logo

Artvin’de Maden Protestolu 1 Mayıs Coşkusu

Artvin’de, 1 MAYIS Emek ve Dayanışma günü, sendika ve siyasi partilerin katılımıyla büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamalara Maden Protestosu damga vurdu.

Kutlamalar için öğle saatlerinde Atapark önünde toplanan 3 bin kişi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde flama, döviz ve afişlerle yaklaşık 1 kilometre yürüdüler. Cumhuriyet caddesi, yürüyüş korteji nedeniyle trafiğe kapatılırken, ana caddeye çıkan birçok ara sokağı polis ekiplerince barikatlar konuldu. Alana girmek isteyen gruplar veya kişiler üzerleri aranarak tek tek alana alındı.

Bu Yılda 1 Mayıs Coşkusu Maden Mitingine Dönüştü

Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Bölgesinde çıkartılmak istenen madencilik faaliyetlerine karşı tepkiler,1Mayıs Emek ve Dayanışma gününde de devam etti. Bölgede maden çalışmalarını istemeyen yöre halkı “madene hayır” tişörtleri ve atkılarıyla 1 Mayıs etkinliklerine katıldı.

Halitpaşa Kavşağında önceden hazırlanan alana gruplar sırayla girdi. Sunucu Nurcan Ay Katırcı ve Bilgehan Erdem grupların ismini tek tek okuyarak alana davet etti.

Halk Oyunları Heykellerine Madene Hayır Tişörtü Giydirdiler  

Geçtiğimiz günlerde Artvin Belediyesi tarafından görkemli bir programıyla açılışı gerçekleştirilen halk oyunları heykellerine madene hayır tişörtü giydirildi. Miting alanında bulunan Artvin halk oyunları heykeline bazı vatandaşlar “madene hayır” tişört giydirerek, boyunlarına da madene hayır atkısı taktılar.

Özmen; Türkiye’yi ucuz işçi sınıfına dönüştürmek isteyenlere karşı mücadele etmeliyiz

Program devrim şehitleri adına saygı duruşu ile başladı. Programda ilk olarak kürsüye Devrimci işçi sendikaları adına Artvin Belediyesi çalışanlarından Devrimci işçi Sendikası Üyesi, Tekin Özmen ilk olarak kürsüye çıkan isim oldu. Özmen, konuşmasında; Artvin Belediyesi işçisi çalışanların kıdem tazminatına göz dikildiğini ileri sürerek”. Kıdem tazminatımızı leş kargalarına yedirmemek için birlik olmalıyız. Bu iktidarın kadınlarla derdi var. Kadınları eve kapatmak istiyorlar. Kadınlara ucuz işçi olmayı dayatıyorlar.  Kadınlara kölelik dayatanlara, kadınları eve kapatmaya çalışanlara karşı çalışanlarımızı ve kadınlarımızı birlik olma dayanışmaya çağırıyoruz.  Ülkede işçi sayısı 6 milyona ulaştı. İşçilerin gelirlerine dokunmadan çalışma saatlerini düşürün, artırın izin sürelerini bakın işsizlik kalıyor mu. Onlar diyorlar ki ucuza çalıştıralım. Köle gibi çalıştırılalım. Şimdi size soruyorum. Türkiye’yi ucuz işçi sınıfına dönüştürmek isteyenlere karşı mücadele etmeliyiz” dedi

Türkiye işçilerin çok fazla ve çok ucuza çalıştığını savunan Özmen 2015 yılında 1737 arkadaşımız işçi cinayetlerinde yaşamımızı yitirdi. Ülkeyi yönetenler kadar diyor. Biz ise cinayet diyoruz. Bu arkadaşlarımız iş sağlığı, iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için ölüyor. Kar hırsıyla işçiler ölüme gönderiliyor. İşçi ölümlerinde Avrupa şampiyonu olan Türkiye basın özgürlüğünde ise sonuncu durumda. İşçileri kadınları herkesi susturmak istiyorlar. herkesi susturmak istiyor. Bu ülkede emeğin, barışın, demokrasinin sesini bastıramıyorlar. Biz susmadıkça çileden çıkıyorlar.” Diye konuştu.

Gümüş; Cerattepe savunması, doğa düşmanlarına, hırsızlara karşı tüm ülkemiz için bir umut olmuştur.

Daha sonra kürsüye KESK adına konuşmasını yapmak için Eğitim Sen Şube Başkanı Köksal Gümüş çıktı. Gümüş konuşmasında, “Bugün uzaktan ve yakından gelen tüm yoldaşlar hepiniz hoş geldiniz. Sömürüye, yoksulluğa, faşizme karşı; emek, barış, eşitlik ve özgürlük için tüm yurtta alanlardayız. Ülkemizde yepyeni, mutlu bir hayatın filizlenmesini sağlayacak olanlar bu gün alanlarda olanlardır.

Kamu emekçileri olarak son yıllarda artan emek sömürüsüne, gericiliğe, doğanın ve yaşam alanlarımızın talanına karşı tüm varlığımız ve bedenimizle karşı durduk ve durmaya da devam edeceğiz. Çalışma ve yaşam şartlarımızın giderek ağırlaştığı, AKP faşizminin her alanda zirve yaptığı, istihdam bürolarıyla, modem kölelik koşullarının dayatıldığı,kadına yönelik şiddetin normalleştirilmeye çalışıldığı, çocuklara yönelik tacizin, tecavüzün AKP eliyle korunduğu, Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştirecek çalışmaların tehlikeli şekilde tırmandırıldığı, AKP’nin ısrarla dinci, mezhepçi ve milliyetçi iç ve dış politikalarıyla yoksul halk çocuklarını savaşa sürüklediği bir dönemi yaşıyoruz.

Şunu unutmayın ki sizlerin bu savaş çığırtkanlığınıza yine dur diyecek olan, yüzyıllardır bu topraklarda kardeşçe yaşamasını bilen halkımızdır. Bu halkı Suruç’ta katlettiniz, Ankara’da katlettiniz, İstanbul’da katlettiniz. Ama bu halk, ne acılara alışacak ne de barıştan vazgeçecek. Sizleri en çok korkutan da budur. Alışmayacağız, unutmayacağız, affetmeyeceğiz. Bizleri bir araya getiren tarih, bir arada yaşamamızı da zorunlu kılmıştır. Bu tarih sizi affetmeyecektir.

Meclis Başkanının laiklikle ilgili yaptığı açıklama günümüz Türkiye’sinde, bilimden ve çağdaş dünyadan ne kadar uzaklaştığımızın resmidir. Laikliğin, insanlık tarihinin en önemli kazanımlarımdan biri olduğunu, sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil, dinler arası hoşgörünün, barışın, kardeşliğin, bilimin ve özgür düşüncenin teminatı olduğunu söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Israrla söylemeye devam edeceğimiz bir başka konu ise Cerattepe’dir. Cerattepe savunması, doğa düşmanlarına, hırsızlara karşı tüm ülkemiz için bir umut olmuştur. Artvin halkı talancılara geleceğini teslim etmeyecektir. Mücadelemiz kaldığı yerden kazanıncaya kadar devam edecektir. Kimse bu halkın sabrını sınamasın.

Bizler gerekirse Genya’da şahin, Korzul’da coşkun Çoruh, Hopa’da eşkıya, Cerattepe’de atmaca olmasını biliriz. Yaşasın 1 Mayıs yaşasın emeğin dayanışması” dedi.

Koyuncu: Taksime kışla yaptırmayan, Cerattepe’yi vermeyen ruhtan korkuyorlar.

Devamında ise Halkevleri adına konuşmalarını yapmak üzer Dursun Ali Koyuncu kürsüye çıktı. Koyuncu konuşmasında şu ifadelere yer verdi; Zor ve hayli biber gazlı bir dönemin ardından Cerattepe için direnlerin büyük bir bölümünü bu şanlı günde tekrar bir araya getiren, bu günü var eden, canı ile bedel ödeyen işçi sınıfına selam olsun.

Ülke tarihinin darbe dönemlerini aratmayan en karanlık, en gerici dönemi ile karşı karşıyayız. İktidarlarını koruma adına ülkeyi bataklığa sürüklemekten geri durmayan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Öyle ki 7 Haziran dönemi yaşadıkları hezimeti kabullenmeyerek ülkenin doğusunu savaş alanına çevirmişlerdir. Her defasında milli iradeden bahseden AKP, sandıktan çıkan sonucu kabullenmemiş, halkı AKP’ ye oy vermediği için tehdit etmiş, hatta cezalandırmıştır.

Artık ellerinde savaştan, gericilikten ve milliyetçilikten başka tutunacak dalları kalmamıştır. Çünkü ağızlarına kadar pisliğe batmış durumdalar. 1 Kasım’dan zaferle çıkabilmek için savaşı tekrar başlattılar. Kent merkezlerinde bombalar patlatarak ülkeyi kaosa sürükleyenler, kaostan oy devşirdiler. İşte bu yüzden masum insanların kanı var ellerinde.

Bombalarla, kurşunlarla evleri başlarına yıkılanların ahi var. Cezaevlerinde, kuran kurslarında, yurtlarda, tacize ve tecavüze uğrayan çocukların göz yaşları var. Düşünün asli görevi kadını korumak olan ancak tecavüzcü erkekleri korumaktan geri durmayan bir kadın bakanımız var. İşte bu yüzden erkek şiddetinden ölen kadınların kanı var artlarında. Bizim paralarımızla sefa sürüyorlar, caka satıyorlar. Keyiflerine keyif katlıkları, hayatlarına harcadıkları paralar halkın parası.

Vasıfsız elemanlarla doldurdukları devlet kurulularında harcanan paraların sahibi, bu ülke vatandaşlarının hakkı var artlarında. Korkuyorlar direnenlerden. Çünkü koltuktan onları ancak ve ancak direnenler indirebilir. Yeni bir geziden korkuyorlar.

Halkın gücünü gördüler gezide, gördüler Cerattepe:de birlik olmanın gücünü. Taksime kışla yaptırmayan, Cerattepe’yi vermeyen ruhtan korkuyorlar. Ama yok. Tarihimiz cuntacılara, faşist iktidarlara direnişle doludur. En büyük halk direnişleri baskının ve zorbanın en yoğun olduğu dönemlerde yaşanmıştır. Göreceksiniz tarihin çöplüklerinde yok olup gidecekler.

Üstelik Başkan dedirtmek için başlattıkları savaşla yok olup gidecekler.Yok olup gidecekler, ama geride yozlaşmış, çürümüş bir toplum bırakmak istiyorlar. Tecavüzcülerin, hırsızların önüne yatıp, akıttıkları salyaları sağa sola bulaştırıyorlar. Kendi arsızlıklarını, aşağılık zihniyetlerini meşrulaştırmak istiyorlar.

Gericilikle genç nesilleri köreltiyorlar. Bilimin ışığını karartıp, köhne, bağnaz düşüncelerini topluma dayatmak istiyorlar. Kadınla erkeğin yan yana olduğu bir dünyayı istemiyorlar. Çevrelerinde yarattıkları menfaatçi, her ne pahasına olursa olsun para kazanmak isteyen aşağılık ilişkilerini ülkeye yaymak istiyorlar.

Okumayan, üretmeyen bîr nesil yaratıp, adına dindar dedikleri, özünde kindar bir nesil yetiştirme arzusundalar. Şiire, sanata, edebiyata uzak; aşkları ve umutları olmayan bîr nesli sadece şükretmek üzere eğitiyorlar. Kadın düşmanı, tutucu bir toplum kurmak istiyorlar. İşte bu yüzden yılgınlığın artık gereği yok. Ecelleriyle ya da seçimle gitmelerini beklersek daha çok canımız yanacak. Bugünden tezi yok, daha çok mücadele etmeli, ilmek ilmek işlemeliyiz bu ülkede kardeşliği ve barışı.

Uyarıyoruz Akp’nin madenci şirketini, derhal paralı uşaklarını al ve Artvin’i terk et. Artvinlinin adalete inancını ve bilim insanlarına duyduğu saygı nedeniyle suskunluğuna aldanıp sakın ha Cerrattepe’yi teslim aldım sanma. Sonuna dek mücadele edeceğiz. Başı dik, anlı ak, özgür insanların ülkesini kurana dek mücadele edeceğiz. Ölümden yoksulluktan ve savaştan başka bir şey vaat etmeyen kanlı iktidar yıkılacak.

Halkın dini inançlarının sömürülerek, bayrak hasasiyeti kullanılarak üstünü örttükleri hırsızlığın yolsuzluğun ve tecavüzlerin ülkesi, dinin siyasete alet edilmediği, çevreye ve doğaya saygılı bir ülkede yaşamak istiyoruz.

ve göreceksiniz dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla, bu güzelim memlekette hürriyet Faşizme Ölüm Tek Yol Devrim Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye diyerek sözlerini tamamladı.

Kurul; Bugün hak arama mücadelesine destek vermek için birkez daha alanlardayız

Devamında ise Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Adına konuşmasını yapmak üzere Gülşen Kurul sahnede yerini aldı. Kurul konuşmasında, Bugün 1 Mayıs işçilerin, memurların, çalışan, emek üreten, terini akıtan, Türkiye’nin onuru ve gururlu insanları ile bir aradayız.

CHP Artvin Örgütü olarak alanlardayız 1 Mayıs İşçi Bayramında, birlik ve beraberliğimizi yansıtan bu bayramda; emekten yana, sosyal güvencesi olan çalışma hayatı içinde yaşamak isteyen yürekli insanlarla birlikteyiz.

Bugün hak arama mücadelesine destek vermek için birkez daha alanlardayız. Bugün kitlelerin, dünyanın dört bir yanında; renk, dil, ırk, din ve siyasal rejim gözetmeksizin emekçinin direnme günü onun için diyoruz ki; hak verilmez alınır.

Tarihten bugüne kadar hiçbir rejim birkaç istisna hariç kendi isteğiyle işçilere emekçilere haklarını vermemiştir. İşçi kardeşlerimiz elde ettikleri hakları direnerek gerekirse savaşarak kazanmıştır. Bu mücadele kadın, erkek ayırımı olmadan omuz omuza yapılmıştır. Sevgili işçi kardeşlerim haklarımızı bilmeliyiz ve sahip çıkmalıyız.

yaratmak için başta yasalar olmak üzere çeşitli düzenlemeler getirdi. Direnenlere karşı, hakkını arayanlara karşı güvenlik kuvvetlerini halkın üzerine göndermekten hiç çekinmemiştir. Bunu Cerattepe davasında hep beraber yaşadık. İşçi kardeşlerim uyanık olmalıyız bir ve beraber olmalıyız örgütlü mücadeleyi asla bırakmamalıyız.

Bu hükümet Cumhuriyetin kazanımları olan tesisleri özelleştirme adı altında satarak Türk halkının geleceğini satmıştır. Aynı şeyi Cerattepe olayında mahkeme kararıyla bu alanda maden çıkarılmaz derken iptal edilen ÇED raporları meclisten geçirilerek yeniden bir ihale yapılmıştır.

Bu yüzden huzurlu kent Artvin küresel şirketlerin uşağı AKP yüzünden uykusuz, geceler belirsiz gelecekle karşı karşıyadır. AKP hükümeti cumhuriyetinin kazanımlarını birbir satarken öte yandan anayasa ile güvence altına alınmış laiklik maddesini de yeni anayasadan çıkarılmak isteniyor.

Padişah özlemi içerisinde olan bu zat ülkeye tekrar padişahlık getirmek için elinden geleni yapmaktadır. Kadınları ikinci sınıf vatandaşı yaparak kamusal alanlarda evlerine özel alanlara hapsetmek isteyen zorba AKP hükümetine karşı büyük kadın emekçileri olarak alanlardayız.Emekçi kardeşlerim Cumhuriyet Halk Partili kadınlar olarak her zaman örgütlü mücadeleden yana olduğumuzu buradan bir kez daha sizlerin huzurunda haykırmak istiyorum. Kalkın kadınlar unutmayın ki bizim size ihtiyacımız var. Çünkü biz inanıyoruz ki yarısı siz iseniz devrim kavgasının yarısı da siz olmalısınız.Bugün 1 Mayısı bayram olarak kutlayalım ancak bu anarşist hükümete, sömürgeci küresel, şirketlere karşı hergün mücadeleyi elden bırakmayalım. Hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi ve cinsiyet ayrımına karşı mücadele eden onurlu Artvinli kadınlar adına selamlıyorum diyerek sözlerini tamamladı.

Dede; Memleketimizin her yanı acı, her yanı ölüm, her yanı yağma altında bırakıldı.

Son olarak ise konuşmalarını yapmak üzere Haziran Hareketi sözcüsü Sercan Dede konuştu. Dede konuşmasında, “Tarih sınıfların mücadelesidir, ezen ve ezilenlerin mücadelesidir. Bu mücadelede bu gün fiziksel olarak aramızda olamayan dostlarımız var. Mustafa Suphi’lerden Mahir Çayan’lara, Fikri Sönmez’lerden Gezi’de ölen arkadaşlarımıza kadar tüm yitirdiklerimizin anısının önünde saygıyla eğiliyorum.  Onları asla ve asla unutmayacağız.

Bu gün 1 Mayıs, bu gün emeğin bayramı,  bu günkü 1 Mayıs alanımızda; Ardanuç‘ta, Borçka’da, Şavşat’ta, Arhavi’de  HES’cileri kovalayanlar var,  Toprağına, suyuna her koşulda sahip çıkan Hopa’lı Eşkiyalar, devrimci gençler var, Cerattepe mücadelemize omuzdaş olanlar var,  hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar. Biz elbette biliyoruz Artvin’in tarihinin direniş tarihi olduğunu ama birileri bilmiyor olacak ki  Cerattepe’ye göz diktiler, “Cerattepe geçilmez  Artvin halkı yenilmez” diyerek  şanlı direnişi büyüten tüm dostlara merhaba.

Cerattepe direnişinin tarihi 25 seneye dayanır ama Artvin’in mücadele tarihi daha eskidir, yaklaşık 40 sene önce bu sokaklarda, bu dağlarda canları pahasına,  12 Eylül faşizmine direnen,  Özgüç Tuncay’ları, Ensar Karahanları, Enver Karagöz’leri;  ‘Artvin’in en güzel çocuklarını’ bu kürsüden selamlıyorum. Onların fikri dün Gezi’nin şafaklarında  bu gün ise doğup büyüdükleri yerlerde, Cerattepe’nin şafaklarında dolaşmaya devam ediyor.

Memleketimizin her yanı acı, her yanı ölüm, her yanı yağma altında bırakıldı. Katliamlar yaşıyoruz her gün ölümle burun burunayız. Gün ışığına, ekmeğe ve yaşama hasret kaldığımız günlerden geçiyoruz.  AKP iktidarı ülkemizi karanlığa hapsetti.  Bir tarafta adı konulmamış bir iç savaş yaşanırken diğer tarafta laiklikten kalan son kırıntıları kaldırma çabaları ve çocuk tecavüzleri.  13 senedir kadına yönelik şiddet ve cinayetler artış halinde. Yaşam alanlarımız, kentlerimiz Cengiz İnşaat, Kolin, Limak gibi yandaş şirketlere peşkeş çekilmiş durumda. İşte bu manzara onların akıllarındaki yeni Türkiye’dir,  her gün bir iş cinayetinin olduğu, her gün bir derenin kurutulduğu, her gün ataması yapılmayan bir öğretmenin intihar ettiği, her gün bir kadının öldürüldüğü, mültecilerin karasularında boğulduğu,  gazetecilerin ve akademisyenlerin tutuklandığı,  paraların ayakkabı kutularına doldurulduğu yetmedi sıfırlandığı yeni Türkiye’dir.

Peki işçiler, memurlar, emekçiler,  yoksullar ne yapsın? Saraydaki hanedan ve etrafındaki soytarıları dünyaları yiyip içerken kimsenin sesi çıkmasın, kimse başını kaldırmasın, kimse alın terinin hesabını sormasın istiyorlar. Bunun için de dine sarılıyorlar, işçiler, emekçiler, alnının teri gasp edilenler hesap sormasın diye işçiler gibi dini de sömürüyorlar. İşçiye bu dünyada bir dilim ekmeği çok görürken, en lüks sofralardan kalkmayanlar utanıp sıkılmadan işçiye, emekçiye öbür dünyayı vaat ediyor. Emekçilerin çocukları için açmaları gereken yurtları, okulları açmayıp halk çocuklarını cemaatlerin ve tarikatların insafına terk ediyorlar. O çocuklara tecavüz edilmesine ve çocukların geleceğinin çalınmasına seyirci kalıyorlar.

Alın teri çalınanlar, ay sonunu nasıl getireceğini düşünenler, evine aydan aya bir lokma et girenler, çocuğunun cebine harçlık koyamayanlar olarak “artık yeter” diyoruz.  Gün;  bu din bezirganlarından, padişah özentilerine, saray soytarılarından kanımızı içen herkese kadar hesap sorma günüdür. Bu memleketi hırsıza, arsıza, yağmacıya bırakacak halimiz yok. Çocuklarımızın geleceğine sahip  çıkacağız, gecelerinde aç yatılmayan gündüzlerinde sömürülmeyen bir Türkiye’yi kurmak için AKP’ye ve Erdoğan’a “yetti artık” diyeceğiz.

Bizi küçümseyenler, “siz kimsiniz ki” diyenler, iktidarlarını ebedi sanan sultanlar, diktatörler sanmayın ki bu devran hep böyle devam edecek. Dünya karanlık çağdan geçse de henüz tarihin sonu gelmedi, henüz son sözümüzü söylemedik. İyi bakarsanız göreceksiniz ki o korktuğunuz rüya gerçek olacak, haramilerin saltanatı yıkılacak, emeğin iktidarı kurulacak.. çünkü dünyanın üzerinde halen bir hayalet dolaşıyor, Türkiye’nin üzerinde ise bir Haziran dolaşıyor diyerek sözlerini tamamladı.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından “Artvin’de Madene Hayır” yazılı atkılarını kaldıran vatandaşlar, “Ceratepe Geçilmez Artvin halkı yenilmez”, “Artvin’de maden istemiyoruz”, “direne direne kazanacağız” diye slogan attılar. Daha sonra program müzik dinletisiyle devam etti.

Etkinliğin sonunda ise, Artvin Halkevleri Müzik topluluğu, Artvin Çoruh Üniversitesi Kolektif Müzik Topluluğu ve Grup Üçkuşak tarafından müzik dinletisi gerçekleştirildi. Daha sonra gruplar olaysız bir şekilde dağıldı.

Etiketler: » »
Share
840 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?