logo

Artvin’i sadece siz mi seviyorsunuz?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin’de 25 yıldır süren bir maden gündemi var. 1989 yılından bu yana süren bu gündemi her zaman yakından takip eden bir gazeteci oldum. Zaman geldi madene karşı olduğum, zaman geldi madene taraf olduğum dönemler oldu; ancak hiçbir zaman bir gazeteci olarak üzerime düşen görevi yapmadığım zaman olmadı.

1995 yılının başlarıydı ve Yeşil Artvin Derneği henüz yeni kurulmuştu. O dönemde ben Giresun’dan yeni gelmiştim ve Yeşil Artvin Derneği’nin oluşturduğu gündemi haberler yapan bir gazeteciydim. Kafkasör Cerattepe’de maden çıkmaması için de mücadele etmiştim. O dönem Cominco şirketinin açık galeri projesine kesinlikle karşı çıkmıştım. Karşı çıktığım o dönemdeki teknolojinin ve maden projesinin o günün şartlarında uygun olmadığına inandığım içinde bu konuda olumsuz haberler yapmıştım. Hatta Yeşil Artvin Derneği’nde bu mücadelede de yer almış bir kişiydim. Ben, o gün madene karşı çıktığım o günlerde Cominco Şirketi ile ilk kez röportaj yapan gazetecide ben idim. O günlerde yanımda gazeteci arkadaşım Filiz’de var idi. Yeşil Artvin Derneği’nin üyeleri ile birlikte maden şirketine gitmiş ve projeye dair bilgiler edinmiştik. Maden şirketinin projesine karşı çıktığımı belirterek buna rağmen maden projesinin tüm detaylarını basın yoluyla halka aktarmıştım. Çünkü biliyordum ki, maden projesine karşı çıkıyor olmam maden şirketine yer ayırmayacağım yada söz hakkı tanımayacağım anlamına gelemezdi. Basın özgürlüğü olduğu gibi herkesin kendini halka anlatma ihtiyacı var idi. Bütün bunları ben o günlerde yaparken, maden şirketi ile yada madene ilişkin olumlu görüşleri beyan eden kişilerle röportajları da yayınlıyordum. Ve ben o günlerde kesinlikle vatan haini ilan edilmiyordum.

Günümüze geriye döndüğümüzde aslında halen 1995’lerden farklı değilim. Yine tarafsızlık ilkesi ile yine röportajlar gerçekleştiriyorum. Yeri geliyor Artvin’de röportajlar yaparken yeri geliyor Artvin dışında röportajlar gerçekleştiriyorum. Yeri geliyor maden şirketine gidiyorum, yeri geliyor maden şirketinin yetkilileri ile projeye dair konuşuyorum, yeri geliyor maden projesine karşı çıkan kişi ve kuruluşların görüşlerine yer veriyorum. Dünden bugüne gerek gazeteciliğimden gerekse de duruşumdan inanın değişen tek bir şey var. Dün vatan haini değil idim, bugün vatan haini ilan ediliyorum. Gerçi şimdi sadece beni değil birkaç gazeteci arkadaşımı da hain ilan ediyorlar.

Bunu daha önce yazmıştım yine yazmaya devam edeceğim. Ben ve benimle birlikte uygulanmaya çalışılan mahalle baskısına rağmen kendi inanç ve görüşlerim doğrultusunda gazetecilik yapmayı sürdüreceğim. Maden konusunda herkesimin görüşlerine hür ve tarafsız bir biçimde gazetemde aktaracağım. Çünkü ben inanıyorum ki, basın özgür ve tarafsızdır. Tabi ki bizi eleştirenler özgürlüğü ve de tarafsızlığı kendilerini yazdığınız ölçüde kabul edebilirler; ancak ben bunu her daim yaptım ve yapmaya da devam edeceğim.

Bu açıkça hedef göstermektir.

Bu satırları yazmak istemezdim; ancak yazmak zorundayım. CHP Merkez ilçe başkanlığı bir açıklama yaparak Çoruh Postası Gazetesi ile Artvin Gündem Gazetesi’nin basın hak ve özgürlükleri gereğince yaptığı ve yayınladığı röportajlara ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Biz eleştiriye açık insanlarız. Hatta ve hatta tarafımıza yönelik bir takım ağır ithamlarda da bulunmuşlardır. Bunları da saygıyla karşılıyorum; ancak gerek sosyal medyada gerekse de ilanen açıkça hedef gösterilmeyi kesinlikle kabul edemiyorum. Ve buradan net olarak yazıyorum. Bu toplumda açıkça hedef göstermektir. Biz gazetecilik görevimizi yerine getiriyoruz. Bizler yeri geliyor Yeşil Artvin Derneği’nin de görüş ve düşüncelerini yayınlıyoruz. Bizler CHP’nin de gerek maden gerekse de bütün görüş ve düşüncelerini ve de açıklamalarını yayınlıyoruz. Bunları yaparken başka kişi ve kuruluşlar tarafından hedef gösterilmiyor isek, CHP tarafından da hedef gösterilmeyi hak etmiyoruz. Bu tavır bence çağdaş, modern, demokrat bir ülkenin temellerini atmış olan CHP’yle uyuşmadığını düşünüyorum. Yine de canları sağolsun. Bizi eleştirirken yazdıkları Artvin halkının bizlere gereken yere koyacağını söylemişlerdi. Ben Artvin halkının bugün ki siyasetçilerden çok daha olgun ve çok daha anlayışlı olduğuna inanıyorum.

Artvin’i en az bizleri eleştirenlerden daha fazla seviyoruz

Yaptığımız haberlere ilişkin yapılan eleştirilerde Artvin’i sevmediğimiz belirtiliyordu. CHP İlçe Başkanlığı’nın açıklamalarında değil ama sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımlarda ben ve gazeteci Tarık Mutlu için ihanet içerisinde olduğumuz ifade edilmiş. Şunu net olarak belirteyim: Biz en az bizleri eleştiren ve Artvin’e ihanet içerisinde olduğumuzu belirten kişi ve kuruluşlardan daha fazla sevdiğimize inanıyoruz. Bizler bu tür haberleri de Artvin’i daha çok sevdiğimiz için yapıyoruz. Bunu da gelecekte göreceğiz.

Biz kimseyle zorla röportaj yapmadık

Artvin Gündem ve Çoruh Postası Gazetesi olarak Ankara’da TBMM Bilim, Sanayi, Teknoloji ve Enerji Komisyonu üyeleri ve siyasi partilerin konuyla ilgili fikir beyan edebilecek isimleri ile görüşmeler yaptık. Röportajları hür ve tarafsızlık içerisinde yaptığımız gibi yorumsuz bir şekilde de yayınladık. Konuşmalar arasından başlıklar çıkararak röportajlarımızı yayınladık. Röportajlarımızı yaptığımız tüm kişilerin düşüncelerini de net bir şekilde aktardık. Kesmeden, değiştirmeden, eklemeden yayınladık.

Röportaj yaptığımız kişilerin büyük bir bölümü ile yeniden röportajlar gerçekleştirdik. İkinci gazetemizi de bu şekilde yayınladık. Yorum yok, taraf yok, ekleme yok. Bunda amacımız kamuoyunu yönlendirmek falan da değil idi. Neden bu derece eleştiri aldığını da anlamıyorum. Siz fikrinizin doğruluğuna inanıyor iseniz farklı fikirlerin gündeme gelmesinden korkmazsınız.

Etiketler:
Share
682 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...