logo

Artvin’de Yaşamak Ölüm Demek


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

İş gezisi sebebiyle Ankara’da bulunurken Artvin’den üzücü haberler aldım. Şavşat ilçesinde kaya düşmesi sonucunda 3 vatandaşımız hayatını kaybederken bir vatandaşımız da yaralandığını ve yine Yusufeli ilçesinde de taş ve kaya parçalarının bir işyerinin üzerine düştüğü bilgilerini aldım. Öncelikle ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralı vatandaşımıza da sağlık temenni ediyorum.

Öteden beri yazdığımız yazılarda Artvin topraklarında yaşamanın hem güzel hem de zor olduğunu belirtmişizdir. Coğrafyası haşin olan bu şehir binlerce güzelliği gözlerimizin önüne sererken maalesef ki binlerce ölüm sebebini de yaşamımızın arasına serpiştiriyor. İşte bu sebeplerden biri şevlerden düşen taş ve kaya parçalarının ölüme davetiye vermesidir.

Artvin genelinde gerek köy yolları gerekse de şehirler arası yollarda şevlerde binlerce yıldır düşmeyi bekleyen taş ve kaya parçaları doludur. Zaman zaman bunların bazıları haber konusu olur ve biz basın mensuplarınca da haber olarak halka duyurulur. Sadece halka mı? Hayır tabi ki aynı zamanda yetkililere de duyurulur. Sesimiz bazen duyulur bazen duyulmaz. Son yıllarda DSİ tarafından özellikle yeni yapılan yolların bir bölümünde, Artvin Belediyesi’nce de şehir merkezinde hastane civarlarında şevlerdeki taş ve kaya parçalarına önlem alınmıştı. Bu önlemler işe de yararken il genelinde önlem alınan taş ve kaya parçaları belki de devede kulak niteliğindedir. Yollarımızın büyük bir bölümünde benzeri önlemler alınmalıdır. İvedilikle yeni yapılan yolların tamamında, daha sonra da karayollarının ve köy yollarının tamamında tehlike taraması yapılarak düşmesi muhtemel taş ve kaya parçaları tespit edilmeli ve tespit edilen bu taş ve kaya parçalarının çeşitli yöntemlerle düşürülmesi, düşmeyeceklere ise tel kafes yöntemi ile önlem alınması gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Biz Türk Milleti olarak genellikle bin nasihatten değil birkaç felaketten ders alırız. Bu olayda aynen böyle bir olaydır. Binlerce kez söylenmesine rağmen alınmayan tedbirler en azından bu üzüntülü olayların ardından alınır ise hiç değilse bunlardan sonra olabilecek olayların önüne geçeriz de yeni canların kaybolmasını engelleyebiliriz.

Bu konuya ilişkin özellikle Ankara’da merkezi hükümete sesimizi duyurmakta fayda var. Artvin’in yollarının ölüm yolları olduğunu bir kez daha vurgulamak gerek. Ankara’dan bakıldığında Artvin’in nüfusu itibariyle yatırım payları düşük tutulur. Bir yol yapılırken de yolu biran önce yapıp geçmek uygun bulunur ancak görüyoruz ki bu tür tutumlar ilimizde sadece acılara sebep olmaktadır. Artvin’de yollar yapılırken ne hikmetse maliyetler hep göz önünde bulunduruluyor. Yeni yollar yapılırken şevlere önlem almak çok fazla gündeme getirilmemiştir. Yeni yollara önlem alınmaz iken eski yollarda önlem alınmasını zaten kimse bekleyemez. Ankara’da sıcak koltuklarında oturan bürokratlara bu durumu anlattığınızda 170 bin kişinin yaşadığı bir ile fazla ödenek vermek pek mantıklı görmemektedirler. Nihayetinde onlar tehlike içerisinde yaşamamaktadırlar. Yaşayan bizleriz. Canlarımızı kaybedende bizleriz. Onları ikna edemediğimiz için alınamayan ödeneklerin faturasını Artvin halkı olarak bizler ödüyoruz. Düşünün sadece 2017 yılında kaç insanımızı bu ve benzeri olaylarda kaybettik. Taş düşmesi sonucunda ölen vatandaşlarımızı yazarken Hopa ilçesinde yaşanan trafik kazasında iki vatandaşımızı daha kaybettiğimizden de bahsetmek gerek. 2017 yılında bu ve benzeri olaylarda kaybettiğimiz insan sayısı emin olun 40’a yaklaştı. Yazık, yazık, yazık.

Evet, bu ve benzeri olayların bazılarında insan hataları var ancak bazıları da alınmayan tedbirlerin sonucunda gerçekleşiyor. İlimizde son bir yılda büyük bir felaket yaşanmadı. Belki sel felaketleri oldu ancak onlarda da son bir yılda ölüm olayı yaşanmadığı için doğal felaketleri bu yazıma dahil etmedim. Evet, yıldırım çarpması sonucunda ölen vatandaşımız oldu ancak ona önlem alma şansınız yok. Doğal bir felaket sonucunda. Biz doğal felaketleri Allah’tan geldi diyerek bir kenara koyabiliriz ancak insan eliyle olanları bir kenara bırakma şansımız olmuyor. Hiçbir şeyden habersiz bir biçimde yolda seyrederken üzerine taş ve kaya parçaları düşen insanların ailelerine bir şekilde cevap vermeliyiz. Yol bozuklukları nedeniyle meydana gelen kazalarda hayatlarını kaybeden insanların ailelerine bir şeyler söylemeliyiz. Alınmayan tedbirler, eksik yapılan işler nedeniyle ölen vatandaşlarımızın hesabını birileri verebilmeli ki bundan sonra ki olayların önüne geçebilelim.

Hatırlarsanız Şavşat Sahara’da geçtiğimiz aylarda bir trafik kazası meydana gelmişti. O kaza sonrasında 4 vatandaşımız hayatını kaybetmişlerdi. O bölgede bariyer ihtiyacı olduğu binlerce kez haber yapılmış olmasına karşın maalesef ki kazanın ardından ihtiyaç görülmüş ve biran önce karayollarınca o bölgeye önlem alınmıştı. 4 vatandaşımızı geriye getiremedik belki ancak yine de tekrarını önlemiş aldık. Hiç değilse buna da şükür diyerek bundan sonra benzeri olaylarla karşılaşmama adına biran evvel tüm yollarımızda tarama gerçekleştirelim.

Burada özellikle Karayolları Genel Müdürlüğü ile gözleri Trabzon’dan ve Rize’den başka illeri görmeyen sözüm ola bölge müdürlüğü olan Trabzon Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne de seslenmek istiyorum. Sizin Artvin’e kıyamadığınız ödenekler sebebiyle insanlarımız vefat ediyor. Bu insanların hesabını verebilecek misiniz? Haydi bu Dünya’da geçtim de öteki dünyada verebilecek misiniz? Trabzon’a ve Rize’ye döke döke hizmet vereceksiniz Artvin’e gelince sürekli ödenek keseceksiniz. Şimdi bu beyler diyecekler ki Artvin’deki yolların tamamını Karayolları yapmıyor. Evet, doğrudur hepsini siz yapmadınız. Sizin yaptığınız yolları da biz biliyoruz ben sizin yapmadığınız ancak kabul ettiğiniz yollarında sorumlusu olarak sizleri görüyorum. Bütün bu yolları kabul eden nihayetinde sizlersiniz. Bu tedbirleri aldırmayanda sizlersiniz. Aldıracaksınız. Birkaç ekip ayarlayıp Artvin’de daha önce bir çok üzücü olaya neden olan taş ve kaya parçalarının yeniden üzücü olaylara sebep vermemesi için tarama yaptırmayanda sizlersiniz. Bunları yapmayarak insanların ölümüne neden oluyorsunuz.

Ben, bürokratlara şu noktada çok kızıyorum. Devletimizin kendilerine verdiği paraları az bulurken sesleri çıkar ama işlerini eksik yaparken sesleri çıkmaz. Vicdanı ile devletten aldığı maaşı hak ettiğini düşünen bürokrata sözüm yok ancak kendisine güzel bir koltuk bulmak için her türlü taklaları attıktan sonra oturduğu koltukta görevini yapmayan bürokrata, bir eksikliği fark etmesine rağmen bana ne diyerek o eksikliğe rağmen projelere onay vererek eksik işin yapılmasını sağlayan bürokrata kesinlikle saygı duymuyorum. Bakın, haram ve helal kavramları vardır. Bunlar önünüze gelecektir.

Ben bütün uyanık bürokratlar için bir hikaye yazarak yazımı sonlandıracağım. Bu hikayeyi iyi okusunlar isterim. Belki kendilerine bir ders çıkarırlar.

İşte hikayemiz:

Dönemin birinde bir krallıkta kralın biri ölür. Müslüman olan bu krallıkta yaşayan insanlar bir araya gelirler ve kendilerine yeni bir kral seçmeye çalışırlar. Aralarında yaptıkları anlaşma gereğince her gün çok erken kalkarak çalışarak ekmek parasını kazanmak isteyen bir hamalı kendilerine kral olarak belirlerler. Kralın çalışkan olması kadar çok cesur bir insan olması gereklidir. Bu yüzden ona bir teklifte bulunurlar. Derler ki hamala, seni kral yapacağız ancak tek şartımız bir mezar kazıyacağız ve o mezarda bir gece geçireceksin. Sabaha kadar o mezardan çıkmaz ve durur isen sabah yeni kralımız sen olacaksın. Yıllardır hamallıkla geçinmeye çalışan hamal için bu teklif cazip gelir. Sonuçta kral olacak ve bütün bir krallığı yönetecektir. Hamal teklifi kabul eder ve kendisi için açılmış mezarın içerisine girerek sabah olmasını bekler. Gece melekler gelir yanına. Başlarlar hesap sormaya. Yıllardır üzerinde giydiği tek parça elbisenin hesabını sabaha kadar bir türlü veremez bizim hamal. Adeta ecel terleri döker. Sabaha kadar mezarın içerisinde meleklere hesap verir, bir parça elbisenin hesabını. Ahali sabahleyin gelir bakarlar ki bizim hamal kabirde daha da bükülmüş ve kan tere batmış vaziyette yatıyor. Seviniyorlar yeni krallarını buldukları için. Hem korkusuz hem de en çalışkan bir kişiyi kral yapmanın sevinci ile hamalı mezardan çıkarırlar. Yüzünü gözünü yıkarlar bir güzel şekilde. Tam krallık tacını takacaklarken hamal bağırmaya başlar. ‘Ben kral olmayacağım. Ben kral olmayacağım. İstemiyorum. Reddediyorum.’ Ahali şaşkındır. Sebebini sorarlar hamala. Hamal ise işte hepimize ders olacak o sözleri sarf eder. ‘Ben deli miyim ki kral olayım? Bir parça elbisenin hesabını sabaha kadar veremedim. Melekler yarın gece devam ederiz diyerek sabah olunca beni sorgulamayı bıraktılar. Ben ömrüm boyunca çalışıp kıt kanaat karnımı doyuran, üzerine bir parça elbiseyi zor alarak o elbise ile hamallık yapan bir insan olarak o bir parça elbisenin hesabını verememişken bir krallığın hesabını o dünyada nasıl vereceğim. Aman istemez. Ben hamallığımdan memnunum. Siz gidin kendinize yeni kral bulun.’

Evet, değerli okurlarım umarım bir ders çıkarılır bu hikayeden. Bu hikayeden bize çıkacak ders şudur: Bir makama gelmek önemli değil o makama gelmenin bedelini ödeyebilmek ve günü gelince de hesabını verebilmektir önemli olan. Bilmem anlatabildim mi?

Share
641 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Beyaz Gelinliğin Tarihi (Osmanlı’da)

    22 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Osmanlı'da ilk beyaz gelinlik giyen, Sultan 2. Abdülhamid'in kızı Naime Sultan'dır. II. Abdülhamid beyaz gelinliği Avrupa’da katıldığı bir düğünde görmüştü. II. Abdülhamid’in kızı Naime Sultan, 1898’de Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemalettin Paşa ile evlenirken babasının önerisiyle beyaz gelinlik giydi. Böylece Osmanlı’da beyaz gelinlik giyen ilk kadın oldu. Gelinliğini ise elbette Padişah’ın ve tüm Osmanlı’nın modacısı Jean Botter yaptı. O güne kadar işlemeli, nakışlı ve genelde kırmızı renkli gelinlikler giyiliyordu. II. Abdülh...
  • Muhtarların Görev, Yetki ve Sorumluluklarını Biliyor muyuz?

    22 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye’de Muhtarlar Günü kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla Artvin Valisi Ömer Doğanay, muhtarlara bir de yemek verdi. Yemeğe bende katıldım. Muhtar değilim ama basın mensubu olarak bu yemekte yer aldım. Valimiz ile aslında sık sık özel sohbetlerde bir araya gelmemize rağmen bir türlü haberlere katılamıyordum, bu sefer katılalım dedik. İyi de yapmışız. Gerçekten sıra dışı bir Valimiz var. Valimiz tam bir devlet adamı. Devlet ciddiyetini her yerde korumanın yanı sıra devletin şevkatlı elini de gösteren bir kişilik. Ken...
  • Marksizmin Ekolleri (Mezhepleri)

    21 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: *Marksizm, bilimsel sosyalizm ve komünizmin kurucusu Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideoloji. *Leninizm işçi sınıfını odak noktası olarak kabul eder. *Maoizm’de Çinde işçi sınıfı olmadığı için köylüler işçi sınıfı yerine konmuştur. *Cheizm’de İşçi ve köylü sınıfı birlikte hareket eder. *Marksizm’in bu ideolojileri İslamdaki mezheplere benziyor. İslam bir tane olduğuna göre mezhepler niye var diyenler, Marksizmdeki bu farklı ideolojileri ...
  • İki Röportajla İSME Dosyasını Kapatıyorum

    19 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere Bodrum’da düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) de gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir bölümünü yayımlamıştım. Şimdi son iki röportajla İSME 2017 dosyasını kapatıyorum. Bu röportajlardan biri alanında ülkemizin aranılan akademisyenlerin Prof. Dr. Hürriyet Akdaş hocanın açıklamalarını içeriyor. Bir diğeri ise ise iş dünyasından iki röportajı içeriyor. Yine her zaman olduğu gibi yorumsuz bir biçimde sizlere aktarıyorum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim G...