logo

reklam

Artvin’i Kurtaracak Proje Budur!


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin’de son yıllarda ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşandığı ileri sürüyor. Hangi esnafa gitsek şikayetçi, hangi vatandaş ile görüşsek ilde ekonomik sıkıntı olduğunu söylüyor. Her şeye karşı çıkma zihniyetinin ilimizde doğruları tartışmaktan uzak tutması aslında bizim yaşadığımız ekonomik sıkıntının ana sebebi.

Katılmayan kişiler olsa da ilimizde evlerin satılmadığını ileri sürenlerde özellikle maden korkusu nedeni ile müteahhitlerin yaptıkları evlerin ellerinde kaldıkları ifade ediliyor. Sonuçta korku imparatorluğunun oluşmasına neden olursanız, madencilik kentlerinde madenlerin o kentin ekonomisini ilerlettiği gerçeğini görmeden korkulara bir şehri esir bırakırsanız da olacağı buydu.

Şimdi böylesi bir girişin ardından asıl konuyu anlatalım. Artvin’de madem bir çıkış yolu aranıyor bu çıkış yolunu ben sizlere aklımın yettiğince anlatmaya çalışayım. Daha önceden de yazdığım bir konuyu yeniden gündeme getireyim. Maalesef aklı başında insanlar bu projeyi hiç gündeme getirmediler. Sürekli madene karşı gündem ilimizde hakim olunca ilimizin önünü açacak hiçbir proje bu şehirde konuşulamayınca da ilimizde ciddi bir göç dalgası yaşandı, yıllarca. Benzer sorunlarla karşılaşmama adına biran önce ilimizi kurtaracak projelere doğru yönlenmemiz lazım. Bu sözlerimden ‘madencilik bir tarafa mı bırakılmalı?’ şeklinde bir algı oluşmasın. Ben madenin ilimize büyük katkılar sağlayacağına inananlardanım ama sadece bir madencilik ile ilimizi olduğunun iki katına çıkaramayız. Bu sebeple farklı çıkış yollarına bu ilin biran evvel ihtiyacı vardır.

Çözümüm şu: Artvin’in biran önce Acemi Birliği’ne kavuşması gerekmektedir. 15 Temmuz hain darbe kalkışması sonrasında büyük illerdeki askeri birliklerin taşınması süreci başladı. Benim öteden beri taraf olduğum bir konu idi. İstanbul, Ankara, İzmir gibi bir çok büyük kentte onlarca askeri birliğin neden yer aldığını anlamamışımdır. Küçük şehirlerde bu derece boş araziler varken ve bu şehirler işsizlik nedeniyle göç verip büyük şehirlerde yığılmalar olur iken bu derece askeri birliklerin büyük şehirlerde yığılmasına hangi zihniyen neden ihtiyaç duydu, anlamış değilim. Şimdi krizleri fırsata çevirmenin tam zamanıdır. Askeri birlikler hazır taşınıyor iken taşınmasına karar verilen ve geçici olarak başka yerlere yerleştirilen birliklerden biri ya da acemi birliklerinden birinin ilimize yerleştirilmesi için büyük bir enerji harcamamız gerekiyor. Bu noktada yeterince bir çalışmanın olduğuna inanmıyorum. Herkes yer sorununu gündeme getiriyor. Büyükşehirlerdeki askeri tesislerden en az ikisinin bu şehirde kolaylıkla yerleşme imkanı bulunabilir. Artvin Merkez ve Ardanuç’da çok rahatlıkla bunu yapabiliriz. Nasıl mı?

Artvin Merkez’de üniversitemizin yeterince büyüdüğünü düşünmüyorum. Çevre üniversitelerin çok daha büyük noktalara geldiğini görünce hayıflanmıyor değilim. Bizim üniversitemizin de sadece şehir merkezinde dahi bu derece dağılmış olmasını da doğru bulmuyorum. Şehrimizde artık üniversiteyi dağıtmak yerine bir noktaya toplama noktasında çözümler üretmemiz gerekiyor. Bu noktada da merkezin Çayağzı Mahallesi olması gerekmektedir. Bence iki köprü arasındaki tüm noktaları üniversiteye devretmek gerekiyor. Seyitler yerleşkesindeki üniversiteyi de aşağıya indirerek bu bölgeye de askeri birliklerin taşınması sağlanabilir. Buna Genel Kurmay Başkanlığı’da onay verecektir. Hazır tesisler en büyük avantajdır. Jandarma ve Tabur Komutanlığı’nı da Seyitlere taşıyarak Seyitler bölgesini olduğu gibi askeri bölge ilan eder isek inanın Artvin’in Mamak’ını yada Polatlı’sını Seyitler’de inşa etmiş oluruz. Seyitler Köyü 5 yıl gibi kısa bir sürede bir Mamak olabilir. Çayağzı Mahallesi’nin iki köprü arasına da üniversiteyi yerleştirir isek ve rektörlük binalarını da Tabur Komutanlığı’nın boşaltacağı alana yerleştirdiğimizde hem şehirle üniversite arasındaki bağlantıyı arttırmış oluruz hem de sosyo ekonomik bakımdan üniversitenin ilimize çok daha fazla katkı sağlamasının önünü açmış oluruz.

Artvin sadece şu iki projeyi devreye sokar ise emin olun ki 5 yıl sonra nüfusu 50 bin olan bir kent haline gelir. Üstelik te Seyitler Köyü’nün nüfusu da 15 bin olur. Artvin’de sadece 5 bin asker, 15 bin üniversite öğrencisinin olduğunu düşündüğümüzde gerisini siz hesaplayın bakalım bu ilde ne tür değişimler yaşanır.

Şimdi soruyorum, bu proje için neden yoğun mesai harcamayalım. Artvin’de göçü durduracak isek, yeni iş imkanları açacak isek, şehri iki yakaya doğru büyütecek isek, nüfusu artıracak isek yatıp kalkıp bu proje üzerine kafa yormamız ve lobi yapmamız gerekmez mi?

Umarım bu satırlarım dikkatlice okunur ve bu ilin dinamikleri bu proje üzerine yoğun bir mesai harcarlar. Ben bir gazeteci olarak gereğini söylüyorum, bugün ilimiz bu fırsatı kaçırır ise 5 yıl sonra mevcut nüfusu ya buluruz ya da bulamayız. Benden hatırlatması…

Etiketler:
Share
721 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...
  • Yeter Artık İdam Şart

    04 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Şubat ayında yazdığım bir yazıyı son günlerde yaşanan çocuk cinayetleri ve istismarları haberlerinin yeniden gündem olması nedeniyle bende yazımı yenilemek istiyorum. Türkiye’deki durumu maalesef ki gözler önüne seren ve artık mevcut yasaların yetersiz olduğunun kesinleştiği ve bu yasalarla olayların önüne geçilmediğinin ayan beyan ortada olduğu bir durumda maalesef ki yazımı yeniden yayınlamak durumundayım. Bu konuyu yeniden gündeme getirmeye devam edeceğimi belirterek Şubat ayında yazdığım yazıyı yenilemek istiyorum. Tam yeri ve za...