logo

Artvin’in Ağabeyi İsmet Acar’a Teşekkür Ediyoruz


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin’in yetiştirdiği bir çok önemli değer vardır. Bunların bir kısmı siyasette, bir kısmı bürokraside, bir kısmı iş dünyasında, bir kısmı sanat dünyasında, bir kısmı da stklarda ilimizi başarıyla temsil etmiş veya etmektedirler. Biz Artvinlilerde bu hemşerilerimiz ile her daim gurur duymuşuzdur.

Ben bu isimlerden birisini müsaadenizle bir kez daha gündeme getirmek istiyorum. Gündeme getirmek isteyişimin de bir nedeni var. Bu isim Artvin’in iş dünyasındaki yüz akı olan, Artvin’in ve Artvinlilerin ağabeyi İsmet Acar. Artvin’de doğup büyümüş, ardından sivil toplum örgütlerinin en zorlarından biri olan işçi örgütlerinde büyük başarılar elde etmiş, 70’li yılların son bölümü gibi ülkemizin en zor dönemlerinde böylesine kritik bir yer olan sendikalarda en üst düzeyde görev yapmış, ardından da 80’li yıllardan sonra ise iş dünyasında çalışmalara başlamış ve bu alanda da zirveye çıkmış bir kişilikten bahsetmek istiyorum. Adam gibi adam, insan gibi insan, iyi bir aile reisi ve baba, başarılı bir iş adamı, tam bir Artvinli olan, mütevazi kişilik İsmet Acar’dan bahsetmek istiyorum. Hakkında binlerce methiye yazsak az gelecek, sayfalar dolusu yazılar yazsak yine de yetinemeyeceğimiz Artvin’in ağabeyi İsmet Acar’dan bahsetmek istiyorum. Biliyorum ki daha önce yazdığım yazı gibi yine bu yazıya da kızacaktır. Zira kendisi her zaman mütevazi olmuş ve anlatılmaktan hiç hoşnut olmayan yapısı ile yinede bana kızması riskini göze alarak bu yazıyı kaleme almak istiyorum.

Daha önce bir kez daha hakkında yazı yazarak anlatmaya çalıştığım İsmet Acar’ı yeniden yazmaktaki amacımı öncelikle açıklayayım. Şahsım ve Artvin basını adına kendisine teşekkür borçluyum. Bu borcumu kendisine methiyeler falan yazarak ödeme niyetinde değilim, sadece Artvin basınına yaptığı katkıyı ve o katkının sonucunda nelerin olduğunu anlatma gayesinden yazıyorum.

Artvin Gazeteciler Cemiyeti’ni Kira Derdinden Kurtarması Büyük Minnettarlığımızdır

Artvin’de gazeteciliğe 1990 yılında başladım. Benim bu mesleğe başladığımda profesyonel anlamda bu mesleği yapan insan sayısı bir elin parmakları kadar değildi. Ben henüz lise yıllarındaydım ve bu mesleği çok seviyordum. Kaderin cilvesi ki bugün yazı yazdığım kurum bana kapılarını açmıştı ve hayalimin mesleğine başlama imkanı tanımıştı. 4 yılı hariç olmak üzere meslekteki 26 yılımın büyük bir bölümünü de Artvin’e bu meslekle hizmet etmekle geçirdim. Alaylı olduğum içinde büyük çilelerle bu mesleği ifa etmeye çalıştım. Bizleri eğitecek, bizlere büyüklük edecek yerler olmadı. 2003 yılında Artvin Gazeteciler Cemiyeti Kurucu Başkan Sedat Varan döneminde kuruldu. Cemiyet kurulduğunda dönemin şartları ile güzel bir cemiyet binası kiralandı. İçerisine eşyalar falan alındı. Zaman geçti ve 2009 yılında cemiyet kiraladığı yerden çıkmak zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra da kendisine yer olarak bir depo kiralandı. O sıralarda da kongreye gidildi ve benim başkanlığımda ki yeni yönetim kurulu oluşturuldu. Biz cemiyeti bir depoda teslim aldık ve hizmet üretmeye başladık. Bizim göreve geldiğimizde mesleğimiz çok gelişmişti. Bu mesleği yapanların sayısı ise oldukça artmıştı. Bu nedenden dolayı mesleki örgütün önemi de artmıştı. Görevi geldiğimizde ilk amacımız cemiyetimizi layık olduğu bir binaya taşımaktı. Kısa bir sürede bunu yaptık. Ardından da il dışındaki toplantılarda ilimizi ve meslektaşlarımızı temsil etmeye başladık. Her gittiğimiz toplantının yapıldığı ildeki mesleki örgütleri gördüğümüzde ise içten içe kıskançlık duyduk. Her birinin kendilerine ait cemiyet binaları, araçları, eğitim yerleri falan vardı. Misafirleri geldiği zaman misafirlerini ağırlayacak, meslektaşlarını bir araya toparlayabilecek, eğitim çalışmaları yapabilecek, mesleki dayanışmaları arttırabilecek cemiyet binaları var idi. Bizim ise küçük bir cemiyet odası bulunuyordu. Hatta il dışından başka cemiyetlerden misafirlerimiz geldiğinde ise genellikle cemiyetimize davet edemiyorduk. Zira zayıflığımızın ortaya çıkmasını istemiyorduk. Bazı önemli gün ve haftalarda ziyaretçilerimiz olur idi ve ziyarete gelenleri daracık bir cemiyet binasında ağırlamak durumunda kalıyorduk. Üstelikte bütün bu zayıflığımıza da kirayla sahip idik.

6 Yıl boyunca Cemiyet Başkanlığı yaptım. İlk 3 yılımı tamamladığımda yönetim kurulum ile birlikte yeniden seçilirken iki büyük vaatte bulunmuştum. İkinci dönemimde ülkemizdeki tüm cemiyet başkanlarının katılımı ile büyük bir toplantı yapacağımızı ve Artvin’deki meslektaşlarımıza yakışır bir cemiyet binası kazandıracağımızın sözünü vermiştim.

Birincisini ilimize yakışır bir biçimde 22-25 Haziran 2012 tarihinde gerçekleştirdik. İkinci vaadimiz için ise büyük bir maddi desteğe ihtiyacımız var idi. Bu da kolay değil idi. Bu konu üstelik bizleri aşıyor idi. Cemiyetimizin bunu karşılama şansı yok idi. Bende bu konuya ilişkin olarak İstanbul’daki işadamlarımıza başvurmayı uygun buldum. Ve Artvin’in ağabeyi İsmet Acar’ın yanına gittim. Kendisini her daim bir baba olarak gördüğüm için bu fikrimi kendisine açtım. Kendim için değil meslektaşlarım için hayalimi anlattım. Kendisi, bu konuda yardımcı olacağının sözünü verdi ve bir süre sonra da çok büyük bir destek vererek Artvin Gazeteciler Cemiyeti’ni kira derdinden kurtarılmasının yolunu bize açtı.

Desteği Bulmuştuk Ancak Yolumuz Halen Uzun idi

Desteği almasına almıştık ancak yolumuz halen uzun idi. Şimdi paramız var idi fakat yakışır yer kazandırmak kolay değil idi. Şahsımı kırmayarak bize gerekli desteği veren İsmet Acar’a mahcup olmamalıydık. Üstelikte bir sorunumuz daha vardı ve benim görev sürem bitmişti ve de kongrede aday olmayacaktım. Şuan ki başkanımız Zeki Alkan bey aday oldu. Kendisi bizim yönetimimizde birlikte yıllarca görev yaptığımız bir mesleği büyüğüm idi. Emin ellere cemiyetimizi teslim etmenin rahatlığıyla görevden ayrılmıştım.

Zeki Alkan ve yönetimi öncelikle cemiyete bina alabilmek için araştırmalarda bulundular. İşleri zor idi. Hem Artvin’e hem de bize bu desteği sağlayan İsmet Acar’a yakışır bir cemiyet binası almalıydılar. Yapılan araştırmaların sonucunda güzel bir yer bulundu. Artvin Esnafa ve Sanatkarlar Odalar Birliği’nin boşaltacağı yer satın alındı ama iş yine bitmedi. Zira satın alınan binanın içerisinin yakışır bir şekilde donatılması gerekliydi. Bu konuda da Artvin Milletvekilleri İsrafil Kışla ve Uğur Bayraktutan’ın destekleri alındı. Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın katkılarıyla mobilyalar temin edildi. Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’nin de destekleriyle eksikler tamamlandı.

Yaklaşık 6 ay süren çalışmalar sonlandırıldı. Yeni cemiyet binası açılışa ve kullanıma hazır hale getirildi. Artık Artvin Gazeteciler Cemiyeti’nin Artvin’e yakışır, ihtiyaca cevap verebilecek, son derece modern bir cemiyet binasına kavuşturuldu. Bu tür sivil toplum örgütlerinde devamlılık esastır. Önemli olanda taş üzerine taş koymaktır. Ben Sedat Varan ve yönetiminden aldığım cemiyeti yönetici arkadaşlarımla birlikte bir üst noktaya çıkarmaya gayret gösterdim. Benden sonraki cemiyet başkanımız Zeki Alkan ve yönetim kurulu da daha üst noktaya çıkarmak için gayret göstermekteler.

Geçtiğimiz Salı günü cemiyet başkanımız Zeki Alkan ile Artvin Belediyesi’nin açılışında karşılaştık. Başkan, yeni cemiyet binamızdaki çalışmaları görmek için cemiyete davet etti. Memnuniyetle gittim. Açıkçası çok heyecanlıydım, zira uzunca bir süredir gelişmeleri takip edememiştim. Nasıl bir binaya kavuştuğumuzu bilmiyordum. Gördüm ki gerçekten artık gururla misafirlerimizi ağırlayabileceğimiz güzel bir cemiyet binasına kavuşmuşuz. Zeki Alkan ve yönetimi ile gurur duydum. Çıtayı daha da yukarılara çıkardıkları görmekten dolayı mutlu oldum. Boynumuzu kırarak yanına gittiğimiz saygıdeğer bir işadamımızın verdiği desteğin boşa gitmediğini kendisine gösterebilecek olmaktan dolayı ise çok daha gurur duydum. Zeki Alkan ve yönetimine başımı yere eğmedikleri ve ilimize ve de meslektaşlarımıza layık bir cemiyet binası kazandırdıkları için çok teşekkür ediyorum. Ellerine ve emeklerine sağlık.

Bugün işte bu yazıyı kaleme almış olmamın sebebi ise bu olayın örnek teşkil etmesini istememdendir. Başarılı bir işadamımızın verdiği destek tam da amacı doğrultusunda kullanıldı.

Hani derler ya ölsem gam yemem diye, gerçekten ölsem gam yemem. Neden mi? Artık geçtiğimiz yıl kaybettiğim ‘babamın’ yerine koyduğum İsmet Acar’dan meslektaşlarım adına aldığım desteğin yerli yerinde kullanılmış olduğunu ona ve tüm kamuoyuna gösterecek olmanın mutluluğu ile sizce de ölsem de gam yemez miyim?

Tabi ki bu gururu bizlere yaşatan herkese ve başta İsmet Acar’a teşekkür ediyorum.

Etiketler:
Share
322 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...
  • Zaptiye

    10 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Arapça ḍabṭ ضبط  "tutma, denetleme, disiplin altına alma" sözcüğünden türetilmiştir.  "II. Mahmut zamanında kurulan kırsal güvenlik askerine verilen ad"  "1869'da kurulan polis teşkilatının adı" Osmanlı Devleti’nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli kuruluşlara verilen ad. Kaynak:http://tarihtenanekdotlar.blogspot.com/2013/09/401-osmanli-ordusunda-reform.html Kaynak: https://laiksozluk.net/zaptiye_20725 İslam’ın zuhurundan itibaren varlığı bilinen zabıta işleri Emeviler devrinde kurumlaşmaya başlamıştır. Bu döne...