logo

reklam

Bu Çocuklar Bizim Çocuklarımız, Değme Oyunculara Taş Çıkardılar


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin Belediyesi Öztürk Serengil Sahnesi Tiyatro Topluluğu Artvin yöresine ait kendi yazdıkları ‘Livanelim’ adlı oyunla izleyicileri kahkahaya boğdu.

Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezinde Artvin ağzı ile yazılan Komedi oyunu Livanelimle sahneye çıkan Artvin Belediyesi Öztürk Serengil Sahnesi Tiyatro Topluluğu, seyircileri köy hayatını anımsatarak kuvvetli alkış aldı. Bende bu köşe yazımı bu çocuklara ayırmak istiyorum.

Artvin Belediyesi Öztürk Serengil Sahnesi Tiyatro Topluluğu kurma fikri çok değerli kadim dostum Nesip Alkan’ın oğlu Berkay Alkan tarafından ortaya atılmıştı. Sanıyorum 2.5 yıl önce idi. Hatta ilk sahnelerini de yine 2014 yılının Ramazan ayında almışlardı. O günlerde henüz çok amatör bir tiyatro topluluğu idiler. Yavaş yavaş ekiplerini genişlettiler ve daha profesyonel bir hal aldılar. Profesyonel dediysem kesinlikle yanlış anlamayın ruh olarak profesyonelliğe yakınlaşsalar da mantık olarak halen amatörler. Geçimlerini bu tiyatro topluluğundan kazanmayan profesyonelleşen amatör gönüller bu çocuklar. Berkay’ın geçmişinden kaynaklı olarak başlayan tiyatro topluluğu zamanla kendini o denli geliştirdi ki artık kendi oyunlarını yazan ve sahneleyen bir topluluk haline geldiler. Bizde geçtiğimiz gün bu topluluğu izlemeye gitti. İnanılmaz zevk alarak takip ettiğimiz bu ekibin oyununu kaçırdıysanız mutlaka devamı gelecektir, kaçırmayınız.

Hani Livanelim adlı oyunu izlemeye giderken öyle büyük bir zevk alarak izleyeceğimi düşünmemiştim. Tabi ki bir iki yerde güleceğimi düşünsem de insanları güldürmeyi başarabilmenin çok kolay olmadığını bildiğimden dolayı fazla bir beklentim yoktu. Nihayetinde yerel bir oyun yazmak, onu sahnelemek, sahnede başarıyla uygulayabilmek, dekorunu ayarlamak falan oldukça zor bir durumdur. Bu yüzden beklentimi yüksek tutmak hayal kırıklığı olacaktı. Bir taraftan da Ramazan ayının verdiği yorgunluk nedeniyle ister istemez insan fazla da oyuna kendini veremeyebilirdi de. Bu yaklaşımla gittiğim Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’nde ilgiyi gördüğümde de çok sevinmiştim. Çocuklar iftar nedeniyle fazla seyirci bulamayabilirlerdi. Nihayetinde insanlar yeni iftar yapmış ve bir saat sonra tiyatroya gelemeyebilirlerdi. İlgi güzeldi. Ben, eşim ve çocuğum ile birlikte çok iyi bir tiyatro oyunu seyredemeyeceksek de yine de hoş bir vakit geçireceğimiz ve birlikte bir etkinliğe katılacağımız için hoş duygularla yerimizi almıştık. Gerçi eşim daha önce bu tiyatro grubunun daha önce sergilediği oyun hakkında bilgi almıştı ve oldukça beğenmişti. Bende bu nedenle daha da meraklanmıştım. Oyun başlayınca ilk olarak oldukça profesyonel mantıkta hazırlanmış bir sinevizyon gösterisi sunuldu. Ardından küçük oyuncular oyunun ana konusunu aktaran sahneyi sergilediler. Minik oyuncularda oldukça iyi idiler. Oyun sahnelenmeye başladıkça kendimizi oyunun içerisinde iyice hissetmeye başladık. Gerek konu gerekse de kullanılan dil yerel olunca kendimizi daha da çok oyuna kaptırmaya başlamıştık. Özellikle de oyuncuların performanslarını gördükçe de inanılmaz zevk alır hale geldik. Özellikle birkaç oyuncunun performansları adeta çok önemli ve büyük bir tiyatro topluluğunun gösteriminde olduğum hissini bana uyandırdı. Sıklıkla güldüğüm ve keyif aldığım yaklaşık bir saat süren oyun sonrasında kendimi ayakta alkışlar vaziyette buldum. Burada Belediye Başkan Yardımcısı Erkan Yazan’a da birkaç satır yazmakta fayda var. Sürpriz oyuncu olarak sahneye çıkması takdire şayandı. Çocuklara verdiği destek ve onların oyununa dahil olması güzel bir hareket olmasının yanı sıra kız isteme sahnesindeki başarısı da değme oyunculara taş çıkardı. Öğretmenlikten geldiği için alt yapısının olduğu da belliydi. Kendisine ayrıca teşekkür etmek lazım.

Sonuç itibariyle hoş bir zaman geçirdiğimiz, eğlendiğimiz ve güldüğümüz, zaman zaman kendimizi geçmişimizde bulduğumuz oyun sonunda hani keşke biraz daha uzun olsaydı der gibi olduk.

Sizlere bu ekibi de oyunu da ne kadar ballandıra ballandıra anlatsam inanın kelimeler kifayetsiz kalır. Bir oyuncuyu ön plana çıkarsam diğerlerine ayıp olur. Belki oyun nedeniyle bir iki oyuncu biraz ön planda olsa da oyuncuların tümü hani şu bölüm başına binlerce lira para alan ve bir çoğu özel hayatları nedeniyle sanatçılıktan uzak olan artistlerden daha iyi rol yapan oyunculardı.

Bu oyunu yazan Artvin Belediyesi Öztürk Serengil Sahnesi Tiyatro Ekibi idi. Yönetmen Berkay Alkan, Dekor Tuğçe Öztürk, ışık ve efekt B. Kaya Okur. Oyuncular ise Berkay Alkan, Tuğçe Öztürk, Gökhan Dokur, Simge Karaibrahimoğlu, Tugay Karaca, Berkan Gür, Yunus Emre Altun, Kader Çelik, Kübra Turanlı, Seren Çiçek, Hüseyin Avcı idi. Onlar sahneledi, biz büyük bir keyif ile izledik. Hatta oyunda zaman zaman Artvinlice yazılmış Rap parçalar ise çok daha büyük keyif verdi. İnanın bu oyunu yazmakta, sahnelemekte zor ancak özellikle o Rap parçaları üretebilmek ve keyifle dinlenilir hale getirebilmek hele hele de bunu Artvinlice başarabilmek çok daha zor bir olaydı. Ne diyeyim bilemiyorum. Muhteşemdi. Ellerine ve emeklerine sağlık. Her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Tiyatro ekibinin adı bile usta bir tiyatrocuya ait olduğu için yazımın son bölümünde onu sizlere hatırlatacağım. O isim bizim gururumuz. O Türk tiyatrosunun ve sinemasının Öztürk Serengil’i. O bir Artvinli. Bu yüzden bu ekibin işini bir başka zorlaştıran olgu bu idi. Helal olsun çocuklar, bu isme layık oldunuz. Sizinle bende ve inanıyorum ki sizi izlemeye gelenlerde gurur duydular. Hiç kuşku yok ki en büyük gururu da Artvin Belediyesi’ne yaşattınız. Sizin başarılarınız hem Başkan Kocatepe’yi hem de Belediyeyi gururlandırmıştır. Ne kadar doğru bir yatırım yaptıkları için. İşte belediyecilik budur. Sadece belediyenin aslı görevlerini yerine getirmek veya büyük projelere imza atmak değil bu tür gençlere de ön ayak olmaktır. Size ne kadar destek verilse azdır.

Gelelim bu çocuklara destek olma bölümüne. Daha çok destek bulmak lazım bu çocuklara. Madden desteklemek gerek. Başarılarının artması ve bu işten ekmek kazanmaya başlamaları için. Ekmek kazanamasalar bile emeklerinin bir nebze karşılığını almalılar. Benim tavsiyem bu çocukların diğer ilçelerde de oyunlarını sahnelemeleri. Hatta Artvinli derneklere sesleniyorum. Bu çocukların ellerinden tutun ve büyükşehirlerde bu çocukların sahne almalarını sağlayın. Artvinlilere izlettirelim bu çocukların oyunlarını. Bir tavsiye de bu ay boyunca bu çocukların sahne almaya devam etmeleridir. Hem oyunculukları gelişir hem de bu keyfe her Artvinli ulaşır. Ayrıca Kafkasör Festivali’nde de değerlendirilmeli bu çocuklar. Bu çocuklara ne kadar destek olunca inanın az gelir. Başarılar Artvin’imizin çocukları, gençleri. Geleceğin büyük usta sanatçıları. İnanıyorum ki emekleriniz boşa çıkmayacak ve birileri sizleri görecek ve keşfedecektir.

Bu kadar yazdıktan sonra yazımızı unutanlar için büyük sanatçıyı hatırlatarak bitirelim. Ruhun şad olsun büyük usta, mekanın cennet olsun.

Öztürk Serengil kimdir?

Sinema oyuncusu, tiyatrocu ve komedyen. Öztürk Serengil , 2 Mayıs 1930da Öğretmen Turgut Beyin iki oğlundan büyük oğlu olarak Artvin‘de dünyaya geldi. Lise ikinci sınıftan sonra öğrenimini yarım bırakarak 1949’da İstanbul’a geldi. 1953’te Oğlum Edvard adlı oyunla sanat hayatına Tiyatrosu’nda vestiyer görevlisi olarak çalışan Serengil, aynı tiyatroda 1958’de sahnelenen bir oyunca küçük bir rol alınca Muhsin Ertuğrul‘un dikkatini çekmiş, Şehir Tiyatroları’na da böylece adım atmıştı.1959’da İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. 1950’li yılların başlarında Babıali’de ressamlık yaptı. O sıralarda Ses Tiyatrosu’na bir dekor yardımcısı arandığını gazetelerdeki ilanlarda görüp başvuran Serengil, daha sonra aynı tiyatroda dansçı olarak yer aldı. Serengil, 1954 yılında askerden döndükten sonra hayatının 35 yılını vereceği sinemaya ‘‘Üçüncü Kat Cinayeti” adlı filmle adım attı.

İlk dönemlerde ‘kötü adam’ tiplemesi yapan ve daha sonra da argolu komedilerin değişmez oyuncusu haline geldi ve 300’e yakın filmde rol aldı. “Adanalı Tayfur” tiplemesi ile ün yaptı. 1966’da sinema oyunculuğunun yanı sıra sahneye de çıkarak şovmenlik yapmaya başladı. ‘‘Twist Kralı” olarak da anılan ünlü sanatçının, filmlerinde de zaman zaman twist yaptı.

Televizyonda “Gülünüz Güldürünüz” adlı yarışma programını hazırladı ve sundu. Bu yarışma sayesinde birçok kişi sahne ve sinema dünyasına adım attı. Çeşitli TV dizilerinde rol aldı. Politik güldürü tarzında çeşitli 45’lik plaklar yaptı.

Güldürü plaklarından birisi de Timur Selçuk‘un “İspanyol Meyhanesi” adlı şarkısının parodi versiyonu olan “İsmail’in Meyhanesi” idi. Ancak bu plak çıkınca araları bozuldu. Timur Selçuk, daha sonra mahkeme kararıyla bu plakları toplattı. Bir de kendi yaşamının özeleştirisini yaptığı “Yeşilçam’ı Benden Sorun” adlı kitabı yayınlandı.

Değişik, kendine has vurgulamalarıyla söylediği “yeşşe”, “kelaj” gibi yeni deyişleri Türk argosuna soktu. Şen şakrak sesiyle “yeşşe” diyerek halkın gönlünde taht kurmuştu.

1961 yılında Türkiye’nin ikinci büyük gece kulübü AbidikGubidiği açtı. Sanatçı kazandığı büyük serveti yine aynı dönemde hızla yitirmeye de başladı. Libya‘da da gazino açan Serengil, açılıştan oniki gün sonra, Libya Lideri Muammer Kaddafi‘nin turizmi yasaklaması üzerine ciddi bir ekonomik sarsıntı yaşadı. Casus olduğu gerekçesiyle Libya’da tutuklanan Serengil, buradan kaçmak için de büyük paralar harcadı. Bütün servetini Libya’da bırakarak Türkiye’ye döndü. Bir dönemin Ayhan Işık’tan sonra en çok kazanan oyuncusu olan Öztürk Serengil, buna rağmen kumar tutkusu ve kadınlara düşkünlüğü nedeniyle yanlış adımlar attı. Sanatçı, birçok malvarlığını da hacizde kaybetti. Öztürk Serengil inanılmaz bir kumar tutkunuydu. Kaleme aldığı anılarında, bu tutkusuna tam 27 daire verdiğini yazmıştı. Hatta Almanya’da bir gecede 100 bin mark (yaklaşık 19 milyar lira) kaybetmişti.

Dört kez evlendi. Ses sanatçısı Seren Serengil‘in babasıdır.

Evlilikleri :

ilk eşi Mevhibe Hanım

Bir başka eşinden üç gün içinde boşanmış

Nevin Hanım ile iki kez evlendi.(Ses sanatçısı Seren Serengil‘in annesi)

Son evliliğini de FinlandyalıSeija (bu evlilikten iki oğlu ve bir kızı var.)

Solunum sisteminin durması sonucu 11 Ocak 1999 tarihinde İstanbul-Kozyatağı’ndaki evinde 68 yaşında vefat etti.

Etiketler:
Share
478 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor

    17 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türkler, karı koca olmaya "evlenme" derler. Evlenmek "ev-bark" sahibi olmaktır. "Evlenmek" kelimesinin kökü "ev"den geliyor. Yani bildiğimiz "hane" veya "konut"tan geliyor. "Hanelenmek" veya "konutlanmak" da diyebiliriz. “Bark” Orhun kitabelerinde “mabed” anlamında kullanılmıştır. Hakan türbelerinin yanında bir mabed yapılır, orada kurbanlar kesilirdi. Ev de kutsal bir mabed sayıldığından bark adını alırdı. Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar, kutsal bir çatı altında, hayatlarını birleştirmiş sayılırlardı. Selçuklularda “evlilik...
  • AK Parti Divan Başkanına Rağmen Güzel Bir Kongre Gerçekleştirdi

    17 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    AK Parti’nin 6.olağan genel kurulu Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımı ile bir kongre gerçekleştirildi. Kongreyi başarılı bulduğumu ifade ederken bu divan başkanına rağmen bu derece güzel bir kongre gerçekleştirilmiş olmasını takdir ediyorum. Yazımın başlangıcında öncelikle şu divan başkanına seslenmek istiyorum. Ben onun yerinde olsam siyasetten derhal el çekerim ve bir daha asla siyaset yapmam. Bu derece yeteneksiz ve bu derece başarısız bir insanın AK Parti gibi bir partide siyaset yapmasından AK Parti’ye oy vermiş bir kişi olarak utanç ...
  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...