logo

Amerika Recep Tayyip Erdoğan’a Darbe Yapar mı?


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Amerika’nın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı darbe yapması demek Türkiye’de paralel devlet yapılanmasının iktidar olması demektir.

Aklı başında olan hamiyetli insanlar Türkiye’de paralel devlet yapılanmasının iktidar olmasını istemez.

Amerika 1960 ve 1980 darbelerinde parmağı olan bir devlet. Recep Tayyip Erdoğan’a darbe yapmaz diyemeyiz. Çok dikkatli olunması gereken bir süreç. Çünkü su uyur düşman uyumaz.

Çok şükür 1960 ve 1980 tecrübemiz olduğu için Amerika’nın ne yapıp ne yapmayacağını önceden kestirme ve analiz yapma imkânına sahibiz.

Amerikan basınında Erdoğan’ın istifa etmesi gerektiğine, Erdoğan’a karşı darbe yapılırsa ABD yönetiminin darbecilerle yoluna devam edeceğine dair yazılar kalem alınıyor.

ABD devleti ise bu yazıları fiiliyatta doğrulayan icraatlar yapıyor.

17-25 Aralık darbe girişimleri sırasında AK Parti hükümetinin koruduğu Rıza Zarrab ABD tarafından tutuklandı. Rıza Zarrab’ın yakın arkadaşı Babek Zencani de İran’da ölüm cezası ile yargılanıyor. İran ve ABD görünüşte düşman gibi davransalar da birbirleri ile kanka olan iki devlettir. Hem Rıza Zarrab hem de Rıza Zarrab’ın arkadaşına yapılan bu muameleleri ben Türkiye’ye bir gözdağı olarak algılıyorum.

ABD artık 1945’lerin güçlü devleti değil, Türkiye de 1945’lerin güçsüz devleti değil. Artık eskiye nazaran Türkiye daha avantajlı bir konumda.

ABD bu seferki bir darbeyi eskiye nazaran kolay bir şekilde yapamaz.  Hem artık Türkiye’de papucu alıp kaçacak halk yok, artık meydana çıkıp darbelere göğüs gerecek bir halk vardır.

Ama yine de ABD hiç de küçümsenecek bir ülke değil, hala süper güç. Bu nedenle tedbiri elden bırakmamak lazım.

Bunun için millet olarak kenetlenmek, güçlü olmak gerekiyor.

Kenetlenmeyi ve güçlü olmamızı sağlayacak bir kısım önerilerim olacak;

1.Ayasofya ibadete açılmalı. Bediüzzaman’ın talebeleri Ayasofya’nın açılmasının Türkiye üzerindeki belaları def edeceğini söylüyorlar. Onların bir bildiği vardır, itimat edip söylediklerini yapmak lazım

2.Güvenlik bürokrasisine yönetici olarak kesinlikle liyakatli ve yetenekli olalar atanmalı, terör ve bomba olaylarını karşı ancak liyakatli olanlar engel olabilir.

3.Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ı tasvip etmiyoruz, ama Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Davutoğlu ile de arasını açmaması gerekiyor. Bu konuda Erdoğan ve Davutoğlu arasında çatlak olduğu muhalif medya tarafından dillendiriliyor. Umarım bu söylentilerin aslı yoktur.

4.Toplumsal olaylarda uzlaşma taraftarı olunmalı. Cerrattepe meselesinde Ahmet Davutoğlu’nun geçici de olsa uzlaşmacı tavrını isabetli buluyorum. Cerrattepe ve benzer çevre problemlerinde bu uzlaşmacı tavrın devamını diliyorum.

5.Sosyal kesimlerin talepler dikkate alınmalı. Ahmet Davutoğlu’nun tüm taşeron işçilerini kadroya alacağını açıklaması bu açıdan taktire şayandır. Benzer sosyal politikaların devamını ve 1 Kasım seçim beyannamesinde verilen sözlerin harfiyen yerine getirilmesini diliyorum.

6.Şakşakçıların değil de eleştirel davrananların sözlerinin dinlenmesi gerekiyor. 17-25 Aralık darbe girişimi sürecinde hükümet safında yer alan bazı çok önemli kalemler susturuldu, işlerinden edildi. Bunların gönlü alınıp itibarları ide edilmeli.

Share
2570 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...