logo

Allah’ı Göremememizin 4 Ana Nedeni


Selim Çiftçi
selimciftci@08olay.com

Mademki Allah var, neden göremiyoruz?’ Allah’ı göremeyişimizin birçok sebebi vardır. İşte bunlardan 4 tanesi:

1-)YARATILIŞ KAPASİTEMİZİN ALLAH’I GÖREBİLECEK BİR GÜÇTE OLMAMASI:

Allah’ı göremeyiz, çünkü yaratılış kapasitemiz buna müsait değildir. Hz Musa (a.s) gibi büyük bir peygamber bile Allah’ın dağa tecelli buyurmasına dayanamamış ve düşüp bayılmıştır.
Biz bu sınırlı kapasitemizle dünyada değil Yaratıcımız olan Allah’ı görebilmek, O’nun yaratmış olduğu varlıkların birçoğunu bile görememekteyiz.
Şu içinde yaşadığımız fiziki âlemde dahi  gördüklerimiz, göremediklerimizin yanında çok cüz’i kalmaktadır. Sınırlı duyularımızla Allah’ın yarattığı kâinatı bile ihata edemezken, onları yaratanı nasıl ihata edebiliriz?

Bununla birlikte ahrette mü’minler Allah’ı kemiyet ve keyfiyet ölçülerinin dışında görmeye mazhar olacaklardır.

2-)BENZER VE ZIDDININ OLMAMASI:

Allah’ı göremeyişimizin ve idrake demeyişimizin diğer önemli bir sebebi de Allah’ın benzer ve zıddının olmayışıdır. Biz varlıkta neyi görüyor ve neyi biliyorsak, bu onların benzerlerinin ve zıtlarının varlığı sebebiyledir. Mesela soğuk olmasaydı sıcağın, acı olmasaydı tatlının,ışık olmasaydı karanlığın ne

3-)ZUHURUNUN ŞİDDETİNDEN GİZLENMESİ:

Allah’ı göremeyiz. Çünkü O zuhurunun şiddetinden gizlenmiştir. Bunun ne demek olduğunu güneş örneği ile anlamaya çalışalım; Eğer güneşi bütün gökyüzünü kuşatacak, dünyanın dört bir yanına ışıklarını verecek derecede büyütmek mümkün olsaydı, artık onu görmemiz mümkün olmayacaktı.

Çünkü güneşin sürekliğiyle, gece ortadan kalkıp her an gündüz olacağı için güneşin ne olduğunu bilmemiz, ışıktan söz etmemiz de mümkün olmayacaktı. Hem güneş, hem de ışığı, zuhurunun şiddetinden (yani varlığının an be an ve yoğun bir biçimde göstermiş olması sebebiyle dikkatlerden kaçıp) gizlenmiş olacaktı. Tasarrufu dışında bir anın dahi düşünülemeyeceği Allah da, varlığını kâinatta kesintisiz olarak her an, her saniye, hayat, ilim, rahmet, irade ve kudret gibi sıfatlarıyla öyle şiddetli hissettirmektedir ki, varlığı- gaflet sahiplerinin nazarında- düşünülemez ve hatıra getirilemez oluyor.

4-)İMTİHAN DÜNYASININ BUNU GEREKTİRMESİ:

Allah’ı göremeyişimizin bir sebebi de, bu dünyanın imtihan dünyası olmasıdır. Şayet Allah bizi, mevcut yapımızdan farklı olarak kendisini görüp seyredebilecek bir kıvamda yaratmış olsaydı, o zaman imtihan sırrı bozulmuş olurdu.

Şöyle ki herkes O’nu baş gözleriyle göreceği için, istisnasız imana gelirdi, o zaman da intihandan maksat hâsıl olmazdı. Bu imtihan yapan bir öğretmenin, soruları sorduktan sonra cevabını yazdırmasına benzerdi. Maksat inananla inanmayanın, iyiyle kötünün ortaya çıkması değil midir?

Y. Akit  Hoşça ve dostça kalın

Etiketler:
Share
378 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...