logo

Artvinli Kadınlar, “Bu Ülkede Bir Ağaç Olmakta Zor, Kadın Olmakta”

8 Mart Dünya kadınlar gününde Artvinli kadınlar Cerattepe için seslerini bir kez daha yükseltti.

 

8 Mart Dünya kadınlar günü dolayısıyla Artvin Kadın Platformu ve birleşenleri bir araya geldi. Gün 8 Mart Dünya Kadınlar günüydü. Artvinli kadınlar, kadın hakları ve kadına şiddetin karşısında karılı olduklarını bir kez daha gösterdiler fakat asıl kararlılıkları Cerattepe konusunda idi. Bu ülkede bir ağaç olmakta zor kadın olmakta diyen platform üyeleri Halitpaşa kavşağı önünde toplandılar. “Bedenimizde Doğamızda Bizimdir dokunamazsınız”, “dolapta zıkkımın kökü sokakta isyan var”, “güleceğiz konuşacağız kahkaha atacağız” pankartlarıyla açarak basın açıklamasında bulundular.

Bu şirket bu şehri terk etmedikçe bize her gün matem”

Artvin Kadın Platformu sözcüsü Sevgi Önen burada yaptığı konuşmasında,” 8 Mart’ı eğlenerek, konserler düzenleyerek de geçirmeyi tercih edebilirdik. Fakat bizler yaşamımız bu kadar istila edilmişken, bunca hukuksuzluk içerisinde yaşamaya çabalarken, yukarıda cenazesi kaldırılacakmışçasına bekleyen ormanlarımızı düşünürken, hiçbir şey yokmuş gibi eğlenemeyiz. Kutlayacak hiçbir gün bırakmadılar bize bu şirket bu şehri terk edene dek ne bayramımız bayram, ne düğünümüz düğündür. Her günümüzü cenazeye çevirip sonra her türlü tepkimizi eleştirenler şunu bilsinler ki: bu şirket bu şehri terk etmedikçe bize matem olan günler kimseye düğün bayram olamaz, olmamalıdır. Bu alanda eğlenceli türküler söyleyip, günümüzü eğlenerek bitirmeyi biz de isterdik elbet; ama bu ülkede ” Bir ağaç olmanın bir de kadın olmanın” en zor şey olduğunu bilen biz Artvin Kadınları bu gün sadece isyanımızı haykırmaya ve ülkenin tüm kadınlarıyla dayanışma içerisinde olduğumuzu söylemeye geldik” dedi.

Basın açıklamasının tamamlanmasının ardından Platform Bileşenleri temsilcileri konuşmaların gerçekleştirdi. İlk olarak Artvinli kadın gözünden Cerattepe direnişini anlatan Ezgi Karakuş şunları söyledi, “ Patlayan bombalar, her gün betonlar arasından çıkan çocuk bedenleri, ölüm haberleri, padişahın kin ve ne kokan konuşmaları arasında, ülkenin küçük bir yerinde, ülkeye umut veren güzel bir dayanışma ve mücadele örneği yaşanmakta. Bizler kadın, erkek, genç, yaşlı demeden yaşam alanımızı, ağacımızı tüm canlılarımızı korumayı vazife edinmiş bir halk, rant için kapısına dayanan barbarlara karşı direniyor. Küçük, sessiz ve sakin bir şehir, 15 Şubat 2016 pazartesi akşamı telefonlara gelen bir mesajla birkaç saat ülkenin önemli gündemi haline geldi. Mesaj :Acil! Cerattepe’ye müdahale olacak. Madene karşı mücadeleyi 20 yıldır sürdüren Artvinliler olarak “Haydi geldiler vakit direnme vaktidir” deyip düştük yollara. Cerattepe’ye giden yola araçlarımızı park ettik. Direnişimizin ne kadar süreceğini, iş makinalarının ne zaman geleceğini bilmeden bekledik.

Yeşilin her tonuna sahip Cerattepe’nin düşmanı Cengiz Holding, talancı iktidarın desteğini arkasına almış, l ilden akın akın gelen polisiyle, jandarmasıyla geceden Artvin’e konuşlandı. Buna karşın bizim tarafta güzel gece iyi bir dayanışma örneği yaşanıyordu. Herkes evinden getirdiklerini ikram ediyordu. Örneğin direniş noktasına en yakın evlerden biri olmamız bize özel bir görev yüklemişti: Evi direnişçilere açmak.

Annem pişirdiği sıcacık patatesleri ikram ederek soğukta bekleyenlere yardımcı olmaya çalışıyordu. Kuşku: direniş kimin evine yakınsa o evin yapacağı bir işi yaptı. Anahtarını da kapı üstüne astı, ihtiyacı olan rahatça girsin, dinlensin ihtiyacını gidersin diye. Sabaha doğru hava soğudu yanan ateşin etrafında şarkılar söylendi, horonlar tepildi, sohbetler edildi. Kimi! saatlerce soğukta ayakta beklemenin verdiği yorgunlukla kıvrılabileceği bir araba koltuğu bulup, doğacak günle birlikte başlayacak yeni yorgunluklara yer açmak için dinlenmeye çalışıyordu. Gün doğdu polislerle karşı karşıya geldik. Birçoğumuz bu kadar polisi bir arada görmemişti. Artvin tek vücut olmuştu. Herkes bir ağızdı konuşuyordu: Direneceğiz, Cerattepe’yi vermeyeceğiz.

Tek bir amacımız vardı: toprağımızın talanını engellemek. Vazgeçmek yoktu, kararlıydık. Tek bildiğimiz yeşilimizi bu “kan emicilere” vermeyeceğimiz gerçeğiydi. Sabah 12.00 civarı saatlerce süren bekleyiş aman bir saldırıya dönüştü. Kulağı sağır, gözü kör olmuş aldığı emire itaat etmenin dışında, vicdanını hiçe sayan grupla karşı karşıya geldik. İnsanlar şaşkın ve üzgün, herkesin dilinde “Devletin polisi vatandaşını korumakla görevlidir. Bunlar Artvin düşmanı Cengiz’i koruyor” söylemleri.

Şaşkındık. Şaşkınlığımız uzun sürmedi. Gaz bombasından nasıl korunulur öğrendik, nasıl ilaç hazırlanır. Limonları stokladık. Gezi deneyimlerini araştırdık ve Talcit’i bizde keşfettik. İşte şimdi başlıyor dedik. Yıllardı emekçi halklara, parasız eğitim mücadelesi veren gençlere, tekel işçilerine, Gezi’de sokağa çıkanlara zulüm eden polisle tanıştık. Satılmış medyanın gerçek yüzünü Artvin Halkı da “terörist” yaftasını yiyerek görmüş oldu.  Bizleri gaz bombasıyla, plastik mermiyle korkutacaklarını sandılar biz ki Artvin’in yamaçlarında düşe kalka büyüyen, sisli dağlarında gezen, soğuk sularına meydan okurcasına serinleyen inatçı, çalışkan bir halkız.

‘Bize gaz bombası işlemez” diyen insanlar tanıdık. Artvinli kadınlar olarak aldık tencere, tavamızı başladı çıkarmaya; bizim silahımız da budur dedik. Günlerce toplandık. Sürekli yeni fikirler ürettik ve devam ediyor Barikatın en ön sakarındaydık. Karşı karşıya geldiğimiz kolluk güçlerinin uyguladığı, Artvinli kadınları hedef alan küfürlerine, hakaretlerine, şiddetine rağmen vazgeçmedik. Hep “bu daha başlangıç” diyerek döndük evlerimize. Sonra yine çıktık sokağa ardımızda binler yürüdük Cerattepe’ye. Yasladık bedenimizi polis barikatına, lokmamızı paylaştık seve seve ama “Cerattepe’yi vermeyiz’’ dedik” Bitmedi daha mücadelemiz, yeni başladık. Selam olsun yüreği Artvin’de atanlara Selam olsun kentini padişaha dar edenlere Selam olsun” direnenlere diyerek sözlerini tamamladı.

Ardından bir başka Kadın Platformu bileşeni Eğitim Sen adına Alev Hanoğlu Erdem konuşmasını gerçekleştirdi. Erdem konuşmasında, “Biz Eğitim-Senli kadınlar olarak, tüm baskıcı politikaları derinleştiren uygulamalara, eşitliği reddeden her türden iktidar mekanizmasına bir kez daha mücadelemizi her alanda büyüteceğimizi ilan ediyoruz.

Adında “kadın” bulunmayan bakanlığın kadınları yok sayarak kadınlar adına politika üretmesini Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran kadın politikalarınızı Sermayeye ve savaşa rant sağlayan cinsiyetçi bütçenizi Kadınları esnek- kuralsız-güvencesiz ve kölece çalışma koşullarında sömürmeyi amaçlayan emek politikalarınızı reddediyoruz.

Bugün tüm kadınları horlayan, onları 3. Sınıf bir varlık olarak gören zihniyet yaradılışımızı “topraktan geldik toprağa gideceğiz” gibi anlamlı bir sözle özetliyor. Özetliyor da çelişkinin en büyüğünü de burada yaşıyorlar. Madem senin için kutsal olan topraktır… binlerce yıldır suyundan, havasından faydalandığın, kutsal saydığın bu toprakları neden satıyorsun! neden kutsalına sahip çıkmıyorsun!

Bizler Artvin’deki Eğitm-Sen’li kadınlar olarak, bu toprakları okullarımızda hiç birini birbirinden ayırmadığımız çocuklarımız gibi koruyacak ve topraklarını parayla satan kadın ve doğa düşmanlarına her zaman dur diyecek nesiller yetiştireceğiz! Bizler biliyoruz ki kadın özgürleşmeden bir halk özgürleşemez ve Cerattepe kurtulmadan Artvin kurtulmaz. Yaşamak tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesin selamlıyoruz sizleri” dedi.

Ardından ise CHP İl Kadın Kolları Başkanı Gülşen Kurul konuştu. Kurul, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin en önemli bir organının başı olarak sizi tarih ve rakamlarla meşgul etmek istemiyorum. Her zaman söylediğimiz ve savunduğumuz gibi toplum hayatında (erkeklerle birlikte) ‘Bizler bir elmanın yarışıyız. Aslını sorarsanız, her alanda hak verilmez alınır. İster çalışma hayatında, ister eğitim, ister aile hayatında olsun haklar istenir ve alınır.

Bir tek istisna var. O da çağdaş Türkiye’nin kurucusu, ileri görüşlü, biten bir imparatorluğun küllerinden Anadolu’da bağımsızlık meşalesini yakan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hariç. Çünkü O, dünyanın kabul ettiği, 20. Yüzyıla damgasını vuran eşsiz bir liderdir. Kurtuluş Savaşı’nda Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşları, kadınlarımızın cephe gerisinde verdikleri mücadeleyi görünce kadınlar istemeden O, birçok Avrupa ülkesinde daha önce kadınlara, Cumhuriyet Türkiye’sinde erkeklerle eşit haklar vermiştir. 14 yıldır iktidarda olan AKP, sözde kadına haklar verdiğini söyleyerek oyalıyor. Bir taraftan da eğitimde kız-erkek ayrım politikalarını yürütüyor. AKP iktidarı, dindar nesil yetiştireceğim diye kadınlarımızı, kızlarımızı ev hapsetmeye çalışıyor.

AKP kadını; iş hayatından, eğitim hayatında ve toplum hayatından çekerek 21. Yüzyılın Türkiye’sinde bilim ve ilmin geliştiği bir dünyada, kadını, çağdaş ve eşit bir yaşamdan ikincilleştiren, ‘yani kadının yeri evidir’ zihniyetini topluma yaymaya çalışıyor. Türk kadını, AKP’nin gerici zihniyeti, karanlık emelleri olan bir iktidarın baskısı ve zulmü altındadır. Kadınlarımız ve kızlarımız adeta toplumsal yaşamdan tecrit edilmeye çalışılıyor. Bu iktidar; kadınları eve hapseden, çocuklarının anası, ev işlerini yapan bir hizmetçi, erkeğinin cinsel ihtiyaçlarını gideren bir varlık haline getiriyor. AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddet, tecavüz, taciz ve namus kisvesi altında kadınlarımızın katli giderek artmaktadır. Ülke genelinde kadına yönelik baskılar artarak devam ederken, hızla otoriterleşen ve diktatörlüğü giden bir zatın, Artvin’in doğasına ve beyni olan Cerattepe’ye olan hukuksuz müdahalesi sürüyor.

Atalarımızdan, dedelerimizden devraldığımız ve gelecekteki çocuklarımızın, torunlarımızın bize emaneti olan Kafkasör’e, Mersivan’a, Genya’ya, Hatila’ya kısaca Artvin’e madenciler tecavüze hazırlanıyorlar. Artvinli emekçi kadınlar olarak Artvin halkının, madene karşı yürüttüğü haklı mücadelede erkeklerimizle, gençler ve yaşlılarımızla birlikte Artvin sokaklarında, alanlarda omuz omuza yürüyeceğiz. O yüzden diyoruz ki, biz Cerattepe konusunda Artvinli kadınlar olarak ana şefkatini doğamıza göstereceğiz, ta la ncı la ra değil! Biz yavrusunu, çocuğunu, yuvasını koruyan ve Kurtuluş Savaşı’nda verilen kurtuluş mücadelesini şimdi de Cerattepe için vereceğiz.

CERATTEPE GEÇİLMEZ, ARTVİN HALKI YENİLMEZ!

Bugün kutlama günü değil, mücadele günüdür. Gün dayanışma günü, ayrıştırma değil birleştirme günüdür. Dün 7 Mart Artvin’in düşman işgalinden kurtuluş günü idi. Cerattepe emperyalist şirket tarafından işgal edilmişken, yerli işbirlikçileri tarafından kutlama programları yapılıyor. Son olarak tekrar haykırıyoruz: Cerattepe kurtulana kadar emekçi kadınların mücadelesi devam edecektir. Hepinizi partim ve Artvinli kadınlar adına sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Milliyetçi Hareket Partisi kadın teşkilatı adına konuşan Deniz Özdemir ise, “Kadın hak ettiği yere kavuşursa millette hak ettiği yere ulaşacaktır. Ekonomide, siyasette, sosyal hatta kadına yer verilmedir. Atatürk’ün dediği gibi bir milletin medeniyetini ölçmek istiyorsanız kadına nasıl muamele edildiğine bakın. Sosyal olaylarda elini taşın altına koyan kadınsa başarı çok uzak değildir diyerek sözlerini tamamladı”. Konuşmalarını yapmak üzere teker teker  Basın açıklamasının tamamlanmasının ardından sus havuzunun etrafında toplanan kadınlar, “şehre kadın eli değsin” diyen kadınlar  boyaladıklarını havuzun etrafına sürerek el izlerini bıraktılar.

Share
545 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?