logo

Bakan Soylu, Arhavi’de Halka Seslendi

Soylu: Bu ülkeyi teslim almaya çalışanlara 16 Nisan’da cevap vereceğiz

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet ve Kalkınma Partisi Artvin İl Teşkilatının referandum çalışmalarına destek vermek üzere Artvin’e geldi. Soylu, Arhavi’de yaptığı konuşmada, bu ülkeye çeşitli yollarla ders vermeye çalışanlara, bu ülke bizim diyenlere milletimizin 16 Nisan’da cevap vereceğini söyledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gürcistan’ın Batum havalimanında Artvin Valisi Ömer Doğanay, AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla, Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, AK Parti İl Başkanı Av. Erkan Balta, ilçe belediye başkanları, AK Parti ilçe başkanları ve diğer ilgililer tarafından karşılandı. Bakan Soylu’nun ilk durağı Arhavi ilçesiydi. Arhavi ilçesinde kendisini bekleyen coşkulu kalabalığa hitap eden Soylu’nun konuşması kalabalığın coşkusunu arttırırken Soylu’nun kullandığı cümleler dikkat çekiciydi. Bakan Soylu, konuşmasını yapmak üzere seçim aracının üzerine çıktığında yanında AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla, Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, AK Parti İl Başkanı Av. Erkan Balta, Arhavi Belediye Başkanı Coşkun Hekimoğlu, AK Parti Arhavi İlçe Başkanı Ufuk Yıldız’da hazır bulundu.

Süleyman Soylu: Ne zaman darbe yapacaklar diye geriye bakmaktan yorulduk artık

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Arhavi Cami Meydanında kendisini bekleyen coşkulu kalabalığa hitap etti. Zamanın dar olmasına rağmen Arhavi’ye oldukça fazla zaman ayırabilen Süleyman Soylu, yaptığı konuşma ile Arhavililerin gönüllerini fethetmeyi başardı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, PKK’ya bu dünyayı dar etmez ise kendisine bakanlığın haram olmasını diledi. Bakan Soylu yaptığı etkili konuşmaya; “ Çok kıymetli Arhavililer, o yıllardan beri bu ülkenin çektiği sıkıntıları, bu ülkenin çektiği badireleri bu problemleri sizlerle dertleşmek istiyorum. ” diyerek başladı.

Soylu: Bizi on yıllardır terbiye etmeye çalışıyorlar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, konuşmasının devamında Türkiye’nin on yıllardan beri terbiye edilmeye çalışıldığına vurgu yaparak, yalanlarla, dolanlarla ve çeşitli eylemlerle terbiye edilmekten yorulduklarını ve bundan böyle buna geçit vermeyeceklerini söyledi. Bakan Soylu, konuşmasının devamında; “ O yıllardan beri bizi terbiye etmek istiyorlar. Bir taraftan terörizmle bizi terbiye etmek istediler. Bir taraftan anarşizmle tebriye etmek istediler, ekonomik krizlerle tebriye etmek istediler bir taraftan da bizi başbakanları asarak terbiye etmek istediler. Bu ülkenin sahibi biziz dediler.  Bu ülkenin sahibi biziz dediler. Gecelik yüzde 50 Bin 500 faizlerle bizi terbiye etmek istediler. Akşam yattık sabah kalktık yüzde 70 devalüasyonlarla, deniz operasyonları ile birlikte bizi fukaralaştırarak terbiye etmek istediler.   Bizi mezheplerimiz, etnik kökenlerimiz ve kıyafetlerimizle terbiye etmek istediler. Bize gözdağı vermek istediler.60 darbesi, 71 muhtırası, 80 darbesi ile bizi terbiye etmek istediler. Bir annenin iki evladını, biri sağcı biri solcu diye birbirine düşürerek, bir birine pusu kurdurup vurdurtarak bizi terbiye etmek istediler. Bizi mezheplerimiz üzerinden terbiye etmek istediler. Bizi etnik kökenlerimiz üzerinden terbiye etmek istediler. Bizi kıyafetlerimiz üzerinden terbiye etmek istediler. Başı açık başı örtülü diye bizi farklılıklarımız üzerinden ayrıştırarak terbiye etmek istediler. Bizi seçtiğimiz adamlara şu medyanın sürekli iftira atarak, hakaret ederek, sizin seçtiklerinizi istediğimiz noktaya getirebiliriz bize göz dağı vererek bizi terbiye etmek istediler. Kah rahmetli Özal’a ailesi üzerinden, kah Demirel’e yaptılar eşi üzerinden, kah Rahmetli Erbakan’ı itibarsızlaştırarak yaptılar. Kah Adnan Menderes’e yaptılar. Kah milletimizin sevgilisi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a on yıllardan beri yapıyorlar. Ve sevdiğimiz ve seçtiğimiz insanlara iftira atarak onları itibarsızlaştırarak onları hedef alarak bizleri terbiye etmek istiyorlar. Sadece öyle mi? Hayır? Bize hiçbir sevincimizi yaşatmak istemediler. Kursağımıza getirdiler ve siz sevincinizi yaşayabilecek insanlar değilsiniz dediler. Yetmedi Gezi olayları ile birlikte yine bizi terbiye etmek istediler. Milletimizi birbirine kışkırtarak bizi terbiye etmek istediler. 6-7 Ekim olayları ile Rahmetli Menderes’ten 53 yıl sonra 17-25 Aralık olayları ile tam 53 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan’ı tavsiye etmek, yargı darbeleri ile bizi terbiye etmek istediler. O alçağın, o insanlık dışı sıfatın Pelsilvanya’dan verdiği talimatlarla, tanklarla, helikopterlerle, jetlerle, masum milletimizin üzerine bombalar yağdırarak bizi terbiye etmeye çalıştılar. Bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Bu ülkede insanlarımızın değerlerini ötekileştirmeye çalışarak ve insanımızı birbirinden ayırarak bizi terbiye etmeye çalıştılar. Size şunu söylemek istiyorum: Biz 16 Nisan’da sadece 18 maddelik bir referanduma gidiyor değiliz. Biz 16 Nisan’da benim ülkemin zenginleşmesini, benim ülkemin özgürleşmesini, benim kardeşlerimin kardeşçe yaşamasını engellemeye karşı her türlü tuzaklara karşı, dışardan kurulan ve içeriden desteklenen her türlü tuzaklara karşı biz bir şeyi haykırmaya gidiyoruz 16 Nisan’da. Bu vatan bizimdir, bu ülke bizimdir, bu topraklar bizimdir. Biz bunu haykırmaya, bunu ortaya koymaya gidiyoruz. Bilmenizi istiyorum 15 Temmuz akşamı saat 8’de hiçbirimiz bu ülkede darbe olacağını düşünmüyorduk. Hiçbirimiz çünkü 21. Asırda olmaz dedik. Gezi olaylarından bir gün önce bu ülkede bu milleti birbirine kışkırtıp bu ülkenin hızını kesip bu ülkedeki kardeşliğe zarar verebileceklerini hiç düşünmedik biz. Sekiz zaat yüzünden. Gezi olaylarından bir gün önce faiz yüzde 4 idi bu ülkede. Son on yılların en düşük faiziydi. Üretip artmış Türkiye dolu dizgin hedeflerine doğru, 2023’e, 2053’e, 2071’e doğru dolu dizgin gidiyordu. Çok iyi hatırlıyorum, kıymetli Cumhurbaşkanım çıkıp milletimizin huzurunda şunu söylemişti: Ey aziz milletimiz IMF’e olan borçlarımızı ödedik, IMF’ye olan borcumuzun tamamını Allah’a hamd olsun ödedik, demişti. Dün gibi hatırlıyorum. Arkasından bir şey daha söyledi. Esas saldırmalarının sebebi olan bir şey daha söyledi. Bunlar çünkü güçlü Türkiye olsun istemiyorlar. Ayakları üzerine duran bir Türkiye istemiyorlar. Tam bağımsız bir Türkiye istemiyorlar. Geleceğe ait umutları olan, planları olan, hedefleri olan, kudreti olan, gücü olan, kuvvetli olan ve Dünya’ya sözünü saydıracak bir Türkiye istemiyorlar. Dedi ki, Ey İMF istersen ihtiyacın var ise sana 5 Milyar Dolar’da borç vereyim ama bütün kimyaları bu söz alt üst etti. Bu Türkiye bu hale nasıl gelebildi dediler. Ve yine söyleyeyim, 100 milyar dolarlık o olaylardan önce tam anlamıyla söylemek isterim ki, 100 milyar dolarlık yatırım paketinin önü açıldı. Şehir hastaneleri yapılıyor. 3.Boğaz köprüsü yapılıyor. Daha anlatıyım 3. Havalimanı, Dünya’nın en gözde havalimanı, batıyla doğuyu bir araya getirebilecek, Türkiye’yi batı ile doğu arasında merkez yapabilecek neredeyse Türkiye’nin modern İpek Yolu şahikası olabilecek bir havalimanı. 3.Boğaz köprüsü Asya ile Avrupa arasını sadece köprü ile değil demiryolu ile de bağlayabilecek. Gelecek nesillerimize hem de gelecek bütün nesillerimize emanet edebileceğimiz, miras bırakabileceğimiz en önemli yatırımlardan. Bir taraftan Marmaray, bir taraftan Avrasya Tüneli, bir taraftan Osman Gazi Köprüsü, bir taraftan Türkiye’nin enerji hamlelerinin hepsi adım adım, barajlar, yollar, bölünmüş yollar, Türkiye kalkınma ve büyüme seferberliği içerisindeydi. Bizim sevincimizi kursağımızda bıraktılar. Tam 4 yıldır Gezi olayları ile 17-25 Aralık darbesi ile, 6-7 Ekim olayları ile, ardından 15 Temmuz’un o meşhun, o kötü darbesi ile karşı karşıya kaldık. 3 bin dolarlardan 11 bin dolarlara geldik, 11 bin doları ancak muhafaza edebilen, etrafımızdaki ateş çemberi ile 11 bin doları ancak muhafaza edebilen bir Türkiye noktasında kaldık. Şunu söylemek istiyorum: Görüyorsunuz bir gün olsa bir gün sonrayı maalesef darbeler yüzünden, kaoslar yüzünden hesap edemediğimiz, beklemediğimiz, içeriden dışarıdan Türkiye’nin ilerlemesini engellemek için ortaya konan bir anlayış ile karşı karşıyayız. Şunu söyleyeyim, yorulduk artık. Arkamıza dönüp bakmaktan hep beraber yorulduk artık. Acaba bir Başbakan idam edilecek mi diye beklemekten yorulduk artık. Yorulduk, yeni bir 15 Temmuz ne zaman gelecek diye yorulduk artık. Adımlarımızı bize kısa attırmaya çalışıyorlar. Biz bütün Dünya’ya haykırıyoruz, biz kısa adım atan bir ülke değiliz ve olmayacağız. Biz büyük adım atacağız inşallah. Biz kimin tahtında oturduğumuzu biliyoruz. Biz nerede yaşadığımızı biliyoruz. Biz Ertuğrul Gazi’nin, Osman Gazi’nin, Orhan Gazi’nin tahtında oturuyoruz. Biz nasıl bir memlekette yaşadığımızı biliyoruz. Biz Adalet, merhamet ve şevkat memleketinde yaşıyoruz. Biz Doğu-Batı ülkelerine benzemeyiz. Anasını, babasını yaşlanınca huzur evine gönderen, geçmişini, tarihini unutan, insanlığını unutan insanlara benzemeyiz. Biz Anadolu medeniyetinin insanlarıyız.

7 Haziran’da nasıl ellerini ovuşturdular? Türkiye 14 yıldır tek başına iktidar ha, haydi şimdi kur bakalım tek başına iktidarı gör dediler. Tek başına iktidardan sonra bu ülkeyi ne kadar koalisyonlarla sürdüreceksin. Bize dediler ki, enayiler yapın 3.Boğaz Köprüsünü almasını biliriz. Yüksek faiz ile alırız. Yap 3.Havalimanını almasını biliriz faizlerle. Yapın yapın şehir hastanelerini yapın, bakın nasıl zimmetimize geçiririz. 14 yıl öncesinde olduğu gibi nasıl zimmetimize geçiririz. Nasıl çökertiriz diye 7 Haziran’da ellerini ovuşturdular. Sadece onlar mı, hayır, birileri daha var. Musluklardan kan akıtarak oy verirseniz sizi öldürürüz diye birileri var ya. Hani pusula gönderipte o PKK’nın sözde partisinin temsilcileri var ya, evlerine pusula gönderirip gereğini yapacağız diyen birileri var ya, hani tehdit ile şantajla, yalanla, dolanla, birilerinin de saz çaldırmasıyla yüzde onu aştıktan sonra ne havaya girdiler. Hani birisi ne söyledi TC’yi tükürüğümüzle boğacağız, diye söylemişti, hatırlıyor musunuz? Çok da siz kendinizi zorlamayın gereğini yaptık biz. 4 duvarın içerisinde kodeste neyle uğraşacak ise uğraşsın. Bu milleti tanımıyor, o bu ülkenin kardeşliğini tanımıyor. O zannediyor ki bu ülkede birileri beni fişeklerse, desteklerse istediğimi söylerim, yanıma kar kalır, zannediyordu. Bu ülkenin evlatları bu ülkeye ihanet edenin yanına bırakmaz, bırakmaz.

Birisi daha vardı, ne dedi. Arkasını nereye yaslayacakmış? PYD’ye, PKK’ya yaslayacakmış! Şimdi sana 4 duvar verdik, beğendiğine yasla şimdi, beğendiğine. Hangisine istiyor isen oraya yasla. Hani öyle bir havaya girdiler ki 7 Haziran geçti 16 yerde Özerklik İlan edeceklerdi. Kandildeki itlerde onlara cesaret veriyor. 16 yerde özerklik ilan edecekler. Orada duruyor hadi gidin özerklik ilan edin! Nusaybin orada duruyor. Geçen gün Nusaybin’deydik. Kızıltepe’deydik. Varto’daydık. Diyarbakır Kut’da, Şırnak’taydık. Her yerdeydik. Ayyıldızlı bayraklar burada nasıl ise oradaki kardeşlerimizde aynı coşku ile alanı doldurmuşlardı. Oradaki kardeşlerimizin buraya selamı var. Hem de gönlüyle kalbiyle selamı var. Şimdi söylüyorum orada duruyorlar. O gün cesaretli idiniz. Yüzde 10’ü geçince havanızdan geçilmiyor. Özerklik ilan ediyordunuz. Hadi, bugün özerkliğin lafını, sözünü edin de alalım boyunuzun posunuzun ölçüsünü. Hadi bakalım.

Şunu söylemek istiyorum. Cumhurbaşkanımızın talimatıdır. Başbakanımızın talimatıdır. Bakanlar Kurulu’ndaki arkadaşlarımızın her birinin ortak kararlılığıdır. Milletvekillerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz, jandarmamız, askerimiz, polisimiz, korucumuz hep birlikte mücadele ediyoruz. Ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Hani Cudi onlarında, hani dağlar onlarındı. Hani o coğrafya onlarındı. Kırsallar onlarındı hani. Şimdi oralarda her santimetre karede bizim evlatlarımız fellik fellik terörist arıyorlar, onlarda fare gibi kaçıyorlar.

Son 3 günde 36 teröristi etkisiz hale getirdiler. Hiç merak etmeyin bizim evlatlarımız çok çalışıyorlar. Çok gayret gösteriyorlar. Hükümetimizin, devletimizin, milletimizin evlatları hiç endişe etmeyin, kalbinizde en ufak bir endişe duygusu olmasın, milletimize sözümüzdür, milletimize namus sözümüzdür, bu PKK denilen alçak yapıyı yerin yedi kat dibine gömmez isek bu millete vermiş oldukları acıların hesabını onlardan tek tek sormazsak namerdiz, namerdiz, namerdiz.

Biz insanız. Burada analar ve babalar var. Bende bir kız babasıyım. 13 yaşındaki kızları annelerinin kucaklarından alıyorlar ve dağa götürüyorlar. Onları zorla götürüyorlar. Onlardan terörist yapmaya çalışıyorlar. Annelerin elleri böğründe, babaların gözü yaşlı, çaresiz kalıyorlar. Bir şey söylemek istiyorum: O kader hainler ve o kadar insafsızlar ki orada da bunları anlattım. Milletimizin hiçbir değeri ile ölçüşmüyor. 13 yaşında bir kız evladını götürüyorlar. Çocukların fiziklerine bakıyorlar o masum çocukların. Kimine pantolon giydiriyorlar, kimine etek giydiriyorlar, o 65 yaşındaki 70 yaşındaki o adamların, o hainlerin, o alçakların karşısına çıkarıyorlar. Çocuklarımızı taciz ediyorlar. Şunu söylemek istiyorum. Bu bizim vicdanımızı karartıyor. İnsanlığımızı sarsıyor. Eğer bundan sonra o çocukları dağa götürür de o annelerin ellerini böğürlerinde bırakırlarsa İçişleri Bakanlığı bana haram olsun. Haram olsun. Haram olsun.

Kılıçdaroğlu’nun böyle bir derdi yok değil mi? Onun bir tek derdi var. Keşke kendisi burada konuşsaydı daha iyi olacaktı. Çok güzel konuşuyor. Diyor ki bir Başkan var başka partiden seçiliyor, bir başbakan var o da başka partiden seçiliyor. Yeni sistemi anlatıyor. Sonra onlar birbirleri ile kavga edecekler. Ya adam sen hangi memlekette yaşıyorsun. Hadi bugünü bilmiyorsun. Yeni Anayasa’yı bilmiyorsun, ya bu ülkede 2000 yılında rahmetli merhum Ecevit, Ahmet Necdet Sezer’i kendi eliyle Cumhurbaşkanı yapmadı mı? Sonra ne oldu? Ahmet Necdet Sezer MGK toplantısında kafasına anayasayı fırlatıverdi. Ne oldu Türkiye’de. Türkiye’nin en büyük ekonomik krizi oldu. Kim ödedi. Bu millet. Burada duran bizim milletimiz ödedi. Kılıçdaroğlu o gün neredeydin acaba. Bu memleketteydin. Başka bir yerde mi yaşıyordun. Ben uzayda yaşıyor dedim de beyefendi alınmış. Bakın uzayda yaşıyor, memleketten haberi yok. Sayın Cumhurbaşkanımız ne dedi, Kılıçdaroğlu ile ilgili. 5 tane keçiyi versen geriye getiremez.

Şimdi anlattık. İşte 16 Nisan’da böylesine bir dönüm noktasındayız. Biz bu kadar ders vermeye çalışılan ortamda ülkemizin aynen devam etmesine müsaade edecek miyiz? Tabi ki etmeyeceğiz. 16 Nisan’dan sonra vereceğimiz Evet oyları ile ülkemizi teslim almaya çalışanlara bir daha gelemeyecek kadar büyük ders vereceğiz. Bu yüzden bizim kararımız net oyumuz Evet, diyoruz. ” diyerek konuşmasını tamamladı.

Bakan Soylu, Arhavi programını tamamladıktan sonra Hopa ilçesine geçti.

Etiketler: » » »
Share
602 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?