logo

Akil Adamlar İle Bugünkü Akademisyenler Arasında Bir Fark Yok


Nizamettin Torun
nizamettintorun@08olay.com

“Dün adına “akil” denilen seçilmiş aydınlar (!) vardı. Bütün ülkeyi gezip millete bol bol “akil” dağıttılar.  Bugünkü aydınların (akademisyenlerin) PKK diliyle hazırladıkları bildiri büyük tepkilere yol açarken bir şey gözlerden kaçtı; aslında onlar da akiller gibi çözüm sürecini öne çıkarıyorlardı. Bu günü anlamak için çözüm sürecini ve akilleri tekrar hatırlamakta fayda vardır. Rahmetli Kamuran İnan, “Ne yazık ki benim vatanım hain yetiştiriyor.“ demişti. Biz hainlerin varlığından haberdardık, ama bu kadar yetişmiş haine sahip olduğumuzu bilmiyorduk. 21 Mayıs 2013’te Artvin DSİ’de yapılan akil toplantısına T. Kamu-Sen yöneticileri alınmadı. Orada, Artvin Türk Eğitim-Sen adına yaptığım ve bugüne ışık tuttuğuna inandığım basın açıklamasının aynen alıyorum: “Türkiye’nin “Akilleri” bölünme sürecini pazarlamak için ilimize geldiler. Akil insanların, genellikle “barış”, “kardeşlik”, “kan dursun” gibi masum ve herkesin istediğini, sloganlar altında gizleyerek, toplum mühendisliği görevini gerçekleştirdikleri herkesin malumu olmuştur. Güneydoğu illerimizde görevli olan bir akil, sürece desteğin yüzde 110 olduğunu söylüyor. Artvin’de de aynı sonucu çıkarmak için çok özel bir toplantının düzenlendiğini görüyoruz. Günümüz “Heyet-i Nasiha”sına seslenmek istiyorum: Siz nasıl akil adam oldunuz, hukuki dayanağınız nedir? Sizin farkınız nedir, hangi özellikleriniz sizi akil adam yaptı? Türk Bayrağıyla sorunlu olmak mı?  Yandaş olmak mı? Soros’tan para alıp etki ajanlığında bulunmak mı? Atalarımızın soykırım suçu işlediğini savunup Ermenilerden özür dilemek mi? Terörist başı ile aynı politik görüşü savunmak mı?  Atatürk karşıtı olmak mı? Bırakın andımızı, çocuklarımıza her gün koro halinde Fatiha’yı bile okutsanız tiksindirirsiniz.”  gibi düşünceye sahip olmak mı? (Bunu söyleyen yandaş sendika genel başkanı şimdi milletvekili) Gazileri katil olarak nitelemek mi? Sizi, “toplum mühendisliği” operasyonu görevini üstlenmeye yönelten bunların hangisi, ya da hangileridir? Buraya, bize barışı anlatmak için mi geldiniz? Kim kiminle barışacak. Biz Kürtlerle kavgalı değiliz, bizi PKK ile mi barıştırıyorsunuz? Bizim, 157 öğretmeni şehit eden katillerle mi barışmamızı öneriyorsunuz? Onlarca doktor, mühendis, hemşire ve işçiyi şehit eden katillerle mi barışacağız? Binlerce askeri, subayı, polisi şehit eden caniler adalet önünde hesap vermeyecek mi? 40 bin kişinin katilinden sorumlu olana hesap sorulmayacak mı?

Uyuşturucu kaçakçılığı yapıp, on binlerce genci zehirlemenin hiç bedeli yok mu?  Barış iki devlet arasında olur. PKK bir devlet kurdu da haberimiz mi yok?

Buraya barış için, bir daha kan akmasın diye geldiniz. Neden Kandil’e gitmediniz? Türkiye’de kan akıtan, terör örgütüne neden nasihatte bulunmuyorsunuz da buraya geliyorsunuz? Neyin karşılığında barış yapıyorsunuz? Bu eli kanlı terör örgütü ne oldu da hiçbir şey istemeden inine çekiliyor? Ya sonra.. Geri gelmeyeceğine dair size söz mü verdi? PKK’nın hiçbir şey istemediğine inanmamızı isteyerek aklımızla alay ediyorsunuz. Heyet başkanı daha önceki bir konuşmasında, “hiçbir taviz verilmeyeceğini söylüyor.  Görevlendirilen heyet İmralı’ya 6 defa çay kahve içmek için mi gitmişti? Bazı Akillerin, “Terörist başına artık bebek katili demeyin” teklifini,  Bu vatan için, kolunu, bacağını vücudunun bir parçasını dağlarda bırakan kahraman gazilere, vatanın bütünlüğü için toprağa düşmüş şehitlerin analarına, babalarına, eşlerine, yetimlerine söylediniz mi? Biz burada, “Öcalan’ın serbest bırakılması öne çıktı” diyen “akil” Ensarıoğlu’nu görmek isterdik.   Ermeniler 1909’da silah bıraktı, bu yüzden büyük katliama uğradılar. Kürtler bundan ders çıkarmalı” mealinde sözler söyleyen “âkil” Etyen Mahçupyan’ı da.  Son olarak;  Hangi isim altında olursa olsun, “özerklik” ten anladığınız nedir? Sizin kırmızı çizginiz var mı? Bebek katili dışarı çıkacak mı, çıkmayacak mı?  Başkanlık Sistemi barış sürecinin bir parçası mıdır? Biz biliyoruz ki, İmralı’daki caninin ve Kandil’deki yılanın istekleri gerçekleşirse, analar daha çok ağlayacak, daha çok kan akacaktır. Elinde silah olan örgütle anlaşmasın bedeli ağır olacaktır.”

Eğer, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra o zamanki “akiller” (Heyet-i Nasiha) gibi düşünseydi, bugün bölünmesinden endişe edeceğimiz bir vatanımız olmayacaktı. Türk Milletinin etnik bölücülerle onun şakşakçılarına er geç gereken dersi vereceğinden şüphe etmiyoruz.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Tarikatlar konusunda iki aşırı uç nokta

    24 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet açıklama Günümüzde tarikatlarla ilgili olarak birbirine zıt olan aşırı iki görüş vardır; 1.“Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” 2.“Tarikat şirktir” Bu görüşlerin her ikisi de yanlıştır. “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” cümlesinden eğer mutlaka bir tarikata girmek gerektiği kastediliyorsa yanlıştır. Ama şeyh kelimesinden rehber (Peygamberimiz ve Kur’an) kastediliyorsa bu söz doğru olur. Tarikat şirktir sözünden eğer şeyhe masdar (kemalatın kaynağı yani Nurları Allah’dan değil şeyhin kendisinden bilmek) gözüyle bak...
  • Kullanıldığın Kadar Kullanmak, Kullanmadığın Kadar Kullanamamak

    23 Ocak 2018 Gamze Boynueğri, Köşe Yazıları

    Hayatın nazı mı dersiniz? Yoksa cilvesi mi? Belki de işvesi... Ama yoktur bunun ne yazık ki işlenesi, işleve konulup da işlev göresi bir hali ahvali... Dalıp dalıp gidiyorum uzak diyarlara... Öfkem ona keza ama yok mudur birde bunun sabrının olduğu kadar selameti de? Deyip eklemeden yapamıyorum... Çok denedim, hem de akla ziyan boyunca olmuyor... Sanırım olmayınca, olmuyor çok daha fazla üstelemeden bazı şeyleri geçiş yapmak gerek... Peki, ya kişinin iç sesi? Şuracık da çıkıp da hadi isyan ederse... Hadi feryat, figan edip de "hayır bu sen deği...
  • Eğitim-Bir-Sen’ in Kuruluş Felsefesi

    23 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Millî Gazete’nin, 25 Temmuz 1992 yılında Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Mehmet Akif İnan'la yaptığı röportajda Eğitim-Bir-Sen’in kuruluş felsefesine de değinmiş. Bu söyleşiden seçtiğim bazı pasajları aşağıya aktardım. O zaman Eğitim-Bir-Sen sanki biraz daha idealmiş gibi. Eğitim-Bir-Sen’in o günkü kuruluş felsefesine asli safiyetine selam olsun. "Sendikamızı geniş bir tabana oturtmak amacındayız; belli bir hizbe, belli bir gruba, belli bir siyasi partinin çevresinde bulunmuş olmakla yetinmeyip kanatlarını geniş açmış, bizi benimseyen...
  • Zeytin Dalı Harekatı Yeni Bir Çağın Başlaması Demek

    22 Ocak 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    -ABD nin malum baskı ve aldatmacalarına rağmen Türkiye Afrine de girdi. -ABD geri adım attı. -ABD dünya düzeni çöküyor. -Güçlü halk desteği ile Ak Parti iktidarı “Dünya beşten büyük” dedi -Tayyip Erdoğan artık eski Türkiye yok İMF ye borcu olmayan -her türlü silahını kendi üreten, ihtiyçlarını karşılayan bir ülke var -Ülkemiz tarihten beri hep komşularına zeytin dalı uzattı. -Bunu anlamayanlar Türkiye gerçeğini Afrin harekâtında gördüler -ABD nin ve diğer düşmanların Ülkemizden intikam almaları bir kez daha engellendi -100 YILLILK PLA...