logo

Alpaslan Türkeş’in Milliyetçilik Tanımı, Devlet Bahçeli’nin Tavrını Belirliyor


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

15 Temmuz Darbe Kalkışması gecesinden bu yana ülkemizde MHP ile AK Parti arasında gözle görülür bir yakınlaşma var. Bu yakınlaşmanın temelinde yatan bazı tarihsel gerçekler olduğuna inanıyorum. Geçtiğimiz günlerde Milli Ekonomi ve Milli Para düşüncelerine ilişkin değerlendirmelerimi yazmaya devam ederken bugün ki siyasi gelişmelerinin altında yatan bir gerçeğe vurgu yapmak istiyorum.

Öncelikle yazıma dayanak olan tarihi bir geçmişe sizi götürmek istiyorum. Benim daha sonra yeniden üzerine yazı yazacağım Bahçeli-Erdoğan yakınlaşmasının asıl dayanağının geçmişte Erbakan-Türkeş yakınlaşmasının siyasal anlamda tarihi tekerrürü olduğunu ispatlayan o konuşmayı hatırlatıyorum.

Alparslan Türkeş’in milliyetçilik tanımı

“Türklüğü benimseyen ve Türk Milletine, Türk devletine hizmet aşkı taşıyan herkes Türk’tür” diyen Alparslan Türkeş’e göre milliyetçiliğin temel görüşü şöyle:

Milliyetçiliğin temel görüşü

Alparslan Türkeş’e göre Türk milliyetçiliğinin temel görüşü şöyleydi: “Türk milletinden olmak, Türk milletini sevmek ve Türk devletine sadakatle hizmet aşkı taşımak, vatana bağlılık duygusu içinde bulunmak ve Türk milletinin yükselmesi için elinden gelen her fedakarlığı yapmak ve çalışmak duygusu ve şuurudur. Bu duygu ve şuuru taşıyan herkes Türk’tür. Kalbinde yabancı başka bir milletin özlemini, özentisini taşımayan, kendisini Türk hisseden, Türklüğü benimseyen ve Türk Milletine, Türk devletine hizmet aşkı taşıyan herkes Türk’tür.”

Türk milletini sevmeyen milliyetçi olamazdı. Türkeş, bu önemli noktayı, “Bizim milliyetçiliğimiz, Türk milletine karşı duyulan derin ve köklü bir sevgi ve Türk milletinin içinde bulunduğu müşkül durumdan bir an önce en modern, en ilmi metotlarla çıkarılarak en kısa yoldan modern uygarlığın en ön safına geçirilmesini sağlama duygusundan kuvvet alır” Milliyetçilik, kendi milletine derin bir sevgi beslemenin yanı sıra diğer milletlere karşı hoşgörüyü de kapsamaktaydı.

Alparslan Türkeş’in Milli İktisat Sistemi

Merhum Alpaslan Türkeş’in Milli Ekonomiye ilişkin düşüncelerini aslında 1.Türk Milli İktisat Kongresi’ndeki konuşmasına bakarak daha iyi tahlil edebiliriz. Alparslan Türkeş‘in 1979 yılında ÜMİD-BİR (Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği) 4. Olağan Kongresi akabinde gerçekleştirilen 1. Türk Milli İktisat Kurultayı’nda ki Milli İktisat Sistemi üzerine yaptığı konuşma; Türkiye, milli kalkınmasını gerçekleştirebilecek her türlü vasıtaya ve büyük bir ekonomik zenginlik ve ekonomik potansiyele sahip olduğu halde bu güne kadar ekonomik meselelerini halledememiştir. Milli kalkınma gayretlerimiz ve iktisadi gelişmemiz, kararlarını Milletimizin tercihlerine göre vermeyen idareler tarafından engellenmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan buyana 60 yıla yaklaşan bir zaman geçmesine rağmen, Türkiye’nin meseleleri halen ortadadır, Türk insanının çözüm bekleyen dertleri halâ çözüme kavuşturulamamıştır. Bunun sebebi, geçmiş iktidarların isabetsiz, aciz, ülke ve dünya şartlarıyla bağdaşmayan ekonomik politikaları tercih etmeleri ve uygulamalarıdır.

Ülkemizde 16 aydır uygulanmakta olan iktisat politikaları ise, milli şuur, milli duygu ve milli hedeflerden uzak hali ve Türkiye’yi Marksist bir düzen değişikliği ortamına sürüklemeyi gaye edinen icraatı ile memleketimizi bugün ki içler acısı duruma sokmuştur. Ellerinde sihirli bir ekonomik kalkınma değneği olduğu imajı ve propagandasıyla kendilerin iktidar yolunu açanların, Türkiye’yi ekonomik bakımdan kurtarmak iddiasıyla gelenlerin bugün gerçek yüzleri ortaya çıkmış; Bir kurtarıcı değil, batırıcı oldukları anlaşılmıştır.

Türk Aydını, Gençliği Aldatılmaya Çalışılmaktadır.

Türkiye’nin ekonomik meselelerinin halli ve Türk insanının mutluluğunu ve refahını temin edecek ekonomik kalkınma hareketi ancak, “Milli İktisat Politikası” ile mümkün olabilir. Bu iktisat politikası, ekonomik bağımsızlığımızı sağlayıp, hızlı sanayileşmemizi gerçekleştirip, dışarıya sınai ürünler ihraç edebilen bir ülke haline gelmemizi temin edecek bir politikadır. Hızlı sanayileşmenin gerçekleştirilebilmesi için, sınai yatırımlara öncelik verilecek, bunun temini için de her türlü tasarrufa kolay yatırım imkânları sağlanacak, vatandaşın tasarruf arzusu teşvik edilecektir. Devlet vatandaşına bu konularda zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı ve yol gösterici olacaktır.

Tasarrufu ve kalkınması milli kaynaklara dayanmayan bir ülke bağımsızlık iddiasında bulunamaz. Kaldı ki, bağımsızlık ilk önce fikirde, ideolojide ve doktrinde başlar. Fikirlerini bile dışarıdan ithal edenlerin bağımsızlık yaygaraları istismardan öteye bir ciddiyete sahip değildir. Bugün bazı bağımsızlık şampiyonları sürekli bir şekilde emperyalizme karşı olduklarını söylemektedirler. Ancak savundukları ve tatbik ettikleri iktisadi politika, bu politika neticesinde tercih iktisadi sistemler dünyaya hakim olan süper devletlerin sömürü aracı olan sistemlerdir. Bunlar Türk aydınını, Türk gençliğini aldatmaya çalışmaktadırlar. Bir avuç zümreye; Özelliklerinden doğan belli bir sınıfa imkânlarını sonuna kadar sunan sistemler, bu özelliklerinin yanında bugün dünyayı sömürmek, hakimiyeti almak isteyen devletlerin bu yönde kullandıkları en tesirli araçlarıdır.

“Milli İktisat Sistemini” Savunmaktayız

Türk Milliyetçileri olarak biz; “Milli İktisat Sistemini” savunmaktayız. Milli iktisat sistemi, iktisadi yapımızın, millileşmesini, iktisadi kalkınmamızın hızlanmasını, üretim araçları mülkiyetinin adil ve dengeli bir biçimde milli tabana, Millete yayılarak insanımızın hür olmasını sağlayacak bir sistemdir. Milli İktisat Sistemi, Milli bütünleşme ve iktisadi demokrasinin temel şartıdır.

İktisat, bizce her şeyin temeli değildir. Ancak bir ülkenin iktisadi yapısı, iktisadi politikası; Hedeflerinin, sahip olduğu dünya görüşünün bir aynası durumundadır. Bu bakımdan ülkücü iktisatçılara büyük görev düşmektedir. Milli doktrinimizin iktisadi mimarları sizler olacaksınız. Ülkücü hareket, Milletiyle bütünleşen, Milletinin dertleriyle dertlenen aydınlar kadrosuyla girişilecek olan Milli Kalkınma Savaşımızın öncüsü olacaktır. Milletinden kopmuş iktidar ve kadroları bu büyük hareket karşısında çökecektir. İşte o zaman, bütün atıl ekonomik potansiyel harekete geçecek, topyekün bir kalkınma seferberliği başlatılmış olacaktır. Milletimizin yeniden teşkilatlandırılmasından; Bu hukuki ve sosyal organizasyondan doğacak olan Milli iktisat Sistemini sizler kuracak ve yürüteceksiniz. Milli kalkınma savaşımızın başarıya ulaşmasının başta gelen teminatı sizlerin varlığıdır. Türk Milliyetçiliği ideolojisi ve milli doktrinimizden kaynaklanan Milli İktisat Sistemi’ni, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik meseleleri ortaya koyacak ve büyük bir boşluğu dolduracağına inandığım Kongrenizin ve 1. Türk Milli İktisat Kurultayı’nın hayırlı ve uğurlu olmasını diler, çalışmalarınızda başarılar temennisi ile sevgi, selam ve saygılar sunarım.

Türkeş’in Milli Düşüncesi Bugün ki Bahçeli’nin Tavrının Nedenidir

Bu konuşma göstermektedir ki, bugün yine gündemimizde olan Milli Ekonomi, Milli Para, Milli Sermaye gibi kavramları aslında geçmişte tıpkı Haydar Baş, Rahmetli Necmettin Erbakan gibi, rahmetli Alpaslan Türkeş tarafından da dile getirilmiş savlardı.

Ülkemizin yaşadığı siyasal buhranların hemen hemen hepsinin altında yatan bir tek gerçek var idi. O gerçekte Türkiye’yi siyasal bir biçimde dışa bağımlı yapabilmek için ülkemizde sık sık ekonomik krizler yaratılır ve bu krizlerde siyasi değişikliklere neden olur. Böylelikle ülke bir şekilde her zaman elde dışarıdan yönetilir. Temelin muza basması hikayesi gibi bize onlarca kez yutturulan bu senaryonun bundan böyle tutmaması için geçmişte ki liderlerimizin de savundukları bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın da dile getirdiği Milli Ekonomi ve Milli Para’ya geçmek zorundayız.

Bugün aslında Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yakınlaşmasındaki en temel etken, merhum Alpaslan Türkeş’in geçmişteki savunduğu milliyetçi görüşlere yaklaşılmış olmasıdır. Eğer, Devlet Bahçeli, bugün bir çok noktada hükümetin önünü açacak çabalara girmiş ise, hükümetle bir çok konuda ortak hareket ediyor ise, özellikle de Başkanlık Sistemi konusunda hükümetin elini güçlendirdiyse bütün bunların oluş nedeni kesinlikle Türkeş’in milliyetçilik düşünceleri ile örtüşmesindendir.

Bugün ki sosyo-ekonomik ve siyasi gelişmeleri tahlil ederken, MHP gibi köklü partilerin geçmişlerini incelemekte fayda var. Bende bu hatırlatmaları yapmakta bu nedenden dolayı fayda görüyorum. Milli Para, Milli Ekonomi düşünceleri bugün gündemimizde olan konuların olmadığını geçmişten beri bu konuların gündemde olduğunu özellikle de yeni neslin bilmesini arzuluyorum.

Bu konuya ilişkin değerlendirmelerim süreç içerisinde farklı liderler ile devam edecektir.

Etiketler:
Share
743 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ercan Orhan partiler üstü bir kişidir

    18 Kasım 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Ercan Orhan’la 243. kısa dönem askerlik celp döneminde Ankara Etimesgutt’a, Nisan 1995 yılında tanıştık. Tanıştığımız neredeyse bir “çeyrek yüzyıl” oldu, ama kendisini kişilik özellikleri açısından “tam” bir kişilik sahibi olarak tanıdım. 23 yıl boyunca sürekli irtibat halinde olduk. Ercan Orhan CHP’den Borçka Belediye başkan aday adayı olmuştur. Muhtemelen bir süre sonra CHP’den Belediye başkan adayı olarak ismi açıklanacaktır. Yerel seçimlerin doğası başkadır. Bazen insanlar kendi partisinden olmasa bile bazı adayları sı...
  • Seçimlere Tersinden Bakarak Ortak Menfaatleri Ortak Tehlikeleri Görebiliriz

    17 Kasım 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Bu konuya yerel seçimler yaklaştığı için yerel seçimleri irdeleyerek bakalım. Menfaat maddi-manevi iki boyutludur. Sadece maddi boyutundan bakarak seçime gidenler Bunlar ülkenin medeniyet-refah-huzur gibi insanı insan yapan değerleri unuturlar. Anlamlı hayatı unuturlar. Mesela İstanbul da eskiden CHP li belediye zamanında sular akmıyordu. Artvin ve ilçelerinde bu zihniyetteki belediyeler zamanında çağın çok gerisinde bir manzara vardı. Ak Partı köylere köydes-şehirlere beldes programlarıyla partili partisiz Avrupa stand...
  • Bırakın ekmeği naylonun gramajıyla da oynamışlar.

    31 Ekim 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Ekmeğin gramajından çalınmasına zaten alışığız. Sonra telefon kontürlerinden çalanları gördük. Bakıyorduk telefon kontörleri hızlı kalp atışları gibi hızlanıp bir anda bitmiş. Öyle ki sabit hat daha karlı olduğu için sabit hat almak zorunda kaldık. Gramajıyla oynayamadıkları şeylerin genetiği ile oynadılar. Çok zamandır domatese hasret kaldık. Buğdayın genetiği ile de oynadılar, bir defa ekiyorsunuz, aldığınız tohumu bir daha ekemiyorsunuz. Bu örneklerin sayısı yüzlerce artırılabilir. Aklıma gelenleri ve fark edebildiklerimi y...
  • Şahıs

    25 Ekim 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şahıs kelimesi “ş-h-s” kökünden türemiştir ve fiil olarak kullanıldığında cümledeki yerine göre ve Arapça’daki fiil bablarına göre; “büyümek-irileşmek, yükselmek, bir yerden bir yere gitmek, kararsız olmak, dönmek, hedeften şaşmak, görünmek” gibi anlamlara gelir. İsim olarak şahıs gözle görülebilen maddi bir varlığı olan her türlü eşya anlamına gelse de hukuki manada “şahıs”, haklardan istifade edebilen, hak sahibi olabilen varlık demektir.Hak sahibi varlık olmaya ise insanlar (hakiki şahıs) ve insan toplulukları ile mal toplulukları ...