logo

reklam

Antik Dünyanın Efsanevi Kadın Savaşçıları; AMAZONLAR: Benzerleri ve Etkileri


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Not:
1.Bu yazı mümkün olduğunca anlaşılır yazılmaya çalışıldı fakat Amazonlar konusu biraz fantastik olduğu için birbiriyle çelişen bilgiler olabilir.
2.Bu yazının konusu ayrıntılı olduğu için aşağıdaki konu planı esas alınarak okunmalıdır. 

I.AMAZON İSMİNİN KÖKENİ
1.“a” ve “mazon” kelimesinden türediği
2.Amazon adının Ermenicede “ay kadın” anlamı taşıdığı
3.“maze” kelimesi ile “amazon” kelimesi arasında kurulan benzerlik
4.Amazonların çeşitli isimleri

II. AMAZONLARLA İLGİLİ GENEL BİLGİLER
1. Amazonların Yaşayıp Yaşamadıkları
2. Amazonlar Tarafından Kurulan Devletler
3. Yurtları
4. Yaşadıkları Yerler
5. Amazonların Anadolu’da Kurduğu Şehirler
6. Amazonlar Truva savaşında
7. Suriye’nin Amazon kadını Kraliçe Zenubiye
8. Erkek Düşmanlığı
Erkek Düşmanlığının Sebebi
A-Erkeklerin zulmüne uğramış olmaları
B-Yunanlıların Ataerkil Toplum Yapısına Tepki
9. Amazonlar Soylarını Nasıl Devam Ettirdi?
A-Birinci görüş
B-İkinci görüş

III. AMAZONLARIN ANTİK KOMŞULARI İLE İLİŞKİLERİ
1. Yunanlılarla İlişkiler
A-Yunan Mitolojisinde Amazonlar
B-Yunanlılar savaşta yenildikleri Amazonları Çıplak tasvir ederek intikam aldılar
C-Herkül
2. Makedonyalı Büyük İskender Ve Amazonlar
3. İskitler ve Amazonlar
A-İskitler Ve Amazonların Karşılaşması Ve Kaynaşması
B-İskit Kadınlarının Ve Amazonların Benzerliği

IV. AMAZONLARIN TÜRK TARİHİNDEKİ ETKİLERİ VE YANSIMALARI
1. Alp Kızlar Amazonlar ilgisi
2. Alp Kızlar’ın Selçukludaki Yansıması; Bacıyan-I Rum
3. Osmanlı’nın Amazonları
4. Süyün Bike

V. TÜRKLER VE AMAZONLAR ARASINDA SOYBAĞI KURMA ÇABALARI
1. Zeyna İle Asena Arasında Bir Bağ Kurma Çabası
2. Amazonların Türk Olduğunu İspatlama Çabası

VI. BİLİM ADAMLARININ AMAZONLARIN KÖKENİ’NİN TÜRK OLDUĞU İLE İLGİLİ BİLİMSEL TESPİTİ

VII. POPÜLER KÜLTÜRDE AMAZONLAR
1. Zeyna (Xena)Dizisi
2. Amazonlar ve Feminizm

VIII. AMAZONLARIN GÜNÜMÜZ POPÜLER ANADOLU KÜLTÜR YAŞAMINA ETKİSİ
1. Uluslararası Amazon Festivali
2. Amazon Kadınlar Meme Kanserine Karşı
3. Amazon Köyü
4. Amazon Adası

IX. AMAZONLARIN BAZI DÜNYA ÜLKELERİNDEKİ KÜLTÜREL VE SOSYAL İZLERİ
1. Fransa’da Amazon Taburları
2. Dahomey Amazonları
3. Amazonlar Kaddafi’nin Kadın Muhafızlarının İlham Kaynağı

I.AMAZON İSMİNİN KÖKENİ 

Amazonların orijini çok karışık. Yaklaşık M.Ö. 2000’lere tarihleniyor. Bunlar tepkinin kızları. Anaerkilden ataerkile geçişte tepki göstererek savaşçı bir toplum olarak ortaya çıkıyor. Erkeği reddediyor, soylarının devamını başka şekilde sağlıyorlar, göğüslerinin tekini kesiyorlar.[1]

1.“a” ve “mazon” kelimesinden türediği

Amazon adının kökeni hakkında çok farklı görüşler bulunmasına rağmen, bu görüşler arasında en çok kabul göreni “a” ve “mazon” kelimesinden türediğidir. Kelimenin kökenine inildiğinde, mazon kelimesinin “meme” anlamına geldiğini “a” artikelinin ise günümüzdekine benzer şekilde önüne geldiği kelimeyi olumsuz yapan ön artikel olduğu kabul edilir. Böylece “amazon” kelimesinin “memesiz” anlamına geldiği çoğunlukla kabul edilen bir düşüncedir. Kelimenin bu şekilde tanımlanmasının nedeni olarak ise Amazonların savaş sırasında yayı göğüslerine rahatça dayayabilmek için sağ memelerini kesmeleri ya da büyümemesi için dağlamaları gösterilmektedir. Böylece, bu tarz bir uygulama ile zaten doğalarında savaşçılık ruhu barındıran bu kadınlar, kendilerine silahı daha verimli kullanabilme olanağı sağlarlar.

2.Amazon adının Ermenicede “ay kadın” anlamı taşıdığı

Bunun dışında bir diğer görüş ise Amazon adının Ermenicede “ay kadın” anlamı taşıdığıdır. Antik çağ dini inanç ve kültlerine göz atıldığında ay tapımının birçok toplumda izlerinin olduğu görülür. Amazonlar’ın kalkanlarının yarım ay şeklinde olması, bu görüşü az da olsa destekler niteliktedir.

Yine Amazonlar, ay tapınımına bağlı olarak tanrıça Artemis ile de ilişkilendirilmektedir. Hatta bazı antik yazarlar, Amazonların Artemis kültü ile olan ilişkilerine değinmişlerdir. Bilindiği gibi Tanrıça Artemis’in atribüleri arasında ok ve yay bulunmaktadır. Amazonlar’ın da ok ve yay kullanması bu bağlamda bir ilişki kurulmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca Ephesos’ta yapılan kazılar sonucunda savaşçı kadınlara ait olan ve tanrıça Artemis’e sunulan küçük heykelciklerin bulunması da bu olasılığı güçlendirmektedir. Kas-abhaz (aşuva) dilinde “mzı” ay anlamına gelmektedir. Artikel olan “a” ile birlikte “amızı” ya da “amzı” biçiminde hala kullanılır. Ay adının “mis, mıs” biçiminde kullanıldığı da olur. Amazonların kendilerini “ayın kızları” olarak görmeleri, kendilerini ana tanrıça Kybele ve Artemis’in hizmetkârı olarak kabul ettiklerini düşündürmektedir. Bu nedenle kendilerine, kendi dillerinde “amız” ya da “amıs” adını takmış olabilirler.

3.“maze” kelimesi ile “amazon” kelimesi arasında kurulan benzerlik

Ayrıca Kas-adığe dilinde ay anlamına gelen “maze” kelimesi ile “amazon” kelimesi arasında kurulan benzerlik de ilginçtir. “Maze” kelimesinin sonuna “on” eki getirildiğinde “amazon” kelimesine benzeyen “mazeon” “mazon” kelimesi oluşmaktadır. Ancak a artikeliyle herhangi bir ilişki kurulamadığından bu görüş kabul gören bir açıklama olarak görülmemektedir.

Başka bir açıklamaya göre de savaş ve tarımla uğraşan Ephesoslu kadınların, bellerinde kuşaklarla (ki kuşak “zonai” anlamına gelmekteydi) ekin biçtikleri (“Amao”) için Amazon olarak adlandırıldıklarıdır.[2]

4.Amazonların çeşitli isimleri

Bizanslı Methodios ise Amazonlara çeşitli isimler takmıştır. Onlardan

✴Anandros: erkeksiz yaşayan
✴Stryganor: erkek avcısı
✴Androdamas: erkeğin sahibi
✴Kreobotos: et yiyen
✴Deineira: erkek katili
✴Oirpata: erkek öldüren
olarak bahseder.[3]

II.AMAZONLARLA İLGİLİ GENEL BİLGİLER

1.Amazonların Yaşayıp Yaşamadıkları

Amazonların gerçekten yaşayıp yaşamadıklarına dair belirsizliğin bir dayanak noktası vardır. O da Amazonların ataları olan Sarmatyalılardaki kadın savaşçıların gerçekten var olduğudur. Bir efsâne bile olsa Amazonların dayandığı temel gerçeklik burasıdır. Bu gerçeklik arkeolojik kazılardan da anlaşılmaktadır. Özellikle Sarmatya kadın mezarlarında yüzde yirmibeş oranında silahlar çıkmaktadır. Bu durum Sarmatyalılardan sonra İskitler’de de görülmüştür.[4]

1994 yılında Kazakistan’da yaptığı kazılar neticesinde, Amazon kadınlarının bir efsane olmadıklarını, gerçekte konargöçer Türk boyları içinde yaşadıklarını ve bu zamana kadar efsane olarak önümüze sunulanlardan çok farklı bir yaşam tarzına sahip olduklarını ortaya koydu. Çalışmasını “Savaşçı Kadınlar Amazonlar” adı altında bir kitapta toplayan Dr. Kimball’ın kitabının Türkçesi İleri Yayınevi tarafından ocak ayında basıldı.[5]

Daha sonra İslamiyet’le birlikte, Şamanist gelenekten kopuşun ardından, kadının toplumdaki statüsünün değiştiği ve artık toplumdan soyutlandığı iddia edilir. OysaTürk’ün dünya üzerinde saltanat kurduğu tüm devletlerde Anadolu’dan Hindistan’a, Kafkaslar’a kadar her yerde Türk kadını aynı özelliklerini korumuştur. Bu ise fazla kabul görmeyen ve sıklıkla reddedilen tez.

Türk kadını her zaman ön plandaydı ve her daim savaşkandı. Bazen Harem’de devlet yönetimi için savaşıyor, bazen tarihçi olarak savaşıyor, bazen bulutlarla yarışıyor, bazen tasavvufla, bazen edebiyatla, bazen şiirle ifade ediyordu kendini. Ama her dönemde öyle müthiş karakterlerle ve örneklerle damgasını vuruyordu ki tarihe, işte dedirtiyordu, Amazonluk genleri ne olursa olsun yok olmuyor ve kaybolmuyor.[6]

2.Amazonlar Tarafından Kurulan Devletler

Erkekleri olmayan ve eskiden hükmettikleri insanlar tarafından esir edilmenin aşağılayıcılığına katlanmayı reddeden kadınlar Meotis Gölü (Azak Denizi) bölgesinde tamamen kadınlardan oluşan bir devlet kurdular. Biri devlet işlerini biri de orduyu yönetecek iki kraliçe seçtiler. Güçlü bir ordu oluşturduktan sonra savaşçılıklarını denemek üzere savunmayı bırakıp saldırıya geçtiler. Buna rağmen başarılı olmaktan uzaktılar; nüfuslarının artmaması onlar için bir dezavantajdı. Yeni kazandıkları özgürlükle evliliğin kölelik olduğuna inandıkları halde soylarının tükenmesi tehlikesi yakın topluluklarla anlaşma yapmalarını gerektirdi. Bu geçici birlikteliklerden doğan erkek bebekler babalarına geri verildi; kızlarsa yaya ve at üzerinde dövüşebilmek üzere çocukluktan itibaren eğitim gördüler.

Başlangıçta genç kabile Don Nehri kıyısında yaşardı. Nehrin adıda ordu kraliçesi olan Lysippe ’nin oğlu Tanais ’ten gelir. Tanais savaşa olan tutkusu ve evliliğe değer vermeyişi yüzünden Afrodit ’i kızdırır ve annesine aşık olmakla cezalandırılır. Tanais ensest ilişkiye girmektense kendisini nehre atıp boğar. Nehir o günden sonra onun adıyla anılır. Lysippe Amazonları Anadolu’ya getiren kraliçedir. Onun zamanında Amazonlar Karadeniz’e geldi ve güney kıyısına yerleşmeye krallıklarının batı sınırını belirlemek için ormanların arasında bir kent kurmaya karar verdiler. Bu kente kraliçelerinden birinin adını verdiler: Sinope. Hakimiyetlerini Kolkhis ’e (Eskiden Karadeniz ’le Kafkasya ’nın güneyi arasındaki bölgeye verilen ad) kadar genişlettiler. Bölgedeki dağlara Amazon dağları adı verildi. Amazon Dağları’ndaki derelerin birleşmesiyle oluşan geniş ve kısa bir nehir olan ve Karadeniz ’e dökülen Thermodon Nehri ’nin ağzındaki güzel bir burnun üzerine başkentleri Themiserya’yı (Bugünkü Terme) kurdular.[7]

3.Yurtları

Yurtları üstünde çeşitli rivayetler vardır. Çoğu efsanelerde Amazonlar, Karadeniz’de Terme (Thermodon) çayının kıyısında Themiskyra şehrini kurmuşlardır (Ordu ve Fatsa yakınında). [8]

Herodotos, Diodorus, Apollonius, Justinus, Pliny, Virgil, Aeschylus, Stephanos, Hesiod, Lysias, Pausanias gibi önemli tarihçiler, Amazonların Karadeniz’de günümüzde “Terme Çayı” olarak bilinen “Thermodon Çayı” kıyısında kurdukları “Themiskyra” kentinde, kraliçeleri Hippolyta önderliğinde bağımsız bir krallık kurduklarını söylerler. [9]

Zamanla,anayurtlarından ayrılarak,İzmir, Sinop ve hatta Yunanistana kadar gitmişlerdir. Bir iddiaya göre ” Smyrna-İzmir” ve “Sinoppe-Sinop” un kurucuları Amozonlardır.[10]

4.Yaşadıkları Yerler

Amazonların yaşadıkları bölgelere dair pek çok görüş vardır. Anadolu, Libya, Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan, Rusya bu yerlerden birkaçıdır.[11]

Yunanlıların kolinize ettiği Karadeniz kıyıları, yani Küçük Asya’nın kuzey-doğusu, daha önceleri Amazonlar Ülkesi olarak bilinmekte idi. Ancak, Amazonların bir kısmının Afrika’da, bir kısmının Asya’da yaşadığı anlaşılmaktadır. Lesbos (Midilli) ve Samthrake (Semendirek, Ege’de) adalarına, Yunanistan’a, Libya’ya, sonraki devirlerde İlleria’ya kadar sokulmuşlardır.

Başka kaynaklarda ise, Kafkasların eteklerine, Trakya, Güney İskitya’da ve Tuna ağzında yerleştiklerinden bahsedilir. Ancak, Anadolu’da hemen her yerde adlarına rastlanmaktadır.[12]

5.Amazonların Anadolu’da Kurduğu Şehirler

Amazonlar’ın kurduğu kabul edilen kentler; Ephesos/Selçuk, Smyrna/Izmir, Kyme, Gryneion, Pitane, Ege bölgesindeki kentlere ilaveten Midilli adasındaki Mytilana, Marmara ve Karadeniz yörelerinde ki Myrleia, Sinope/Sinop’tur.Bunlara yine Ege bölgesindeki Elaia, Anaia, Latori kentlerinde de eklememiz gerekmektedir. Ephesos’da ki Artemis tapınağı da Amazonlar tarafından başlatılmıştır.[13]

6.Amazonlar Truva savaşında

Anadolu’ya yapılan en önemli saldırılardan biri olan Truva Savaşı sırasında Amazonlar da savaşmışlar, hatta; erkeklerin arasında, omuz omuza Anadolu’yu savunmuşlar. O kadar ustaca savaşıyorlarmış ki, kimse o parlak zırhlarının, başlıklarının içinde bir kadının olabileceğini düşünemiyormuş.[14]

7.Suriye’nin Amazon kadını Kraliçe Zenubiye

Tarihi kayıtlara göre, kocasının ölümünün ardından henüz 1 yaşında olan oğlu adına 267 yılında tahta geçen Kraliçe Zenubiye, topraklarını, 4 yıllık hükmü döneminde sınırlarına bugünkü Suriye toprakları, Lübnan, Filistin, Mısır ve Anadolu’da Ankara yakınlarına kadar olan bölgeyi de kattı.

Tarihte “kanlı bir savaş” olarak yerini alan Mısır fethinin ardından kendini “Mısır Kraliçesi” ilan eden Zenubiye, Roma İmparatorluğu’nun en önemli ticaret yollarını ele geçirmesinin ardından Roma İmparatorluğu’yla karşı karşıya geldi ve Roma’ya başkaldırdı.

oma ordusuyla Antakya yakınlarında savaşan Kraliçe Zenubiye’nin o döneme göre inanılmaz bir sayı olan 70 bin civarında askerini kaybettiği öne sürülüyor.

Ancak ordusunun yenilmesine rağmen oğlu ile birlikte kaçmayı başaran Zenubiye’nin yakalandıktan sonra bileklerine altın zincirler takıldığı tarihi kaynaklarda belirtiliyor.

Arapların amazon kadını olan Zenubiye’nın, yenildiği dönemde Roma askerleri tarafından esir edilen amazon kadınlarıyla birlikte İtalya’ya kadar götürüldüğü biliniyor.[15]

8.Erkek Düşmanlığı

Amazonların en belirgin özelliklerinden biri de erkek düşmanlığıdır. [16]

Amazon kadınlarının neden erkeklerden nefret ettiklerine dair iki söylence vardır. Birine göre erkekler civar topluluklara yaptıkları akınlar sırasında pusuya düşürülmüş ve öldürülmüştür. Bunun üzerine kadınlar silahlanmıştır.

Bir başka söylenceye göre ise Amazonların köle olarak kullandığı erkekler Anadolu’da Zeus adında erkek bir baş tanrının ortaya çıktığını duyar ve bununla böbürlenmeye başlarlar. Öfkelenen Amazonlar o gece bütün erkekleri öldürür, çocukları ise sakat bırakırlar. Öldürdükleri erkeklerin cinsel organlarını ana tanrıçaya sunan Amazonlar ülkelerine erkeklerin girmesini yasaklar.[17]

Erkek Düşmanlığının Sebebi

A-Erkeklerin zulmüne uğramış olmaları

Bir görüşe göre; Topraklarında erkekleriyle yaşayan bu halk bir gün baskına uğrar. Tamamı erkeklerden oluşan kalabalık bir atlı ordu köylerini yağmalar, erkeklerinin hepsini öldürür ve kadın/çocuk tüm dişilere tecavüz ederler. Erkek çocukların ve bebeklerin başlarını keserler. Büyük bir katliama şahit olan; babalarını, sevdikleri adamı, çocuklarını, evlerini ve tüm geçmişlerini kaybeden kadınlar erkeklere karşı derin bir öfke ve nefret beslemeye başlarlar. Silahlanarak sadece kadınların kaldığı topraklarını sonuna kadar savunmaya and içerler. Ve bu topraklara bir daha asla hiçbir erkeğin ayak basmasına izin vermeyeceklerine.[18]

Amazon kadınları esir alınmayı ve köleliğe karşı olduklarından dolayı kendilerine sadece kadınlardan oluşan bir devlet kurdular. Kendilerine iki tane kraliçe seçtiler. Bu kraliçelerden biri devleti yönetirken diğeri ise orduyu yönetecekti. Güçlü bir ordu oluşturduktan sonra, devlet sınırlarını geliştirmek için ve daha çok kadına ulaşabilmek adına savunmayı bıraktılar ve saldırıya geçtiler.[19]

B-Yunanlıların Ataerkil Toplum Yapısına Tepki

Atinalı kadınlar, düşünceleri sorulmadan evlendirilirlerdi. Kocaları boşadım dedikleri zaman bu Yunanlı kadınlar dul kalırlardı.

Antik Yunan dönemi kadınlarının yanlarında yaşlı bir köle bulunmadan sokağa çıkmaları yasaktı. Kadınlar eşlerinin arkadaşları ile sofraya birlikte oturamazdı. Oy kullanma hakları yoktu. Eğitim görmeleri mümkün değildi.

Aynı dönemlerde Anadolu’da yaşamakta olan başka kavimlerin kadınları (Yunan olmayan kavimler), erkekler ile aynı ortamlarda bulunabiliyordu. Birlikte felsefe tartışmalarına girmekle kalmıyor, diğer konularda da söz hakları bulunuyordu. Anadolu kadınlarının spor karşılaşmalarına katılmaları da sağlanmıştı.[20]

Amazon toplumu Yunan medeniyetinin tam tersi nitelikler göstermektedir. Amazonlar, savaşan ve yöneten kadınlar olarak Yunan medeniyetinin tam tersi bir yönde kadın-egemen bir toplum oluşturmuştu. [21]

Amazonların hem anaerkil yapıya sahip olmaları hem de iyi savaşmaları ataerkil yapıya sahip Yunanlıların onlara hayran olmalarına neden olmuştur. [22]

Yunanlıların savaşlarının resimlendiği bazı kabartma levhalarda, Amazonlar vücutlarını geriye doğru çevirmiş, sert hareketler yapmakta ve yüzlerinde bulunan etkileyici ifadelerle, ya bir Yunanlıya tekme atarken veya ata ters bir şekilde binmiş biçimde resmedilirken, Yunanlıların Amazonların savaşçı karakterlerinden nasıl etkilenmiş olduğunu da ortaya koymaktadır. [23]

Evlilik dışında düşünülen Amazonların erkeklerle ilişkisi, erkeklerin boyunduruk altına almışı şeklinde düşlenmiştir. 1. yüzyıl yazarı Sicilyalı Diodoros’a göre, Amazon toplumu Yunan medeniyetinin tam tersi nitelikler göstermektedir. Amazonlar, savaşan ve yöneten kadınlar olarak Yunan medeniyetinin tam tersi bir yönde kadın-egemen bir toplum oluşturmuştu.[24]

9.Amazonlar Soylarını Nasıl Devam Ettirdi?

A-Birinci görüş

Bir görüşe göre, erkekleri yanlarında hizmetlerini görmek üzere köle olarak bulundurulurlar ve onlardan çocuk sahibi olurlardı. Doğan çocuklardan erkek olanları ya öldürülür, ya da sakat bırakılırdı. Kız çocukları ise dikkatle/özenle eğitilirdi.[25]

B-İkinci görüş

Hiç erkek olmadığı için nüfusları da artmıyordu. Savaşlarda ise kayıp veriyorlardı. Kazandıkları özgürlük sayesinde, evliliğin kölelik olduğuna inanırlardı. Fakat soylarının tükenmesine karşın yakın topluluklarla anlaştılar.[26]

Kabile dışı üremişlerdi. Düzgün adamları seçmişlerdi. Ama kurallar belli, güçlü olamayan Amazon’un üremeye hakkı yoktu. Fizik yapısı iyi değilse, o genin devam etmesine izin vermiyorlardı. Üremek için de komşu kavim Gargaryanları seçiyorlar ve mayıs ayında dağlarda birlikte oluyorlardı. [27]

Kadının egemen olduğu bir toplumla sembolize edilen bu savaşçı kadınlar, yılda iki aylarını çocuk doğurmaya ayırırlardı. Ama yalnızca savaşta erkek öldüren kadınlar bu hakkı kullanabilirdi. Bu esnada bekâretin simgesi olan kemerlerini çıkaran Amazon kadınları, hamile kaldıktan sonra yurtlarına geri dönerlerdi. [28]

Soylarını devam ettirmek adına komşu kavimlerdeki erkeklerle birlikte olduktan sonra, kendi topraklarına çekilip burada doğum yaparlardı. Kız çocuklarını, en iyi şekilde birer savaşçı olarak yetiştirirken, erkek çocuklarını ya babalarına gönderir ya da Amazon kadınlarına ayak bağı olmayacak işlerde kullanırlardı.[29]

Bir Amazon, daha küçük yaşlarda savaşcı olarak yetiştirilir ve erkeklerden nefret etmeyi öğretilirdi. [30]

III. AMAZONLARIN ANTİK KOMŞULARI İLE İLİŞKİLERİ

1.Yunanlılarla İlişkiler

A-Yunan Mitolojisinde Amazonlar

Amazon kraliçesi olan Penthesileia ve halkı, Truva savaşı sırasında çok iyi bir şekilde savaşmıştır. Truva’lıların en iyi savaşçısı olan Akhilleus ile birebir mücadeleye giren Penthesileia çift başlı baltası ile savaşmıştır. Akhilleus mızrağı vardı ve Akhilleus asla bir kadınla savaştığını anlamamıştır. Akhilleus yorulduğu için, takımında bulunan bir asker tarafından Penthesileia bi anda dikkatinin dağılması sonucunda Akhilleus mızrağını Penthesileia saplayıp onu öldürmüştür.

Akhilleus düşmanını yendiği için oldukça rahatlamıştır. Fakat kendisini bu kadar uğraştıran düşmanın kim olduğunu merak ettiği için, Penthesileia’nın yanına giderek zırhını çıkartır. Ve karşısında göğüs göğse mücadele edenin bir erkek değilde bir kadın olduğunu görünce çok şaşırır. Akhilleus ve Penthesileia’nın mücadelesi bir çok yapıta ve esere konu olmuştur.[31]

Efsaneye göre amazon kadınları, Truvayı Yunanlılara karşı savunmuşlardır. Bununla ilgili bilgi sadece efsanelerde değil Heredotta da yer almaktadır. Heredota göre, Amazon kadınları İyonya ve Truvaya gitmişler, aynı zamanda Truva Savaşında aktif bir rol oynamışlardır. Anlatılanlara göre Amazon kadınları, Yunan askerlerini denizde de takip ederler ve donanmalarını yok ederler. Bunun üzerine Yunanlılar ağır bir yenilgi alır.

B-Yunanlılar savaşta yenildikleri Amazonları Çıplak tasvir ederek intikam aldılar

Yunanlılar ise kadınlara yenilmenin vermiş olduğu acıyı başka türlü çıkarmaya karar verirler. [32]

Yunan “deha”sı bu kadına yenilmiş erkek olmanın hıncını alacaktır.

Kendilerini yenen Amazon kadınları, onları alteden kadınları, birer cinsel ikon haline getirerek altlarına almayı düşlerler.

Bunda başarılı da olurlar. [33]

Böylece Yunanlılar Amazon kadınlarını çıplaklığın simgesi olarak lanse ederler ve bu politikada da başarılı olurlar. Çıplak kadın denilince akla Amazon kadınlarının gelmesi de bu sebeple olmuştur. [34]

Günümüze kadar gelen Amazon düşüncesi, çıplak kadındır!

Bu çıplak Amazon kadınlarını her tür sanat eserine taşırlar.

Dönemin heykellerini daha sonra özellikle Rönesans döneminin ressamları izler ve Amazonlar, muzaffer Amazonlar çırılçıplak soyularak, Batı imgesine meze edilir.[35]

Oysa amazon kadınları, sağ omuzlarından aşağı doğru inip kalça hizasında bağladıkları bir gömlek giyerler, başlarına miğfer takarlardı. Bunun yanı sıra Asya topraklarında ise vücutlarını boyunlarına kadar sıkıca saran bir elbise ve başlarına da Frigya başlığı giyerlerdi.[36]

Fa Yunanlar, Amazonlara pantolonu icât edenler olarak itibar etti. Amazonlar bu pantolonları, uzun kollu ceketler ve kulak kapakçıklı sivri şapkalar ile birlikte giyerdi. (Zira bozkırda hava soğuktu.)[37]kat aslında Yunanlılar Amazonların çıplak giyinmediklerini bilmekte idiler.

C-Herkül

Eski Roma mitolojisinde bir yarı tanrı olan Herkül, Grek (Eski Yunan) mitolojisinde “Herakles”diye geçer.

Romalılar Herakles’i M. Ö. 399 yılından sonra, Güney İtalya’daki Yunan kolonileri sayesinde tanımışlardı.O tarihten öteye Roma’da Yunan tanrısı olarak yaygın bir ün yaptı. Zamanla, Grek mitolojisinde olduğundan daha farklı bir görünüş kazandı. Tarım, toprak tanrısı ve ticari dürüstlüğün koruyucusu olarak yeni bir kişilik aldı.Ticari işler yapılırken onun adına yemin ediliyordu. Herkül adına, özelliklerini Roma toplumundan, Romalılar’ın inançlarından alan efsaneler yaygınlaştı.

Başardığı on iki başedilmez işle, yenilmez kuvvetin, üstüngücün sembolü oldu. Bu on iki işi şöylece sıralayabiliriz:

1) Bir aslanla dövüştü ve onu yendi.
2) Dokuz başlı canavar Hydra’yı yok etti.
3) Son derece hızlı bir kızıl geyikle yarıştı ve onu tutsak aldı.
4) Kimselerin başedemediği bir boğayı yakaladı.
5) Kral Augeas’ın otuz yıldan beri 3000 öküz bulunan ağıllarını temizledi.
6) İnsan eti yiyen bazı canavar kuşları öldürdü.
7) Girit Kralı Minos’un dev yapılı, azgın boğasını yakaladı.
8) Kral Diomedes’i öldürdü.
9) Amazonlar adı verilen savaşçı kadınları yenilgiye uğrattı ve kraliçelerinin değerli taşlarla süslü çorap bağını aldı.
10) Üç gövdeli bir ejderhayı öldürdü.
11) Hesperides’in altın elmalarını ele geçirdi.
12) Hades’in, yani Cehennemin girişini bekleyen üç başlı köpek Cerberus (Serberus)’u yakaladı.[38]

2.Makedonyalı Büyük İskender Ve Amazonlar

Önasya seferine çıkan ünlü Makedonya Kralı Büyük İskender, ordularıyla Beyşehir’de kendi adıyla anılan İskender bağları’nda konaklamış. O zamanlar Anamas Dağlarının eteklerinde göllenmiş bulunan Beyşehir Gölü’nün öte yakasında, Amazonlar denilen kadın savaşçılar yaşar. Kral, onların kendisine boyun eğmelerini istemiş; fakat elçisini geri çevirmişler.

Büyük İskender buna çok kızmış ve Amazonların üzerine asker göndermiş. Amazonlar, uzun süre, İskender’in güçlü askerlerine karşı savaşmışlar. Ama bakmışlar ki;yenilip esir olacaklar, Adamaslar’da gölün kıyısında, kapalı bir yer altı obruğunda dökülen bir çağlayanın düdeninin koca kayalar yuvarlayıp kapatmışlar ve düşmanın ardından girdikleri vadiyi sular basmış. İskender’in askerleri azgın sular karşısında helak olmuşlar. Ancak, Amazonlar kötü sonlarını tahmin ettiklerinden, kendilerini de bu sulara atarak tutsak olmaktansa, ölmeyi yeğlemişler. Onların bu onurlu ölümleri, İskender’i çok duygulandırmış. Anılarını yaşatmak için yurtlarına Amazonlar adını vermiş ve bu Amazonlar giderek Amanoslar ve ardından Anamaslar adını almış.

Bir başka anlatıma göre, kendilerini göle atan Amazonlar, boğulmayıp gölde balık olmuşlar ve bu güzel balıkların adı zamanla Amazan ve ardından Sazan olmuştur. (Ancak, Sazan sazcıl anlamındadır. Bölgede Amazonların yaşamadıkları tahmin edilmektedir.) [39]

3.İskitler ve Amazonlar

A-İskitler Ve Amazonların Karşılaşması Ve Kaynaşması

Amazonlara savaş açan Hellenler, Thermedon Savaşı’nı kazandıktan sonra canlı yakaladıkları Amazonları, yurtlarına götürmek üzere gemilere doldurup açılırlar. Amazonlar açık denizde erkeklerin üstüne atlayıp onları döve döve öldürür. Ama bir gemi nasıl yönetilir bilmediklerinden, yellerin ve dalgaların önünde, yurtlarından çok uzakta “Dik Bayır” denilen Palus-Maiotis’e ulaşırlar. Buraları Özgür Skyth (İskit) toprakları içindedir. İnsanların yaşadığı bölgeye gelirler, otlayan atlara rastlayınca üstlerine biner ve Skyth topraklarını yağmalamaya başlarlar.

Tanımadıkları bu zorlu savaşçıların erkek olmadığını bir süre sonra fark eden İskitler, aralarında danışarak, anlaşarak bunlarla savaşmanın anlamsız olduğu gerekçesiyle, seçtikleri gelişkin, genç oğullarının bu kadınların kampları yanında kamp kurmalarına karar verirler. Çünkü soylarının, bu güçlü kadınlarla güçlenmesini isterler. Bu gençler, Amazonların yaptıklarını, davranışlarını taklit ederler, onlarla savaşa girmezler. Bir zaman sonra delikanlılarla ilişkiye giren Amazonlar, delikanlıların yurdunda yaşama tekliflerini reddederek, yeni bir yurda yerleşmek üzere kocalarıyla birlikte oradan ayrılırlar. Bu kaynaşmadan meydana gelen yeni toplumun yurt değiştirmesi, Amazonların İskit topraklarında yaptıkları talan nedeniyle, oralarda rahatsız edilebilecekleri, İskitlerin eski talanları unutmayacağı gerekçesiyle olur. Eski Hellence’de Tanais’in ötesi denilen bugünkü Azak Denizi çevresinde yerleşmeye karar verirler. Amazonlarla birlikte olan bu İskit boyuna Sauromatlar der, Herodotos. Sauromatların kadınları, eski savaşçı ruhlarını koruyarak, erkeklerinin yanında veya yalnız başlarına avlanabilmekte ve savaşabilmektedirler. Bu bakımdan olsa gerek, Amazonların, İskitlerin kadın savaşçıları olduğunu düşünen tarihçiler olmuştur. Sauromatların İskit dili konuştuklarını, Amazonların, hiçbir zaman bu dili iyice öğrenemediklerini de söyler. Üstelik töreleri gereği bir Amazon kızının bir düşmanı öldürmeden evlenemeyeceğini, bu nedenle evlenmeden yaşlanan kızlar bile olduğunu ekler.[40]

B-İskit Kadınlarının Ve Amazonların Benzerliği

Amazonlar büyük olasıkla Balkanlar, Karadenizin kuzeyi ve Kafkasya arasında, göçebe olarak yaşayan İskit kökenli bir uygarlıktı.[41]

Yerli İskit kadınlarının savaşçı yapıları, asi ve göçebe soydaşları olan Amazonlardan çok farklı değildi. Herodot’a göre İskit kadınları sık sık erkeklerle beraber ava çıkar, savaşta yer alırlardı. Ona göre savaşta bir adam öldürmeyen kadın evlenemezdi. Kızlar erkek kardeşleri gibi çocuk yaştan itibaren at binmeye ve savaş eğitimi almaya başlardı. Amazonların göğüs dağlama yöntemi yerine, İskit kadınları deriden veya sert kumaştan yapılan göğüslük kullanarak vücutlarını düzleştirirdi. Bu uygulama onların daha rahat yay ve kılıç kullanmaları için gerekliydi. İskit kızları savaş başlığı taktıkları zaman düşmanları onları erkeklerden ayırt edemezdi.

İskit kızları evlilik çağına geldiklerinde eş seçimini kendileri yapardı. Kendilerine talip olan adayların cesaret ve güçlerini sınama adetleri vardı. Adayların güçlerini ölçmek için müsabaka ve yarışmalar düzenlenirdi. Bütün rakipleri eleyen damat adayı son olarak kızın kendisi ile müsabaka yapardı. Kızlar evlilik dönemine kadar savaş kıyafetleri giyerdi. Bu zırhlar düğün günü damat tarafından çıkarılırdı. Evlilik sonrasında ise normal kadın kıyafetleri giyilirdi. Buna göre İskit kızlarının hayatları savaşçılık ve kadınlık dönemi olarak iki kısıma ayrılmaktaydı.[42]

IV.AMAZONLARIN TÜRK TARİHİNDEKİ ETKİLERİ VE YANSIMALARI

1.Alp Kızlar Amazonlar ilgisi 

Dede Korkut eserlerinde Amozanlar için Alp kızları demiş.[43]

Destanlarda evlenmek için seçilen yiğit cengâver alp kızların bir diğer özellikleri de han veya bey kızları olmalarıdır.[44]

Bamsı Beyrek boyunda, adaklısı Banu Çiçek tarafından kahramanlık testine tabi tutulan Bamsı Beyrek, at yarıştırmada ve ok atmada Banu Çiçek’i geride bırakmayı başarır. Sıra güreş tutmaya gelince Bamsı Beyrek epeyce zorlanır ve mücadeleden bunalır. “Bu kıza yenilecek olursam, kudretli Oğuz içinde başıma kakınç, yüzüme dokunç ederler” düşüncesi Bamsı Beyrek’i gayrete getirir ve Beyrek son bir hamle ile Banu Çiçek’in sırtını yere getirmeyi başarır. Beyrek’in burada taşıdığı yenilmeden kaynaklı aşağılanma ve gururunun incinmesi endişesi Banu Çiçek’ten ziyade Oğuz Beylerine karşıdır. Beyrek yenildiği takdirde Banu Çiçek’in düşüncesinden çok hadisenin duyulması halinde Oğuz Beyleri’nin düşüncelerini önemser.[45]

Amerikalı arkeolog Prof. Dr. Jeannine Davis, 1997 yılında bugünkü Ukrayna’nın güneyinde, İskit-Turan bölgesinde, tarihi amazon mezarlarında yaptığı kazılar sonucu Amazonların Türk-Turan soylu Alp Kızlar olduğu öne sürmüştür. Jeannine Davis Kimbel tarafından, Urallar’ın güneyindeki höyüklerde tunçtan ok başları, demir hançerler ve kılıçlar ile onlarla birlikte gömülmüş kadın cesetleri bulundu. Bu höyükten 40 ceset çıkarıldı. Buradaki yedi mezar, silahları ile birlikte gömülmüş kadınlara aitti. Bulunan kılıçların kadınlara ait olduğu; silahların normal boyuna karşı,kılıç kabzalarının, kadın eline uyacak biçimde küçük olmasından anlaşıldı. [46]

2.Alp Kızlar’ın Selçukludaki Yansıması; Bacıyan-I Rum 

Türk söylencelerinden hareketle Amazonların varlıklarını Osmanlı devletinin kuruluşunda birinci derecede rol oynayan ‘Baciyân-ı Rum’a kadar sürdürdükleri tarihi belgelerle de kanıtlanmaktadır. [47]

Alp kızlar Amazonların Türklerdeki eşdeşi olan ve dede korkut hikayelerinde geçen savaşçı Türk kadınlarıdır.

Anadolu’nun Türkleşme sürecinde alp kızları baciyan-i rum teşkilatı’na, yani bacılar’a dönüşmüştür.[48]

Tarih öncesi çağlardan biraz daha günümüze doğru uzandığımızda savaşçı Türk kadını bu kez başka bir isimle karşımıza çıkıyor. “bacılar” ya da “bacıyan i rum”…

Bacılar Türk yurduna asker yetiştirmek ve Türk yurduna sahip çıkmakla görevliydiler.

Doğurdukları evlatlarını belli bir yaşa kadar Türk töresi ile yetiştirir, sonra da bir asker olarak orduya emanet ederlerdi. Ordu savaşa çıktığında ise obayı ve şehri koruma vazifesi yine bacılardaydı.[49]

“Bacıyan-ı Rum”, Anadolu Kadınlar Birliği anlamını taşımaktadır. “Bacı” kelimesi, abla, kızkardeş anlamına gelmektedir. “Bacı” kelimesi, günümüzde Anadolu’nun birçok şehrinde yaygın olarak kullanılmaktadır. “Rum” kelimesi ise Anadolu anlamını ifade etmektedir.[50]

Bacıyan-ı Rum  Anadolu’da Ahilik Teşkilatı yanında çok güçlü bir Anadolu Kadınlar Birliği idi.

Anadolu Kadınlar Birliği, Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları himayesine almış, onların eğitimlerinde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan ihtiyar kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi birtakım sosyal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir.[51]

3.Osmanlı’nın Amazonları

Türk toplumu bu kadın geleneğini binlerce yıl korumayı bilmiştir.

Osmanlılar döneminde bile kadının bu rolü hâlâ diriydi. Osmanlılar soylarını Kayılara dayandırırken aynı zamanda savaşçı bir kadın olan Turunç Hatun simgesine sarılmıştır.

Geleneksel savaşçı konar-göçer Türk yapısı şu şiirle anlatılır:

Kara-evlerile yüzbin artuğ ev
Bu cihan köhne sarayı sanma nev.
Mülk-i Türkistan’da var idi meğer
Bir ulu han cümle handan muteber….

Bir kızı vardı Turunç Hatun adı
Nüsre içre raviler böyle dedi…
Anların içinde perde yoğ idi
Gerçi kim adab ü erkan çoğ-idi…

Turunç Hatun efsanesi Tomris’in öyküsünün bir benzeridir. Aynı şekilde Turunç Hatun, kendisi ile evlenmek isteyenleri reddeder.

Osmanlılar kendi soylarını bu şekilde kadın hakanlara dayandırarak efsaneleri yaşatırlar.

Bu efsaneler aynı zamanda Dedem Korkut öykülerine de işlemiştir.

Bunlardan birisi de Banı Çiçek’tir. Banı Çiçek de Kafkasya’da bir bey kızıdır. O da kendisiyle evlenmek isteyenleri reddeder.[52]

4.Süyün Bike

Bu efsanelerin son halkasında, Rus işgali başlarken Türkistan’da Kazan kalesinde bir Türk kadını çıkar ve kaleyi tek başına Rus işgaline karşı savunur: Adı Süyün Bike’dir.

Korkunç İvan’a karşı ilk önce başarılı da olur. Ama sonrasında kale kuşatmasında halkını korumak için iki yaşındaki çocuğu ile birlikte Ruslara teslim olur ve esir edilir.

Esir olarak ülkesinden götürülürken şöyle söyler:

“Kazan… Ey, kanlı, kaygulu şehir, başından tacın düştü, şimdi kul oldun, senin büyüklüğün mazide kaldı. Her ülke iyi bir padişah ile idare edilir ve asker ile saklanırsa o memleketi senden kim alabilir. Senin güçlü Hanın öldü. Beylerin güçsüzleşti. Sana yardım etmedi. Bu yüzden sen çekildin. Nerede senin sevinçli günlerin? Nerede senin oğlanların, beylerin, mirzaların, sana bağlı olanlar, büyükler? Nerede senin iyi hatunların, güzel kızların? Onların şarkıları nerede? Hepsi yok oldu. Yalnız onların ağlaması ve öksüzlüğü kaldı. Sende bal ağaçları ve soğuk pınarlar vardı. Onun yerine şimdi kanlar ve göz yaşları akıyor.”

Amazonlar bir serap mıydı…

Yıl 1550 idi Süyün Büke esir düştüğünde.

Osmanlılara haber göndermiş yardım istemişti ama haberciler yolda Ruslar tarafından öldürülmüştü.

Tam 350 yıl sonra bu defa Rus orduları Erzurum’a girdiğinde, Ermeni çeteleri ayaklandığında yine Türk kadını, cephede olacaktı.

Kurtuluş Savaşı başladığında, bir İskit savaşçısı gibi, bebeğini değil mermisini battaniyeye saracak, cepheye koşacaktı.[53]

V.TÜRKLER VE AMAZONLAR ARASINDA SOYBAĞI KURMA ÇABALARI

1.Zeyna İle Asena Arasında Bir Bağ Kurma Çabası

Xsena-veya Türkçe okunuşu Zeyna. Ama dikkat!! Xsena okunusu bile ASENA ya ne kadar benziyor.[54]

En ünlü Amozon kadın savaşçı Zeyna, Asena’dan türemiştir. [55]

Aslında, Asena, cesur bir Türk kadınından başka biri değildi. Eskiden Türklerde, kadın erkek fark etmez, sosyal sınıflarda aynı mücadeleleri yapar, ata binerler, komutanlar falanda olurlardı. Doğayla iç içe yaşamasının doğal bir sonucu olarak, bugün evlerine kapanıp, dışarıda hükmü olmayan kadınların aksine. Zamanında, böyle bir kadın varmış, oldukça cesur. Türkler her zaman yaptığı gibi, cesurluğunu kurta benzeterek, kurt lakabı takmıştır, “kurt gibi dişi” lafı zamanla “dişi kurt” olmuştur.[56]

2.Amazonların Türk Olduğunu İspatlama Çabası

Amazonların çok iyi ata binmeleri (Türklerin en büyük özelliği) o dönemde atı arabaya koşarak kullanılan Yunanlıları çok şaşırtmıştı.

Heredot tada Amazon efsanesi çok yer alır. Ona göre Amazonlar Yunanlılarla savaşıp yenilmişler ,esir Amazonlar gemilerle götürülürken Amazonlar gemileri ele geçirmiş ve Kırım’a çıkmışlardır.(Bölge İskit bölgesidir.)Burada İskitlerle evlenerek kaynaşmışlar ve daha sonra savaşçı ruhlarını koruyanlar ayrılmışlardı.İskitçeyi de tam konuşamamalarına rağmen dilleri İskitçeydi.Kurt şeklinde ve kurt postundan başlık ve elbise giydiklerinden de bahsedilir.

Zaten İskitlerde kadın çok önemli idi, savaşlara katılmakla kalmaz ,hükümdar dahi olabilirlerdi.İran İmparatoru Sirus’u son seferinde yenilgiye uğratan İskit İmparatoriçesi ‘’Tomris’’idi.Zaten İskitlerin bulunduğu her coğrafyada kadın savaşçılarla ilgili bilgi ve  efsanelerinin eksik olmadığıda bilinen bir gerçektir.

Tüm bu bilgiler ışığında İskit-Saka ve Kimmerlerin Türklüğü zaten su götürmez olup, eğer İskit kadınlarına duyulan hayranlık ve şaşkınlıktan ötürü uydurulan Yunan efsanesi değil de gerçek ise Yunan efsanelerine bakılarak Amazonlarında Türk olduğunu söylemek sanırım mantıksız olmaz.

Türk Milleti yetiştirdiği kahraman Türk kadınları ve yeri geldiğinde erkeğinden fedakar ve cesur kadın savaşçıları ile savaşçılığını cihana ispatlamıştır.  Bacıyan-ı Rum’ların,Nene Hatunların ,Kara Fatma Anaların Amazonlardan neyi eksiktir?[57]

Tarihçi Herodot’ta da bir Amazon efsanesi yer alır. Ona göre, Amazonlar yunanlılar ile savaşmış ve yenilmişler, esir Amazonlar gemilerle götürülürken gemileri ele geçirip Kırım’a çıkmışlardır. Zira Kırım İskit bölgesidir. Burada İskitlerle evlenerek kaynaşmışlar ve daha sonra savaşçı ruhlarını koruyabilenler ayrılmışlardı ve dilleri de İskitçeydi. Kurt şeklinde ve kurt postundan başlık ve elbise giyiyorlardı.

Sarmat Efsanelerine göre: Sarmatlar İskit erkekleri ile Amazon kadınlarından olan bir kavimdir. Kafkasya denilen bölge, yani Hazar Denizi’nin batısı, Karadeniz’in kuzeyini içine alan bölge uçsuz bucaksız bir steptir. Burası Orta Asya’dan göç eden Türk halklarının geçiş bölgesidir. Bölgeden Anadolu’ya geçen Türk kabileleri de vardır. Bu bölgeye tarihsel olarak Deşt-i Kıpçak denilir, yani Kıpçak yurdudur. Kıpçaklar ise bilindiği gibi bir Türk boyudur ve fiziki özellikleri sarı saçlı-renkli gözlü olmalarıdır.[58]

VI.BİLİM ADAMLARININ AMAZONLARIN KÖKENİ’NİN TÜRK OLDUĞU İLE İLGİLİ BİLİMSEL TESPİTİ 

İskitlerin Türk Tarihine mal eden en mühim bulgular Antropolojik araştırmalar ışığında ortaya çıkmıştır. Genetik bilimin ışığında elde edilen bulgular, İskit genlerinin günümüzde Türk Coğrafyası içerisinde var olduğunu, hatta bu varlığın melezleşme olmaksızın küsuratlı bir kalıntı değil müstakil olarak süre geldiğini ortaya koymaktadır. İskitlerin İç Asya’dan Anadolu ya doğru giriştikleri göç hareketlerini ve Kafkaslar-Anadolu hattında arkalarında bıraktıkları Kurganları inceleyen tarih araştırmacısı Dr. Jeannie Davis Kimball, İskit coğrafyasında yaşayan Kadın Savaşçılar (Amazonlar) ile ilgili yaptığı araştırmalar neticesinde çok önemli bulgulara ulaşmıştır.

Amazonlar, İskitlerden çok daha önce Karadeniz hattına ulaşan Kimmerler ile birlikte bu bölgeye yerleşmiş ve uzun süre Kimmer coğrfayası içerisinde yaşamış savaşçı bir ulustu. Anaerkil bir yapıya sahip olan bu toplumda kadınlar savaşıyor, erkekler ise köle olarak ya da doğurganlık amacıyla kullanılıyordu. Esasen Kimmer toplumunun bir parçası olan Amazonlar, İskitlerin Kimmerleri yıkması ile yine soydaşları olan İskitler ile münasebet içerisine girmiş ve zamanla İskit tarihine de mal olmuşlardır. Onlarca İskit Kurganı açan ve İskitlere ait pek çok arkeolojik çalışmanın içerisinde yer alan Kimball, izini sürdüğü Savaşçı İskit Kadınları Amazonların kökenine ulaşmayı başarmış, İskitlerin soydaşları olan Amazonların günümüz Türklerinin Ataları olduğunu ortaya koymuştur.

Dr. Kimball, araştırma konusu olan Amazon savaşçılarının izini sürerken aradığını İskit Kurganlarında bulmuş, bu serüveni onu İskitlerin kökenine kadar götürmüştür. Pek çok İskit kurganının açan Kimball, Amazonların İskitler ile birlikte yaşayan savaşçı kadınları olduğunu, yani Kurganlardaki savaşçı kadınların İskit toplumunun bir parçası olduğunu tespit etmiştir. Amazon Savaşçıları ile ilgili bilgilere Yunan Tarih kaynaklarından ulaşan Kimball, Antik Yunan döneminin büyük savaşçısı Aşil’in bir Amazon Kraliçesi Pentesile ile mücadelesine rastlar. Bu hikâyede Aşil, Amazon kadın savaşçısı Pentesile ile çetin bir mücadeleye girişmiş, uzun uğraşlar sonunda Pentesile’yi mağlup etmeyi başarmış ve onu öldürmüştür. Rakibini öldüren Aşil, yüzünü görmek için rakibinin miğferini çıkarttığında sarı saçlı ve çok güzel bir kadın olduğunu görür ve Pentesile ye aşık olur.

Aşil ve Pentesile’nin hikayesinden esinlenen Kimball, Amazon Savaşçılarının İskit kurganlarından çıkmasından hareketle Kurganlara rastlanan bölgeleri takip ederek Kuzey Kazakistan bölgesindeki Pokrovka bölgesine kadar ulaşır. Buradaki kurganları inceleyen Kimball, bu kurganların Anadolu-Kuzey Karadeniz bölgelerindeki İskit Kurganlarıyla aynı olduğunu tespit eder. İskitlerin ve Kimmerlerin bu hat üzerinden Karadeniz ve Anadolu’ya ulaştığına karar verir. Ancak bu bulgu, kısa süre sonra burada yapacağı muhteşem keşfin yanında küçük bir detay olarak kalacaktır. Dr. Kimball, at üstünde gezen sarışın, küçük bir kız çocuğu görür. Bu kız çocuğunun adı Meryemgül’dür. Meryemgül, Dr. Kimball’a Amazon Savaşçısı Pentesile’yi anımsatır. Bu küçük Kazak kız çocuğundan bir Dna örneği alarak Anadolu’daki İskit kurganlarından çıkan Amazon Kadınların Dna örnekleriyle karşılaştırır. Mitokondrial DNA örneklerinin karşılaştırılmasıyla ortaya çıkan sonuç inanılmazdır. Sonuç %99.9 oranında uyumludur. Kazakistan bozkırlarında at üstünde gezen bu küçük kız çocuğu Amazon Savaşçılarıyla aynı geni taşımaktadır. Yani Amazonların torunudur.

Dr. Kimball, bu araştırmasını bilim dünyasına sunar ve bu konu hakkında bir kitap çıkartır. Bu tespit doğrultusunda Amazonların İskit Kurganlarından çıkması hasebiyle onların İskitli savaşçı kadınlar olduğunu, Dna karşılaştırmasının sonuçlarıyla da Amazon Savaşçı Kadınlarının yani soydaşları İskitlerin ve Kimmerlerin Türk olduğunu ilan eder. Dr. Kimball’ın bu tespiti ile birlikte bilim dünyası Amazon kadınların bir efsaneden ibaret olmadığını ve Türk olduklarını kabul etmişlerdir.

Elde edilen bulgular ışığında hiç tereddüt etmeden diyebiliriz ki İskitler, Türklerin ataları olan kadim Turanid (Ön Türk) toplumunun bir parçasıdırlar ve Türk Tarihinin 3.000 Yıl önceki temsilcisidirler.[59]

VII. POPÜLER KÜLTÜRDE AMAZONLAR 

Çeşitli çizgi roman, film, televizyon dizisi ve bilgisayar oyunlarında Amazon imgesi sıklıkla işlenmiş ve kadın kahramanlar Amazonlardan esinlenilmiştir. Bunların arasında televizyon dizisi olarak Xena – Savaşçı Prenses sayılabilir.[60]

1.Zeyna (Xena)Dizisi

Savaşçı Prenses lakaplı Xena, yıllar boyu hatırlamak istemediği türden günahlar işler. Köyleri basmak, yakıp yıkmak, insanlara zorbalık, hatta masumların ölümüne neden olmak… Kendince günahlarından arınmak ve insanlık için “doğru” bir şeyler yapmak isteyen Xena, geçmişini arkada bırakarak sürekli seyahat ettiği ve asla belli bir yere bağlı kalmadığı bir yaşam sürmeye başlar. Günün birinde yolunun geçtiği köylerden birinde konakladığında ise kendisini tanıyan ve hayranlık besleyen bir kızla karşılaşır: Gabrielle.[61]

2.Amazonlar ve Feminizm

Geçmişten günümüze her dönemde kadının ezilmişliği farklı biçimlerde topluma yansımıştır. Amazon kadınlarının bu silahlı mücadelesinin günümüzde de farklı biçimlerde devam ettiği görülmektedir. Her ne kadar dönemsel ve toplumsal farklılıklar olsa da Amazon kadınlarının günümüzdeki erkek egemen sistemin yıkılmasını amaç edinmiş feminist kadınlarla bağdaştırılması kaçınılmazdır. Her ikisinin de sadece kadınlardan oluşması, hiçbir şekilde içlerine erkek kabul etmemeleri ve mücadelelerini erkeklere yönelik yapmaları buna en açık örnektir. Amazonların erkek düşmanlığının ürünü olan savaşının önemli bir parçası olan ok ve mızrak, feminizmin kadını topluma katma mücadelesindeki düşüncesidir. Bilindiği gibi antik dönemde özellikle ataerkil toplum düzeninin egemen olmasıyla kadınlar ikinci plana itilmiş, erkeklerin bedensel güçlerini fark etmesi, kadınların küçük görülmesiyle sonuçlanmıştır. Yazılı kaynaklar incelendiğinde kadınların çeşitli toplumlardaki konumunu görebilmek de mümkündür. Hiçbir sosyal hakkı olmayan kadınlar, her zaman evin içinde hatta evin en gizli bölümünde durmakta ve onlardan sadece kadın olma görevini en iyi şekilde üstlenmeleri beklenmektedir. Sadece bir kadın olma görevini reddeden ve özgürlüğü için tüm gücüyle savaşmayı göze alan Amazonlar, özgür kadının tarihteki en büyük temsilcileridir. Ve istenildiği zaman gerçekten kadınların erkeklerden daha iyi savaşabileceklerinin en açık kanıtıdır. Günümüzde bile etkilerini sürdüren bir topluluğun bir düş olması veya gerçek dışı gösterilmesi ne kadar doğrudur?[62]

VIII. AMAZONLARIN GÜNÜMÜZ POPÜLER ANADOLU KÜLTÜR YAŞAMINA ETKİSİ

Biraz dik başlı, aykırı bir kadın gördüğümüzde hemen ona “Amazon gibi kadın” yakıştırmasında bulunuruz. Anlamını, Amazonlara aslında kim olduğunu tam olarak bilmesek de kuvvetli kadınların Amazon ruhu taşıdığını söyleriz.[63]

Amazonlar’ın ülkemiz için önemli bir yeri vardır. Bu savaşçı kadınlar Samsunda yaşamışlar ve burada kendilerine bir medeniyet inşa etmişlerdir. Geçmiş yıllarda çekilen “Zeyna” isimli dizide Amazonlar ile ilgili birçok bilgi verilmekte ve bu dizinin ana kaynağını da Amazon kadınları oluşturmaktadır.[64]

1.Uluslararası Amazon Festivali 

Samsun’un Terme ilçesi Gölyazı beldesinde 28-30 Temmuz tarihleri arasında “1. Uluslararası Gölyazı Amazonlar, Çevre, Kültür ve Turizm Festivali” düzenlendi.[65]

17.4.2001 tarihli habere göre “Zeyna” filmiyle tüm dünyada şöhret olan Lucy Lawless, Samsun’a çağrıldı.[66]

Daha önce davete olumlu yanıt veren Lawles, 18 aylık bebeğinin bakımı için zorluk çıkacağı gerekçesiyle festivale katılmaktan vazgeçmişti.[67]

22 Ağustos 2011 tarihli bir gazete haberine göre “Samsun Büyükşehir Belediyesi’nce Batıpark’ta yapılan “Amazon Köyü”ne, birebir amazon kadınlarına benzeyen heykeller yerleştiriliyor. Samsun’un Terme ilçesinde yaşadığı varsayılan efsane savaşçı amazon kadınları için Batıpark’ta “Amazon Köyü” kuruldu. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik Amazon köyüne yerleştirilen Amazon kadın heykelleri için gerçek saç, protez göz, deri görünümü veren özel silikon madde kullanıldığı belirtildi.[68]

Kadınlar Günü’nü “Amazon Kadınlar” İle Kutladılar

Sinop’ta Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından organize edilen etkinlikle bir araya gelen kadınlar Amazon Kadınlar Dans Grubu Topluluğu’nun gösterileriyle gönüllerince eğlendi.[69]

2.Amazon Kadınlar Meme Kanserine Karşı

Amazonların ilk yaşadıkları yerin Terme olduğunu belirten OMÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldız Pekşen, “Amazon kadınlar, ata binmek ve daha rahat ok kullanmak için küçük yaşta memelerini kestiriyorlarmış. Bu meme kesme olayını da kadının gücü yani güç göstergesi olarak yapıyorlarmış. Biz de Amazon kadınları ile meme kanserini bağdaştırmak istedik. Meme kanseri dünyada sıkça karşılaşılan bir durum. Meme kanserine yakalanan kadınların yaşam süreleri kısalıyor ve kansere yakalanan kadınların göğüsleri alınıyor. Bu da kadınlarda bir takım ruhsal çöküntülere sebep oluyor. Meme kanseri olan kadınları bir çatı altında topladık. Bunu Amazonlar ile bağdaştırmanın sebebi, Amazonların kendilerinin tek göğsünü aldırmaları ve bunu güç gösterisi olarak yapmalarıdır. Bunun için meme kanserine yakalanan kadınların daha güçlü olabileceğini belirttik. ‘Amazon kadınlar meme kanserine karşı’ sloganı ile yola çıktık. Bu Türkiye’de ve dünyada yapılan Amazon adı altında kurulan ilk kuruluştur. Bu fikrimizi uluslararası kuruluşlara aktardığımızda oldukça pozitif yaklaşımlarda bulundular ve bizi destekledikler” şeklinde konuştu.[70]

3.Amazon Köyü

Thermedon Çayı yöresinde kurdukları Themiskyra kentinde yaşadığı belirtilen amazonlar, Eflatun ve Socrates’in eserleri ile Homeros’un İlyada’sında da geçiyor. Anadolu’nun en eski uygarlıklarından olan Hititlerin günümüze kadar ulaşan tabletlerinde de bahsi geçen amazonlar, Samsun ve yöresinin tarihi ve kültürel değerlerinden biri olarak kabul ediliyor.

4.Amazon Adası

Amisos Tepesi’nin yamacında 50 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olan ve ismini savaşçı bir kadın toplumu olan amazonlardan alan Amazon Adası, devasa boyutlarıyla Samsun’un pek çok noktasından görülebilen Amazon ve Anadolu Aslanı Heykelleriyle ünlü.

Amazon Adası’nda girişinde ziyaretçileri karşılayan dev Amazon Savaşçısı Heykeli, 12.5 metre yüksekliğe ve 4 metre genişliğe sahip. 6 ton ağırlığındaki heykel, Samsunlu ve Ankaralı heykeltıraşlardan oluşan 10 kişilik bir grup tarafından 5 aylık bir çalışma süresi sonunda tamamlanmış. Elinde kalkan ve mızrağı ile adayı bekleyen amazon kadın savaşçı heykeli, olanca heybetiyle Karadeniz kıyılarına ayrı bir estetik katıyor.[71]

IX.AMAZONLARIN BAZI DÜNYA ÜLKELERİNDEKİ KÜLTÜREL VE SOSYAL İZLERİ

1.Fransa’da Amazon Taburları

1789 Büyük Fransız Devrimi’nin “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” şiarları, bütün top­lumu hızla sarar. Fransız burjuvazisi iktidara doğru yürürken “eşitlik, özgürlük, kar­deşlik” isteyen tüm kesimleri yedekler. Farklı sınıflardan kadınlar bu kesimlerin ba­şında gelir. Kadınların devrime dahil olmaları, onun öznesine dönüşmeleri için sa­yısız nedenleri vardır. Toplumsal yaşamdaki eşitsizlikleri sorgulamaları ile devrim şiarlarının çakışması ne kadar harekete geçirici bir ögeyse yoksulluğa duyulan bü­yük öfke de o kadar harekete geçirici bir öğeydi. O güne değin aşağılanan, horla­nan, yok sayılan ve toplumsal yaşamda var olmayan kadınlar, evlerinin dışına çı­karak sürecin aktif öznelerine dönüşürler. Açlığın, yoksulluğun sokağa döktüğü kadınlar, gösterilerin temel örgütleyicileri haline gelirler. Ayaklanmalara dönüşen gösterilerin kahramanı olan kadınlar büyük bir hızla politikleşmeye başlarlar.

Bütün bu gerçeklere rağmen işçi ve yoksul kadınlar, yalnızca açlığa, yoksulluğa, kıtlığa karşı mücadele etmiyorlardı. Avusturya ile savaş gündeme geldiğinde (1792), ispanyol ve ingiliz baskınları somut gerçekliğe dönüştüğünde işçi ve yoksul kadınlar, devrimi savunmaya hazır olduklarını ilan ederek harekete geçtiler. Ülke­nin değişik kentlerinde “Amazon Taburları” kurulmaya başlandı. Boş alanlar, bah­çeler, kadınların silah talimlerine, kılıç, mızrak ve bıçak kullanmalarına ev sahipliği yapıyordu. Binlerce kadın, askerler için üniforma dikiyor, bandajlar hazırlıyor, silah vb. araçları temizliyordu.[72]

2.Dahomey Amazonları [73]

Onlar modern savaş tarihinin ön cephede çarpışan belgelenmiş tek kadın taburu. Onlar Sahra Altı Afrikası’na gelen Avrupalı sömürgecileri tir tir titreten savaşçılar. Yabancı gözlemciler onlara Dahomey Amazonları adını takmış olsalar da onlar kendilerine N’Nonmiton diyorlardı. Kendi dillerinde bu “annelerimiz” demekti. Kralları için en kanlı cephelerde çarpışan bu kadınlar zamanla Dahomey Krallığı’nın (günümüz Benin Cumhuriyeti) elit bir savaş gücü haline geldiler. Aynı zamanda yeminli birer bakire de olan bu kadınlar hızlı kafa kesişleriyle nam salmışlardı.

Bu kadınları mitolojik bir öyküden ibaret sanma yanılgısına düşmeyin. Hayatta kalan son Dahomey Amazonu 1979 yılında 100 yaşında hayatını kaybetti. En etkili oldukları yıllarda Dahomey ordusunun üçte biri onlardan oluşuyordu. Bu da 6 bine tekabül ediyordu. Erkek askerlerden daha etkili ve cesur birer savaşçı oldukları da söylenenler arasında. İzlerini 17’nci yüzyıla kadar sürebilmek mümkün. [74]

3.Amazonlar Kaddafi’nin Kadın Muhafızlarının İlham Kaynağı

Libya, ordusunda kadın asker olan tek İslam devletidir. Muammer Kaddafi’nin 200 kişilik özel muhafız birliği Amazon Muhafızları olarak bilinmekte ve sadece kadın askerlerden oluşmaktaydı.[75]

 

[1]http://www.sabah.com.tr/cumartesi/guncel/2009/11/21/tarih_amazonlari_sansurluyor

[2] https://www.facebook.com/aktuelarkeoloji/posts/892146500811813

[3] https://vninmurekkepizi.wordpress.com/tag/amazon-feminizm/

[4] KARAKURT, Deniz, Türk Mitoloji Ansiklopedisi, 2012, s.89

[5] http://www.aktuel.com.tr/dunya/2013/02/16/amazonlarin-turk-oldugu-nasil-ortaya-cikti

[6] http://www.turksolu.com.tr/amazonlar-turkun-savasci-kadinlari-1-amazonlarin-pesinde/

[7] https://insanveevren.wordpress.com/2011/06/11/kadin-savascilar-efsanesi-amazonlar/

[8] http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=95

[9] http://sanatkaravani.com/tarihin-en-buyuk-savascilari-amazonlar/

[10] http://kuklacik.blogcu.com/amazonlar-kimdir/4499350

[11] https://turizmreport.com/tarihin-gizemli-savascilari-amazonlar/

[12] http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=95

[13] http://www.fuataltin.50megs.com/notes/mitoloji/amazonlar.html

[14] http://evrenvesirlari.blogspot.com.tr/2014/03/amazon-kadinlari.html

[15] http://www.haberturk.com/dunya/haber/577545-suriyenin-amazon-kadini-kralice-zenubiye

[16] https://www.facebook.com/aktuelarkeoloji/posts/892146500811813

[17] http://halksesi.com/tartisma-yaratti-2/

[18] https://vninmurekkepizi.wordpress.com/tag/amazon-feminizm/

[19] https://birbakmali.blogspot.com.tr/2014/03/amazon-kadinlari-efsanesi.html

[20] PEKYÜREK, Tayfun,Amazonlar,Anonim yayıncılık,s.5

[21] PEKYÜREK, Tayfun,Amazonlar,Anonim yayıncılık,s.54

[22] PEKYÜREK, Tayfun,Amazonlar,Anonim yayıncılık,s.48

[23] PEKYÜREK, Tayfun,Amazonlar,Anonim yayıncılık,s.71

[24] http://ekstrembilgi.com/tarih/amazonlar/

[25] http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=95

[26] https://birbakmali.blogspot.com.tr/2014/03/amazon-kadinlari-efsanesi.html

[27]http://www.sabah.com.tr/cumartesi/guncel/2009/11/21/tarih_amazonlari_sansurluyor

[28] https://www.facebook.com/aktuelarkeoloji/posts/892146500811813

[29] https://birbakmali.blogspot.com.tr/2014/03/amazon-kadinlari-efsanesi.html

[30] https://www.facebook.com/aktuelarkeoloji/posts/892146500811813

[31] https://www.merakname.com/amazon-efsanesi-nedir/

[32] http://www.bilgiustam.com/kadin-savascilar-amazonlar/

[33] http://www.turksolu.com.tr/303/basyazi303.htm

[34] http://www.bilgiustam.com/kadin-savascilar-amazonlar/

[35] http://www.turksolu.com.tr/303/basyazi303.htm

[36] http://www.bilgiustam.com/kadin-savascilar-amazonlar/

[37] http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3543

[38] http://www.sorularlarisale.com/makale/15209/herkul_-u_yunani_ve_rustem-i_irani_kimlerdir.html

[39] http://www.dunyadinleri.com/tr-TR/mitoloji/diger-mitolojiler/oku_savasci-kadinlar-amazonlar

[40] http://fe-mitolojisozlugu.com/mitoloji_sozlugu/amaltheia_amyzon/amazonlar.html

[41] http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3543

[42]https://www.facebook.com/473691392660704/photos/a.476177989078711.119250.473691392660704/1000981646598340/

[43] http://www.adagazetesi.com.tr/amazonlar-kralicesi-kadin-savascilari.html

[44]http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:tnFsmgAmAioJ:eprints.ibu.edu.ba/2156/10/DEDE%2520KORKUT%2520BOYLARINDA%2520KADIN%2520STAT%25C3%259CS%25C3%259C%2520full%2520paper.pdf+&cd=6&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

[45] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/143301

[46] KARAKURT, Deniz, Türk Mitoloji Ansiklopedisi, 2012, s.89

[47] KARAKURT, Deniz, Türk Mitoloji Ansiklopedisi, 2012, s.89

[48] https://www.uludagsozluk.com/k/alp-k%C4%B1zlar%C4%B1/

[49] https://tarihturklerdebaslar.wordpress.com/2011/11/27/caglar-boyu-turk-kadini-amazonlar-alp-kizlari-bacilar/

[50] http://www.sultanbeylieso.org.tr/ahilik/baciyan-i-rum

[51] http://www.dunya.com/kose-yazisi/anadolu-kadinlar-birligi-baciyan-i-rum/17730

[52] http://www.turksolu.com.tr/303/basyazi303.htm

[53] http://www.turksolu.com.tr/303/basyazi303.htm

[54] http://www.turkcuturanci.com/turkcu/kurt-ininden-sorular!/alper-tunga-hakkinda-tartismak-ister-misiniz/?action=printpage

[55] https://onturk.org/2011/03/21/amazon-savascilari-turk-muydu/

[56] http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=110362

[57] https://www.facebook.com/notes/ukus/amazon-sava%C5%9F%C3%A7%C4%B1lar%C4%B1-t%C3%BCrk-m%C3%BCyd%C3%BC/180406262010656/

[58] http://www.kalehaber.net/yazar-699-amazonlarturk%E2%80%99tur%E2%80%A6.html

[59] http://www.turktarihim.com/Iskitler.html

[60] http://www.yenidenergenekon.com/30-amazonlar/

[61] http://22dakika.org/xena-warrior-princess-tanitim/comment-page-1/

[62] https://www.facebook.com/aktuelarkeoloji/posts/892146500811813

[63] http://www.megaforum.com/soru-cevap/635929-amazonlar-kimdir.html

[64] http://www.bilgiustam.com/kadin-savascilar-amazonlar/

[65] http://arsiv.ntv.com.tr/news/11943.asp

[66] http://arsiv.ntv.com.tr/news/77448.asp

[67] http://www.hurriyet.com.tr/zeyna-samsuna-gelemiyor-10230

[68] http://www.samsunlife.net/amazon-kadinlari-samsunda/

[69] http://www.milliyet.com.tr/kadinlar-gunu-nu-amazon-kadinlar-ile-sinop-yerelhaber-1891489/

[70] http://www.medimagazin.com.tr/medimagazin/tr-amazon-kadinlar-meme-kanserine-karsi-676-149-371.html

[71] https://gezievreni.com/amazon-koyu-amazon-adasi/

[72] https://sosya.wordpress.com/2012/07/05/buyuk-fransiz-devriminde-kadinlar/

[73] https://gaiadergi.com/dahomey-amazonlari-tarihin-en-cok-korkulan-kadin-savascilariyla-tanisin/

[74] https://gaiadergi.com/dahomey-amazonlari-tarihin-en-cok-korkulan-kadin-savascilariyla-tanisin/

[75] http://www.haber10.com/fotogaleri/yasam/bakin_hangi_ulkelerin_kadin_asker_ordusu_var-644265#image-4

Share
917 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...