logo

BİR GEZİNİN ARDINDAN(ERCİŞ)


Gülden Taş
guldentas@08olay.com

Dünyanın en güzide ülkesinde yaşıyoruz ama bazen baktığımızı göremiyoruz. Halk Şairi olarak Erciş kaymakamlığının düzenlemiş olduğu İncili Kefali Göçü Festivaline 17 ilden 17 Şair adı altında Gökmen SAKİN aracılığı ile çağrıldığımda bir Artvin’li olarak çevremdekiler ve ailem tepkili davrandılar. Yıllardır süre gelen ve birçoğumuzun bilmediği bir bilinmeyene yol alırken kendimi Van Erciş yolunda buldum. Cuma gününden yola çıktım. Bugüne dek Türkiye’nin onlarca iline gittim ama Van – Erciş benim için apayrı bir heyecana yol açmıştı. Şair dostlarımı yeniden görmek, yıllardır konuşulan ama bilmediğim yerleri gezmek içimde tarifsiz bir heyecana yol alırken kalacağımız yer olan Erciş Şeker Fabrikası Misafirhanesi önünde buldum kendimi. Kapıdaki güvenlik sorumlularından tutunda tüm halkın ilgi ve alakası öylesine yoğundu ki daha önce gittiğim illerde görmediğim o alaka anlatılmazdı. Bizleri oraya çağırmada vesile olan Erciş’li Şair Gökmen SAKİN’ i adından tanımayan Erciş halkı onu “Otomatik Gelinler” isimli şiirden tanıyordu. İncili Kefali Göçü Festivali alanında en az 15 bin kişi vardı ve Deli Çayın İncil Kefali Göçüne çoktan başlamıştı. Buna tanıklık etmek inanılmaz bir duyguydu benim için. Sonrası ilçede gezmeye çıktık sokaklar bomboştu ve Ekim 2011 de yaşanan depremin izlerini taşıyordu “baraka” şehir. Toki Konutları yapılmış fakat onun dışında tek bir çivi bile çakılmamıştı. Erciş’li Aşık Emrah’ın mezarını ziyaret ettik. Çelebibağı mahallesindeki tarihi mezarlıkta; Van gölü manzaralı bir tepede yatıyor olmasına rağmen mezarların tahrip edilmiş ve Ercişli Aşık Emrah’ın mezar yerini gösteren bir levhasının olmaması beni hayli üzdü. 200,000 bin nüfuslu bu ilçenin sorunları oldukça fazla. Başta il olma istekleri ve ilçelerin teknoloji çağında bu denli gelişmede yerinde sayması halkın şikayetleri dışında bizleri de çok üzdü. Dilerim bu yazılanları seçim zamanı meydanlarda Fink atıp vaat verenler seçim sonrası da koltuğundan kalkıp bu güzel ilçenin sorunları ile birebir ilgilenir. Refah, huzur, kardeşlik, birlik beraberlik içinde daha güzel daha aydınlık bir Türkiye için, inşallah hep güzel şeyler olur kan dökülmez.
Sizlere Erciş’li Hiciv Şairi Gökmen SAKİN’in Otomatik Gelinler Şiirini sunuyorum, güzel bir güne güzel bir haftaya yeni umutlar ve güzelliklerle başlamanız dileğimle. Doğudan Batıya. Güneyden Kuzeye tüm Türkiye’ye selamlar sevgiler!…

OTOMOTİK Gelinler

Kara günlü biçare, gün görmemiş avratlar
Sefa şimdikilere, hepsi şanslı bahtavar.
Bir iş dersen yapmazlar, gezmek dersen hay havar
Arabasızda gitmezler, otomotik gelinler.

Kaynanaya bir iş etse, bin bir kurban heyrannan
Anan gile git dersen, uçar düğün seyrannan.
Yıkamakları süpürmekleri, hepsi anam ceyrannan
Fişi çeksen ölürler, otomotik gelinler.

Nenem bir kalıp sabunla, bir teşt esbap yıkardı
Belangaz makine mi gördü, taşa çırpar sıkardı.
Canları çıkardı vallah, sabah körden kalkardı
Şimdi öğleye kadar yatılar, otomotik gelinler.

Bir kucak kırç ataşla, üç gandık pişiridiler
Şor balık cacık ekmek, ne bulsa girişidiler
On bir tane doğardılar, beşte düşürürdüler
Şimdi tüp bebek yapılar, otomotik gelinler.

Ne kayın ne kaynata, ne baldız derdindeler
Bir gün şelalede, bir gün balık bendindeler
Erleri semaver yakar, özleri serindeler
Her hafta piknikteler, otomotik gelinler.

İki ay birik oturur, üç ay sonra ayrılır
Er evi gelse muruz eder, öz elatı gelse bayılır
Devranı yıkıla belki, bunlarda avrat sayılır
Altı ay iyidirler, otomotik gelinler.

Yok falankes bunu aldı, tutturmuşlar bir yarış
Baban oğlu isen, git işlerine bir karış
Beş metre dilleri var, boylarıda bir karış
Bülbül gibi öterler, otomotik gelinler.

Hele birde toyları var, yine yaramı deşiler
Oda sermeği al giyiler, kına akşamı yeşiller
Millet görsün diye, iki de bir üst değişirler
Levün levüne döniler, otomotik gelinler.

Somya cır cır edimiş, hem baza alacan hem yataş
Kriz var almam dersen, olurlar san alav ataş
Boyaları cilaları, hangini sayım gardaş
Anamızı ağlattılar, otomotik gelinler.

Akşam eve eli boş git, dönüp yüzen bakmazlar
Altın bilezik takarlar, hiç kimseyi takmazlar
Uşak gece patlasa, uykudan kalkıp bakmazlar
Belki hiç kalkmıyasız, otomotik gelinler.

Bu şiiri yazana oluplar düşman
Valla sizi alanlar, hepside pişman
Çırpı gibi geliler, olilar şişman
Etsiz yemek yemiler otomotik gelinler.

Gökmen der gençlik geçer, kimse hayale dalmasın
Şu üç günlük dünyada, beddua ah almasın
Allah hiç bir ana babayı, ele ayağa salmasın
Bir gün bile bakmazlar, otomotik gelinler.

elat; akraba
san; sana
bahtavar; şanslı
teşt; leğen
kırç; ince dal yığını
muruz; yüz asmak
şor; tuzlu
falenkes; millet, şu, bu kişi
levün; çeşit
patlasa; çok ağlamak anlamında
heyrannan; minnet anlamında

Etiketler:
Share
1179 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?
#

BİR GEZİNİN ARDINDAN(ERCİŞ)” için 1 yorum

  1. Ali Sinoğlu : diyor ki:

    Gülden Hanım,evvela büyük bir yüreklilik sergileyerek Festivalimizi şereflendirdiğiniz için size sonsuz teşekkürlerimizle birlikte,ülkemiz insanlarının bize karşı olan yanlış bakış açılarını Erciş halkıyla yakinen tanışıp,gördüğünüz güzelliklerle birlikte şehrin depremden sonraki halini hakperestane bir şekilde kaleme almanız şahsımla birlikte ilçemiz insanlarını son derece mutlu etmiş ve Erciş`linin misafirperverliğinin yanında vatansever olduklarını çok güzel bir şekilde dile getirmişsiniz.Gönül arzu ederdi ki sizler gibi ülkemizin seçkin aydınları da bu festivale katılarak Erciş`imizi ve Erciş halkını gerçek yüzüyle tanıma imkanını elde etselerdi.Her şeye rağmen bu güzellikleri bizlerle birlikte yaşadığınız için ve bu güzellikleri köşenizde dile getirdiğiniz için size ilçem adına sonsuz teşekkürler. Ali Sinoğlu(İktisatçı-Yazar) Erciş Ticaret ve Sanayi Odası Bşk.Yrd.ve Birnisan Gazetesi Köşe Yazarı

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...