logo

reklam

Bolşevik devriminin Türk Halklarına karşı çifte standardı


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Özet: 15 Kasım 1917 tarihli “Rusya Halklarının Hakları Bildirgesinde “Rusya’daki milliyetlerin, ayrılma ve bağımsız devletler kurma hakkı dahil, kendi kaderlerini serbestçe tayin etme hakkına sahip olmaları” sözü verildikten sonra Bolşevikler, Polonya, Finlandiya, Estonya, Litvanya, Letonya gibi ülkelerin bağımsızlıklarını hemen tanıdılar, ancak Türk halklarının bağımsızlığını tanımadılar.

Devrimin ardından Bolşeviklerin milliyetler politikasının ipuçlarını veren üç temel belge yayınlanmıştır. İlk belge 15 Kasım 1917 tarihli “Rusya Halklarının Hakları Bildirgesi”dir. Bildirgeye göre Halk Komiserleri Kurulu Rusya’daki milli topluluklara şu ilkeler çerçevesinde yaklaşacaktır

1)Rusya’daki milliyetlerin eşitliği ve egemenliği.

2)Rusya’daki milliyetlerin, ayrılma ve bağımsız devletler kurma hakkı dahil, kendi kaderlerini serbestçe tayin etme hakkına sahip olmaları,

3)Milli ve milli-dini her türlü ayrımcılık ve sınırlamanın kaldırılması,

4)Rusya’nın sınırları içinde yaşayan milli azınlıkların ve etnik grupların özgür gelişmesi.

Bunu, 3 Aralıkta “Rusya ve Doğu’nun Tüm Müslüman Emekçilerine” başlıklı bir çağrı izlemiştir.

Camileri, minberleri, inanç, örf ve adetleri Rusya Çarları ve zorbaları tarafından hiçe sayılıp ayak altında ezilen sizler, Rusya Müslümanları, Volga boylarının ve Kırım’ın Tatarları, Sibirya ve Türkistan’ın Kırgızları ve Sartları, Kafkaslar ötesi Türkler ve Tatarları, Kafkasların Çeçenleri ve Dağıstanlılar!

Bundan böyle inançlarınız, örf ve adetleriniz, milli kültür yapılarınız dokunulmaz ilân ediliyor. Milli hayatınızı dilediğiniz biçimde, serbestçe kurunuz. Bu, sizin kutsal hakkınızdır. Gerek sizin haklarınızı, gerekse Rusya’da yaşayan tüm milletlerin haklarını devrim ve devrim organları olan işçi, Asker ve Köylü delegeleri Sovyetleri bütün gücü ile korumaktadır.

Biz bayraklarımızla tüm dünyanın ezilmiş ve köle milletlerine özgürlük götürüyoruz.

Bolşevikler devrimin ardından milliyetler sorununa üç farklı biçimde yaklaştılar.

1-Polonya, Finlandiya, Estonya, Litvanya, Letonya gibi geç tarihlerde Çarlığa katılan ülkelerin bağımsızlıklarını hemen tanıdılar.

2-Ukrayna ve Belarus gibi uzun yıllardır Çarlık yönetiminde olan topraklarda Sovyet yönetimleri kuruldu ve federasyona katıldılar.

3-Doğudaki Müslüman halklarda ise milliyetler sorunu, sömürge sorunuyla çakışıyordu.[1]

[1] http://www.politics.ankara.edu.tr/dergi/tartisma/2001/sultan-galiyev.pdf

Share
39 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...