logo

Bişr-i Hafî’nin kızkardeşine, sultanın sarayının ışığı altında yün eğirmek caiz değildir


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Müslümanların çoğu nazarında, dinî liderliğin ehliyet ve salâhiyetinin ölçüsü, yöneticilerden uzak duruş, onların öfke ve baskılarına karşı direnme olagelmiştir. Herhangi bir mensubu bu tavırdan uzaklaşırsa, insanlar ona şüpheyle bakmışlardır.

İmam Ahmed b. Hanbel’e bir kadın gelir ve geceleyin sultanın sarayının ışığından istifade ederek yün eğirmenin hükmünü sorar. Olay Abbasîler döneminde vuku bulmaktadır ve resmen ‘halife’ olan sultanın halk nezdinde ‘meşrûiyet krizi’ne duçar olduğunun bir alametidir. İmam, kadına, “Sen kimsin?” diye sorar. Kadın, kendisinin, Bişr-i Hafî’nin kızkardeşi olduğunu söyler. Bunun üzerine İmam şu cevabı verir: “Bişr-i Hafî’nin kızkardeşine, sultanın sarayının ışığı altında yün eğirmek caiz değildir.”

Dört halife döneminde halifelere yakın olan ümmetin uleması Emevi ve Abbasi dönemlerinde sultanlardan uzak durmuşlardır.

“Ümmetin uleması, dinî ilimlerin tedvini, ders ve fetva verme gibi işleri, hükûmetten ayrı ve ondan yardımsız yürütmüşlerdir. Hattâ çoğu kez hükûmete rağmen ve bu işi yapmaktan alıkoymadaki gayrımeşrû müdahalesine meydan okurcasına yürütmüşlerdir… Müslümanların çoğu nazarında, dinî liderliğin ehliyet ve salâhiyetinin ölçüsü, yöneticilerden uzak duruş, onların öfke ve baskılarına karşı direnme olagelmiştir. Herhangi bir mensubu bu tavırdan uzaklaşırsa, insanlar ona şüpheyle bakmışlardır. Bu, Raşid Halifeliğin dünyevî saltanata dönüşmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış;… siyasete girmeme ve iktidarla herhangi bir ilişki içinde olmama, fukahanın tercih ettiği tutum olagelmiştir.”

Ümmetin manevî öncüsü hükmündeki kişiler ile ‘devlet’i önceleyen iktidar ehli arasındaki gerilim, dört mezhep imamının da mevcut iktidarların gadrine marûz kalmasından da anlaşılabilir.

İmam-ı A’zam, Emevî sultanlarına muhalif bir konumda yer aldığı gibi; Abbasîler döneminde de, başkadılık görevini -saraya yaklaşmayı adalet ve hakikatten uzaklaşma görerek- reddettiği için hapse atılmış ve işkence görmüştür.

İmam Malik, zor altında yapılan yeminin geçersizliğine dair içtihadı ile -ki bu, zorlamayla verilen bîatın geçersiz, yani ‘sultan halifelerin’ şer’an meşrûiyetten uzak olduğu anlamına geliyordu- Abbasî sultanı Mansur’un işkencesine marûz kalmıştır.

İmam Şafiî de, ‘iktidar’la olan gerilim yüzünden kısa süreli bir hapis hayatı yaşamış; asıl çalışmalarını ise, iktidarın nisbeten elini uzatamadığı Mısır’da gerçekleştirmiştir.

Ahmed b. Hanbel’in Me’mun’un sarayında eziyet gördüğü, fikrini açıkça savunduğu için darağacının eşiğine geldiği ve yapılan işkenceler sonucu öldüğü bir sır değildir.

Her ne kadar İmam Mâverdî gibi, saltanatı Kur’ân ve sünnetin öngördüğü bir siyasî yapı olarak sunmaya çalışan âlimler olmuşsa da, gerek ulemanın, gerek tasavvuf erbabının ana eğilimi devlet ve iktidardan uzak durma yönünde gerçekleşmiştir. [1]

“Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, yakın dostu olan zamanın sultanının yanına giderken, yiyeceğini bir çıkın içinde yanında götürür, yemek zamanında kendi çıkınında getirdiğinden yermiş.

Çünkü çok iyi biliyordu ki, devleti yönetenle saygı içinde bir bağ kurulması gereklidir, ancak siyasetçinin ikramının peşine düşersen ne saygınlığın kalır, ne de söyleyecek sözün.”[2]

[1] http://www.birikimdergisi.com/birikim-yazi/4751/islam%C3%AE-kesimin-devlet-tasavvuru#.V4QSZm6LQdU

[2] http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/av-yasar-bas/rektorluk-kriterleri-15675.html

Share
231 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...
  • Merdi Kıpti Şecaat Arzederken Sirkatin Söyler

    16 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler başka bir deyişle Mert Çingene hırsızlığıyla övünür, demektir. Çingene erkeği yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler. Aslında sözün aslı ''Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler.''dir. "Şecaat arzederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözünün geçtiği ve Koca Mehmed Ragıp Paşa'ya ait olan beyit aşağıdaki gibidir: “Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecâ'at arz ederken Merd-i Kıbtî sirkatin söyler”  18.yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp...
  • Başkan Kocatepe, O Tepkiye Sessiz Kalamadı ve Yanıt Verdi

    15 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, o tepkilere sessiz kalamadı. Ve yanıt verdi. Bu yanıtı sosyal medyadan verirken ben bu yanıtı köşe yazıma taşımak istedim. Konu Artvin’in gündemine AK Partili Belediye döneminde giren yürüyen merdiven kurulması fikri hatırlarım ilk olarak 3 seçim önce Bağımsız Türkiye Partili Belediye Başkan Adayı Nuri Keskin döneminde girmişti. O dönem çok uçuk bir fikir gibi görünen proje AK Parti Artvin Belediye Başkan adayı Mehmet Kocatepe tarafından da 30 Mart 2014 seçimleri öncesindeki vaat kitaplarına yerleştir...
  • Yoksa Siz Aziz Nesin’e mi İnandınız ?

    15 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Varlığım kudreti elinde olan ALLAH'a hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Bazen kendimi kaybedercesine düşüncelere dalıyorum. Yazdığım bütün yazıların yarın “HAKK’ın” divanında karşıma çıkacağını bilerek kelimelerimi seçerek yazmaya özen gösteriyorum. 4 yılı aşkın süren köşe yazarlığı yaşamımda şahıslar adını kulanıp topluma hedef göstermemem bu yüzdendir. Bir tek kalp bile kırmamaya özen gösteriyorum. Yoksa incilmişliğim ve kırılmışlığım çok… özellikle kadir, değer ve kıymet bilmeyenleri gördükten sonra herşeyden soğur oldum. ALLAH nasip ...