logo

Bir Ağacın Yapraklarıyız, Yazı Kışı Birlikte Yaşarız.


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm selamların yegane sahibinin adıyla BİSMİLLAH…

Hey benim sevdasına yandığım, memleketimin insanları, hey benim derdine kurban olduğum, fikir adamları. Hey benim darda kalana sırtını çevirmeyen Anadolu insanım. Binlerce yıldır bu topraklarda harmanlandın, kimi zaman adına Türk dediler, kimi zaman Laz, kimide Gürcü, kimide Kürt, kimide çerkez dediler, oysa sen bir kültürdün. Bunu diyenler halt ettiler. Bir baba görüyorum, bekler elinde gelin kızının yüz görümlüğü, sorarım size; hangi anadolu kültüründe yok “yüz görümlüğü.” Bir genç kız görürüm eline kına yakmış, yavuklusunu gözler. Bir genç erkek al yazmalısının mendilini koklar. Bu kadar harman olmuşken nasıl olurda, ayrılık dile getirilir. İsterseniz bu çoğrafyadan dışarı çıkalım. Bir de başkalarının gözünden Türkiyeye bakalım.

 

Binlerce yıllık kadim miras, kültürlerin beşiği, ilk yazılı anlaşmanın olduğu toprak, ilk arabayla atın koşulduğu yer, ilk basılan para, daha neler neler, saymakla bitmez. Jeopolitik konumuysa küreselleşen dünya da herkesin mecbur kaldığı derecede önemli, tüm enerji nakil hatları bu bölgeden geçmek zorunda. Genç ve dinamik nufüsuyla yükselen bir güç, önümüzde ki yüz yılın tasarlayıcısı olacak 5 devletten biri, geçtiğimiz yüzyılda avrupanın sanaileşmesi oldu, bu yüzyılsa avrasyanın olacak. Eğer yıllar sonra bu yazıyı okumak nasip olursa dönüp baktığımızda, bu fakirin ne kadar haklı olduğunu göreceğiz.

Osmanlı devleti, altıyüzyıl bu topraklarda hüküm sürdü, her şeyin bir başlangıcı ve bitişi olduğu gibi tarihteki vazifesini yerine getirip, tarihin saklı sayfalarına gömüldü, yıllar sonra bu çağdan baktığımız da bir çok şeyi eleştiriyoruz. Doğru ya da yanlış ne önemi var ki, değişecek bir şey yok ama geçmişte yaşanan olaylardan dersler çıkara biliriz. Bin yetmiş bir, yer Malazgirt ovası, Romen Diyojenle, Alparslan karşı karşıya. Kendinden mislice büyük bir ordu karşısında, tarihte eşine zor rastlanır, galibiyet. Kiminle galip geldi bu ordu, tek Türkler mi vardı acaba. Şunu katiyen anlayalım. Hiçbir topluluk kendi içine kapanık yüz yıllarca duramaz. Demem o ki; o ordunun içinde başka kavimlere ait insanlarda vardı. galibiyete de onların payı büyük. Yakın tarihimizden de bir çok örnekler verebilirim. Şimdi bana diyeceksiniz, “ Karadeniz’de de onlarca millet var, hatta dünyada en çok etnik kökenin barındığı bir corafya” diyeceksiniz. Haklısınız ama burada ki oyunlarla oradakiler farklı. Kabul etsek te etmesekte Rusya hala güçlü ve Siyonist oyunları için Rusyanın güçlenmemesi lazım. Emin olun eğer Rusya güçsüz olsaydı. Bizi bölmek için elinden geleni ardına koymazdılar. Ayrıca Tarihe bakılınca en çok  biz savaşmışız Ruslarla, hatta onlara hitaben binlerce kötü sıfat içeren deyimler bile türetmişiz. Ne yazık ki osmanlıyı parçalayan itilaf devletlerine, özellikle İngilter ve Fransa’ya hatta Amerikaya bile böyle yakıştırmalar yapmamışız, sizce manidar değil mi?

Yakın tarih dedik, Hamidiye alayları, hala güneydoğu ve doğuanadolu bölgesinde nesilleri bulunan kürt aşiretlerini 2. Abdülhamit silahlandırmadı mı. kime karşı; Ermenilere, Kime karşı Fransızlara, kendi milletinden ayırt etseydi, sizce silahlandırır mıydı? Realist olalım. Hiç kimse annesini ya da babasını tercih edemiyor. Hangi ırktan dünyaya geleceğini seçemiyor. O zaman haşa itikatimiz öyle değil ama rastlantı eseri, bir ırka mensup olarak dünyaya geliyor. Eee burada üstünlük nerede, sadece çalışmada. Başarılı olmada, halka ve Hak’ka hizmet etmede. Artvin’de 4 dil konuşulur eskiden burada genelde olmasa bile minimum seviyede bazı sorunlar olmadı mı? oldu ama yıllar içinde nesiller bilgilendikçe bu sorunlar ortadan kalktı. Evet tek sorun okumak ya da kültürleşmek mi? Değil. Etnik kökene dayanan milliyetcilik “kafa tası milliyetciliği” en tehlikeli olan bu. Şimdi yazımı farklı yerlere çekmek isteyenler olabilir. Burada kasıt ettiğim, tek aşırı uçta ki Türk milliyetciliğinin aksine, son dönemde Kürt milliyetciliği pirim yaptı. Düşünen bir insan olarak, hiç birini tastik etmiyorum. Etmeyeceğim de. Eğer bugün Suriye sınırından, Kürt kardeşlerimize kapılarımızı açtıysak bu devletin gücündedir, eğer bu devlet güçsüz olsaydı ne onlar ölümden kurtulurdu ne de burada ki soydaşları rahat ederdi. Emin olun bu devlete her kim ihanet ederse, bedelini ödemeden ölmek ona nasip olmaz. Buna emin olun.

Yazmadan edemeyeceğim. Gökyurt, yani kerkük. Gazi Mustafa Kemal paşa sağ olsaydı, gidecekti. Yüz yıldır kan ağlıyor. Semasında beyaz güvercinler tam yüz yıldır, uçmuyor. Bugün ışid denen, yine emperyalist oyunu olan terör örgütünün elinde esir, ne olursa olsun. Alevi ya da sunni orada da bizim soydaşlarımız var. Onlar dağlarda, çöllerde sefalet içinde, biliyorum. Bizim devletimiz muhakkak onlarında yanındadır ama yine de düşünmeden duramıyorum. Musulu, kanuninin adıyla anılan Süleymaniyeyi, orada da mimar sinanın İstanbul da ki Süleymaniye camisinin benzeri var.yani tepeden tırnağa ecdat hatırası var. Soruyorum bu medeniyet sizce bir kavim tarafından oluşturulur mu? Demem o ki, Türk’ü de bir, Kürt’dü de bir. Lazı, Gürcüsü, Çerkezi, Arabı bir ağacın yapraklarıyız. Yazı kışı birlikte yaşadık, birlikte yaşarız… görüşmek dileğiyle…

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

1+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Tarikatlar konusunda iki aşırı uç nokta

    24 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet açıklama Günümüzde tarikatlarla ilgili olarak birbirine zıt olan aşırı iki görüş vardır; 1.“Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” 2.“Tarikat şirktir” Bu görüşlerin her ikisi de yanlıştır. “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” cümlesinden eğer mutlaka bir tarikata girmek gerektiği kastediliyorsa yanlıştır. Ama şeyh kelimesinden rehber (Peygamberimiz ve Kur’an) kastediliyorsa bu söz doğru olur. Tarikat şirktir sözünden eğer şeyhe masdar (kemalatın kaynağı yani Nurları Allah’dan değil şeyhin kendisinden bilmek) gözüyle bak...
  • Kullanıldığın Kadar Kullanmak, Kullanmadığın Kadar Kullanamamak

    23 Ocak 2018 Gamze Boynueğri, Köşe Yazıları

    Hayatın nazı mı dersiniz? Yoksa cilvesi mi? Belki de işvesi... Ama yoktur bunun ne yazık ki işlenesi, işleve konulup da işlev göresi bir hali ahvali... Dalıp dalıp gidiyorum uzak diyarlara... Öfkem ona keza ama yok mudur birde bunun sabrının olduğu kadar selameti de? Deyip eklemeden yapamıyorum... Çok denedim, hem de akla ziyan boyunca olmuyor... Sanırım olmayınca, olmuyor çok daha fazla üstelemeden bazı şeyleri geçiş yapmak gerek... Peki, ya kişinin iç sesi? Şuracık da çıkıp da hadi isyan ederse... Hadi feryat, figan edip de "hayır bu sen deği...
  • Eğitim-Bir-Sen’ in Kuruluş Felsefesi

    23 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Millî Gazete’nin, 25 Temmuz 1992 yılında Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Mehmet Akif İnan'la yaptığı röportajda Eğitim-Bir-Sen’in kuruluş felsefesine de değinmiş. Bu söyleşiden seçtiğim bazı pasajları aşağıya aktardım. O zaman Eğitim-Bir-Sen sanki biraz daha idealmiş gibi. Eğitim-Bir-Sen’in o günkü kuruluş felsefesine asli safiyetine selam olsun. "Sendikamızı geniş bir tabana oturtmak amacındayız; belli bir hizbe, belli bir gruba, belli bir siyasi partinin çevresinde bulunmuş olmakla yetinmeyip kanatlarını geniş açmış, bizi benimseyen...
  • Zeytin Dalı Harekatı Yeni Bir Çağın Başlaması Demek

    22 Ocak 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    -ABD nin malum baskı ve aldatmacalarına rağmen Türkiye Afrine de girdi. -ABD geri adım attı. -ABD dünya düzeni çöküyor. -Güçlü halk desteği ile Ak Parti iktidarı “Dünya beşten büyük” dedi -Tayyip Erdoğan artık eski Türkiye yok İMF ye borcu olmayan -her türlü silahını kendi üreten, ihtiyçlarını karşılayan bir ülke var -Ülkemiz tarihten beri hep komşularına zeytin dalı uzattı. -Bunu anlamayanlar Türkiye gerçeğini Afrin harekâtında gördüler -ABD nin ve diğer düşmanların Ülkemizden intikam almaları bir kez daha engellendi -100 YILLILK PLA...