logo

escort ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort istanbul porno escort antalya

Artvin’de İstiklal Marşımızın Kabulünün 96. Yıl Dönümü Kutlandı

Artvin’de İstiklal Marşımızın 12 Mart 1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmesinin 96. Yıldönümü sebebiyle, Mehmet Akif Ersoy’u Anma Etkinliği yapıldı.

Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa, Artvin Valisi Ömer Doğanay, Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Tilki, Artvin Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, Artvin Jandarma İl Komutanı Jandarma Albay Osman Çelik, AK Parti Artvin İl Başkanı Erkan Balta, CHP Artvin İl Başkanı Ali Yücel Kurt, kurum amirleri,öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaşlar katıldı.

Tarih Öğretmeni Barış Akbaş programda “İstiklal Marşı’na Giden Yol” adlı konuşmayı yaptı.

Akbaş yaptığı konuşmada, “bugün sizlerle Milli Marşımızın yazılış sürecinden ve Mili Şairimizin bu süreçte sergilediği onurlu duruştan söz etmek istiyorum. 1. Dünya Şavaşı, ardından asker- sivil milyonlarca ölü ve büyük acılar bırakarak, sona ermiştir.

Osmanlı Devleti’nin kendini bir buçuk milyon şehit, kaybedilmiş topraklar, moralsiz ve dağılmış bir ordu, umudunu çoktan yitirmiş Anadolu insanıyla galiplerin masasında kaderinin belirlenmesini izlerken bulmuştur.

6 Kasım 1918’de Boğazlar silahsızlandırılmıştır. 7 Kasım’da işgal güçleri Çanakkale’den geçmiştir. 13 Kasım 1918’de Osmanlının başkentine gelen müttefiklerin 55 parçalık gemilerinden İstanbul’a 3 Bin 500 asker çıkarılmıştır. 465 yıllık başkente yabancılar ilk kez askeriyle gelir ve millet esaretle tanışır. Aynı gün Haydarpaşa Garı’ndan İstanbul’a geçmekte olan Mustafa Kemal, Boğaz’da demirli işgal donanmasını görür ve dudaklarından tek bir cümle dökülür: “geldikleri gibi giderler.”

İtilaf Devletleri’nin yüksek konseyinden alınan kararlar gereğince İzmir, 15 Mayıs’ta Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Mustafa Kemal, 16 Mayıs’ta Bandırma Gemisi’yle al sancağı sonsuza kadar ve özgürce dalgalandıracak çılgın yürüyüşü başlatmak için Samsun’a doğru tarihi seyrini yapar.

19 Mayıs 1919’da Türk Milleti Mustafa Kemal’in “Ya istiklal ya ölüm…” parolasıyla yapılan işgallere teslim olmama kararı alır. Milletimiz Kuvayi Milliye ruhuyla önce meclisi açar, sonra yanmış, yıkılmış bir memleketin bağrından çıkan ordusuyla İnönü’de Yunanlılara karşı ilk zaferini kazanır.

Mehmetçik; ayağında çarık, elinde süngü, İnönü’de İngiltere’nin donattığı modern Yunan ordularına karşı amansız bir namus savaşı verirken cepheyi ziyarete gelen TBMM üyelerine cephe komutanı Albay İsmet Bey, milli heyecanı koruyacak, milli azim ve imanı besleyecek, zinde tutacak bir marşın yazılmasını teklif eder.

Bu teklif üzerine gazetelerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği bir ilan yayımlanır. İlanda bir İstiklal marşı güfte yarışması düzenlendiği ve birinci olan eser için 500 lira para ödülü verileceği belirtilir. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, milletin kaleminden hislerini en başarılı şekilde dile getirecek şiirin Mehmet Akif’in güçlü kaleminden çıkacağına inanır. Mehmet Akif ise para ödülü dolayısıyla yarışmaya katılmaz. Yarışmaya 724 şiir katılır. Seçici kurul gelen şiirleri inceler, hiçbirinin milli marş olabilecek niteliği taşımadığına karar verir. Yarışmaya katılan şiirler arasında Mehmet Akif’in şiirinin olmadığını öğrenen Hamdullah Suphi, Mehmet Akif’e hitaben Bir tezkire yazar. Bu tezkirede yarışmanın şartlarının Akif’ e göre düzenlenebileceği belirtilir. Tezkireyi Akif’ e ulaştırması için Hasan Basri Bey’e verir. Hasan Basri, Akif’i ikna için denemedik yol bırakmaz. Meclis’te Akif’le yan yana otururken çantasından bir kağıt çıkarır, ciddi ve düşünceli bir tavır takınır. Üstat, Basri Bey’e ne yaptığını sorar. Basri Bey: “ İstiklal Marşı yazıyorum. ” der. Aralarında geçen konuşmada Akif, Hasan Basri’nin Hamdullah Suphi’ye İstiklal Marşı yazma konusunda kendi adına söz verdiğini öğrenir. Bunun üzerine Akif, arkadaşının verdiği sözü yerine getirebilmek için İstiklal Marşı’nı yazmayı kabul eder.

Ankara’da gece gelen ilhamı kaçırmamak için bazı dörtlükleri mum ışığında Taceddin Dergahı’nın duvarlarına kazır. Her kelimesi için yüzlerce vatan evladının canını feda ettiği özgürlük marşımız Akif’in kalemiyle en güzel ifade tarzını bulur. 17 Şubat 1921’de Sebilürreşad dergisinde ve Hakimiyeti Milliye gazetesinde yayımlanır. 1 Mart 1921’de Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, TBMM’de insanların ancak eserlerinden esirgemeyecekleri bir sesle okur Akif’in şiirini. Okunurken şiddetli alkışlarla defalarca kesilir, ruhları bir heyecan sarar. 12 Mart 1921’de Mustafa Kemal Paşa ve bütün milletvekilleri tarafından ayakta dinlenir. Alkışlarla meclis inlerken Mehmet Akif, mahcubiyetinden başını kolları arasına alarak sıranın üzerinde yumulur. Mecliste duramayıp dışarı çıkar. Milleti için yaptığı bu işte alkışlarla gurur duymayı bile çok görür kendine. Akif’in şiiri 12 Mart 1921’de meclis tarafından milli marş olarak kabul edilir.

Yarışma için konulan para ödülü ise Darül Mesai denilen Müslüman kadın ve çocuklara iş öğretmek amacıyla kurulan bir hayır derneğine bağışlanır. Akif, bu müstesna şiirini “ O şiir artık benim değildir. O milletin malıdır. Benim milletime en kıymetli hediyem budur. ” diyerek kendi kitabı olan Safahat’ına almaz ve millete armağan eder.

Mehmet Akif Ersoy’un “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/ sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” dizeleriyle başlayan İstiklal Marşı, kazanmaktan başka bir seçeneği olmayan bir milletin bağımsızlık yolunda eşsiz yürüyüşünün sembolü olmuştur.

İstiklal Marşı’nın her mısrasında, her kelimesinde yaşayan milli mücadele ruhu, birlik ve beraberlik duygusu nasıl tarihte bizi zafere ulaştırdıysa bugün de bir vücudun azaları gibi bu cennet vatanda barış ve huzur içinde yaşamamızı sağlayacaktır.”

Program Konuşmanın ardından Ayhan Şahenk Teknik ve Meslek Lisesi öğrencilerinin oratoryo gösterisi ile sona erdi.

Share
440 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+3 = ?