logo

reklam

Artvin Tarihi’nin En Büyük Sel Felaketini Yaşadı Ama Neden?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin’in Hopa, Borçka ve Arhavi ilçelerinde son yılların en büyük sel felaketi gerçekleşti. Yaklaşık 2 bin kilometre karelik alanda büyük tahribat oluşturan selde maalesef 8 vatandaşımızı kaybederken, 3 vatandaşımızın akıbeti ise henüz bilinmiyor. Son 6 yılda 3.kez büyük sel felaketi yaşayan Artvin’de bu felaketlerin nedenlerinin sorgulanması gerektiğine inanıyorum.

Evet, bir çırpıda neden olarak sayabileceğimiz şeyler var. Plansız yapılaşma, ormanlık alanların yok azalması, HES’ler vs. Genelde medyada gördüğümüz nedenler bunlar. Pekiyi ama bununla açıklamak yeterli mi? Tabi ki yeterli değil fakat aslında yaşanan sel felaketlerinin tek bir sebebi var. Buda bitmek tükenmek bilmeyen para hırsıdır.

Bu para hırsı gerek devlet gerekse de vatandaş tarafından oluşturulan bir hırstır. Devlet yatırımları yapılırken para hırsı ön plana geçerken, vatandaş yatırım yaparken de yine bu hırsa kurban olmaktadır.

Tabi ki bu ve benzeri olaylarda devletin kabahati vardır. Bunu reddetmek cahillik olur olmasına da devlet denen yapıyı acaba idare edenler kimlerdir. Burada altını kalın harflerle çizmek gerekmektedir ki sadece mevcut hükümetleri suçlamak da büyük yanlış olur. Doğrudur son 13 yılda ülkeyi yöneten bir iktidar vardır ve devlet kanadında kalan suçun önemli bir bölümünün kabahatlisi bu hükümet olmalıdır. Olmalıdır olmasına da acaba sadece bu hükümete sorumluluğu yüklemek insaflı davranmak mıdır? Bence değildir. Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm iktidarlarda suçludur. İktidarların dışında bu iktidarların iş ve işlemlerini gören bürokrat ve siyasilerde pek tabi ki suçludur.

Gelelim asıl suçlu olan insana. Değerli okurlarım bu ve benzeri olaylar bizim ülkemize has bir durumda değildir. Gelişmekte olan tüm ülkelerde olabilen olaylardır. Gelişmiş ülkelerde ise bu tür tablolarla karşılaşmazsınız zira onlar gelişmelerini tamamlamış ve kendi ülkelerinden binlerce kilometre ötelerde hatta bazen kıtaları dışında dahi sömürge arayan ülkeler haline gelmişlerdir.

Şimdi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklara şöyle kabataslak bir bakalım. Gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların önceliği para kazanmak değildir. Bu kurala da genellikle kendi ülkelerinde uyarlar, başka sömürge ülkelerde ise bu kurala çok fazla uymazlar. Kendi ülkelerinde çevre, doğa, insan hayatı, yabani hayat gibi unsurlara son derece dikkat ederler. Zira artık kendi ülkelerinde değerlendirebilecekleri fazlaca zenginlik kalmamıştır. Kendi ekonomilerini de yürüttükleri için öncelikleri yaşam alanlarının korunmasıdır. Ama sömürgecilik yapmaktan ise asla vazgeçmezler. Kendi ülkelerindeki yaşamın rayında gidebilmesi için mutlak paraya ihtiyaç vardır ve bu parayı her türlü hırsı ortaya koyarak kazanmaya bakar gelişmiş ülkenin insanları.

Gelişmekte olan ülkeler ise gelişmeyi arzuladıkları için önceliklerini farklı noktalarda ararlar. Sanayileşme, şehirleşme, zenginleşme gibi faktörler bu tür ülkelerde yaşam alanlarının yok edilmesi anlamına gelmektedir. Gelişmesini tamamlayamadığı için ekonomilerini de düzgün bir seviye çıkaramamışlardır. Bu nedenle öncelikleri yaşam alanları olamaz. Öncelikleri farklı olan bu tür ülkelerde ki insanların doğa, yaşam alanları, çevre ve yaban hayati gibi unsurları önemsemezler. Belki bir başkasından bekleseler de kendileri bu kurallara uymazlar. Ceremeyi ise bu tür ülkelerde maalesef yine masum insanlar, hayvanlar ve bitki örtüsü çeker.

Artvin’deki sel felaketinin asıl sebebi budur. İster devlet ister ise vatandaş olsun maalesef ki para hırsının kurbanlarıdır. Bu nedenden dolayı kendi geleceği adına başka unsurların ve varlıkların geleceğini çok fazla dikkate almazlar.

Şimdi birkaç kelime ile duruma özet geçelim. Artvin’de sel felaketleri sıkça yaşanmaktadır. Bu doğrudur ama Artvin’de baktığınız zaman felaketlerden ders çıkarma gayreti bulunmamaktadır. Zira öncelikler farklıdır. Dere kenarlarında evler, plansız yapılaşmalar, araziden kazanma hırsları, tarım arazilerinin kıt olması nedeniyle mevcut orman arazilerini tarım arazisi yapma arzusu, ormanların ve bitki örtüsünün ihlali gibi bir çok felaket çağırıcı unsurlar göz ardı yapılmaktadır. Bugün oturup ağladığımızda başka insanları ve devleti suçlasak da aslında ilk suçlunun bizler olduğumuzu biliriz. Nihayetinde suçlu olan bizlerden de doğa intikamını almaktadır ve alacaktır da.

Karadeniz’e bir çırpıda baktığınız zaman birbirine bitişik evler görürsünüz. Bırakın alt yapıyı üst yapının bile oldukça çarpık olduğu Karadeniz’de baktığınız zaman en çok eleştiri alan konular HES’ler, madenler ve yol yatırımlarıdır. Oysa ki en büyük sıkıntı plansız şehirleşme ve yerleşmededir. Bir bölgede yerleşke oluştururken en son düşünülen şeyler maalesef alt yapı, dere yatağı yada heyelan bölgesinde olmak gibi faktörlerdir.

Bakınız Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bir önemli gerçeğin altını çiziyor. Diyor ki heyelan risk analizi yapılması gerekiyor. Pekiyi sorduğumuzda 13 yıldır neden yapılmadı? Cevap yok. Ama sadece bu 13 yıldaki hükümetin mi sorumluluğu idi ki heyelan risk analizi. Tabi ki değil. Tüm hükümetlerin sorumluluğuydu. Pekiyi yapıldı mı? Hayır.

2009 yılında bölgede iki kez heyelan ve sel olayı yaşandı. Yine insanlar öldü ve yaralandı. Onlarca ev yıkıldı ve yüzlerce insan evsiz kaldı. Sel felaketleri belki şiddeti farklı olsa da her yıl yaşandı. Ders çıkarıldı mı? Tabi ki hayır. Çıkarılmış olsaydı eğer halen heyelanlı bölgelerin önlerinde evler, dere yataklarında binalar yada okullar olmazdı. Her felaketten sonra suçlu arayıp kısa süre sonra unuttuğumuz bu suçlular aslında hepimiziz. Hepimiz suçlu olmasaydık eğer dere yataklarına ve heyelan bölgelerine ev kurmaktan vazgeçmiş olurduk.

Yaşanan bu son felaketten ders çıkarmamız en büyük arzumuzdur ancak görüyoruz ki 2009 yılında yaşanan sel felaketinde dere yataklarında yıkılan evlerin bulunduğu arazilere bu sefer daha fazla kat atarak yeni binalar dikilmiş durumda. O vakit gerçek suçlu kim?

Yaşanan felakette yaşamlarını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Kayıp olan vatandaşlarımıza sağ salim ulaşmamızı temenni ederken, bir daha bu tür olaylar yaşanmasın diye hepimizin kafamızı iki elimizin arasına alarak önce iğneyi kendimize çuvaldızı ise başkasına batırması gerektiğine olan inancımı ifade etmek istiyorum.

Etiketler:
Share
554 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...
  • Yeter Artık İdam Şart

    04 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Şubat ayında yazdığım bir yazıyı son günlerde yaşanan çocuk cinayetleri ve istismarları haberlerinin yeniden gündem olması nedeniyle bende yazımı yenilemek istiyorum. Türkiye’deki durumu maalesef ki gözler önüne seren ve artık mevcut yasaların yetersiz olduğunun kesinleştiği ve bu yasalarla olayların önüne geçilmediğinin ayan beyan ortada olduğu bir durumda maalesef ki yazımı yeniden yayınlamak durumundayım. Bu konuyu yeniden gündeme getirmeye devam edeceğimi belirterek Şubat ayında yazdığım yazıyı yenilemek istiyorum. Tam yeri ve za...
  • Artvin 7 Martspor Hentbol Takımına Sahip Çıkmalı

    04 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bugün sizlerle bir haberi paylaşmak istiyorum. Yoğun siyasi gündemde bizim dahi unuttuğumuz ama birçok ilgisizliğe rağmen başarılı olan bizim çocuklarımızın başarı hikayesinin anlatıldığı bir haberi sizlerle paylaşacağım. Yorumlarımı daha sonra ki bir yazımda yapacağım. İşte o haber: Bir Yıldı 3 Kupa Getiren 7 Martspor Kulübü Her Türlü Övgüyü Hak Ediyor Bize Sahip Çıkılırsa Daha Büyük Başarılar Elde Ederiz Artvin 7 Mart Spor ve Gazi Ortaokulu Yıldız Kız Hentbol takımı 1 yılda 3 kupa getirerek 2018 yılında Artvin’e damga vurdu. Kısıtlı ...