logo

Bediüzzaman’dan Etkilenen Şule Yüksel Şenler Erdoğan Ailesini Etkilemiş


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

1.Kısaca özgeçmişi

Kıbrıslı bir ailenin çocuğu olan Şule Yüksel Şenler 1938 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. İlk öyküleri dergi ve gazetelerde yayımlanan Şenler’in hayatı ağabeyi Üzeyir Şenler’in, Said-i Nursi’nin derslerine katılmasıyla değişti. Ağabeyinin tavsiyesi üzerine yaşam tarzını değiştirerek Risale-i Nur sohbetlerine katılan Şenler bir müddet sonra tesettüre girdi. Şenler, sinemada izlediği aktrisin baş bağlama tarzını beğenerek yeni bir başörtüsü bağlama modeli ortaya çıkardı. Genç kızlar başlarını onun gibi kapatmaya başladı. Papa’nın ziyaretiyle ilgili “Ağlayın ey kardeşlerim ağlayın” başlıklı yazısından dolayı 9 ay hapis yattı. “İdealist Hanımlar Derneği”ni kurdu. Derneğe gelen genç kızlar arasında, Emine Gülbaran (Erdoğan) da vardı. Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Erdoğan’ın evliliklerinde vesile olan isim de Şule Yüksel Şenler’di.[1]

2.Hidayete Giden Yol

Risale-i Nur derslerine giden ağabeyinin ısrarı üzerine bazı derslere gittiğini belirterek sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı: “AP’nin yılbaşı partisi vardı. Beni aşağı kata çağırdılar, baktım karşımda ağabeyim. Elinin tersiyle bana bir tokat attı. Arkasından ‘gerici yobaz’ diye bağırdım. Ama bu benim son balom oldu. Yavaş yavaş örtünmeye başladım.”[2]

Evde sık sık partiler verilir, fasıl heyetleri eşliğinde içkili sofralarda eğlenceler düzenlenir. Ailenin bu yaşantısına en büyük tepkiyi Bediüzzaman’la tanışan ve bizzat onun hizmetinde bulunan ağabeyi Özer Şenler gösterir. Sıksık ağabey ile aile bireyleri arasında tartışma yaşanır. Ta ki ağabey ölümcül bir hastalığa yakalanıp hastanede tedavi altına alınıncaya kadar bu kavgalar sürer. Şule Yüksel o günleri şöyle anlatıyor:

“Ağabeyim sarılık geçirdi, ölümle yüzyüze iken bana, ‘senden son isteğim Risaleyi Nur derslerine katılmandır’ dedi. Ağabeyimin ısrarıyla derse gittim. Görmediğim bir manzara, upuzun elbiseler içinde başlarında örtü olan onbeş hanım. Onları böyle görünce çok etkilendim ve belki de hidayetin ilk tohumları burada atıldı.”

Ağabeyisini kırmamak için derslere başlayan ve bu toplantılara annesi, kardeşleri ve arkadaşlarıyla birlikte katılmaya başlayan Şule Yüksel, ilk başlarda örtünmeyi asla düşünmez. Hatta kılık kıyafetinden dolayı kendini eleştiren gruptaki yaşlıları sert dille azarlar. “Beni böyle kabul etmezseniz bir daha gelmem” der. Risaleleri okudukça yavaş yavaş namaza başlar, kıyafetlerinde ufak tefek değişik yapar. Şule Yüksel o günlerle ilgili şunları söylüyor: “Tesettür hakkında “Hanımlar Rehberi’nden başka bildiğim bir kaynak yok. Hiçkimse bana birşey anlatmıyor, imdadıma yalnızca Risaleler yetişiyor. Neticede yavaş yavaş örtünmeye başladım. Zira tam tesettürlü hanımlar yok o zaman. Örtenler de etek, bluz üzerine yarım yamalak başını örtüyor.”

Başına bir örtü alan ve namaza başlayan Şule Yüksel’e annesi ve kızkardeşleri de ayak uydurur. Ancak onların örtünmesi için adeta yalvaran ağabeyinin henüz bu durumdan haberi yoktur. Ağabey birgün dersten çıkar eve gelir. Salonda koltuğu uzanıp uykuya dalar. Gözlerini açtığında kardeşleri ve annesinin beyaz örtüleriyle namaz kıldığını görür. “Şimdi de benimle dalga mı geçiyorsunuz, namazla alay mı edilir?” diyerek bağırır. Onlar ise namaz kıldıklarını anlattırlar ağabey gözyaşlarına boğulur.[3]

3.Şule Yüksel Şenler’in Hidayetine Vesile Olan Ağabeyi Üzeyir Şenlerin Dilinden;

“Ben 1934, Şule 1938 doğumluyuz, aramızda 4 yaş var. Onlar sosyetik bir hayat içindeydi, ben de bunu hazmedemiyordum. Onlara kızdım, evi ve okulu terk ettim. O sırada onlar plajlara, balolara gidiyorlardı, böyle afakî bir hayatları vardı. Şule kendisi de anlatıyor böyle olduğunu…

Üstad Hazretleri sonradan beni, “Annenin babanın yanına git, Risale-i Nurları yavaştan onlara anlat” diye ikaz etti. “Onlara sert olma” dedi. Onun üzerine ailemin yanına gittim, Risale-i Nurları anlatmaya başladım. Elhamdülillah, Allah onların da hidayetini nasip etti. Önce Şule, sonra annemle babam da hidayete erdi. İlk önce örtündüler, namaza başladılar, sonra babam da namaza yöneldi—ki babam önceleri çok soğuktu—o bile pes etti.”[4]

4.“Şule Yüksel Şenler ile Risale-i Nur dersleri yapardık”

Yazar Hasibe Turan , Şenler ile 1978 yılında “Risale-i Nur” dersleri yaptıklarını aktararak, “Yüzünü Batı’ya dönmüş bir toplumda, Müslüman kadının yüzünü nereye döneceği, nerede durması gerektiği konusunda bir çığır açmıştır” ifadesini kullandı. Şenler’in Müslüman kadınlara yazma konusunda cesaret verdiğini söyleyen Turan, şu yorumda bulundu:”Edebiyatta Müslüman kadının var olmasının en büyük etkilerinden biri onun yazdığı roman ve yazılardır. Bugün edebiyatta bir varlık üzerine oturuyorsak bu varlığın sebebi Şule abladır. Ondan devraldığımız bayrağı taşıyoruz. [5]

5.Yazıları, Bediüzzaman ve Alexis Carrel etkisini haizdir.

Sibel Eraslan yazısında şöyle diyor;

“Şule Yüksel’in, “manevi” olana, ruha, tinsele, iç duyarlılığa, psikolojiye has yaptığı vurgular, bugünün reflektif ve temel hak/hürriyetler üzerinden devam ettirdiğimiz liberal söylemiyle kıyaslandığında… Kendimi ve çağdaşım kadın yazarları, daha seküler bulduğumu itiraf etmeliyim. Yazıları, Bediüzzaman ve Alexis Carrel etkisini haizdir. İmani hakikatler, ahiret bilgisi, insan ruhu, iç huzur ve tinsel dinginlik gibi konular, yeni nesil için maalesef duygusal mevzular… Ama bugün için nasıl da güncel ihtiyaç olduğu önümüzde… Şule Yüksel’in “maneviyat” temalı yazıları, 90’larda bizlere geleneksel gelirdi ve saygılı bir unutkanlıkla anı defterlerimizde dururdu. Ama ben o defterleri 20 yıl sonra yeniden açma ihtiyacı ile dopdoluyum. Kendi yazı masamı karıştırıp düzenlerken beni çarpan; gelenekten kopukluğumuzdur, paramparçalığımız![6]

6.Şule Yüksel Şenler Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Erdoğan’ın evliliklerine vesile olmuş

Yazar Şule Yüksel Şenler ise Recep Tayyip Erdoğan’la Emine Erdoğan’ı kendisinin tanıştırdığını öne sürüyor ve şöyle diyor:  “1967 – 1968 yıllarında Emine Hanım’la tanıştık. Çok aktif, kültürel sahalarda çalışmasını seven birisiydi. Beraberliğimiz ve çalışmamız oldu. Ben tesettüre gireli birkaç yıl olmuştu. Emine Hanım ile Tayyip Bey’in karşılaşmalarına ben neden oldum. Erbakan Taksim’de konuşuyordu. Tayyip Bey anons yapıyordu. Yine coşturucu şiirler okuyup gelenleri takdim ediyordu. Biz ön sıradaydık. Karşılıklı bir çekim oldu. Sonra Emine’ye ‘Ne oldu yüzün kızardı’ dedim. O da ‘Ben o zatı rüyamda gördüm. Benim onunla evleneceğim söylendi’ diye yanıt verdi.[7]

Ve o gün Tayyip Bey beyaz bir takım elbise giymişti, ince, çok şıktı. Kısmet oldu, evlendiler. O zamanlar Tayyip Bey’e de söyledim. O bir liderdi ve Emine ona çok uygundu.”[8]


[1] https://www.timeturk.com/tr/2012/11/15/recep-tayyip-erdogan-ile-emine-erdogan-i-o-tanistirdi.html

[2] https://www.haberturk.com/gundem/haber/14884-ruyasinda-gordu-evlendi#

[3] https://www.yenisafak.com/yenisafakpazar/ortuye-verilen-bir-omur-sule-yuksel-senler-48515

[4] http://www.yeniasya.com.tr/roportaj/bediuzzaman-in-talebelerinden-uzeyir-senler-agabey-ustadin-maneviyati-bana-cok-tesir-etti_141990

[5] https://www.risalehaber.com/sule-yuksel-senler-ile-risale-i-nur-dersleri-yapardik-254435h.htm

[6] https://www.risalehaber.com/sule-yukselin-yazilari-bediuzzaman-etkisini-haizdir-347157h.htm

[7] https://www.haberturk.com/gundem/haber/14884-ruyasinda-gordu-evlendi#

[8] http://www.milliyet.com.tr/ruyaydi-gercek-oldu/asu-maro/pazar/yazardetay/17.08.2014/1926667/default.htm

Share
170 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çırak etmek

    25 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kaynak:https://www.karabulut.co/bizim-nesil-icin-usta-cirak-iliskisi/ Köken olarak çırak kelimesi Farsça çarāġ veya çirāġ چراغ  "kandil, meşale" sözcüğünden alıntıdır. Sözlük anlamı olarak çırak “bir yerde uzun süre çalıştıktan sonra geçimini sağlayabilecek duruma erişmiş olan kişiye bağımsız çalışması için izin vermek.” anlamına gelmektedir. Köleler, bilhassa cariyeler belirli bir yaşa geldikten sonra daha evlenme çağı geçmeden ailenin itimad ettiği bir kimse ile evlendirilerek kendilerine yüklü bir cihaz (çeyiz) ve bir de evceğiz verilirdi...
  • Kelâm-ı kibâr – كلام كبار

    23 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Genel, Köşe Yazıları

    Kelam, söz; kibar, büyükler manasına gelir. O halde kelâm-ı kibâr “büyüklerin sözleri” anlamına gelir. Din büyüklerinin, büyük devlet adamlarının, ulu kişilerin, ahlakçıların söylediği kısa ve özlü sözler için kullanılan kelâm-ı kibâr, söyleyeninin bilinmesi bakımından atasözlerinden ayrılır. Bu özelliğiyle vecizeye benzer. Ancak vecizeler hemen her konuda söylendiği halde, kelâm-ı kibârdaha çok dini, tasavvufi, ahlaki ve toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren konularda söylenir. Sözlü kültürün vazgeçilmez unsurları olan kelâm-ı kibârları...
  • Kavl-i leyyin

    21 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Genel, Köşe Yazıları

    Kaynak:https://zsenturksohbetler.wordpress.com/2011/01/03/kavl-i-leyyin-yumusak-ve-tatli-konusmak/ Kavl-i leyyin,  Arapça bir ibare olup, “yumuşak sözle anlatma. Kırıcı olmama, suçlamama, hakaret etmeme, bağırıp çağırmama, nazik ve kibar olma, gönül okşayıcı olma” demektir. Yani sert ve enaniyetli olmayan söz anlamındadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere; sert olmayan, muhatabı kırmayacak ve muhatabın sözü söyleyen kişiye karşı sert ve kırıcı tavır almamasını sağlayacak sözdür. Kavl-i leyyin’ in içeriğini biraz daha genişletecek olursak, bir i...
  • Hayvansever HAYDİKO’ya destek olmalıyız.

    20 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Genel, Köşe Yazıları

    Kaynak:http://avrasyavizyon.com/istanbulda-sahipsiz-kopeklerin-hamisi-vardi/ 1.Giriş HAYDİKO (Hayvanları Doğayı İnsanları Koruma) Artvin’de faaliyet gösteren, sokak hayvanlarını koruyup yaşatmaya çalışan bir dernektir. Ben de bir süredir faaliyetlerini takip etmeye çalışıyorum. Gerçekten sahipsiz kedi ve köpekleri korumak ve yaşatmak için olağanüstü çaba harcıyorlar. 2.HAYDİKO’ya niçin destek olmalıyız? Bu derneğe destek olup kedi ve köpeklere sahip çıkmamız için bir sürü sebep var. Birinci sebep: Hayvanlara vefa borcumuzun olmasıdır. Ke...