logo

Beyaz’ı Yedirmeyiz!


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Ünlü şovmen Beyazıt Öztürk son günlerde şovmenliğinin dışında ülke gündeminde yerini almış durumda. Son programında gerçekleşen bir telefon bağlantısı sırasında telefon konuğunun kullandığı cümleler ve sonrasında yaşanan gelişmeler neticesinde Beyaz adeta toplumda linç edilmeye çalışıldı.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; Beyazıt Öztürk’ün bilerek yada bilmeyerek teröre destek verdiğine inanmıyorum. Olayda ne yaşanmış olursa olsun Beyaz kesinlikle teröre destek vermez. Polis çocuğu olmasının yanı sıra Artvinli olması da ünlü şovmenin teröre destek vermeyeceği gerçeğini ortaya koyar. Evet, zaman zaman muhalif çıkışlarda bulunmuş olsa da Beyaz’ın terörü destekler mahiyette açıklamalarda bulunması yada yayın yapmış olduğu yönünde toplumda oluşturulmak istenen kanaate ben katılmıyorum. Ve bir soru soruyorum sizlere. Beyazıt Öztürk’ün bugüne kadar gerek tavır gerekse de yaptığı programlarda bir kez olsun bugün suçlandığı şekilde bir eylem yada sözüne şahit oldunuz mu? Eğer vicdanlı iseniz Beyazıt Öztürk’ün böyle bir olayla hiçbir zaman karşımıza çıkmadığını söylersiniz. O vakit artık bu linç girişimine son verilsin.

Değerli bir hemşerim olan Beyazıt Öztürk’ü destekler mahiyetteki bu yazıyı yazarken, kendisinin hemşerim olmasını dikkate alarak değil geçmiş amellerini dikkate alarak yazdım. İnanmadığım bir şeye de toplumun inanmasını da istemem. İyi bir vatansever olan Beyaz’ı size yedirmeyiz. Bu konuda farklı düşünceleri olanlara tavsiyem Beyaz’ın KanalD Haber’e katılarak yaptığı açıklamaları internetten izlemelerini tavsiye ederim.

Terör acaba eski yöntemlerle çözülebilir mi?

Konu terör olunca terörün eski yöntemlerle çözülüp çözülemeyeceği noktasında ikilemimizi tartışmaya açalım. Terörle mücadele, açılım süreci, çözüm süreci, analar ağlamasın ve yeniden terörle mücadele sürecini arka arkaya yaşadık. Yaklaşık 40 yıllık ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan terör sürecinde bir ileri iki geriye gidip durduk. Dönemin Başbakanlarından Turgut Özal’ın birkaç çapulcu kelimesinin ardından bugüne kadar süreçte yaptığımız doğrular ve yanlışlar neticesinde ortaya çıkan acı tablo hafızamızdadır. Nasıl unutabiliriz ki; halen yaşamakta olduğumuz bu acı tabloda daha ne kadar insanımızı kaybedeceğimiz ise meçhul durumdadır. Umarım bir tek insanımızın daha kanı akmamasıdır.

Değerli okurlarım nedeni ne olursa olsun hiçbir insanın yaşam hakkının elinden alınması hoşumuza gidecek bir durum değildir. Yaşam hakkı kutsaldır. Bu unutulmamalı. Bu noktada tüm siyasilere büyük görevler düşmektedir. Yaşam hakkının kutsal olduğuna olan inancın tüm siyasi kesimlere yansıması en büyük amaç olmalıdır.

Bu millet birdir ve bir bütündür. Misak-i Milli sınırları içerisinde yaşayan milyonların geçmişinde ortak acılar ve zaferler doludur. Böylesine ortak bir geçmişe sahip bu milletin terör tecrübesine artık son vermesi gerekmektedir. Bunun için ise bu toplumun tüm fertlerinin üzerlerine sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluk ise daha fazla kanın akması değil akacak bir tek insanın kanının dahi akmaması için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz ve yeniden çözüm sürecini gündemimize getirmemiz gerekir. Evet büyük acılar ve kayıplar verdik. Hiçbirini unutma şansımız bulunmamaktadır ancak yeni kayıplar vermememiz için sağduyuya davet etmemiz gerekiyor. Siyasilerin bu noktada daha akli selim davranabilmesi için toplumsal baskıyı oluşturmalıyız.

Geldiğimiz noktada Diyarbakır Sur ilçesi olmak üzere Güneydoğu’da yaşanan gelişmeler bizi yeniden 2000’li yılların öncesine götürmüştür. Oysaki daha bir iki yıl önce Güneydoğu’da hayat normale dönmüş ve analar ağlamaz olmuştu. Bu ortamdan kim rahatsız olmuştu ki yeniden 90’lı yıllara geriye döndük. Bu ülkede huzur ortamını istemeyen silah tüccarları ve bu tüccarların sayesinde ülkelerinin ekonomilerini kurtaran ülkelerin kışkırtmalarını bir tarafa bırakarak akliselim davranmalıyız.

Belki rafa kaldırdığımız çözüm sürecinin yeniden gündeme gelebilmesi için toplumsal baskıyı arttırmalıyız. Belki içimiz cız etse de, kaybettiklerimizi unutamasak da bunu yapabiliriz. Bunu başarabiliriz. Bunu başarmak için ise bu sefer toplumun tüm kesimlerine görev düşüyor olsa da çok daha büyük görev Kürt kökenli insanlarımıza düşmektedir. Artık yaşadıkları bu terör belasından kurtarmak için, yeniden çözüm sürecine geçebilmek için, akan kanın yeniden durması için başta Kürt Kökenli vatandaşlarımızın başta HDP’li siyasiler olmak üzere Doğu ve Güneydoğu’daki stklara ve kanaat önderlerine baskı yapmaları şarttır. Bu baskı oluşturulabilir ise HDP’li siyasiler olayı kışkırtmak yerine daha ılımlı bir siyasi yönteme geriye dönebilirler. Ilımlı siyaset ise yeniden hükümeti çözüm sürecini gündeme getirme noktasında cesaretlendirebilir. Unutmayalım ki çözüm sürecinden kimse rahatsız değildir. Herkes bağrına taş basmış ve bu süreci destelemiş idi. Yeniden neden olmasın?

Ve son bir not. Bu ülkede yeniden çözüm sürecine dönmek isteniyor, silahlar sussun ve acılar son bulsun deniliyor ise kesinlikle terör örgütü PKK’nın silahı bırakması gerekmektedir. Koşulsuz silah bırakma bu ülkede tüm acıların unutulabilmesi ve toplumsal barışın sağlanmasının ilk koşulu olan PKK’nın silah bırakmasını sağlatmak ise HDP’li siyasilerin üzerine düşen görevdir. Eğer Türkiye partisi olmak istiyor ise HDP, bunu sağlamalıdır.

Etiketler:
Share
477 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+3 = ?
#

Beyaz’ı Yedirmeyiz!” için 1 yorum

  1. Osman : diyor ki:

    Olur Tolga bey sen istedin diye Komünist din ve devlet düşmanı pkk terör örgütü silahlarını bırakıp teslim olur(!)…Pkk terör örgütü en başta ermenilerin başında olduğu bölücü bir terör örgütüdür dış destekli ve tek amaçı Türkiye devletini parçalamaktır bu hedefinden asla vazgeçmez!terör örgütü nihayetinde belli bir halk desteğine sahip bir örgüttür bataklık kurutulmadan sinek öldürmeyle terör bitmez!terör örgütünü bitirecek tek güç İSLAMDIR!İslam ülkede söz sahibi olmaz ise terörde bitmez aksine artarak devam eder tek silahla bu terör son bulmaz!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MHP’de Birleştirici ve Bütünleştirici Adaylarla İddiasını Ortaya Koydu

    20 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Milliyetçi Hareket Partisi, Milletvekili geçici listesini yayımlayarak 24 Haziran seçimleri öncesinde seçim çalışmalarına start vermiş oldu. Milletvekili aday listelerinin verilmesine kısa bir süre kala ilk listesini açıklayan parti MHP olurken, MHP’nin Artvin Milletvekili aday listesi beklediğimiz gibi gerçekleşti. MHP’nin birinci sıra adayı Mali Müşavir Okan Aktaş olurken, 2.sıra adayı ise İsmihan Özcihan oldu. MHP böylelikle kafalardaki kimler aday olacak sorularını gideren ilk parti olurken MHP’nin Milletvekili adaylarının tabana ve kadınla...
  • Öykünmek

    19 Mayıs 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Köken: Bugünkü anlamıyla alakası olmasa da, “öykü” (hikâye) kelimesi ile “öykün-” (taklit etmek) kelimesi aynı kökten gelmektedir. Sözlük Anlamı: Birinin yaptığı gibi yapmak, birine veya bir şeye benzemeye çalışmak, taklit etmek Kelimenin Serüveni: Binlerce yıl öncesinde sık kullanılan öz Türkçe bir kelime olan öykünmek, zamanla “taklit etmek”, “imitasyon”, “emülasyon”… gibi yabancı kökenli kelimelerin gölgesinde kalmıştı. Son zamanlarda üzerindeki tozları atarak yeniden sıkça kullanılmaya başladı. Özellikle sınavlarda sorulmay...
  • Karadeniz’den Hakkari’ye Gönül Köprüsü

    17 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Biz Anadoluyuz Projesi kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın desteklediği ‘Basın Mensupları Gönül Elçileri Projesi kapsamında Karadenizli Gazeteciler olarak Hakkari’ye geldik. Artvin, Trabzon, Ordu, Gümüşhane illerinden olmak üzere 6 gazeteci olarak Hakkari’ye 4 günlük program kapsamında düzenlenen geziye katıldık. Bakan Süleyman Soylu’nun da Hakkari’ye gelecek olmasından dolayı bizim gezimizde bir gün uzatıldı ve Hakkari programımız 5 güne çıktı. Bugün ki yazımda program hakkında değerlendirmelerim olacak. ...
  • Bir Zamanların Terörle Anılan İlçesi Çukurca Huzurun ve Güvenin Adresi Olmuş

    16 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Biz Anadoluyuz Projesi kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın desteklediği ‘Basın Mensupları Gönül Elçileri Projesi kapsamında Karadenizli Gazeteciler olarak Hakkari’ye geldik. Artvin, Trabzon, Ordu, Gümüşhane illerinden olmak üzere 6 gazeteci olarak Hakkari’ye 4 günlük program kapsamında düzenlenen geziye katıldığımızı dün yazdığım köşe yazımda belirtmiştim. Hakkari gezimiz ikinci günü ile devam ederken müsaadenizle bugün ki yazımı da Hakkari izlenimlerine ayırmak istiyorum. Bu konuyu neden bu kadar önemsediği...