logo

Artvin Halkı Size Kocatepe’yi Yedirmez!!!


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegâne Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. 16 Nisan’da kasap manav, doktor, öğretmen bütün eşraf oylarını kullandı, tercihlerini yaptı, kararlar verildi. Chp’nin olayı eşelemesi hatta referandumun iptalini istemesi sadece “Evet” cephesine yarayacak. Kararsız olan seçmen, referandum sonrasında ki havayla oylarını hayıra verse dahi kararını gözden geçirip “evet” e mührü basacaktır. Neyse referandum oldu, bitti üzerinde konuşmanın gereği dahi yok. Nede olsa herkes sonuca saygı duymak zorunda kalacaktır da biz seçim öncesinde yazdığımız tahminlerde neden % 0.6 oranında bir hata yaptık. Referandum öncesinde yazdığım köşe yazısında % 52-54 bandında çıkar demiştik. Bu oranın % 51.4 seviyesine çekilmesinde %2’lik pay; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı’nın yaptığı talihsiz açıklamadır. Kararsız seçmenin aklını çelmiştir. Neyse halk kararını verdi fazla eşelemenin Lüzumu yoktur. Biz gelelim Artvin’in gündemine…

Uzun zaman oldu Referandum seçim derken; Artvin hakkında yazamaz oldum. Bu süre zarfında da bir hayli olay oldu. Hangisini yazsak bilemedim. Önceliği yine Artvin Belediyesine yapılan mesnetsiz eleştirilere vermek istiyorum. Efendim Artvin’de bazı kesim Sayın Kocatepe’den bir hayli rahatsız… Bu rahatsızlık öylesine hazımsızlık yapmış ki; yalan kusuyorlar…

Halk halinden memnun, yapılan yatırımları bütün herkes görüyor. Görmeyenlerde astigmat ya da miyop her neyse o vardır, Muhtemeldir. Kardeşim elini vicdanına koymuyorsun, yazıyorsun da hani? Basın adabı derler adama. Eski alışkanlıklar maalesef bu dönemde pirim yapmıyor beee, öyle at iftira, yaz yalan haber sonra millet inansın, onların modası geçti kuzum, 90’lı yıllarda kaldılar. Az realist olun da halk itibar etsin…

Zaten “Bayrak” olayına gelmek dahi istemiyorum. O gün rüzgârdan zarar görenlerden biride bizim hane, öyle ki çatı falan kalmadı ama o bayrak o direkte dalgalandı, haaaa belki 1 bilemedin 2 saat Bayrak direkte olmamış olabilir, o da bayrağın parçalanıp uçmasındandır. Eğer o rüzgârda o adamlar, o göndere, o bayrağı bir değil “iki” kere çekiyorsa ve bu yapılan hizmet falan değil, bayrak aşkı görülmüyorsa aksine “Bayrak” yok diye haber yapılıyorsa; ne yazsam bilemedim… Ayıp…

Bir de ne var biliyor musunuz? Hani biz Emin Özgün zamanında da başka bir gazete de ve haber sitelerinde yazı yazardık, ancak hiçbir zaman dünyaya bakış açımız aynı olmasa dahi eleştirilerde bulunsak da dozajını aşmazdık çünkü; Artvin hepimizin. Ne belli başlı bir siyasi partinin, nede belli başlı bir derneğin, nede belli başlı bir gazetenin, Artvin, 26.000 kişinin, bunu da tekrardan hatırlatalım, unutulmaya… Bir de Kocatepe’yi Artvin yedirmez! Bunu da unutmayın hadi…

Kardeşlerim Artvin Belediyesini tebrik edip, hassas bir konu olan Eğitim kampusları olayına değinmek isterim; sorun şudur ki; İskebe mevkiinde olan bu yerleşkenin yeri uygun değildir. Hadi arazi kıtlığından oraya yapıldı, O zaman fakir aileler düşünülmeli; servis ücretini bırakın, öğle yemeği parası veremeyen aileler var biliyorum. Şehir merkezinden yazlı, kışlı yürümek zorunda olan genç arkadaşlarımız var. Beyler, Bayanlar bu sorun çok önemli, öğle yemeği yiyemeyen öğrenciler var. Ne yapılır, Nasıl yapılır bilmiyorum ama bu sorun çözülmelidir. 60’lı yıllardaki gibi 5 km yaya yolu yürüyenler var. Umarım biri beni duyarda o gençler yürümeye ayırdıkları zamanı başka işlerde değerlendirirler. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

NOT; Konya, Seydişehir’de geçen Cumartesi günü Güreşçileri Antalya’daki Türkiye Şampiyonasından getirirken kaza geçiren aracın içinde benim kardeşim Furkan Dalkılıç da vardı. Kendisinin durumu iyi olup eve sağ salim ulaşmıştır. Arayıp da geçmiş olsun dileklerini sunan bütün eş, dost, akrabaya teşekkürü borç bilirim…

Etiketler:
Share
934 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan Vahdettin Kaçtı mı Kaçırıldı mı?

    21 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İstanbul 13 Kasım 1918 de işgal edilmiş. 6 Ekim 1923’te ise işgal kuvvetleri İstanbul’u terk etmiş. Sultan Vahdettin ise 17 Kasım 1922 yılında İstanbul’dan kaçmış? Sultan Vahdettin’in kaçtığı tarihe bakıyoruz İstanbul’da işgalci İngiliz kuvvetlerinin hakimiyeti var. Sultan Vahdettin İngiliz gemisi ile kaçmış. İngilizler Sultan Vahdettin’e dost mu düşman mı? Eğer İngilizler Sultan Vahdettin’e dost ise Sultan Vahdettin niçin İngiltere’ye, Londra’ya gitmedi de Malta Adası’na ve en sonunda İtalya’ya gitti? Eğer İngilizler S...
  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...