logo

reklam

Almanların Artvin’de Ne İşleri Var?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Eskiler bir söz söylemişler ‘Kelin İlacı Olsa Kafasına Sürer’ diye. Çok hoşlandığım ve dile getirdiğim bir söz olmamasına karşın şuan yazacağım konuyu tek bir cümle ile anlatıyor olması nedeniyle kullanmanın tam isabet olacağını düşündüm.

Yazdan beri yazacağım yazacağım bir türlü yazmaya fırsat bulamamıştım ama artık yazmanın zamanı diye düşünüyorum. Konu Almanların Artvin’e ve Karadeniz’e olan ilgisi.

Almanlar geçtiğimiz yaz aylarında Doğu Karadeniz’in önemli bir bölümünden çevreci dernekleri Almanya’ya götürdüler. Artvin’den de başta Yeşil Artvin Derneği olmak üzere Arhavi’deki Derelerin Kardeşliği Platformu’nun başkan ve üyelerinden oluşan kişilerde bu geziye katılmışlardı. O günlerde çok fazla yoğun olmam nedeniyle bu geziyi iyi bir şekilde takip edemedim. Baştan şunu belirteyim ki bu geziye katılanlara ilişkin bir art niyetli bir düşüncem nedeniyle bu yazıyı kaleme almıyorum ama açıkçası Almanlar’ın niyetleri açısından oldukça tedirgin olduğum için yazma gereği duydum.

Dünya’da kendi su kaynaklarından enerji üreten lider ülkelerin başında Almanya gelmektedir. Dünya’da altın madenini en çok üreten ve de özellikle başka ülkelerde üreterek kendi ülke damgasını vurarak satan ülkelerin başında Almanya gelmektedir. Nükleer Santral konusunda da yine Almanları incelediğimiz zaman 9 adet Nükleer Santrallerinin bulunduğunu görürsünüz. Yani Almanlar gerek yeraltı kaynaklarını gerekse de yerüstü kaynaklarını kullanma bakımında buldukları tüm fırsatları göle çevirmiş bir millettir.

Şimdi böyle bir gerçek ortada var iken Almanların geçtiğimiz yaz ve son yıllarda arka arkaya düzenledikleri etkinlikler ile Doğu Karadeniz başta olmak üzere Türkiye’deki yeraltı ve yerüstü kaynakların bulunduğu illerdeki çevreci dernekler Almanya’ya götürülüyor. Almanya davetlerinin dışında Alman bilim adamları, gazeteciler yada mühendisler Türkiye’ye gelerek bu illerde cirit atar hale geldiler. Özellikle de Türkiye’nin 2011 yılından sonra gerek 3.Havalimanı gerekse de Kanal İstanbul Projelerinin gündeme gelmesinin ardından Almanların bizim ülkemize olan ilgisi daha da arttı. Her ikisine de karşı çıkan kişi ve kuruluşlarla temasların dışında ülkemizdeki Barajlar, HES’ler, Madenler yada Nükleer Santrale karşı çıkan derneklerle daha sıkı fıkı ilişkiye girer hale geldiler.

Değerli okurlarım, ben bir bölgede yerüstü yada yeraltı kaynaklarının değerlendirilip değerlendirilmemesi noktasındaki düşünce ve tartışmaların dışında Almanların bu bölgelere olan ilgilerinin artmasını konuşup tartışmamız gerek. Dünya’da yeraltı ve yerüstü kaynaklarından en çok yararlanan ülkelerin başında gelen bir milletin yada ülkenin kalkıp bizim ülkemizde ‘Şunu yapmayın. Bunu çıkarmayın. Şu ülkenizi batırır. Bu çevreyi yok eder. Yok temiz enerji kaynakları kullanmanız gerekir. Siz doğayı yok edeceksiniz. Buna müsaade ederseniz iliniz yok olur’ gibi cümleler kullanmalarını açıkçası hazmedemiyorum.

Şimdi Almanya bizim ülkemizi bizden daha mı fazla seviyor? Karadeniz’in doğasını yada yaylalarını Almanlar bizden fazla mı koruyabilir? Artvin’e Almanlar bizden fazla mı sahip çıkabilir?

Her şeyden önemlisi kendi ülkelerinde Sanayi Devriminden bu yana tüm kaynaklarını kullanmış ve daha da önemlisi kullanmaya da devam eden bir ülke benim ilime yada benim ülkeme karışıyor ise bunun altında ben kesinlikle art niyet ararım. Hele hele de bunu yapan ülke Almanya ve bunu yapan millette Almanlar ise daha fazla art niyet ararım. Kendi ülkesindeki çöplüğü temizlememiş bir ülkenin kalkıp benim ülkemde çöp var demesi o ülkenin haddine değildir.

Bu vesile ile Almanların son dönemlerde Artvin’e ve Karadeniz’e olan ilgi artışlarına mesafeli olmanın dışında bizim ülkemizdeki ve bölgemizdeki sorun yada yatırımlara ilişkin Almanya’da çözüm aramak yada onlardan ders almaya kalkmak hiç doğru bir olay değildir. Bu nedenle Artvin’den Almanya’ya giden insanların Almanya’ya gitmesini de doğru bulmuyorum.

Ve bu noktada bir soru soruyorum. Hayırdır Almanlar, Artvin’e ve Karadeniz’e olan ilginizin altında ne var?

Etiketler:
Share
1119 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Berta (Ortaköy) için yapılması gereken birkaç şey

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Geçen hafta Cuma günü milletvekili aday adaylarımızdan Sayın Akay Tekin Bey ve Hilmi Yazıcı Bey ile birlikte önce Ardanuç Geçitli Köyü muhtarı Hakan Öztürk’ü, sonra da Berta’yı (Ortaköy) ziyaret ettik. Berta 750 haneli ve yaklaşık 3000 nüfusu olan bir yer. Berta Nerdeyse küçük bir ilçe. Berta’da bankamatik olup olmadığını sordum, yok dediler. Sadece bir posta telgraf acentesi olduğunu söylediler. Bence Berta’da bir banka şubesi ile birlikte bir bankamatik olmalı. Yakın zaman önce Artvin AK Parti merkez ilçe başkanı seçilen Be...
  • Ordinaryüs Profesör, dışarıda sıradan unvan iken ülkemizde hocalar hocası olarak görülmüş

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: sıradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Aslında Avrupa’da vasıfsız profesörler için eskiden kullanılan, ayni "yardımcı doçent" örneğinde olduğu gibi bir ast unvanıdır. Ama karizmasının da etkisiyle, yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: siradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Türkiye, "ordinaryüs" kelimesinin olumlu anlam...
  • Ben Cumhurbaşkanının Yerinde Olsam Ekonomi Kurmaylarını Hemen Görevden Alırım

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yazdığım yazılarda genellikle ekonomik rakamlar ve halkın ekonomisine ilişkin önemli uyarılarda bulunduğumu bilirsiniz. Hükümetin dikkat etmesi gereken en önemli işlerden birinin ekonomiyi çizgiden çıkarmamak olduğunu ifade etmiştim. Görünen o ki yakın gelecekte ülkemizi ciddi bir ekonomik kriz bekliyor ve hükümetin tüm dikkatini bu işe vermesi şart gibi görünüyor. Türkiye pek çok yönüyle kuşatma altında. Bir takım dış güçler içerideki odakları da kullanarak ülkemize sürekli oyunlar oynayarak ülkemizdeki yöneticileri kıskaca almaya çalışmakt...
  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...