logo

reklam

Anayasa, Teşkilat-ı Esasiye, Kanun-i Esasi


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Anayasa, bir devletin kuruluşunu, örgütlenişini, temel organlarının işleyişini ve birbiriyle olan ilişkilerini, devlet iktidarının el değiştirmesini düzenleyen ve kişilerin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan kurallar bütünüdür.[1]

Ülkemizde Batı dillerindeki “constitution” sözcüğünü karşılamak üzere üç sözcük kullanılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda “anayasa” karşılığı olarak “kanunu esasi” kullanılırdı.

Anadolu’daki kurtuluş hareketiyle birlikte “kanunu esası yerine “teşkilatı esasiye kanunu” denmiştir. Bunun nedeni, Kurtuluş Savaşı sırasında saltanatın yıkılacağı ve yerine cumhuriyetin kurulacağı izlenimini ve düşüncesini yaratmamak için, ayrı bir “kanunu esasi” yapar görünmek istemeyenlerin “teşkilatı esasiye kanunu” deyimini yeğlemeleridir 1921 ve 1924 Anayasaları bu adı taşımaktaydı.

1945 yılında Teşkilatı Esasiye Kanunu Türkçeleştirilirken dilimize “anayasa” sözcüğü girmiştir. 1961 ve 1982 metinleri “anayasa” adını taşımaktadır. [2]

Kanun-i Esasi (Osmanlıca Türkçesi: قانون اساسى) Fransızca Loi constitutionelle çevirisi olarak kullanılan Osmanlıca terkiptir. “Temel Kanun” ya da Anayasa anlamındadır. Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası 23 Aralık 1876’da ilan edilmiş, 1878’de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiş ve kısmen 20 Nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.

Osmanlı Devleti’nde 23 Aralık 1876’de I. Meşrutiyet ilan edilerek Türk tarihinin ilk anayasal özelliğini taşıyan Kanun-i Esasi kabul edildi. Böylece halk ilk defa padişahın yanında yönetime ortak oldu. Seçme, seçilme ve temsil hakkını kullandı. Kişi hakları anayasanın güvencesi altına alındı.

1876 Kânûn-i Esâsî’si bağımsız bir İslam ülkesinde yürürlüğe giren Batılı anlamda ilk yazılı anayasadır. (1866’da tevcih edilen Mısır fermanı modern bir anayasa niteliğinde olduğu halde, Mısır bu tarihte teorik olarak bir Osmanlı vilayeti olduğu için, Osmanlı padişahı adına yayınlanmıştır.)[3]

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (Osmanlıca: تشكلات اساسئه قانونى) veya 1921 Anayasası, ilk Türkiye anayasasının ilkelerini belirleyen; 85 numaralı ve kabul tarihi 20 Kânun-ı Sani 1337 (20 Ocak 1921) olan 23 madde ve bir ayrık maddeden oluşan kısa çerçeve anayasa niteliğinde bir belgedir.[4]

“Kanunu Esasi” “teşkilatı esasiye” ve “anayasa” sözcüklerinin akla ilk getirdikleri şöyle açıklanabilir: “Kanunu Esas-i’ ve “anayasa” dendiğinde akla ilk gelen, yasaların en temel sayılanı, yani “esas” olan yasa olmaktadır. “Esas” sözcüğü Arapça olup, “bir şeyin özünü oluşturan ana öğe”, bir iş veya sözde “doğru biçim” ve sıfat olarak da “ana, temel olarak alınan, başlıca, asal” anlamlarındadır. “Anayasa” sözcüğü “yasa” ve “ana” sözcüklerinin bir araya gelmesi nedeniyle, öbür yasaların anası olan, onlara kaynaklık eden, yasaların temeli sayılan, “esas” olan yasa anlamlarını çağrıştırmaktadır. “Teşkilatı esasiye kanunu” terimi ise daha çok, bir devletin temel kuruluşunu, örgütlenişini ve işleyişini düzenleyen kuralların bütününü akla getirmektedir.[5]

Anayasa kelimesi resmen ilk kez 1945 yılında bugünkü anlamında kullanılmıştır.[6]

İngilizce ve Fransızca “anayasa hukuku” karşılığı kullanılan “constitutional law/droit constitutionnel” anlatımlarında “yasa sözcüğü yer almaktadır. Bu nedenle, ülkemizde bazı anayasa hukukçuları, “anayasa”nın anakanun anlamına geldiğini ve “anayasa hukuku”nun da anakanun hukuku gibi bir anlam taşıdığını, bunun doğru olmadığını söyleyerek, bunun yerine, bu disiplinin adının “esas teşkilât hukuku” olması gerektiğini belirtmektedirler. Ancak, Erdoğan Teziç’in belirttiği gibi, “anayasa hukuku” deyimi doğru olmasa da, yaygın olarak kullanıldığından diğer sözcüklere yeğlenmelidir. [7]

[1]http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:yu2CNaSC2c4J:hukukcuk.blogspot.com/2013/12/anayasa-kavrami.html+&cd=5&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

[2] TURAN, Mehmet, ANAYASA ve ANAYASACILIK, Amme idaresi Dergisi, cilt 27. Sayı e Eylül 1994, s.4,  http://www.todaie.edu.tr/resimler/ekler/2efd26617129d18_ek.pdf?dergi=Amme%20Idaresi%20Dergisi

[3] http://www.bunedir.org/soru-cevap/nedir.php?ne=kanun-i-esasi

[4] https://eodev.com/gorev/11017006

[5] TURAN, Mehmet, ANAYASA ve ANAYASACILIK, Amme idaresi Dergisi, cilt 27. Sayı e Eylül 1994, s.4,  http://www.todaie.edu.tr/resimler/ekler/2efd26617129d18_ek.pdf?dergi=Amme%20Idaresi%20Dergisi

[6] http://www.kariyermemur.com/anayasa-ve-anayasa-hukuku-kavramlari/

[7] TURAN, Mehmet, ANAYASA ve ANAYASACILIK, Amme idaresi Dergisi, cilt 27. Sayı e Eylül 1994, s.5  http://www.todaie.edu.tr/resimler/ekler/2efd26617129d18_ek.pdf?dergi=Amme%20Idaresi%20Dergisi

Share
708 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor

    17 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türkler, karı koca olmaya "evlenme" derler. Evlenmek "ev-bark" sahibi olmaktır. "Evlenmek" kelimesinin kökü "ev"den geliyor. Yani bildiğimiz "hane" veya "konut"tan geliyor. "Hanelenmek" veya "konutlanmak" da diyebiliriz. “Bark” Orhun kitabelerinde “mabed” anlamında kullanılmıştır. Hakan türbelerinin yanında bir mabed yapılır, orada kurbanlar kesilirdi. Ev de kutsal bir mabed sayıldığından bark adını alırdı. Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar, kutsal bir çatı altında, hayatlarını birleştirmiş sayılırlardı. Selçuklularda “evlilik...
  • AK Parti Divan Başkanına Rağmen Güzel Bir Kongre Gerçekleştirdi

    17 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    AK Parti’nin 6.olağan genel kurulu Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımı ile bir kongre gerçekleştirildi. Kongreyi başarılı bulduğumu ifade ederken bu divan başkanına rağmen bu derece güzel bir kongre gerçekleştirilmiş olmasını takdir ediyorum. Yazımın başlangıcında öncelikle şu divan başkanına seslenmek istiyorum. Ben onun yerinde olsam siyasetten derhal el çekerim ve bir daha asla siyaset yapmam. Bu derece yeteneksiz ve bu derece başarısız bir insanın AK Parti gibi bir partide siyaset yapmasından AK Parti’ye oy vermiş bir kişi olarak utanç ...
  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...