logo

Bana sensiz günler bir asır gelir, Bilmiyorum sana tez mi BİTÂNEM


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Bu şimdi piyasada pek olmayan bir şarkının sözü. Bu şarkı sözlerini internette bulamadım. Şarkıyı da bulamadım. Bu şarkıyı 1988-1990 yıllarında radyodan dinlerken kasete kaydetmiştim. Bu şarkıyı o yıllarda çok dinlerdim. Sonra kaseti kaybettim. Fakat bu şarkının hem müziği hem de sözleri halen aklımda. Şarkı sözlerinin tamamı aklımda şöyle kalmış;

   

    Nedir yıllar yılı senin yaptığın,

    Bana ettiklerin az mı Bitânem.

    Beni görüp başka yöne saptığın,

    Eda mı, işve mi, naz mı, Bitânem.

                          Bilmem sendeki bu sır nedir?

                          Ne söylesem sana hep kusur gelir,

                          Bana sensiz günler bir asır gelir,

                          Bilmiyorum sana tez mi Bitânem.

 

Bu şarkıda sürekli geçen BİTÂNE kelimesi dikkat çekici.

Ama daha da dikkat çekici olanı bu kelimenin Elmalı Tefsirinde rastladığım anlamıdır. Elmalı Tefsirine 1995 yılında başlamış ve 5. cildin sonuna kadar okumuştum.

İşte BİTÂNE kelimesi ile ilgili çok ilginç o açıklamalar;

Bitâne; esâsen elbisenin içyüzündeki astar demektir. Bundan bir kimsenin esrarına (gizli sırlarına)vâkıf olan (bilen) pek sıkı dostuna da Bitâne ıtlak edilir (denir) . Mü’minlerin kendi ehl-i milletinden maadasını yani gerek küffarı gerekse münâfıkları içyüzlerine vâkıf olacak umur-u hususta kullanmaktan nehiy olunmuştur ki bu nehyin hususat-ı şahsiyeye dahi şumülü bulunmakla beraber siyak-ı âyet daha ziyade umur-u âmmeye nazırdır.” (Elmalılı Tefsiri)

Elmalı Tefsiri’nin sadeleştirilmiş ifadesi ise şöyle;

Bitâne esasında elbisenin iç yüzündeki astar demektir. Bundan bir kimsenin sırlarına vakıf olan pek sıkı dostuna da bitâne denilir. Müminler, milletlerinin ehlinden başkasını, yani gerek kâfirleri ve gerekse münafıkları (iki yüzlüleri) iç yüzlerine vakıf olacak özel işlerinde ve muamelelerinde kullanmaktan yasaklanmıştır ki, bu yasaklamanın özel hususlara da şümulü bulunmakla beraber âyetin siyâkı (gelişi) -daha çok genel işlere bakmaktadır.” [1]

El-Müfredat’ta ise şu tanım var.

“Bir kimsenin kendi işinin iç yüzüne muttali olabilme ayrıcalığı verdiği kişi.” (Râgıb el-İsfehâni)

Konu ile ilgili Âl-i İmrân süresi 118. ayet meali şöyle;

“Ey o bütün îmân edenler! Ağyarınızdan yâr tutmayın, sizi şaşırtmakta kusur etmezler, sarpa sarmanızı arzu ederler, görmüyor musunuz buğzları ağızlarından taşmakta, sînelerinin gizlediği ise daha büyüktür. İşte size âyetleri sarih bildirdik akledersiniz.” 3/ Âl-i İmrân -118

Bu mealin biraz daha sadesi şöyle;

“Ey iman edenler, sizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Kinleri / öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri (nefret) ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız işte size ayetleri açıkladık.” 3/ Âl-i İmrân -118

Şaşırtıcı değil mi? Yazıya nasıl başladık nasıl bitti?

[1] http://www.haznevi.net/icerikoku.aspx?KID=635&BID=16

 

Share
732 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...