logo

Ancak Bu Kadar Güzel Anlatılırdı

Artvin Fen Lisesi 11-D öğrencilerinden Fatih Yazıcı’nın 7 Mart Artvin’in düşman işgalinden kurtuluşu münasebetiyle düzenlenen ve il birinciliği kazanan ‘Artvin’im’ adlı kompozisyonu, ‘Artvin ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi’ dedirtti.

Kompozisyonun sosyal medyada yayınlanması ile birlikte yüzlerce kişinin paylaştığı yazı, dilden dile de dolaşırken, son günlerde hareketli günler geçiren Artvin’in bu denli güzel anlatılması iyi bir tesadüf olarak nitelendirildi.  Artvin Fen Lisesi 11-D öğrencilerinden Fatih Yazıcı yazdığı kompozisyonda; “ Yeryüzü ile gökyüzünün birleştiği, bulutların, güneşin, ayın dağlara komşu olduğu, yıldızların dağlara uzandığı, yeşilin her tonunu barındıran, renklerin adeta doğada dans ettiği, dağının, taşının, havasının paradan daha değerli olduğu bir şehirdir burası, Bu şehirde aşık oluyor yeşil maviye. Yer yüzü ile gökyüzü bu şehirde kavuşuyor birbirine.

Babadan oğula kalan bir miras, bir şiir, bir türkü, bir aşktır. Küçük bir çocuğun oyuncağı, bir gencin Yavuzlusu, bir askerin silahıdır Artvin. Sevmeye, sarılmaya kalksan yüreğin, havasını çekmeye çalışsan ciğerlerin, bir tepeye çıkıp da bakmaya kalksan gözlerin yetmez. İnsan burada unutur benliğini. Her şeyini bir kenara bırakıp kendini atar Artvin’in dik sokaklarına. Dağ bayır çıka çıka bir hal olur. Malum gülü seven dikenine, Artvin’i seven ise bayırına katlanır.

Çoruh’ta süzülen bir balık, Şavşat’ta yaşlı bir çam, İskebe’de ser bir rüzgar, Hopa’da hırçın bir dalga, Efkar Tepesi’nde aşık bir genç, Atatepe’de dalgalanan bayrağım ben. Ben Artvin’im. Ara sokaklarda koşuşturan bir çocuk, düğünlerde atılan nara, dostu da düşmanı da el ele tutturan Atabarı, Kafkasör’de yankılanan akordeon sesi, bir dağın tepesinde oynayan horonum ben.

Şimdi soruyorum sizlere; hangi beton yığınında bulabilirsiniz böyle bir sıcaklığı? Hangi film anlatır gerçek dostluğu, kardeşliği? Hangi silah sesi susturur coşkunun simgesi haykırışları? Hangi maske saklayabilir bir çocuğun gülümseyişini? Hangi şehirde bulunur böyle bir huzur. Ben Artvin’im! Yoktur eşim, benzerim.

Ne gelen gidebilirdi buradan, ne de giden unutabilirdi. Sevdiğini unutabilir mi insan? İşte böyle bir şehir Artvin. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilinmez ama; aşık oluyor insan bu şehre. Kimi taşına, kimi bir avuç toprağına, kimi suyuna… Bir şekilde büyülüyor insanı.

Varsın olmayalım büyük bir şehir. Varsın olmasın gökdelenlerimiz. Rafta bekleyen tozlu bir kitap gibi bekleyelim Karadeniz’in köşesinde. Saklı bir cennet olarak kalalım ömür boyu. Kapağını aralayıp bakanlar görsün bu mucize şehrin öyküsünü. Adına şarkılar, şiirler, kitaplar yazılan bu şehir hep böyle kalsın. Korkusuzca dolaşalım dik ve dar sokaklarında, selamlık değil; ömürlük olsun komşuluklarımız, aynı topun peşinde koşturan çocuklarımız, aynı taşta yaralansınlar dizlerini. Küçük bir çocuk olarak kalsın Artvin. Neşeli, mutlu, huzurlu olsun bir ömür boyu.

Lügatte kelime, kalemde mürekkep yetmezdi Artvin’i anlatmaya. Göğe taşıdığımız Ata’ya, Artvin semalarında dalgalanan ay yıldızlı bayrağa, gurbetteki vatandaşıma, dağlarımda otlayan Sarıkız’a, çayırlarımda açan papatyaya, toprağıma düşen yağmura, ağacıma konan kuşa… Selam olsun göğe komşu topraklara” ifadelerine yer verdi.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?