logo

Benim İçin Elmanın Bedeli Hikayesi Farklı Oldu


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

Bu gün 2007 yapımı bir film izledim. Sabit Efendi.

Bu filmin aslı Ebu Hanife’nin babası Sâbit Efendi ile ilgilidir.

Sabit efendi uzun yıllar dergahta kalıp nefsini terbiye ettikten sonra buradan ayrılır. Dış dünyadaki ilk gününde gölde bulduğu elmadan sahibinden izin almadan bir ısırık alır. Nefsine hakim olamadığı için kendisine çok kızar ve hakkını ödemek için elmanın sahibini bulur. Ancak affedilmek için birçok şartla karşılaşacaktır. [1]

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlerinin muhterem babası Sabit Efendi hakkında anlatılmaktadır: Sabit, bir gün dere kenarında abdest alırken, suya düşmüş bir elma görür. Abdestini tamamladıktan sonra, nasıl olsa çürüyüp gideceğini düşünerek “Bari zâyi olmasın!” der ve o elmayı alıp yer. Fakat, çok geçmeden tükürme ihtiyacı hisseder ve tükrüğünde kan görür. O zamana kadar benzer bir haline şahit olmadığı için o kanın yediği elmadan ileri geldiğini düşünür ve onu yediğine çok pişman olur. Elmanın sahibiyle helalleşmek için dere boyunca yürür; sorup araştırır ve sonunda adamı bulur. Hadiseyi ona anlatıp helallik dileyince adam hakkından vazgeçmek için onu uzun bir süre yanında çalıştırır, değişik şekillerde imtihan eder, salih bir Hak eri olduğuna inanınca da son bir şart koşar: “Benim kör, sağır, dilsiz ve kötürüm bir kızım var. Bununla evlenmeye razı olursan o zaman elmayı sana helal edebilirim.” der. Sabit Hazretleri ahirete kul hakkıyla gitmemek için bu teklifi kabul eder.

Nikahları kıyılınca Sabit Hazretleri henüz yüzünü göremediği zevcesinin bulunduğu odaya girer; fakat, odaya girmesiyle çıkması bir olur. Hemen kayınpederine koşup, “Bir yanlışlık var galiba, içeride sizin bahsettiğiniz vasıflarda bir kız yok!” der. Kayınpederi tebessüm ederek, “Evladım o benim sana nikahladığım kızımdır, senin de helalindir. Ben sana kör dediysem, o hiç haram görmemiştir. Sağır dediysem, o hiç haram duymamıştır. Dilsiz dediysem, o hiç haram konuşmamıştır. Kötürüm dediysem, o hiç harama gitmemiştir. Var git helalinin yanına, Allah Teâlâ hanenizi mübarek ve mesut etsin.” cevabını verir.[2]

Bu filmi izleyince aklıma benim evliliğim geldi.

İki şeyden daima korkardım;

1.Boyu benden uzun bir kadınla evlenmek. Boyu benden uzun birisi ile evlenip toplum içine çıkmayı düşünmek bile istemezdim. Düşünsenize eşim benden boylu ve millet benimle dalga geçiyor.

2.Beğenemeyeceğim çirkin bir kadınla evlenmek. Bu da hayatın bana zindan olması demekti.

Birinci ihtimalden yani boyu uzun biri kadınla evlenmekten hep savuşmayı bildim ama ikincisi ihtimal olan çirkin bir kadınla evlenmek hususunda iyi bir imtihandan geçmiştim.

Şimdi evli olduğum eşimi ilk defa biraz uzaktan görmüştüm. Şimdikinden daha kapalı idi. Ağzını örtmüş ve gözlükte takmıştı. Yüzünü görme imkanım olmamıştı. Gözüme çok çirkin görünmüştü. Kabus gibi bir durumdu.

Ama dedim ki kendi kedime bu bayan dindar olduğu için bunun çirkinliğine katlanacağım. 15-20 gün sonra nefsim korka korka ama kalbim çok rahat şekilde onunla ilk görüşmeye gittim.

Ama korkumun tersine güzel bir kızla karşılaştım.

Ama ya çirkin birisi olsaydı.

Eh ben kaderime razı idim.

Allah bu teslimiyetime binaen bana güzel bir eş nasip etmişti.

[1] http://www.sinematurk.com/film/21528-sabit-efendi/
[2] https://www.facebook.com/notes/nefs-%C3%AE-cihad/imam-%C4%B1-azam%C4%B1n-babas%C4%B1-ve-helallik-alma-gayreti/480080980986

 

Share
1032 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...