logo

reklam

Başımıza Bir Şey Gelirse Yeşil Artvin Derneği Mutlu Mu Olacak?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Yazmayayım diyorum ama artık yazmasam olmuyor. Bu yazımızı okuyan Cumhuriyet Savcılığı’nı artık göreve davet ediyorum. Artvin’de Yeşil Artvin Derneği sürekli olarak Cerattepe Maden Projesi ile ilgili haber yapan basın mensuplarını toplumda hedef göstermektedir. Adeta bizlerin başına bir olay gelmesi için hedef haline getirilmekteyiz. Maden gezilerine katılan tüm basın mensupları adına yazıyorum ki içimizden herhangi birinin başına şaibeli bir olay gelirse bunun tek müsebbibi Yeşil Artvin Derneği adına açıklama yapan başkan ve diğer yöneticileridir. Yaptıkları tüm toplantılarda, gerçekleştirdikleri basın açıklamalarında biz basın mensuplarını toplumun önüne atmaktadırlar. Cumhuriyet Savcıları’nın bu konuya ilişkin devreye girmeleri ve gerekli hukuki tedbirleri almaya davet ediyorum.

Basın Özgürlüğüne İnanıyorsunuz Ama Sürekli Bizleri Hedef Gösteriyorsunuz

Maden konusu Artvin ilinin en önemli gündem maddelerinden biridir. Böylesine önemli bir gündem maddesi ile ilgili olarak basın mensuplarının ilgi duyması kadar normal ne olabilir? Düşünün ki bir ilin en önemli gündem maddesi ile ilgili olarak olayın tarafları çeşitli etkinlikler düzenliyor ve bu etkinliklere katılan basın mensupları sürekli olarak hedef haline getiriliyor. Maalesef bizim ilimizde böylesine bir durum söz konusudur. Bizler Yeşil Artvin Derneği’nin her türlü haberine temsilci gönderebilir ve haber yapabilir iken aynı şekilde olayın bir diğer tarafı olan maden şirketinin haberlerine ise bizlerin katılım göstermesi açık açık hedef gösterilme sebebi olmaktadır.

Maden şirketinin açıklamasını yayımlıyoruz bakıyorsunuz dernek açıklamalarında ‘Maden Şirketi’nin açıklamasına katılan gazeteciler var. Bu gazeteciler il merkezinde gazetecilik yapan gazeteciler değiller. İl merkezinden katılanlar ise zaten şirketin elemanları olan gazetecilerdir. ’ şeklinde açıklamalar yapılıyor. Hatta bırakın böylesine nazik bir açıklamayı kendilerinin haklarının kısıtlandığını belirterek özgürlük naraları atan dernek yöneticilerinin bazıları açık açık mitinglerde ve basın açıklamalarında şirketin açıklamalarını haber yapan gazetecilerden hesap sorulacağını ifade ederek toplumda hedef göstermektedirler. Bunun adı sizce nedir? Bu hem tehdit hem de basın mensuplarının özgürlüğünün ayaklar altına alınması değil midir? Bugün eylem yasaklarını eleştiren zihniyetlerin basın mensuplarının haber alma özgürlüğüne kısıtlama getirme istekleri ne anlama gelmektedir? Kendilerinin toplantı ve gösteri yapma özgürlüklerinin ellerinden alınmasını eleştiren dernek yöneticilerinin konunun bir diğer tarafı olan maden şirketinin basın aracılığıyla halka ulaşmasına engel olmasının Türkçe anlamı nedir? Bunu nasıl izah edebiliyorsunuz? Artık bu tür davranışlardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Yeşil Artvin Derneği kendi düşüncelerine ve savlarına güveniyor ve de inanıyor ise neden konu hakkında başka fikirlerin yazılması ve çizilmesinden rahatsızlık duyuyor. Bu rahatsızlığın nedeni yıllarca Artvin halkına söylenen söylemlerin bir gün boşa çıkacağına dair korkulardan mı kaynaklanıyor? Benim bildiğim tek bir şey var ki fikir farklılıkları bir toplumu her zaman daha doğruya götürür. Çağdaş medeniyetlerde fikir özgürlüklerinin özgürce tartışmaya açılması gerekmektedir. Fikrine güvenen ise asla karşı fikrin açıklanmasından korkmaz. Fikri güçlü olan zaten kazanacak olandır.

Şirket Tüm Basın Mensuplarını Davet Ediyor, Dileyen Geliyor Dilemeyen Gelmiyor

Artvin Cerattepe Maden Projesi’ni yürüten maden şirketinin bir halkla ilişkiler ofisi bulunmaktadır. Sanıyorum bu yasak değil.

Bu halkla ilişkiler ofisi çeşitli toplantılar düzenlemektedir. Galiba bu da yasak değil.

Bu ofis çeşitli basın açıklamaları hazırlayarak halka çalışmaları hakkında bilgi aktarmaktadır. Bunun da yasak olduğuna inanmıyorum.

Şirket basın toplantısı düzenlemektedir. Bunun da yasak olduğunu düşünmüyorum.

Buraya basın mensupları davet edilmektedir. Bunun da şirketin yasal hakkı olduğu gibi basın mensuplarının da Dünya’nın dört bir yanında haber alma amaçlı olarak bekledikleri normal bir olaydır. Yani yasak bir şey değildir.

Bütün bu normallikte her türlü yasal bir şirketin düzenlediği basın toplantısına basın mensupları olarak bizlerin halkın haber alma hakkını yerine getirme adına davete icabet etmemizin eleştirilmesi ne kadar anlamsız bir olaydır? Hele hele de basın toplantısına katılan biz basın mensuplarının toplantıya katılmayan basın mensuplarına şikayet edilmelerinin tuhaflığı sizlere de abes gelmiyor mu?

Gelelim ara başlığımızdaki ifadeye. Şirket ilimizdeki tüm basın kuruluşlarına son bir yıla kadar davet bilgisi veriyordu. Şirket ile iletişim halinde olmak istemeyen basın kuruluşları temsilci göndermek istemedikleri için de şirket bu konuda artık farklı bir tutuma girmiştir. Şirketin daha önceki toplantılarına katılım gösteren, şirketin verdiği reklamları yayımlayan ve şirketin daha önceki toplantı davetlerine tepki göstermeyen basın kuruluşları ile bölgesel ve ulusal basın kuruluşlarının ilimizdeki temsilcilerine davet bilgisi gönderilmeye başlanmıştır. Burada en önemli unsur ilimizdeki basın kuruluşlarında çalışan muhabirlere tek tek davet göndermek yerine kuruluşun imtiyaz sahipleri veya yazı işleri müdürlerine bilgi gönderilmesidir. Yani herkes tek tek aranmamaktadır. Bu da gayet doğal ve doğru bir yöntemdir.

Bizim gezdiğimiz galeriyi gezme zahmetinde bulunmayanların gezmedikleri galeride çökme olduğunu ileri sürmeleri gerçekten komik.

Bir noktanın daha altını çizmek istiyorum. Bizler bir basın mensubu olarak şirket tarafından düzenlenen toplantıya katıldık. Cerattepe’deki maden bölgesini gezdik, çalışanlarla görüştük, şirket yetkilileri ile tanıştık, daha önce ki yıllarda açılmış olan ve şuan ki şirket tarafından güçlendirme çalışmaları yapılan galeriyi gezdik, görüntüledik ve de fotoğrafladık. Bütün bu halkı ilgilendiren detaylara merak buyurmayan bazı gazeteci arkadaşların yazılarında bizlere kin kustuğunu gördük. Kendilerine davetin gelmemesini eleştirirken daha önce yazdığı yüzlerce yazıda asla böyle bir toplantıya katılmayacağını deklere ettiğini yazmayan gazetecileri de okuduk. Bizim bizzat içine girdiğimiz ve herhangi bir çökme görmediğimiz galeriye girmeden çökme gören kalemlerin yazılarına da tanıklık ettik. Keşke bu arkadaşlar gazetelerine şirketten reklam almaya zaman ayırdıkları kadar basın gezisine aldıkları davete icabet etmeye zaman ayırsalardı. En azından okurlarının haber alma ihtiyaçlarını karşılarlardı.

Sözün özüne gelirsek eğer ben bir gazeteciyim. Ve özgür bir gazeteci olarak aldığım bir davete icabet ederek basın toplantısına katıldım. Benim gibi o gün yine aynı toplantıya katılan arkadaşlarımız oldu. Bizler hür gazetecileriz. Bir toplantıya katılmak için birilerinden izin alacak değiliz. Haberimizi yaparken de icazet alacak durumda değiliz. Sırf görevimizi yapıyoruz diye hedef gösterilmekten bıktık usandık. Biz bir kuruluşu yada bir kişiyi hedef göstermiyor isek bizlerde hedef gösterilmemeliyiz. Bizleri sürekli olarak hedef gösterenlerin bu kötü niyetliliklerini bir kenara bırakmalarını ve kendi fikirlerini savunmalarını öneriyorum.

Bu öneriyi yaparken de bizleri sürekli olarak hedef göstermeye çalışan Yeşil Artvin Derneği’nin samimiyetine inanmadığımın da altını çizmek istiyorum. Maden çıktığı zaman insan sağlığının tehdit altına alınacağını ileri sürerken biz basın mensuplarının sağlığını tehdit eder şekilde beyanatlarda bulunanlarında asla samimiyetlerine inanmamı da kimse benden beklemesin.

Etiketler:
Share
573 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...