logo

reklam

Arapların Özellikleri


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

“Onları din kardeşimiz olarak sevdiğimiz gibi, ayrıca Kur’an’ın, Resulullahın ve Cennetin lisanını konuştukları, saff-ı evvel olarak İslamiyeti yaydıkları, İslamiyete hizmet ettikleri için de diğer milletlerden farklı olarak bir derece daha fazla sevgiye layıktırlar.”

1.Giriş

Bin yıl İslam’ın bayraktarlığını yapan Türk milleti ile ona bu hususta itaat edip yardım eden necip Arap kavminin o muazzam ittifak ve kardeşliği, küffar tarafından on dokuzuncu asırda nihayetlendirilmiştir. Bu muazzam güç ve kardeşlik maalesef tarihin derinliklerine gömülmüş, Türk-Arap kardeşliği ve birlikteliği yeni bir boyut ile istikbale intikal etmiştir. Belki halihazırda o eski haşmetli birlik ve kardeşlik bulunmayabilir. Lakin istikbalde de öyle olacağı anlamına gelmez.[1]

Araplar, anadili Arapça olan, başlıca Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’da yerleşmiş bulunan sami halk. Akdeniz’in güneyinde Afrika’da Büyük Sahra ve Sudan’a, doğusunda Irak’a ve Arap Yarımadası’na kadar uzanan bir coğrafyada yaşarlar. Nüfusunun büyük kısmı Araplardan oluşan ve Arapça konuşulan ülkeler Arap ülkeleri olarak adlandırılır. Bu ülkelerde, Arapça’nın dışında Kuzey Afrika’da Berberice, Irak’ta Kürtçe ve Türkmence, Güney Arabistan’da ise çeşitli yerel diller konuşulur.

Nuh aleyhisselamın en büyük oğlu Sam’ın neslinden yani Sami ırkına mensup büyük bir kavim. Arab, lügatte ” güzel ” demektir. Coğrafya terimi olarak; Arabistan Yarımadasında doğup büyüyen, oranın iklimi, havası, suyu ve gıdası ile yetişen ve onların kanından olan kimselere verilen addır. Araplar, beyaz ve Buğday benizli olur.

Araplar tarihte; Hicaz, Yemen, Mısır, Kuzey Afrika, Irak, Suriye ve Filistin bölgelerinde yaşamış, bir çok devletler ve medeniyetler kurmuşlardır. Kendilerine, imana ve hak yola davet etmek için Allahü teala tarafından bir çok peygamber gönderilmiştir.[2]

2.Peygamberimizin Arapları Sevmemizi İstediği Hadisi

İmam Münavi’nin Feyzu’l-Kadir isimli hadis kitabında İbni Abbas’tan şu mealde bir hadis-i şerif rivayet edilir:

“Üç hasletten dolayı Arabi seviniz: Çünkü ben Arabım, Kur’an-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapçadır.” (Feyzü’l-Kadir, 1:178 Hadis no: 225.)

Arapça, belagat, edebiyat, fesahat ve zenginlik bakımından dünya dillerinin en güzelidir. Aynı zamanda ses, ahenk ve cümle yapısı bakımından da diğer diller arasında ap ayrı bir yeri vardır. Cenab-ı Hak da kendi kelamı Kur’an-ı Kerimi Arap diliyle indirmiştir. Peygamber-i Zişan (a.s.m.) da zaten bu dili konuşuyordu; kendi milletinin, kavminin dilini.

3.Peygamberimizin Arapları Sevmemizi İsteyen Hadisi Teyid Eden Bazı Ayet-i Kerimeler

Bu hadis-i şerifi bazı ayetler de tasdik etmekte, desteklemektedir.

“Halkı Allah’ın azabından sakındıran peygamberlerden olsun diye onu ap açık bir Arapça lisan ile senin kalbine Cebrail getirdi.” (Şuara Suresi, 195.)

“Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, amrolunduklarını onlara ap açık anlatsınlar”( İbrahim Suresi, 4.) mealindeki ayet-i kerime de Peygamberimizin kendi kavmi olan Araplara kendi dilleriyle tebliğde bulunduklarını bildirir.

Evet, Kur’an’ın dili, son Peygamber Hazret-i Muhammed Mustafa’nın (a.s.m.) konuştuğu dil Arapça olunca, Cennet dilinin de Arapça olacağı şüphe götürmez bir gerçek olur. Hz. Adem de yeryüzüne indirilmeden önce Cennette bulunduğu zamanlar Arapça olarak konuşurdu. Ayrıca bu dil Peygamberimizden başka diğer peygamberlerden bazılarının da konuştuğu dildir. Mesela, Hz. Nuh, Hz. Hud, Hz. İsmail, Hz. Salih, Hz. Şuayb Arapça konuşuyorlardı.

Ayrıca imam Kastalani, Hz. Aişe’den “Cennet ehli Muhammed Aleyhisselamın diliyle konuşacaklar” mealinde bir rivayeti zikreder. (Mevahib-i Ledünniye , 1:276.)

4.Arapları Sevmekle İlgili Hadis Mutlak Değildir

Hadis-i şerifte “Arabi seviniz” ifadesini mutlak olarak anlamamak lazımdır. Çünkü Araplar içinde gayrimüslimler olduğu gibi, günümüzde dinsizler de vardır. Onların sadece Arap ırkına mensup olmaları, Arapça konuşmaları onları sevmeye kafi gelen hususlar değildir. Hadiste yer alan beyandan maksat, Müslüman olan, dinini yaşayan, Resulullahın izinde olan Araplardır. Zaten bunlar din kardeşimizdir. Onları din kardeşimiz olarak sevdiğimiz gibi, ayrıca Kur’an’ın, Resulullahın ve Cennetin lisanını konuştukları, saff-ı evvel olarak İslamiyeti yaydıkları, İslamiyete hizmet ettikleri için de diğer milletlerden farklı olarak bir derece daha fazla sevgiye layıktırlar.[3]

Geleneksel konukseverlik, özellikle kırsal kesimde bugün de sürmektedir. Yörelerinin önde gelenleri, tanımadıkları yolcuları bile evlerinin selamlık bölümünde ağırlarlar.[4]

5.Arapların Kısımları

Nuh aleyhisselamın oğlu Sam’ın neslinden olan Araplar; Arab-ı Baide, Arab-ı Aribe, Arab-ı Müsta’ribe ve Arab-ı Müsta’cime olmak üzere dört kısma ayrılır:[5]

1) Arab-ı Baide: Bunlar Arabistan’ın en eski halkıdır. Ad ve Semud kavimleri bunlardandır. Bunların tarihleri bilinmemektedir. Onlar sönüp gitmişlerdir.

2) Arab-ı Aribe (Mütearribe): Bunlar, Yemen’de hükümet kurmuş olan Kahtan’a mensubdurlar. Kahtan’m asıl dili, Süryani idi. Bunların evlâdı, Arab-ı Baide’ye karıştığından, bu Arab-ı Aribe türemiş ve Arapça konuşmaya başlamışlardır. Cürhüm kabilesi bunlardandı. Bu Arapların da nesilleri kesilip gitmişlerdir.

3) Arab-ı Müstaribe: Bunlar, İsmail Aleyhisselâm’a mensubdurlar. Hazret-i İsmail’in evladı, Arab-ı Aribe arasına karışmış olduğundan, bu Arab-ı Müsta’ribe meydana gelmiştir. Hazret-i İsmail’in asıl dili, İbrani iken, Cürhüm kabilesi arasında yaşamakla Arabça konuşmuş ve bu dili evladına iletmiştir. Arab-ı Müstaribe, birçok kabilelere ayrılmıştır. Peygamberimizin zamanında Arabistan halkı da bu Arab-ı Müstarebeden ibaretti. Bu kabilelerin en seçkini Kureyş kabilesidir.

4) Arab-ı Müsta’cime: Arapların İslam dininin doğmasından sonra, bu dini yaymak ve Allahü tealanın ismini yüceltmek için dünyanın diğer memleketlerine giderek başka milletlere karışmasından meydana gelen Araplardır.[6]Suriye, Irak, Mısır ve Mağrib halkı bunlardandır. Bunlar da kendi dillerini bırakarak Arapça konuşmaya başlamışlardır.[7] Peygamber efendimizin vefatından sonra, Eshab-ı kiramın hepsi, sonra da evladı, İslam dininin verdiği gayretle doğuda Hindistan ve Çin’e, batıda Atlas Okyanusu ve İspanya’ya, Afrika’da Büyük Sahra ve Sudan çöllerine, kuzeyden Suriye, Irak, Kıbrıs, İstanbul ve Hazar denizine kadar yayıldılar.[8]

[1] http://www.sorularlarisale.com/makale/21069/ey_aziz_ve_necip_kavm-i_arabin_nurani_azalari_tarihin_amakina_gomulen_ve_maziden_istikbale_atlayan_ecdadlarimiza_bu_millet-i_islami_parcalamak_icin_bin_dort_yuz_seneden_beri_hucum_eden_kuffar_ordulari_ozetler_misiniz.html

[2] http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-1605&Bilgi=arap

[3] https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/rasulullah-efendimiz-savin-araplari-sevin-cunku-ben-arabim-buyurdugu-dogru-mudur

[4] https://eodev.com/gorev/7218242

[5] http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-1605&Bilgi=arap

[6] http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-1605&Bilgi=arap

[7] http://kitap.mollacami.com/buyuk-islam-ilmihali/hazreti-muhammed-mustafa-salallahu-aleyhi-ve-sellem.html

[8] http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-1605&Bilgi=arap

Share
507 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+5 = ?
#

Arapların Özellikleri” için 1 yorum

  1. Tarık Akyüz : diyor ki:

    Şu uydurma hadisleri ayıralım artık. Arap kültürü ve Islam’ı birbirinden ayiralim artık. Hz.Musa Arap’ça mi konuşuyordu?Cennet dilinin Arapça olduğuna dair ayet mi var?Arab’ın Arap olmayana,Arap olanın da Arap olmayana üstünlüğü yoktur diyen de yine Arap olan peygamber hazretleridir.Eger Arap kültürünü bakarsak çok parlak olmayan durumlar görürüz ki bu da sevgimizi bir derece değil artırmak,dibe indirir.Örneğin cariye meselesi,küçük kızlarla evlilik meselesi gibi.Yine Kur’an yeri gelmiş bedevi Arap’lari yermiştir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...
  • Milletvekili Kışla’dan Artvin’e Bir Büyük Hizmet Daha

    10 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Hatırlarsanız değerli okurlarım yaklaşık 5 ay önce yazdığım bir yazı gündeme getirdiğim müthiş bir yatırım haberi vardı. Artvin’i Şavşat-Ardanuç ve Ardahan’a bağlayan Varyant Yolun altından bir tünel yapılacağını ve bu tünel ile birlikte Varyant Yolun alt kodlara indirilerek çok rahatlıkla geçileceğini söylemiştim. O günlerde henüz plan aşamasında olan bu projeye ilişkin olarak da AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla’nın yoğun olarak çalıştığını ve bu hizmeti kazandıracağını söylemiştim. Ve aradan 5 ay gibi kısa bir zaman geçti...
  • Küçük İsrail devleti koca Arap alemini nasıl mağlup ediyor?

    10 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bediüzaman Said Nursi, İsrail devletinin devamının gerekçesini dini ve milli hislerden beslenmesi olarak  gösteriyor. İslam aleminin çaresizliği ise, iman zaafından ve İslam’a kafi derece sarılamamanın bir neticesidir. İslam alemi samimi bir şekilde ittifak kurabilse, İsrail’in o bölgede barınması mümkün olamazdı. Yahudiler tarih boyunca hep yersiz ve yurtsuz kalıp her kavimden şiddetli tokatlar yemişlerdir; en yakın örneği Alman Hitleridir. Kaderin cilvesi ki tarihte bu zalim ve alçaklara şefkat sinesini açan hep Osmanlı gibi İsla...
  • Başarı ve Başarısızlığın Nedenleri

    08 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    İnsan başarılı olmak ister, ama bunun için ne kadar tedbirlidir Osmanlının yıkılışından sonra ümmet hep başarılı olmaya susamıştır. Adaletten medeniyetin her alanına kadar örnek topluluklardı Müslümanlar. Sömürülmek-sömürmek fakirlik Müslümanların kitabında yoktu Afganistan dan Kabe ye kadar hiçbir İslam beldesi mahzun değildi “Allah size yardım ederse artık hiç kimse sizi yenemez! Ama ya O sizi terk ederse kim size yardım edebilir! O halde Müminler Allah’a güvensinler!’’ (Ali İmran S.160) Düşman neyi yaparsa siz ondan dah...