor dallarında helal hudutları çerçevesinde spor salonu olarak da kullanılabileceğini söyleyebiliriz.
  22. Cami Farklı Dinlerden Misafirlere Mabeddir: Peygamberimiz, kendisiyle görüşmeye ve anlaşmaya gelen Necran’lı hıristiyanlara, ayinlerini yapmaları için bir Pazar günü Mescid-i Nebevi’yi gösterip onlara tahsis etmiş, onlar da mescidde ibadetlerini/ayinlerini yapmışlardır.
  23. Cami Karz-ı Hasen Kurumudur: Bir komşu ülkede günümüzde uygulanmakta olduğu gibi, mahalle sakinleri, artırıp biriktirdikleri paralarının saklanması ve uygun yerlere karz-ı hasen (karşılıksız, sadece Allah rızası için borç) (2/Bakara, 245; 5/Maide, 12; 57/Hadid, 11) şeklinde kullanılması için emanet sandığı olarak mescidleri tercih etmektedir Bu emanet paralar, mescide devam eden gençlerin evlenmeleri ve kuracakları yuva için gerekli masraflara harcanmak üzere faizsiz kredi şeklinde, imamın onay vermesi şartıyla mescidlerden verilmektedir Yine, mahalle sakinleri ve mescid müdavimlerine kendi iş yerlerini açmak amacıyla, benzer şekilde karz-ı hasen fonundan yardım edilmektedir Kapitalizm ve sömürü ile mücadelede, müslümanlar arası yardımlaşmada mescidlerin fonksiyonları değerlendirilmektedir, bu mescid faaliyeti, geniş coğrafyalara yayılabilir ve işlevi genişletilebilir.
  24. Cami İstişare ve Organizasyon Merkezidir: Cami, bir meclistir Devlet başkanı ve tüm diğer yöneticilerin izleyeceği siyaseti, metodu, düşünce ve projelerini açıklayıp üyelerin görüş, eleştiri ve müzakerelerine sunduğu bir meclis.  Hz. Peygamber’in tatbikatına göre; bir bölgenin valisinin, aynı zamanda caminin de imamı olması gerekiyordu Şayet bu bölge, başşehir ise, devlet başkanının namaz kıldırması lazımdı Herhangi bir caminin imamı, bir bölgenin valisi olmuyor; bilakis o bölgenin valisi, aynı yerin camisinin de imamı oluyor ki, bu onun için bir imtiyazdır Böylece o yörenin halkı, günde beş defa yöneticisini görmekte, şikayetlerini arzedebilmekte ve bu sayede onu kontrol etmektedir Sözgelişi; o bölge yöneticisi vatandaşının işini aksatıyorsa, bu takdirde o vatandaşın başkente gidip şikayetini arzetme imkanı olacaktır. Böylece devlet başkanı, kamuoyunun sesine kulak vermiş olacak ve halkıyla daha sağlıklı bir diyaloga girecektir.Müslümanların istişaresi, mahalle camiinden başlayarak Arafat’a kadar uzanan birkaç kategoride gerçekleşir: Cemaatin getireceği haberler, mahalle camiinde müşavere edelip karara bağlanır Haftalık Cuma namazlarında ise, bütün mahalle camii cemaatlerinin katılım ile, daha büyük bir mecliste, seçilmiş bir hatip tarafından İslam alemine ait bir haftalık haberler ve açıklamalar müslümanlara duyurulur Cami-i Kebir veya Namazgah’ta kılınan Bayram namazlarında ise, İslam dünyasını ilgilendiren bir senelik olaylar ve haberler hatip tarafından özet olarak arz ve izah olunur Bütün İslam ülkelerinde ve şehirlerinde meydana gelen olayları ve haberleri öğrenmek ve bunları değerlendirmek üzere gücü kudreti yeten müslümanlar Arafat’ta toplanır Bu ibadet ve meşveret mahallerinde müslümanlar eşitlik kuralına uyarlar Kimsenin kimseye meslek, maddi güç, makam vb. açısından üstünlüğü olmaz Herkes aynı safta ve omuz omuzadır Bu yüzdendir ki, imamın da cemaatten yüksek bir yerde namaz kıldırması caiz değildir. Hatta bazı ülkelerde günümüzde de görüldüğü gibi, mihrabdaki imam, cemaatin önüne geçtiği için gurura kapılmasın diye, cemaatin bulunduğu ve secde ettiği zeminden daha aşağıda olan mihrabda namaz kılar İmamın, namazdan sonra arkasını mihraba, yüzünü cemaate dönüp oturması, dua için olmayıp, kendisini imam seçen cemaatle istişare ve tartışmaya başkanlık etmek içindir. [3]

[1] http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=183219

[2] http://www.inzardergisi.com/Form.php?Sayfa=Yazdir&id=704&f=1

[3] http://www.mumsema.org/camiler/58636-caminin-fonksiyonlari.html

Share
1017 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hata

    18 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Özet: Bilmeyerek yapılan yanlışa hata denir. Hata sorumluluğu kaldırır. Bilerek yapılan yanlışa hata değil taammüd denir.  "Amd" veya "taammüd" eş anlamlı olup, önceden tasarlayarak, düşünerek, bilerek, isteyerek ve kasıtla yapmak demektir. Kasıtlı yapılan bir işin günaha yol açar. 1.Kavram Hata istenmeden yapılan yanlıştır. Bir yanlış bilerek ve isteyerek yapılırsa hata olmaktan çıkar (amd-taammüd) denilen suç olur. Bir terim olarak hata, kasıt unsuru taşımayan bir söz veya fiil olup, asıl iradeye aykırı olarak vuku bulur. İnsan, gaflet so...
  • Reklam

    12 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Reklam kelimesi, Latince’de (çağırmak) fiilinden türetilmiştir. Bu mantıkla reklam batı dillerinde avcıları avlanırken , kurbanlarını (avlarını) cezp edebilmek ve çağırmak için uyguladıkları hileleri, teknikleri, yol ve yöntemleri betimlemektedir. Terim olarak Reklam, televizyon, gazete, radyo, billboard, dergi, sinema  internet gibi mecralar aracılığıyla çeşitli mal, ürün ve hizmetlerin hedef kitlelere ve tüketicilere belirli bir ücret karşılığında tanıtılmasıdır. Bu işin ana unsurları; bir ücret karşılığında yapılması, tanıtım yaptıran firm...
  • Şerefiye (ﺷﺮﻓﻴّﻪ)

    10 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Arapça “yüksek mekân” anlamına gelen şereften, şerefі - şerefiye olarak Türkçe’de türetilmiştir. İmar edilen bir yerdeki gayrimenkullerden değerlerinin artışı sebebiyle alınan bir çeşit vergidir. Devlet, kamu tüzel kişileri ve özellikle belediyelerin gerçekleştirdikleri bayındırlık ve altyapı hizmetleriyle imar faaliyetlerinden dolayı bazı kimselerin mal varlıklarında önemli değer artışları olmaktadır. Bina, arsa ve arazi gibi gayrimenkullerde gayrimenkul sahibinin herhangi bir çabası, katkısı veya masrafı olmaksızın; yanıt ilgili kişinin irad...
  • Nota vermek

    09 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: Nota vermek; posta koymak, ayar vermek, uyarmak gibi algılansa da tam karşılığı bu değildir. Devletler arası diplomatik yazışmadır. Fransızca note "1. işaret, alamet, iz, hatırlatma yazısı, 2. müzik işareti" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen nota sözcüğünden evrilmiştir. Gündem konuları arasında sıklıkla iki ülke arasındaki gerilim sırasında kullanılmasından dolayı yanlış bilinen bir anlama da sahiptir. Yalnızca siyasi sorunlar sırasında kullanılmamaktadır. Askine, devletler arasındaki yazışmaların tümün...