logo

Artvin Barosu’ndan Kadın Hakları Günü Açıklaması

Artvin Barosu Kadın Hakları Komisyonu “Kadın Hakları Günü” münasebetiyle yazılı bir açıklama yayımladı.

Yapılan açıklamada; “5 Aralık 1934’te “Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı” veren yasanın kabul edilmesiyle ülkemizde her yıl bu gün, “Kadın Hakları Günü “ olarak kutlanmaktadır.

Ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile tüm gelişmiş olarak adlandırılan ülkelerden çok daha önce getirilen kadın haklarından ,siyasi haklar bağlamında getirilen ;3 Nisan 1930 gün ve1580 sayılı yasayla Türk kadınının önce belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Daha sonra 26 Ekim 1933 gün ve 2349 sayılı kanunla da kadınlar köy ihtiyar heyetlerine ve muhtarlığa seçme ve seçilme haklarını elde etmişlerdir. Daha sonra 1934 tarihli ve 2599 sayılı yasayla milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Türk kadınları pek çok Avrupa kadınından çok daha önce bu hakka sahip olmuştur. Seçme ve seçilme hakkına sahip ülke sayısı 1934 de 28 ,bu hakkı kullanan ülke sayısı ise 17 idi. Bu hakka kadınlar Fransa’da 1994,İtalya ‘da 1945,Yunanistan’da 1952,Belçika’da 1960 ve İsviçre’de 1971 yılında kavuşmuşlardır.

Bilinmektedir ki, bugün Türkiye’de ekonomide, sosyal yaşamda, siyasette erkeklerin yararlandığı fırsatlardan kadınlar yararlanamamaktadır.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görev yapan 550 milletvekilinden sadece 81’i kadındır. 27 üyeli bakanlar kurulunda sadece bir kadın bakan vardır.

Yasalarda bazı düzenlemelerin olması, bunları fiili hayata geçirmeye yetmemekte,eşit fırsatlardan yararlanmak için, eşit olana kadar bu hakları eksik kullananlara, ayrımcılık uygulanması gerektiği açıkça görülmektedir.

Anayasamızda da ifade edildiği üzere “POZİTİF AYRIMCILIK” tam olarak böyle tanımlanıyor. Siyasal karar süreçlerinde kadın-erkek eşitliğini sağlamak için yapılacak en önemli değişiklik, siyasal yaşamı düzenleyen söz konusu yasalarla ilgili reform çalışmaları sırasında kotanın yasal hale getirilmesidir.

Ne yazık ki Türkiye’de gerek Siyasi Partiler Yasası, gerekse Seçim Yasası ile düzenlenmiş bir kota uygulaması yoktur. Kotanın gerekliliğini anlayamayan hiçbir ülkede, kadın temsil oranı yüzde 20’leri dahi bulamamıştır. Kotanın niteliksiz kadınların siyasete girmesine yol açıp, mevcut yapıyı daha da çarpıklaştıracağını düşünen zihniyete; nitelikli kadın aday saptayacak olanın kota değil, kotayı kullanan siyasi parti veya örgüt olacağını hatırlatmak isteriz. Ayrıca CEDAW’ın 3. maddesinde belirtildiği üzere bu alanda da düzenleme yapmak devletin görevidir.

Birlikte veya ayrı olarak mülkiyet her iki cinsin hakkıdır. Kimse ulusun asıl miras payından yoksun bırakılamaz. Kadın özgür doğar ve erkeklerle haklar bakımından eşittir. Devletin gücünün esası kadın ve erkeklerin birliğine ve onların ulustaki varlıklarına dayanmaktadır. Yasalar, genel iradenin ifadesi olmalıdır. Bütün kadın ve erkek vatandaşlar şahsen veya bir vekil aracılığıyla yasanın oluşumuna katkıda bulunmalıdır. Bütün kadın ve erkek vatandaşlar yasanın önünde eşit olup; bütün rütbe, pozisyon ve resmi dairelere eşit ölçüde kabul edilmelidir.

Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar günde ortalama 20 litre suyu 6 km taşıyorlar

Mültecilerin %80’ini kadınlar oluşturuyor.

Dünya’daki arazilerin sadece %1’i kadınlara ait.

Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.

Okuma-yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum 1 milyardan fazla yetişkinin 2/3’ü kadın.

İnternet kullanıcılarının %42’si kadın.

OECD ülkelerindeki bilimsel ve teknik alanlardaki üniversite mezunlarının %30’u kadın.

Dünyadaki mal varlıklarının 14 trilyon dolarlık kısmı kadınlara ait.

Sadece Japonya ve Peru’da iş kuran kadın sayısı erkeklerden fazla.

Haber veya röportajlara konu olanların %21’i kadın.

Gazetecilerin 1/3’ü kadın olmasına rağmen, bölüm şefi, editör ya da patronların sadece %1’i kadın.

Avrupa Birliği’ndeki cinsiyetler arası en yüksek gelir adaletsizliği yaklaşık %25 farkla, Kıbrıs, Estonya ve Slovakya’da görülüyor.

Yeni üniversiteyi bitirmiş kadınlar, erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark 10 yıl içerisinde %31’e yükselmiştir.

Anayasal haklar, Medeni hukuk ile getirilen haklar, İş kanunu ile getirinle haklar, ulusal yasalar ve Uluslararası sözleşmeler ile getirilen ve özellikle Uluslararası Sözleşmelerden İstanbul anlaşması ile getirilen haklar ne yazık ki tek başına yeterli olmadığı ,bu husustaki uygulamalarda, farkındalığın ve eğitimin çok büyük bir yer tuttuğu yaşayarak tecrübe edilmiştir ve dahi edilmektedir.

Atatürk,1923 yılında”…şuna inanmak lazım ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”…ya da …toplumun başarısızlığının asıl sebebi kadınlara karşı olan bilgisizlikten ileri gelir, bir toplumun bir organı faaliyette iken bir organı işlemez ise o toplum felç olur” demek sureti ile kadınların toplumsal hayata katılımının önemini ortaya koymuştur.

Kadınlarımız için yapılacak en önemli ve etkili eylem, herhalde mevcut düşünce yapısını değiştirebilmek olacaktır. Bunun için de devletin ve hukuk uygulayıcılarının, sorunun temelini bilip çözüm üretmek konusunda kararlı davranmaları şarttır” ifadelerine yer verildi.

Etiketler:
Share
270 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?