logo

Bayraktutan Sordu İçişleri Bakanı Cevapladı

CHP Artvin Milletvekili Av. Uğur Bayraktutan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Artvin’de 2016 yılında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aracına yapılan saldırının hangi terör örgütünce yapıldığını sorarak  Cerattepe’de çıkarılan madene ilişkinde Bakan Soylu’ya konuya ilişkin sözlerini hatırlattı. Bakan Soylu’da kendisine yöneltilen sorulara açıklık getirdi.

Bayraktutan ve Bakan Soylu’nun mecliste yaptığı konuşma şöyle:

Bayraktutan; “3600 ek göstergeyle alakalı herhangi bir gelişme olmadı. Biraz önce Sayın Bakanın yaptığı konuşmanın en başında hem şehitlerle alakalı hem gazilerle alakalı yaptığı değerlendirmeye hiçbir diyeceğimiz yok; ona katılıyoruz ama bu ülkede maaşla alakalı iyileştirme yapabilmek için ille de şehit cenazelerinde al bayraklı tabutların önünde hamaset yapmaya gerek yok. Sağ olanların durumlarıyla alakalı da mutlaka bir iyileştirme yapılması gerekiyor.

Sayın Bakan, bu konuda Cumhurbaşkanı, Genel Başkan biliyorsunuz seçimlerden önce bir vaatte bulundu; polis memurları bu konuda sizin ağzınızdan güzel bir haber duymak istiyor, bugün bu Komisyonda güzel bir haber duymak istiyor. Bakın, dışarıda polis memurları var. 3600’le alakalı bu belirsizliği ortadan kaldırmanız gerekiyor. Yeni dönemle alakalı benim vermiş olduğum ilk kanun teklifi bu ama ne yazık ki bugüne kadar bu ilk 100 günlük acil eylem planı içerisinde de buna ilişkin bir gelişme olmadı. Bu konuda sanıyorum ki cevap verirken inşallah güzel bir açıklama yaparsınız diye umuyorum Sayın Bakanım.

Şimdi, gelinen noktada buna ilişkin bir kanun teklifim de var. Biraz önce yapmış olduğunuz bütçe sunumunda “Terörle Mücadelede İdari Tedbirler” başlığı altında bazı belediyelerin terör örgütlerinin kontrolüne girmesiyle alakalı, görevden alınan belediye başkanlarıyla alakalı bir tablo verdiniz bize. Bu tabloda “10 il, 69 ilçe, 22 belde belediye başkanının 94’ü bölücü terör, 7’si ise FETÖ olmak üzere toplam 101 belediye başkanı.” dediniz. Sayın Bakan, burada, ağlayarak istifa ettirilen belediye başkanları hangi sınıfa giriyor; merak ediyorum. Yani, dediler ya “Eğer istifa etmezseniz sizi görevden alırız.” denilen belediye başkanları hangi terör örgütüyle iltisaklıdır? Bu konuda bize bir bilgi verirsiniz diye umuyorum Sayın Bakan.

Biraz önce konuşmanızda şöyle söylediniz; dediniz ki: “Pülümür Vadisi’nde ay yıldızlı bayrak dalgalanmaktadır.” Tabii, bu bizi mutlu ediyor. Yani bir ülkenin İçişleri Bakanının kendi toprakları içerisinde ay yıldızlı bayrağın dalgalanmasından mutlu olması bizi de mutlu ediyor ama başka bir şey daha var Sayın Bakan, bir de olayın öbür tablosu var.

Bakın, 2016 yılında benim seçim bölgemde PKK’nın terör saldırısına uğradık Genel Başkan ile beraber aynı aracın içerisindeydik ve Artvin’de hiç adı anılmayan, PKK’nın adı olmayan, yani görsek, duysak olmayacağımız bir yede Artvin’in bir ilçesinden bir ilçesine kara yoluyla gidemedik Sayın Bakan, helikopterle gittik. Bize güvenlik güçleri bu gücü vermediler; burada olanlar gayet iyi bilir, ayrıntıya girmiyorum. Bakın, Artvin’de bir ilçeden bir ilçeye kara yoluyla gidemedik, havadan gittik. Bunu on yıl evvel başka bir yerde deseydiniz gülerlerdi böyle bir tabloya. Siz Tunceli’de ay yıldızlı bayrağın dalgalanmasını savunuyorsunuz, tabii ki doğrudur ama bir yandan da Artvin’de böyle bir olay yaşadık.

Sayın Bakan, daha sonra basına intikal ettiği kadarıyla o eyleme katılanlardan bir bölümünün etkisiz hâle getirildiğini ilişkin bilgiler verildi bize. Bu konuda bize net, yalın, açık bir şekilde, bize yapılan saldırının ki bunun PKK tarafından yapıldığını biliyoruz hangi terör örgütü tarafından ve kaç kişinin etkisiz hâle getirildiğini, bunun sorumlularının kim olduğunu bize açık ve yalın bir şekilde ifade ederseniz çok seviniriz.

Bir de ilginç bir gelişme daha var. Bunu siz Artvin’e geldiğiniz zaman, o zaman iyi hatırlıyorum Yeşil Artvin Derneğini ziyaret ettiniz ve Cerattepe mücadelesiyle alakalı olarak Yeşil Artvin Derneği yöneticilerine benim de olduğum ortamda aynen şöyle dediniz: “Vatan savunması yapıyorsunuz, sizleri tebrik ediyorum.” dediniz, aynen böyle dediniz.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Hayır, hayır.

Uğur Bayraktutan (Artvin) – Sayın Bakan, ben getiririm belgeleri; size sunacağım. Size getireceğim belgeleri hem de kameralı görüntü kayıtlarını getireceğim size.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Yok.

Uğur Bayraktutan (Artvin) – Neyse; siz “yok” diyebilirsiniz, ben size getireceğim.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Bir meseleyi bana orada anlatırdınız.

Uğur Bayraktutan (Artvin) – Şimdi, Sayın Bakan, ilginç bir olay var: Cerattepe’de…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Artvin’le ilgili hiç bilmediğim bir mesele.

Uğur Bayraktutan (Artvin) – Sayın Bakan, tabii, olabilir.

Ben size şunu anlatayım. Şu anda Cerattepe’de maden çıkartılan yerde -Jandarma Genel Komutanımız da burada- maden şirketinin görevlilerinin nöbet tutması gereken yerde jandarma görevlileri nöbet tutuyorlar. Bakın, dikkat edin, bu işadamı da çok özel bir işadamı. Yani halka ilgisi olan işadamının nöbet tutturması gereken yerde özel güvenlik görevlileri değil jandarma görevlileri nöbet tutuyorlar jandarma konteynerlerinin içerisinde özel güvenlik görevlileriyle beraber. -Sanıyorum Jandarma Genel Komutanımız bu konuda duyarlılık gösterir- Sayın Bakan, bunların üç öğün yemekleri yani Mustafa Kemal’in askerlerinin üç öğün iaşesini o işadamının şirketinden karşılıyorlar; sabah, öğlen, akşam yemeklerini Cerattepe’de maden çıkartan şirket karşılıyor yemeklerini. Bundan hiç rahatsız değil misiniz? Ben Mustafa Kemal’in askerlerinin o işadamının karavanasından yemek yemesinden yöre milletvekili olarak rahatsızım. Siz rahatsız mısınız değil misiniz onu merak ediyorum Sayın Bakan. Bu utanç hepimize yeter diye düşünüyorum. Sürem kalmadı, hepinize saygılar sunuyorum.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Ve yine, özellikle Artvin’in Şavşat ilçesinde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu konvoya silahlı saldırı düzenlendiğiyle alakalı söyleyeyim: Bakın, biz şunu yaptık, terör örgütü bir taraftan doğu ve güneydoğuda kendi egemenliğini sürdürmek isterken dağlarda ve kırsalda, diğer taraftan da Karadeniz, Amanoslar, aynı zamanda Akdeniz açılımı üzerinden Ege’ye sürekli olarak bir yoğunluk ortaya koymaya çalıştı ve tüm güvenlik kuvvetlerimiz her şeyi masaya yatırdı “Ne yapmamız lazım?” diye. İlk önce, biraz önce Hatay Milletvekilimiz söyledi, Hatay’da yani Amanoslarda, Maraş, Antep, Osmaniye ve Hatay’da 1992’den beri bugüne kadar yapılabilecek en büyük operasyonlar gerçekleştirildi ve en önemli sonuçlar alındı, adım attırmıyoruz. Karadeniz’de şu anda yaklaşık bildiğimiz 4 tane, ikisinden haber alınamayan yani ikisiyle ilgiyi herhangi bir tespit yapamadığımız terörist kaldı. Diğerlerinin tamamı etkisiz hâle geldi ve burada icra edilen operasyonlarda 2 terörist, biri üst düzey ve bunlar özellikle Artvin’deki Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun olayına karışmış olanlardı. Muhterem Bey de o zaman valiydi, şöyle bir şey söyledi: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Artvin’den helikopterle gitmesi direkt Sayın Vali’nin o günkü –Muhterem Bey’in- talebi üzerine “İsterseniz size helikopter verebiliriz, programa yetişmek üzere.”

Uğur Bayraktutan (Artvin) – Sayın Bakanım ben de aracın içindeydim, izin vermediler.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Hayır, Vali Bey burada.

Uğur Bayraktutan (Artvin) – Ben de aracın içindeydim.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Bütün arkadaşlar, bütün diğer gelenler de araçla geldiler. Şimdi, Türkiye’de bu tip meselelerde tedbirler olabilir, biz de dönem dönem tedbirlerle karşı karşıya kalıyoruz ama bu tip bir T B M M Tutanak Hizmetleri Başkanlığı İncelenmemiş Tutanaktır Komisyon: Bütçe Tarih: 15/11//2018 Saat: Kayıt: Bütçe Stenograf: Uzman: Sayfa: 266 meseleyi de sorduğunuz için açıklığa kavuşturmak benim temel sorumluluğum içerisindedir. Yine, burada, özellikle şunu ifade etmek isterim: Polislerle ilgili bir meseleyi söyleyeyim: Biz 3600 konusunda söz verdik, bunu yerine getireceğiz; bu kadar basit, en kısa zamanda, bu bir sözdür.

Fatma Kaplan Hürriyet (Kocaeli) – Ne zaman Sayın Bakan?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu – Bakınız, arkadaşlar, bu bir yasayla olacak, bu bir sözdür ve bu söz Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından –biraz önce Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımız anlattılar- Sayın Devlet Bahçeli tarafından direkt olarak gündeme getirildi ve söylendi. Bizler bu sözün arkasındayız ve bunu sağlayacağız. Bunu sağlamak sadece polislerin 3600 olması için değil, bakınız, bu gerekli ve bu bir ihtiyaç. Özellikle geldiğimden itibaren ilgilendiğim meselelerden birisi de polis intiharlarıdır. Şurada bir yerde polis intiharlarının bilgisi olması lazım. Bizim bu konuda polislerimizin, özellikle güvenlik görevlilerimizin yaşam standartlarını iyi bir noktaya getirebilmek temel sorumluluğumuzdur. Dendi ki: “12/12 çalışıyor.” Hayır, istisnadır 12/12 çalışan, o da bazı dönemlerde. Tam tersi, geldikten sonra, özellikle 15 Temmuzun o iklimi hafif bir kaybolduktan sonra polislerimizi yeni aldıklarımızla beraber ilk önce 12/24’ e döndürdük, şimdi de 8/24’e döndürüyoruz. Ben aynı zamanda bir yöneticiyim. Yani bizim çalışma arkadaşlarımızın, özellikle polislik görevi yapan arkadaşlarımızın, özellikle zihinlerinin, bedenlerinin, en üst noktada olması lazım ve bir şey daha söyleyeyim: Bütün çalışma arkadaşlarımız, özellikle emniyet camiasında 8/24 çalıştırdıkları emniyet personelimizden çok daha verim aldıklarını, çok daha iyi sonuç elde ettiklerini, kendi tecrübeleri ve ortaya koymuş oldukları çalışma süreleri içesinde defalarca bunu anlattılar, gördüler. Bizim de buna döneceğimizi buradan ifade etmek istiyorum.

Yani bu konuda her türlü imkânlarımızı en iyi noktaya getirebilmek, elbette ki bizim temel görevlerimizden bir tanesidir. Bunun böyle olacağını düşünüyorum.”

Share
506 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?