logo

Bela


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Bela bir imtihandır. Bu imtihan bazen hayırla bazen şerle olur. Fakat günümüzde bela denince aklımıza sadece şer ciheti gelir.

Arapça bir kelime olup gam, keder, tasa, adamın ne yapacağını bilmediği ağır ve sıkıntılı iş veya şahıs, ağırlık, sıklet, sıkıntı, müşkülat, ceza, mücazat, hak edilen ceza gibi anlamlara gelir.[1]

Esasen tecrübe ve imtihan demektir. Fakat bu imtihan bazen hayır ve bazen şer ile olur. Çoğunlukla önce şer ve eziyet anlamını içermektedir. Burada iki durum da söz konusudur. Azap bir bela ile imtihan, kurtarma da bir hayır ile imtihandır. [2]

Bela kelimesinin sözlük anlamı yıpratmak, bitkin düşürmek demektir. Sınanmak veya denenmek insanı yıpratan bir süreç olduğu için bu sözcük de zamanla bela sözcüğü yerine kullanılır olmuştur.[3]

Bela ile musibet arasında şöyle bir ilişki vardır;

Bela imtihanın adıdır, musibet imtihanın malzemesini teşkil eden sorulardır.

Denilebilir ki, her musibet bir beladır, fakat her bela musibet değildir. Nitekim Kur’an’da bela kelimesi güzel imtihan anlamında da kullanılmıştır:

“(Bedir savaşında) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitendir, bilendir.” (Enfal, 8/17) [4]

*Dinin emirleri bir bakıma ‘bela’dır yani sınamadır. Çünkü bazı dini emirler insan bedenine zorluk verir, insanların iyilerini ve kötülerini ortaya koyar. Şükredenler veya nankörlük edenler bununla belli olur. Zorluklara kim sabredecek, nimetlerin değerini ve sahibini kim bilecek? Bütün bunlar bir ‘bela’dır-sınamadır.

*İnsanlara verilen nimetler bir deneme amacına yöneliktir. “Yeryüzünün zinetleri (süsleri) insanların denenmesi içindir.” (11 Hûd /7)

*Hayat ve ölüm, doğma ve yaşama birer sınamadır.

*Bazen de müslüman kulların bir sıkıntı, bir musibet ve zorluklar verir, onu sabırla dener. Böylece onun daha çok sevap kazanmasını, derece yönünden daha çok yücelmesini sağlar.

İnsanlar arasında en fazla denemeye (bela’ya) peygamberler uğratıldılar. Allah yolunda hiç kimsenin dayanamayacağı eziyet ve sıkıntılarla karşılaştılar. Azgın düşmanlarla, anlamaz ve inatçı topluluklarla, hasetçi kişilerle yıllarca uğraşmak zorunda kaldılar. Onlar bu denemeleri başararak daha büyük makamlara ulaştılar.

*Rabbimiz bazen sevdiği toplulukları da benzer denemelere tabi tutar.

Mü’minler bazen zorluklar, felaket çile ve sıkıntılarla karşılaşırlar. Vahye inanmayanlardan incitici sözler işitirler. Bazen hakları ellerinden alınır, bazen alay edilirler. Kimi zaman ambargoya uğratılırlar, kendilerine yüz verilmez. Hatta işkenceye uğrarlar. Malları, rahatları ve hatta canları bile gidebilir. Bütün bunlar onlar için şer gibidir. Bazen de Allah müminlere hayır yönünden nice şeyler nasib eder. Onlara dünyalıklar, imkanlar, rahatlıklar ve zaferler verebilir. Bütün bunların sebebi ‘bela’ dır, yani denemedir.

İnsanlar arasında yetenek, bilgi, mal ve makam yönünden var olan farklılıkların sebebi de yine ilahi sınavın bir gereğidir. Allah insanlara verdiği bu gibi özelliklerle onları denemektedir.

*İnsanlara emanet olarak verilen mallar ve canlar da birer deneme aracıdır. İnsan malı nerede kazanıp nereye harcamaktadır? Yine kendisine emanet edilen canı neyin uğrunda geçirmektedir?[5]

[1] Büyük Türk Sözlüğü,Hayat Yayınları,s.125

[2] YAZIR,M.Hamdi,Hak Dini Kur’an Dili,c.1,s.290

[3] http://www.tebyinulkuran.com/index.php?page=kalem,09.10.2009

[4] http://www.sorularlaislamiyet.com/article/12123/bela-ve-musibet-kelimeleri-arasindaki-fark-nedir.html

[5] http://www.mumsema.org/misafir-sorulari/182615-kac-cesit-bela-vardir.html

Share
569 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...