logo

Biraz da Empati Gerek


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH…

Öyle bir şehirde yaşıyoruz ki; kimseyi memnun etmek mümkün değil. Kimin ne yapacağını anlamaz olduk. Dönemimiz itibari ile Artvin’in önceliği maden oldu, lakin benden kimse maden hakkında yazmamı beklemesin. Bu şehirde insan yaşamaz oldu, herkes köşe, bucak kaçıyor. Her ailenden en az bir kişi başka şehirlerde yaşıyor. Bunun en büyük örneği; Bursa, İstanbul, Ankara ve Samsun. 180.000 kişilik şehrin gurbette ki hemşerilerinin sayısı 2 milyona ulaşmış. Durumun vehameti ortada, kaldı ki biz bu şehirden kaçıyoruz, yenileri neden gelsin?

Bu sorunun cevabı gayet net; iş vereceksin, aş vereceksin, eğitim için öğrenciler başka illere gitmeyecek. Üniversiten öncelik olacak. İşsizlik kalmayacak. Kimse maden de çalışmak zorunda kalan insanların durumunu görmüyor. İnanın bana hiçbir ALLAH’ın kulu yerin bilmem kaç metre altında, bilmem kaç ton toprağın içinde çalışmak istemez. Adamı oraya bir tek oğlunun istediği kırmızı oyuncak araba sokabilir. Başka birini evlenmek isteyen genç kızının çeyizliği sokabilir. Bir başkasını kanser hastası olan yavrusunun sigortası sokabilir. Biraz durumun diğer boyutlarını da düşünelim. Madem ki bu Artvin’i çok seviyoruz. O zaman göçlere engel olalım. En azından çabalayalım. Duygusal yaklaşım algıda hataya sebebiyet verir. İnsanlara yeşilin değerini öğretirken, insanın değerini de öğretmemiz gerekir.yoksa bitkinin bitki olduğundan bile haberi yok…

Kardeşlerim bir faklılık yapalım. Hep beraber oturalım konuşalım. Uç fikir de olan insanları bir araya toplayalım. Herkes kendince fikirlerini konuştursun. Bu şehir için neler yapabiliriz. En büyük zararı Barajlar verdi bu şehre, onlarca köy, binlerce ağaç, milyonlarca lira su altına gömüldü. Yazık değil mi? defter ve gazete yapımı için milyonlarca ağaç kesiliyor. Barajlar nedeniyle milyonlarca ağaç kesilmeden diri diri toprağa gömüldü. Bu yeşili sevenler derneği, başka şehirde, başka ağaçlar kesilmemesi için, o ağaçları kesilmeden su altına bırakılmasına neden göz yumdu. Kardeşim bu şehirde neden bir  akil adam çıkıpta demedi su altında milli servet kalıyor diye. Çok garip, hemde çok.

Dünya dan başka yaşam alanımız yok. bu şehirde de severek ya da sevmeyerek yaşamımızı idame ettiriyoruz. Madenin çıkmasına bütün Artvinliler gibi bende sıcak bakmıyorum. İnanın bana sadece orada bir somun ekmek için çalışan ya da çalışacak olan insanlara üzülüyorum. Adamların bir tek bile çıkarı yok. çaresizlik nedir tok olan bilemez. Biraz da empati yapıp onlar gibi düşünüp. Bu işsizliğe çare bulalım. Bana soracaksınız çare madenin çıkması mı? tabi ki de hayır… peki işsizliğe çare ne? Öncelikle Sarp sınır kapısı ortaasya ve kafkaslara açılan en büyük kapımız. Milyarlarca liralık ticaret bu kapı üzerinden yapılıyor. Kemalpaşa beldesi adeta giyim mağazası edasında. Lakin Artvin’de bırak teksti fabrikasını, bir tane giyim atölyesi bile yok. yüzlerce kilometre ötenden adamlar dünyanın nakliye parasını verip; nakliyat yapıp para kazanıyorlar. Acilen tekstil fabrikası kurulması lazım. Su fabrikası kurulması lazım. Sunta, MDF, plywood fabrikası kurulması lazım. Tüm doğal, kaynaklar ve coğrafi konumun kullanılması lazım. Bu konuda sivil toplum örğütleri bayraktarlık yapması lazım. Eğer yatırımlar yapılır ve özel sektör gelişirse hem göç vermez hemde o maden de çalışacak insan bulunmaz. Otomatikmen de bütün kesimler tarafından madene engel olunur. Nakliyecinin kafasında acaba kalmaz. Lokontacının kafasında acaba kalmaz. Otelci zor durumda kalmaz. Kasap, manav ay sonu nasıl gelecek diye düşünmez. Sizce bu söylediklerim çok mu zor? saygılarımla

Etiketler:
Share
446 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...