logo

reklam

Artvin Betonlaşırken Sessiz Kalanlar Şimdi Bakanı Eleştiriyorlar


facebooktwitter
Artvin 08 Olay
artvinolay@gmail.com

Biz Artvinliler bir garip insanlar olduk. Geçtiğimiz hafta sonu Artvin’de AK Parti İl Kongresine katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Artvin’de önemli açıklamalarda bulunmuştu. Bu açıklamalar oldukça ses getirirken özellikle Artvin’de yıllar boyunca betonlaşmaya ses çıkarmayan kesimlerin bakanı eleştirdiklerini gördük. Gerçekten garibime gitti.

Bildiğiniz üzere dün yazdığım köşe yazımda Bakan Özhaseki’nin açıklamalarına yorumlarımı bugün yapacağımı ifade etmiştim. Sayın Bakanın genel anlamda yaptığı açıklamalara çok bir yorum yapmak istemiyorum ancak Artvin ile ilgili kullandığı cümleler yoruma ihtiyaç duymaktadır.

Öncelikle biraz meslektaşlarıma ufak bir eleştirim olsun. Özellikle de bu eleştiri bizzat bakanla röportaj yapma fırsatı bulan meslektaşlarıma gelsin. Bir de hiç merak edip takip etmeyen meslektaşlarımızı da eleştirmek gerek. Galiba bakanın gelişi onlar için küçük bir haberdi ya da haber değeri yoktu. Diyeceksiniz ki sen niye yoktun, Artvin’de olamadığım için katılamadım ama olsaydım mutlaka orada olurdum.

Röportaj yapma fırsatı bulup da Bakana Artvin’de Cerattepe’yi sormamalarını açıkçası garipsediğim arkadaşlarımın bu konuyu gündem etmemelerinin nedenini açıkçası merak etmiyor değilim.

Neyse önce şu eleştirilere konu olan, sosyal medyada tepkilere neden olan açıklamayı bir hatırlayalım ardından devam edelim yorumlarımıza.

Özhaseki: Artvin’in Fiziki Konumu Belli

Özhaseki “Kamu hizmetlerine Ankara’nın katkısı bakımından en yüksek düzeyde bir iltifata mazhar olmuş şehirlerarasında herhalde başta Artvin geliyor. Bir taraftan Artvin’in kendine has coğrafi yapısının zorluğu, şirin butik bir il olması, bir taraftan değerli milletvekiliniz İsrafil Beyin gayretleri buraya daha çok ilgi duyulmasına vesile oluyor” diye konuştu.

Özhaseki, Artvin’de olduğu gibi Anadolu’nun pek çok yerinde de nüfus göçlerinin yaşandığını belirterek, şunları söyledi:

“Bu nüfusu sabit tutarak azda olsa göç alıp büyütmek esas olmalı. İlle de çok büyüyeceğiz, ille de bir şey olacağız diye gayret etmek her zaman yanlış olur. Çünkü buranın doğası böyle. Daha büyük şehirleşme ve sanayileşme istekleri bu doğayı mahveder, perişan eder. Bu ilde yaşan insanların aradığı her şeyi bulabilir hale gelmesi, devlet hizmetlerinin belediye hizmetlerinin en güzel bir şekilde belli bir hale getirilmesi bana göre bu ile yapılabilecek en büyük hizmettir. Burası Paris, İstanbul olacak diye uğraşmayın. Buranın fiziki yapısı belli.  Burada yaşayan insanlar burada yaşadıkları için mutlu olsunlar yeter. Bunun içinde gerek devletimiz, gerekse de son birkaç yıldır ortaya konulan belediyecilik anlayışı hizmetleri gayet iyi bir noktaya getirmiştir. Emeği geçenlerden Allah razı oldu. Bende üzerime düşen ne varsa Artvin için yapmaya hazırım.” diye konuştu.

Gelelim şimdi bu konuşmaya yapılan eleştirilere. İlimizde bir kesim bakanın sözlerini eleştirirken Artvin’de onca çevre sorunu var iken, özellikle de Cerattepe konusu var iken bunlara değinmemesini ve Artvin’in fiziksel imkanlarının belli olduğunu ve bu imkanlara göre hareket edilmesi gerektiği eleştiri konusu yapıldı.

Bakanın bu açıklamasına katılıyorum fakat millet olarak maalesef ki şehirlerimizi hunharca betonlaştırıyoruz ve bu betonlaşmayı da sırf lüks bir hayat için yapıyoruz. Ve bu lüks hayat için yok ettiğimiz çevreye ses çıkarmaz iken bu lüks hayatı bizlere sağlayan sanayi sistemine ise karşı çıkıyoruz. Madenler, HES’ler, nükleer santraller, termik santralleri, taş ocakları vs gibi konulara ise karşı çıkıyoruz.

Şimdi bakanı eleştiren kesimlere bir soru yönetmek istiyorum. Artvin’in fiziki koşulları belli sözünden Artvin’e yatırım yapılmasın anlamı çıkaran arkadaşlar bu konuyu ki eleştiri konusu olarak değerlendirerek bu konu üzerinden siyaset yapabildiniz ya yıllarca Artvin’in betonlaşması noktasında neden sesiniz çıkmadı. Artvin’de son 30 yılda her taraf beton haline gelirken, şehrimizin içerisinde eski ve tarihi binalar yıkılarak yerlerine yeni beton binaları dikilirken, bahçeli ve ağaçlı eski Artvin evleri bir bir yok edilerek yerlerine yeni binalar dikilirken, şehirde neredeyse on metre kare nefes alacak yer kalmayacak kadar her tarafın betona dönüşmesine ses çıkarmayan zihniyetteki arkadaşlarım ne olduysa şimdi bu açıklamaları eleştirdiniz. Eleştirecekseniz illaki şöyle bir eleştiri getirebilirdiniz mesela. Artvin’de kayak merkezi kurulması için yeraltından gitmesi gereken elektriğin yer üzerinden götürülmesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı neden ses çıkarmadı? Artvin ve ülkemizin tüm şehirleri beton şehirler haline dönerken bakanlık bunlara neden ses çıkarmamaktadır? Belediyelerin para kazanma uğruna otoparksız binalara onay vermesi doğru mu? Ve bunun gibi onlarca eleştiri getirmek yerine bakanın fiziki imkanları belli sözünden hareketle Artvin’e yatırım yapılmamalı yorumu çıkarmak ne kadar gerçekçidir?

İstanbul’a ihanet edildi ise güzelim Artvin’e de tecavüz edildi.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir sözü gündeme bomba gibi düşmüştü, ‘İstanbul’a ihanet ettik’ sözü. Şimdi ben bu söze aynen katılarak bir ileriye götürerek diyorum ki ‘İstanbul’a ihanet edildi ise Artvin’e tecavüz edildi’ diyorum. Ve bu tecavüzü hep birlikte yaptık. Buna izin verenlerde, bu tecavüz karşısında sessiz kalanlarda.

Bakın bugünlerde Artvin’in alt yapısı artık isyan eder hale gelmiştir. Her gün su şebekesinde sorun yaşanırken, çocuklarımızın evlerinin önlerinde oyun oynayacakları bir alan dahi kalmamıştır. Allah’tan Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe ile birlikte oyun ve yaşam parklarına hız verildi de insanlarımızın nefes alacakları, çocuklarımızın oyun oynayacakları yeni alanlar ortaya çıkarıldı.

Artvin’de oturup veya Artvin dışında yaşayıp da Artvin ile ilgili her türlü gelişmeyi takip ederek bakanın bu sözlerine eleştiren sözde çevrecilere şimdi soruyorum. Sizler çocukluk yıllarınızda mahalle aralarında rahatlıkla oyunlar oynayabilirken bugün ki çocukların Artvin’de nasıl zaman geçirdiklerini biliyor musunuz? Bırakın evlerinin önüne çıkmayı yürüyebilecekleri alanlar yok. Yürümeye kalksalar dahi kaldırıma park yapan araçlar nedeniyle kaldırım yerine yolda yürüyerek araçların altında kalma tehlikesi ile her gün burun buruna gelmeleri konusunda bir satır eleştiriniz oldu mu? Sizin yaşadığınız dönemlerde yaşlı insanların dinlenebilecekleri bir ağaç gölgesi buldukları Artvin’de şimdi yeni yeni yaşam alanlarının oluşturulmasına ilişkin birkaç cümle ile de olsa teşekkür açıklamalarınız oldu mu?

Çuvaldızı başkasına batırmak kolaydır. Mühim olan iğneyi kendine batırabilmektir. Batırabiliyor muyuz? Artvin’e hep birlikte tecavüz ederken, üstelikte bu tecavüzü daha lüks bir yaşam için yapılmasını isterken sessiz kalıp bugün bakana çuvaldız batırmaya kalkmak ne kadar gerçekçidir? Maalesef gerçekçi değildir. Gülüp geçiyorum. Anlamsız ve mantıksız eleştiriler olarak görüyorum.

Değerli okurlarım, Artvin Belediyesi son yıllarda güzel yatırımlar ve hizmetler yapmaya başlamıştır. Bugün kültür sokağı projesi dahi başlı başına önemli bir projedir ve doğrudur da. Artvin’e otantik bir yapı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Şehrimizi biraz daha yaşanılabilir hale getirme çabaları ise maalesef ki hiçbir şekilde takdir görmemektedir.

Bir başka sorum ile artık yazımı tamamlayacağım. Artvin’de çevreciyim diyerek maden kisvesi altında ülkemizin gelişiminin önüne taş koymaya çalışan akılların ve bu akılları sosyal medya aracılığıyla destekleyen insanların aklına acaba 80 yıldır İskebe’nin altında yanan çöplere sessiz kalmalarına nasıl bir yorum getirdiniz? Haydi o günlerde sessiz kaldınız da Artvin Belediyesi çöp sorununa belki kalıcı olmasa da geçici çözüm bulduğunda bir tek teşekkürü bile çok görmenizin altında yatan sebep siyaset miydi? CHP’li belediye döneminde yıllarca çöpün yakılmasına müsaade edilmesine hiç ses çıkarmaz iken bir maden yüzünden Artvin’de polise ve askere taş atılmasına sebep olmadık mı?

Bu sorulara yanıt vermek çok kolay değil tabi ki. Nasıl cevap verilebilir ki? Hepimiz suçluyuz. Hepimizin hatası var.

Şimdi bakanı eleştiren kesimlere, maden nedeniyle ortalığı ayağa kaldıranlara bir önerim var. Atatepe’ye çıkın ve Artvin’e doğru bir bakın. Gördüğünüz manzaradan mutlu musunuz? Bu manzara sizi hiç mi rahatsız etmiyor?

Bir son soru ile de bitirelim. Haydi bütün bunlara ses çıkarmadınız da Artvin’de yeni yapılan yolların bu derece sorun çıkaracağını göre göre neden hiç ses çıkarmadınız?

Umarım bu yazımı okuduktan sonra vicdanınız ile baş başa kalırsınız da o vakit belki ne demek istediğimi anlarsınız!

Share
31 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...