logo

Bu İddialara Karahan ve Kalın Cevap Versin, Ben Değil


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya yazımda burnuma yeni haber kokuları geldiğini yazmış ve bu haberi kamuoyu ile benden ziyade habere muhatap olanların paylaşması gerektiğini ifade etmiştim. Bu küçük not bile Artvin’de büyük yankı bulmuştu ve herkes bunu benim açıklamam gerektiğini söyleşmişti.

Evet, maalesef ki sessizliğe gömülenler halen sessizlik içerisinde hareket ettikleri için yine görev bize düştü. Biz gereğini bir yapalım. Lütfen bu yazıyı oldukça dikkatlice okuyun. Burada ortaya atılan iddiaları ben değil CHP’de İl Başkanlığı görevini kısa bir süre önce devreden Ali Yücel Kurt’tan geliyor.

Öncelikle belirteyim ki Ali Yücel Kurt’u bu kadar cesur konuştuğu için tebrik ediyorum. Yıllardır benim söylediklerimi söyleyen ve üstelik te bunları Artvin Merkez’de son on yılda sadece Madene karşıtlığı üzerine siyaset anlayışını kurmuş olan CHP’nin İl Binası’nda gerçekleştirdiği için gerçekten Ali Yücel Kurt, tebrik edilmelidir.

Ali Yücel Kurt, son kongre sonrasında parti il binasında görev devir töreninde bir takım açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar bugüne kadar çok az insanın söyleyebileceği tarzdan idi. Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan ve Başkan Yardımcısı Bedrettin Kalın’a yönelik söylem ve eleştirilerin bulunduğu açıklamalar yerel medyada maalesef ki yer bulamadı. Yeni seçilen İl Başkanı Ahmet Biber tarafından Ali Yücel Kurt’un bu söylemler için yerin doğru olmadığı şeklinde bir uyarı gelmesine karşın yapılan bu eleştirileri maalesef ki o an orada bulunan basın mensuplarının hemen hemen hepsi satırlarına taşımadılar. Daha doğrusu taşıyamadılar. Yeşil Artvin Derneği korkusu o derece benliklerini kaplamış ki tek satır yazamadıkları gibi bu konuşmaları görüntüye alan Yeşil Artvin Derneği’nin Samimi olmaya başaramayan bir gazetecisi de yayınlama cesaretinde bulunamadı. Biliyorum, o görüntüleri alıp götürüp derneğe izlettirmiştir ancak kamuoyu ile paylaşması istenmediği içinde paylaşmamıştır. Ben, bunları gizli kalmasının Artvin halkına bir hakaret olduğu gerekçesi ile yayımlıyorum. Dileyen ile ses kaydını paylaşabilirim. Tamamı gerçektir ve bizzat CHP İl Binası içerisinde devir teslim sırasında yapılmış konuşmadır.

İşte o konuşma ve Dernek Başkanı ile başkan yardımcısına karşı eleştiri ve söylemler.

Artvin’i İki Kişinin Kaderine Bırakmayacağız  

Kurt, konuşmasına başlarken kendisine yapılan haksızlıktan bahsederek maden konusunda artık Artvin’in gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini ifade ediyor. Artvin’de bugüne kadar 7 Bin Ton malzemenin ZelosmanMevki’ine indiğini belirten Kurt, iki üç ay içerisinde Artvin halkının kendisinin ve kendisi gibi düşünenlerin seviyesine geleceğini ileri sürüyor. Bu açıklamasının hemen ardından da Artvin’i iki kişinin kaderine bırakmayacaklarını ve Artvin’in değişen gerçekleri ışığında hareket edeceklerini açıklıyor.

Şimdi soruyorum Yeşil Artvin Derneği yöneticilerine. Yücel Kurt’un bahsettiği Artvin’in kaderini etkilediği bu iki kişi kim? Eğer bu iki isim Karahan ve Kalın ise yine bir soru sormak istiyorum. Artvin’de iş dünyası maden şirketi ile özgür bir biçimde çalışmak istiyor da sizin mahalle baskınızdan mı çekiniliyor? İş dünyasına baskı yapıyor iseniz eğer yarın bir gün yine sizin aranızdan birileri ticaret yaptığında bu iş dünyasının zararını karşılayacak mısınız? Artvin’in gerçekleri bir dönem maden karşıtı olarak her yerde sizin yanınızda olanlar tarafından artık dillendiriliyor ise bu baskı altına alma çabalarından vazgeçecek misiniz?

Neden Neşe Hanım ve Bedrettin Kalın, yuhalattıkları şirketle veya ortakları ile iş yapıyor?

Kurt, bu açıklamalarından sonra mikrofonu İl Başkanı Ahmet Biber’e veriyor ve Biber’in ardından yeniden konuşuyor. Kendisine bir saldırı yapıldığını ve bu saldırının bir gün bu yönetime de yapılabileceğini savunan Kurt, CHP’de günah keçisi olarak kendisinin ilan edilmesinin yanlış olduğunu ve kendisine sahip çıkılmamasını da eleştiriyor. Bence de son derece doğru bir söylem.

Bu ifadelerin ardından Yücel Kurt ilginç iddialarda bulunuyor. Aslında herkesin bildiği ama dillendiremediği bu iddialar iddiadan çok eleştiri niteliği taşıyor. İşte o eleştiriler:

“Değerli arkadaşlar Artvin’de herkes birbirini izliyor. Birbiri ile küs hale geldi. Biz artık buna müsaade edemeyiz. Ben demiyorum ki maden şirketini bağrımıza basalım ama Artvin’in gerçeklerini de artık görmemiz gerekiyor. Hepimiz birbirimizi gözleyeceksek ve hatalarına bakacak isek bu anlamda bir tane temiz insan bulamayız. Şimdi ben soruyorum. Neden Neşe Hanım, yaptırdığı binaya hazır betonu yuhalattığı şirketten aldı. Şartnameye koydurtamaz mıydı? Neden, Bedrettin Kalın, onların ortağı olan kişilerden evini neden aldı? Böyle bakarsanız Artvin’de kirlenmemiş bir kimse bulamazsınız? Bu yüzden bakışımı değiştirmemiz ve birbirimizi takip etmeyi bırakmamız gerek”

Değerli Artvin halkı, yuhalattığınız bir şirket ile dolaylı ya da doğrudan ticaret yapılması yani Kurt’un da ifade ettiği gibi, ister kat karşılığı isterse de ortaklaşa yapsın, Neşe Hanım’ın halka yuhalattığı bir şirketten hazır beton alması doğru mu? Kararı siz verin. Bana sorarsanız kim kiminle ticaret yapmak istiyorsa yapsın ama siz eğer birilerini alanlarda Artvin’de vatan hainliği yapıyor diye yuhalattırıyorsanız Yücel Kurt’un da söylediği gibi şartnameye bu maddeyi koydurtmanız gerekirdi. Burada binanın müteahhidinin hiçbir günahı yoktur zira ben bugüne kadar kendisinden sert bir çıkış ya da bir söylem duymadım, bu konular hakkında. Hatta o firmaya ilişkin de bir eleştiri. Bu açıdan müteahhidin bir günahı yok ancak Neşe Karahan’ın arazisine yuhalattırdığı bir firmanın araçları giriyor ise halka bir özür borcu vardır. En çok da yuhalattırdığı firmaya. Neden mi? Sen gerektiğinde özen göstermeyeceksin ve altında bir şey aramayacaksın ve çalışacaksın, bunlar normal olacak, halktan birileri bu firmayla çalışmasın diye şirketin ticari itibariyle oynayarak sırf maden firması ile iş yapıyor diye yuhalattıracaksın. Aynı işi bir başkası yapınca ise es geçeceksin. Şimdi Sayın Karahan bu iddiaya yanıt vermesi gerekiyor.

Gelelim Bedrettin Kalın’a. Bahse konu olan müteahhit firmanın sahibini iyi tanırım ve her şekli ile de sevdiğim saydığım bir insandır. Neşe Karahan olayında olduğu gibi Bedrettin Kalın’ın daire aldığı kişi bu müteahhit firma sahibidir. Yine belirtmekte fayda var ki bu kişinin hiçbir suçu günahı yoktur ve tabi ki de herkesle ticaret yapabilir ancak Bedrettin Kalın’ın yaptığının yanlış olduğunu ben değil bir dönem yan yana mücadele verdiği kişi söylüyor. Cevabı da Kalın versin.

Benim Devrimci Öğretmen arkadaşım sen babası madenci diye öğrenciyi sınıfa mı almayacaksın?

Kurt’un açıklamaları bununla da sınırlı değil. Diyor ki yine Kurt, ” Artvin’de bu anlamda herkes kirlidir. Ben demiyorum ki maden şirketini bağrımıza basalım. Şimdi soruyorum sizlere: Beni eleştiren devrimci öğretmen arkadaşım, sen madenci babası olan öğrenciye senin baban madenci ben sana ders veremem, diyebiliyor musun? Veya diyebilecek misin? İşte bunu yapamayacağımıza göre birbirimizin açığını veya hatasını aramayı bir kenara bırakalım ”

Görüyorsunuz değil mi değerli okurlarım ne durumda olduğumuzu? Bir siyasetçi ve ticaret adamının ortağı olduğu şirket ticaret yapıyor diye ne kadar büyük baskı altına alınmış ki bu açıklamaları yapmak zorunda kalıyor. Ben yine diyorum, helal olsun Yücel Kurt’a.

“Artvin İstediğimiz Seviyeye Gelecek”

Yücel Kurt, açıklamalarında en çok yaptığı vurgu ise Artvin’in kendi ve kendisi gibi düşünenlerin istediği seviyeye geleceğine dayalı vurgu idi. Sanıyorum Yeşil Artvin Derneği yöneticileri bu görüntüleri ve açıklamaları izlemişlerdir ya da dinlemişlerdir. Şimdi, soruyorum Artvin’de böylesi bir seviyeye ulaşma amacı var ise halen bu toplanan imza kampanyaları nedir? Yeşil Artvin Derneği yöneticileri bu halkı halen baskı altına alma çabasında neden bulunuyorlar? Belli ki iş dünyası rahat ve özgür bir biçimde maden ile çalışmak ve ticaret yapmak istiyorlar. İş dünyasının temsilcileri Artvin gerçeğini görüyorlar ise sizin bu Artvin halkını bölme gayretinizin ana nedeni ne?

Sizin arkanızda nasıl bir güç var?

Sizin en yakınınızdakilerin dahi artık ticaret yapmaya başladığı bir ortamda, sizin tüm açıklamalarınıza imza koyanların önemli bir bölümünün artık ticari anlaşmalarda imzaları var iken sizin bu halkı bölmeye ne hakkınız var? Neden bu halkı ve ilimizi germeye çalışıyorsunuz? İş dünyasının istek ve arzusuna karşın size bu gücü veren güç kim veya kimler? Siz bu gücünüzü bir dönem giderek eğitim gördüğünüz ve de bugün ticaret yapanların dahi imzaları ile Türkiye’yi şikayet ettiğiniz ülkeden mi alıyorsunuz? Siz bile yuhalattıklarınız ile rahat ve özgürce ticaret yaparken, sizin arazinize bu firmanın araçları rahatlıkla girebilirken siz halktan ne istiyorsunuz? Siz ve sizi destekleyen milletvekilinin başlattığı açlık grevi bir saatte son bulurken sizin için yukarıda gaz yiyen gençler, analar, babalar, dedeler, teyzeler ve amcalar bugünler için mi gaz yediler? Yoksa Artvin halkı büyük bir tezgahın mı içerisine düşürüldü?

Değerli okurlarım bu yazım ile birlikte artık bu konuyu bir dönemliğine rafa kaldırıyorum. Ben bu konuda uzun bir müddet yazı yazmayacağım. Benim artık bu konuyu yazmamın bir anlamı yok. Bence artık ben susmalıyım ve Artvin halkını ikiye bölenler konuşmalıdır!

THE END

Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yeşil Artvin Derneği Ne Açıklama Yapacak Merak Ediyorum

    20 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Uzun zamandır sessizliğe gömülen Yeşil Artvin Derneği sessizliğini bozuyormuş. Dernek tarafından yapılan açıklamaya göre 21 Şubat 2018 Çarşamba günü saat 17.30’da Halitpaşa Meydanı’nda basın açıklaması yapılacakmış. İnanın çok merak ediyorum bu açıklamayı. Bunca yaşananlar karşısında sessizliklerini koruyan bir tek açıklama dahi yapmayan derneğin şimdi açıklama yapması bana oldukça ilginç geldi. Evet, anlıyorum bu açıklamanın içeriği iki yıl önce Şubat ayında yaşanan Cerattepe olaylarının yıldönümüne ilişkin olacaktır ancak bugüne kadar sessiz ...
  • Dünden Bugüne Afrin

    19 Şubat 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Tarihi Hititlere, M.Ö. 1000’lere kadar uzanan ve önemli tarihsel kalıntıları barındıran Afrin çok erken dönemde, Kudüs’ün de fethedildiği 637 yılında Müslümanların hâkimiyetine girdi. Osmanlı döneminde Afrin Kilis’e bağlı bir kaza konumundaydı.   Afrin Misak-ı Milli sınırları içinde yer almaktadır. Afrin Birinci Dünya Savaşı’nda dahi kaybedilmemiş bir bölge idi. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra, Osmanlı birliklerinin Afrin-Tel-Rıfat-Azez hattında hakimiyeti vardı. Milli Mücadele döneminde 1920-1921 aralı...
  • Trabzon Lobisi Tüneli, Allah’da Kar Yağışını Geciktirdi

    19 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sizin hesabınız var ise Trabzon Lobisi Allah’ın da bir hesabı var. Siz, Artvin üzerinden çeşitli hesaplar yaparak Artvin halkını sıkıntıya sokarsanız Cenab-ı Allah’ta Artvin’e başka bir rahatlık verir. Şuan içinde bulunduğumuz durum tam da bu sözleri içeren bir durum. Ekim 2010 tarihinde temeli atılmıştı Hopa Dağı Cankurtaran Tüneli’nin temeli. Dönemin Denizcilik Haberleşme ve Ulaştırma Bakanı, bugünün Başbakanı Binali Yıldırım temel atmıştı. Binali Yıldırım o gün konuşurken; “Bu Babamın Yoludur, Yolu Neşe Yoludur. Bu babamın yoludur/ Yolu n...
  • Artvin’de Zor Coğrafyada, Zor Siyaset, Zor Medya İlişkileri…

    19 Şubat 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Artvin ve ilçeleri gerek fiziki açıdan, gerek sosyal açıdan, kültürel değerlerini ihraç etme açısından, turizme açılma açısından, İktidarın yaptıklarını anlatamama zorlukları açısından hülasa her açıdan müstesna bir ilimizdir. Şimdi bu paragraftaki maddeleri tek tek ele alalım. -Kırık engebeli arazi olması açısından yatırım yapma zorluğu. Ama buna rağmen ülkemizin nüfusuna göre en çok yatırım almış ili olduğunu biliyorum. -Efendim barajlar varda ondan yatırımın çoğu burada gözüküyor. Hayır değerli kardeşlerim. Mesela Ardahan da, Erzur...