logo

Ben Sizinle Aynı Düşünmek Zorunda mıyım?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Geçtiğimiz günlerde Artvin İl Genel Meclis Başkanı Hasan Dilberoğlu, meclis tarafından Mart ayında gerçekleştirilen maden bölgeleri gezisine ilişkin kamuoyuna bilgi paylaşımında bulundu. Toplantıya ilişkin detay haberler yerel ve ulusal medyada yayınlandığı için toplantıya ilişkin bilgileri paylaşmayacağım ancak toplantının başında şahsıma yapılan saldırıya ilişkin cevap hakkımı kullanacağım.

Öncelikle şunu belirtmeliyim: Şubat 2016’da ilimiz yoğun ve zor günler yaşamıştı. Cerattepe maden projesine ilişkin önemli gelişmelerin yaşandığı Şubat ayında maden şirketine yer teslimi yapılması sırasında ortaya konulan tepkiler ve nihayetinde gelen biber gazlı müdahale olaylarından beri beni takip eden okurlarımın da bileceği gibi maden konulu herhangi bir köşe yazısı yazmadım. Madene tepki gösterenlerle aynı düşünceyi paylaşmıyor olmama rağmen herhangi bir fikir beyanında o günlerde bulunmayı doğru bulmamıştım. Bu benim Artvinliliğimden gelen saygımdı. Aynı düşünceyi paylaşmasam dahi hemşerilerimi üzecek değerlendirmelerde bulunmak bana yakışmazdı ve bende bunu yaptım. Hatta ve hatta Sabah ve ATV’nin de aralarında bulunduğu bazı ulusal basın organlarının Artvin halkını terör ile özdeşleştiren haberlerine tepki göstermiştim. Bu tepkimi daha da ileri götürerek tarafımla hiçbir şekilde bağlantısı olmayan haberlerin Artvin temsilciliğini yaptığım Sabah ve ATV’de Artvin’i üzecek şekilde yayınlanmasını kabul etmediğimi belirterek temsilcilik görevimi bırakmıştım. O süreçte lehte yada aleyhte Artvin halkını üzen yüzlerce haberin yapılmasını da hazmedemediğimi defaten vurgulamıştım. Yani anlayacağınız üzere son derece hassas olan o günlerde sorumluluk bilinci ile hareket ederek yine son derece hassas davranmıştım. Gelin görün ki bu derece hassas olmama rağmen birileri yine faturayı bize keserek kendi başarısızlıklarını örtmeye gayret göstermeye başladılar.

Gelelim İl Genel Meclis Başkanı Hasan Dilberoğlu’nun basın toplantısı öncesinde Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan ve Başkan Yardımcısı Bedrettin Kalın ile yaşadığım o üzücü diyaloga. Karahan ve Kalın basın toplantısının yapılacağı Grand Artvin Otelin Toplantı Salonu’na gelerek İl Genel Meclis Başkanı Dilberoğlu’nun bu toplantıyı yapmamasını talep ettiler. Bunu talep ederken de toplantıya yerel basının katılmadığını ve bu durumda toplantının yapılmaması gerektiğini ifade ettiler. Maden şirketinin reklamının İl Genel Meclisi tarafından yapılacağını ileri sürerek toplantının yapılmasının hata olacağını beyan ettiler. Meclis Başkanı Dilberoğlu’da şirketin yada madenin reklamını yapmak gibi bir dertlerinin olmadığını belirterek CHP’li meclis üyesinin haklarında yaptığı suçlamaya yanıt vereceklerini söyleyerek toplantının yapılacağı salona doğru yürümüştü. Hatta Yeşil Artvin Derneği’nin de toplantıya katılabileceğini belirtmişti. Toplantıyı iptal ettirilemeyince de Karahan ve Kalın salona girer girmez bir karışıklık yaratmaya çalıştılar. Toplantıya çok sayıda basın mensubunun katıldığını gördükleri için galiba hazmedemeyerek bizzat bana saldırma yoluna gittiler. Salona girer girmez çok sert bir üslupta şahsıma hakaret ederek akıl almaz suçlamalarda bulunarak sözlü saldırı da bulundular. Orada ben son derece soğuk kanlı davranarak olayların daha da büyümesine engel olunca olaylar büyümedi. Neyse yaşananlar bizleri ilgilendirir ancak kamuoyunun bilmesi adına bir iki cümle ile hem cevap hakkımı kullanmam hem de açıklık getirmem gerekiyor.

Sayın Bedrettin Kalın ilimizde Baro Başkanlığı da yapmış değerli bir avukattır. Kendisi salona girer girmez bütün hıncını benden çıkartırcasına sert bir üslupta sözlü saldırı da bulunurken sanırım hukuk adamı olduğunu unuttu. Sayın Kalın bir hukuk adamıdır. Birilerine bir suçlamada bulunacak ise bunu ispatla mükellef olduğunu gayet iyi bilmelidir. Şahsıma yaptığı suçlama Nur Neşe Karahan’ın Alman Ajanı olduğuna dayalı şikayetlerde bulunduğum yöndedir. Ben bu suçlamayı kabul etmeyince de ağza alınmayacak bir söz ile iftirasının boyutlarını arttırmıştır. Şimdi bu yazıyı okuyor ise şahsıma attığı o iftirayı ispata davet ediyorum. Ve büyük bir iddiada bulunuyorum. Herhangi bir kuruluşa ya da herhangi bir kişiye Nur Neşe Karahan’ın Alman Ajanı olduğuna dayalı bir şikayette bulunduğumu ispatlar ise Av. Bedrettin Kalın hem 25 yıldır yapmaktan onur duyduğum ‘Gazetecilik’ mesleğini bırakacağım hem de bu ili terk edip gideceğim. Eğer ispatlayamaz ise kendisi avukatlığı bırakıp bu ili terk edebilecek mi? Ben kendimden eminim. Böyle bir şey yapmadım ve yapmam da. Sayın Kalın, siz kendinizden emin misiniz? Siz hukuk adamısınız bir hukuk adamına birilerine suçlama yapmak düşmez yaptığı suçlamayı ispatlamak düşer. Hele hele bir hukuk adamına asla ve asla bir kişiye hakaret etmek yakışmaz diye düşünüyorum. Sizin şahsıma yaptığınız hakaret konusunda hukuki haklarım saklı kalmak kaydıyla hesaplaşmayı da öteki Dünya’ya bırakıyorum.

Herkes Sizinle Aynı Düşünmek Zorunda Mı?

İl Genel Meclisi’nin toplantı yaptığı günün bir önceki gününde Yeşil Artvin Derneği ilimizde bir panel düzenlemişti. Düzenlenen panele katılan bilim adamları son derece doğal bir ortamda fikirlerini kamuoyu ile paylaşarak ‘Madenin çıkması durumunda Artvin’in yok olacak’ iddialarını ortaya koymuşlardı. Bu toplantının yapılmasına ilişkin olarak herhangi bir kişi ya da kuruluş bu toplantının yapılmasına engel olmadığı gibi tepki de göstermemişti. Kaldı ki gösterilse idi o tepkiyi gösterenlere en büyük tepkiyi de ben gösterirdim. Yeşil Artvin Derneği demokratik haklarını kullanmışlar ve son derece etik bir toplantı yapmak istiyordu. Bu toplantıyı büyük bir rahatlık içerisinde gerçekleştiren Yeşil Artvin Derneği bir gün sonra gerçekleştirdikleri maden gezisini anlatmak için toplantı düzenlemek isteyen İl Genel Meclisi Başkanı’na engel olmak istediler. Şimdi soruyorum; bu toplantının düzenlenmesinde ne gibi bir sakınca var? Diyeceksiniz ki; maden şirketinin reklamını yapacaklardı ya da madenin reklamını yapacaklardı. Olabilir! Bu ilde farklı fikirler dile getirilemez mi? Herkes bu ilde madene karşı çıkmak zorunda mı? Ya da herkes Yeşil Artvin Derneği ile aynı düşünmek durumunda mı? Farklı düşünüyorlar diye konuşma hakları bulunmuyor mu? Kamuoyuna düşüncelerini açıklayamazlar mı?

Share
1656 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+3 = ?
#

Ben Sizinle Aynı Düşünmek Zorunda mıyım?” için 1 yorum

  1. Üstün Albay : diyor ki:

    Adam dibisin Tolga Gül, sıkıntımız herkesi kendimiz gibi düşünmeye zorlamaktır. Bende maden konusunda yeşil artvin gibi düşünmüyorum ve bir sürü artvinli var böyle ama onlar kendi gibi görmeyenleri ötekileştiriyor. Emin ol aynı düşünseydin sen çok kıymetli idin

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...