logo

AK Parti Temayülüne ilişkin tahminlerim ve o arkadaşa cevabım


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

AK Parti geçtiğimiz hafta sonu temayül yoklamasını gerçekleştirdi. Temayül yoklamasına Mevcut Milletvekili İsrafil Kışla, eski Milletvekili Ertekin Çolak, Kadın Kolları İl Başkanı Şule Özyer katılmadılar. Bu isimleri genel merkez değerlendirecek. Bu isimlerin dışında kalan isimler ise AK Parti teşkilatlarının ve delegelerinin eğilimini alabilmek için bir haftalık yoğun bir program gerçekleştirdiler.

Bugüne kadar birinci sıra adayının belirlenmesinde temayül hiçbir zaman etkili olmadı. Bunun da birinci sıra için etkili olacağını düşünmüyorum. İkinci sıranın belirlenmesinde etkili olacağı kesin. Tabi ki kulislerde duyduğum bir ismin ikinci sıra adayı yapılması için temayülde teşkilatların yazmaları için bir çaba gösterildiği bilgisine de ulaştım. Kötü bir şey. İl ve ilçe teşkilatları iddia doğru ise tarafsız kalmaları gerekirdi. Artvin’de hiçbir ağırlığı olmayan, aday yapılması durumunda 5 oy katkı dahi sağlamayacak bir kişinin ısrarla listeye koydurtma gayretini anlamış değilim. Birazdan bu ismi açıklayacağım ve neden adaylığına karşı olduğumu da.

Temayül tahminlerim

Eski İl Başkanı Dilek Alkan: Ben Alkan’ın 2011 yılında da temayülde çok iyi bir oy alacağını ve ilk 3’te olacağını ileri sürmüştüm. Bu seçimde de aynı olacaktır. Alkan mutlak surette ilk 3’te yer alacaktır. Kendisine onca yapılan muhalefete karşın Dilek Alkan’ın güçlü bir şekilde temayülde kendini göstereceğini düşünüyorum. Alkan’a aday tanıtım toplantılarında gösterilen ilgi de bunun göstergesidir.

Nedim Koyuncu: Bence gerek aday tanıtım toplantılarının gerekse de temayülün yıldız ismi olacaktır. Birincilikle üçüncülük arasında kesinlikle yer alacağına inanıyorum. Başta Hopa, Arhavi ve Ardanuç ilçelerinin yoğun talebi var. Aday tanıtım toplantılarındaki neşeli ve halktan tutumları da taktir topladı. “Sahilden bir aday konulacaksa başka isim aramaya ne gerek var?” dedirtti. Bence de haklı. Sahilden aday konulacak ise ikinci ismi aramak boşa kürek çekmektir. İstanbul’dan gelerek zorlama aday yaptırılmak istenen Vedat Kibar’a göre çok ama çok daha fazla partiye katkı göstereceğini son yerel seçimlerde gösterdiği gibi, bugün de  aynısını gösteriyor. Okumak gerek.

Akay Tekin: Şavşat ve Ardanuç teşkilatlarının kendisine desteği var. Bunun yanı sıra herkesin sempati ile baktığı bir isim. Sürpriz yaparak birinci çıkma ihtimali olduğu gibi dördüncü olabilme ihtimali de var. Ancak şunu belirteyim ki, son genel seçimlerden bu güne Artvin’den bağlarını hiç koparmaması büyük artısı. Sürekli Artvin’e geldi gitti ve tüm ilçelerde bulundu. Herkes ile görüştü ve ilçe ve de teşkilat ayrımı yapmadı. Seçimden seçime gelen isimlerden değil. Yada tek bir ilçeye bağlı da siyaset yapanlardan da değil. Bence çok ciddi bir oy alacak.

İlhan Hacıoğlu: Yusufeli ilçesinin gönlünde yatan aslan. Mütevazi kişiliği, sıcaklığı, sevecenliği, duruşu ile taktir topladı. Kurduğu samimi ilişkilerle ön plana çıktı. Bence bu tavrıyla kesinlikle ilk 4’te olacaktır. Yani eğer Yusufeli’nden bir aday lazım ise o isim benim dedirtti.

Hayrettin Gülbin: Bu isimde sempatik isimler arasında yer aldı. Bence 2011’de temayülde aldığı oydan daha dikkat çekecek bir oy alacak. Benim tahminim oy miktarını çok arttıracağı; fakat beşinci sırada yer alacağı yönünde.

Ünal Gülçiçek: Aday adayı olarak en sürpriz isimlerin başında geliyor. Bir miktar oy karşılığı olacak; ancak ben ilk beşe girebileceğine inanmıyorum. Girerse büyük sürpriz olur. Sempatik, üretken, çalışkan, hırslı bir yapısı var. Gelecek için çok ümit vaadeden bir isim.

Ali Rıza İskender: Sempatik, sıcak kanlı, iyi bir AK Partili; ancak çok fazla şansının olabileceğine inanmıyorum. Yine de sıcakkanlılığı ve sempatisinin karşılığını oy olarak alacaktır.

Vedat Kibar: İsmi kulislerde İsrafil Kışla’nın birinci sırada olması durumunda ikinci sıra için geçiyor. Bu ismin Ankara’da güçlü olsun diye özel gayret gösterildiğini de biliyorum. Hopa dışında hiçbir bölgede varlığı olmayan bir isim. Temayülde çok zorlama yapılması nedeniyle ilk dörde girebilir; fakat tabanda ve halk nezdinde hiçbir karşılığı yok. Seçimden seçime gelenlerden. Ben bu ismin ikinci sıra adaylığına kesinlikle ama kesinlikle karşıyım. Parti eğer bunu göremeyecek ise de yazık diyorum. Bu ismin ikinci sıra adaylığı ile nasıl bir katkı yapmasının beklendiğini de hayretlerle izliyorum. Ha seçimden sonra Artvin’de bir makama getirme gayreti var ise bunu biraz mantıklı bulabilirim; ama AK Parti 2-0’ırı dillendiriyor ise bu ismi ikinci sıraya yada birinci sıraya koyması ancak alt sıralara oynuyorum anlamı taşır. Ayrıca bu ismin listede yer alması Ankara’nın Artvin’e, “ Ben ne AK Parti teşkilatlarını nede tabanını takıyorum. Nede Artvin halkını önemsiyorum. Siz önemli değilsiniz. Ben Artvin’de siyaset yapan hiçbir kimseye de güvenmiyorum. Bu yüzden seçimden seçime gelen ismi listeye koyuyorum. Siz değil biz önemliyiz” anlamında bir mesajı olur. O zamanda Ankara’ya mesaj “ Madem tabanı, teşkilatları ve halkı takmıyorsun, gel kendin seçtir. Oyu da İstanbul’dan getir” olur. Gerçi akli selim adımlar atan Ankara AK Parti teşkilatının böylesine halkı ve tabanı hiçe sayacak bir harekete gireceğine ihtimal vermiyorum. Eğer AK Parti genel merkezi aday tanıtım toplantılarının kasetlerini eline alır ve konuşmaları değerlendirir ise, benim ne demek istediğimi anlayacaktır.

AK Parti’nin temayülüne ilişkin tahminlerim bunlar. Gelelim biz uzakta iken Artvin’de yazılan yazı ve haberlere.

O gazeteciye cevabım

Şubat ayında TBMM’nin Bilim, Sanayi ve Enerji Komisyonu ile röportajlar yapmak üzere Ankara’da bulundum. Artvin Gündem Gazetesi imtiyaz sahibi Tarık Mutlu ile birlikte yoğun röportajlar gerçekleştirdik. Halen de gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Bu röportajları bölüm bölüm yayınlamaya başladık. İlk sayımız çok ciddi ses getirdi. Artvin’de özellikle sol misyonun görevlendirdiği ve ekonomik olarak beslediği bir gazeteci var. İsmini yazıp reklamını yapmak istemiyorum, kaldı ki muhatabım değil. Onun yazdıklarını da hiç ama hiç önemsemiyorum. Çünkü hiçbir önemi yok. Birileri ona ne yazmasına izin veriyorsa o kadar yazabiliyor. Kaleminin ipi başkalarına bağlı. Zira geçimini oradan sağlıyor. Buna da saygı duyuyorum. Kendi tarzıdır; ancak ona yazması gerekenleri söyleyenlere bu arkadaşın üzerinden cevap vereceğim.

Ben maden şirketinden para aldığımı hiçbir zaman reddetmedim, reddedenlerin; ancak alanları istenirse yazabilirim

Ben Artvin’de gazetecilik yapıyorum. Sadece bir zümrenin de gazetesi değilim. Her siyasi partiye ve her görüşe hitap etmek durumundayım. Gerek Çoruh Postası Gazetesi’ni gerekse de www.08olay.com internet sitesini takip edenler ve at gözlükleriyle bakmayanlar hemen fark edeceklerdir. Bizi bilen bilir, biz doğru bildiğimizi savunur, yaptığımızın da arkasında oluruz. Bugüne kadar ben Yeşil Artvin Derneği’nin haberlerini en fazla yayınlayan gazeteciyim. 25 yıllık süreçte bunu yaptım ve yapmaya da devam edeceğim. Derneğe saygı duyuyorum ve fikirlerini de önemsiyorum. Bu derneğin haber ve röportajlarını yayınlamak içinde o arkadaşın yaptığının aksine bir gün olsun bir lira para almadım ve talep etmedim. Etmeyeceğimde. Bunu yaparken maden şirketini ve maden çıkmasını isteyenlerin düşüncelerini ise asla hiçe saymadım ve saymayacağım. 25 yıldır bunu yapıyorum ve yapmaya devam ediyorum. Bunu yaparken de şirketten zaman zaman para alıyorum ve alacağımda. Hiçbir zaman maden şirketinden para alıp almadım diyenlerden olmadım. Ben bu şirket ile açık ve şeffaf bir biçimde çalışıyorum; ancak eğer o gazeteci arkadaş 25 yıllık süreçte kimlerin maden şirketlerinden para alıp yada iş yapıp bunu inkar ettiğini veya gizlediğini yazabilirim. Hatta bu isimlerin çok büyük bir bölümünün de bu gazeteci arkadaşımızın yakın temasta bulunduğu insanlar olduğunu da ifade edeyim. Bu yüzden kalemi başkalarına bağlı gazeteci arkadaşım bana buradan vurma, ben bunu inkar etmiyorum. Bizim geçimimizi nasıl sağladığımız açık ve şeffaf ortadadır da sen nereden geçindiğini de yazarsan merakımızı giderirsin.

Bizim ortadan yazmamız, herkesime hitap etme isteğimiz aldığımız mesleki terbiyedendir. Eğer bir ilde 3 bine yakın insan bu şirkette sadece çalışmak için başvuruda bulunmuş ise kusura bakma gazeteci arkadaşım, ben onların da gazetecisiyim. Onlarında sesini dile getiririm. Sen ve senin gibilerin cesareti var ise bir gün olsun karşı tarafı dinlemeyi ve yazmayı deneyin. Bir gün olsun bir maden tesisini tarafsız gözlerle gezin.

“Ankara Artvin’i nereden bilecek?” sorusuna yanıt

Biz Ankara’ya geldik ve açık, şeffaf bir biçimde röportajlar gerçekleştirdik. Kaçak, köçek yada kapalı kapılar ardında yapmadık. Halen dahi yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. İlk sayıya “Ankara Artvin’i nereden bilecek” diye yazan veya bu düşüncede olan arkadaşlarıma yanıt olsun. Eğer Ankara, Artvin’i öğrenememiş ise acaba suç burada Ankara’nın mı yoksa öğretemeyenlerin mi? Kalemi başkalarına bağlı gazeteci arkadaşıma da tavsiyem olaya birde bu yönden baksın. Burada bazen Yeşil Artvin Derneği’ne de bazen de bu konuda her gün Artvin’de konuşanlara da eleştiride bulunsun. Ankara, Artvin’i eğer öğrenememiş ise bu kesimlerin yeterli derecede ses getirememesini de eleştirsin.

Kaldı ki, bizim röportaj yaptığımız isimlerin hemen hepsi de Artvin’i ve Cerattepe olayını gayet iyi biliyorlardı. Hepsi de bunları bilerek konuştular. Bizde konuşmalarını tüm çıplaklığı ile yayınladık. Bence gazetemizin sadece başlıklarına değil içerisine de baksaydı bu arkadaşım ve bu arkadaşımı yönlendirenler sanıyorum ki daha sağlıklı kanaat sahibi olabilirlerdi.

Beni vekillerden korkan bir insan mı bellediniz?

Son bir eleştiriye daha cevap vererek bitireyim. Hakkımızda yazılan yazı ve haberlerde denilmiş ki; “Ankara’ya gitmişler; ama Uğur Bayraktutan ile röportaj yapmaya cesaret edememişler”. Ya hakikaten bu da bir acizlik işareti. Demek ki bu iddiada bulunanlar haberlerini yaparken icazet alıyorlar. Yada köşe yazılarını yazarken. İcazeti geçtim korku içerisinde çalışıyorlar. Yazık yazık yazık. Ya beni de kendilerine mi benzettiler? Sen ve senin kalemini elinde bulunduranlara bir yanıt. Ben kesinlikle yazılarımı yazarken birilerinden izin almam. Yada korku içerisinde de bulunmam. Yazacaksam yazarım, röportaj yapacaksam yaparım.

Doğrudur, Ankara’ya geldik ve röportajlar gerçekleştirdik. Gelirken kimseden izin almam gerektiğini düşünmedim. Hata yaptıysam başta bu arkadaş olmak üzere herkesten özür dilerim. Demek ki bilmiyormuşum. Basın Artvin’de özgür değilmiş. Ben özgür olduğumuzu biliyordum. Bir daha yapmam, izin alırım bu arkadaştan öyle gelirim. Bu bir.

Biz sadece Uğur Bayraktutan ile değil diğer vekilimiz İsrafil Kışla ile de görüşmedik ve röportaj yapmadık. Zira biz Enerji komisyonu ve parti genel merkezlerinin önemli isimleri ile görüştük. Her iki milletvekilimizin maden projesine ilişkin tüm düşüncelerini zaten yazan gazeteyiz. Her türlü açıklamaları gazetelerimiz ve sitelerimizde bulunur. Yine de yazmaya ve okurlarımıza aktarmaya devam edeceğiz; ama biz Enerji komisyonunun görüşlerini, parti genel merkezlerinin görüşlerini sormaya geldik.

Arkadaş yazmış ya; çok önemli değil diye. Madem önemli değil, neden bu derece tedirgin oldun ki? Bırak kim okuyor ki bizi? Nasıl olsa okunmayan gazeteleriz, o zaman korkmaya ne hacet. Unutma ki fikirlerine güvenen ve inanan insanlar karşı düşünceden korkmazlar.

Etiketler:
Share
1332 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...