logo

Ahıska İnsanlık Değil, Tarih Ayıbı


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Sürgün. Kelimesi bile insanın tüyleri diken, diken ediyor. Dün öğleye kadar annemle eskileri yad ederken, konu nereden geldi bilmiyorum, Ahıska’ya geldi. Annemin gözlerinde yaşlar durmadı. O kadar içli anlatıyordu ki babasından duyduğu sürgün hikayelerini, ağlamamak elde değildi. Rastlantı o ya. Meğersem Ahıska sürgününün yıl dönemiymiş.  Neler yaşanmıştı Ahıska’da? Onlarca insan iki saat içinde tren vagonlarında bilinmedik diyarlara sürgün edilmişlerdi. Tarihler 14 Kasım 1944’ü göstermekteydi. Ahıska neden bizim için önemli. Çünkü öz ve öz kardeşlerimiz. Ahıska’dan bir yay çizelim, Ardahan Posof, Şavşat, Berta, Ardanuç, Artvin Merkez’de yayı bitirelim. Ses olayları Gürcüler haricinde hep aynıdır. Yani aynı ağızı konuşurlar. Tüm hal ekleri ve iyelik ekleri birbirine yakındır. Hatta aynıdır. Eğer konuşma aynıysa bir millet olduğu belli olur. Pekiyi nasıl olmuş bu sürgün? 2. Dünya savaşı başlayınca daha önceden askere dahi alınmayan Ahıskalılar, Ruslar tarafından askere alındılar. Geriye kalan kadınlar ve yaşlılarsa, tren yolları yapımına gönderildiler. 1944 yıl  içerisinde Sovyet istihbarat raporları Ahıskalıların Türkiye tarafına casusluk yaptıklarını Staline ulaştırmıştılar. Sovyetlerde bulunan Türkiye’den göç eden Ermenilerde kullanılmış bu rapor hazırlanırken, Türklerin evlerine girilerek, “Yakında Türk, Rus savaşı olacak, sizler hangi tarafta olursunuz.” Ahıskalılarsa gayri ihtiyari olarak. “ Tabi ki Türklerin yanında olacağız” demişler işte bu konuşmaların hepsi Sovyet istihbaratı tarafından Sovyet Polit büroya ulaştırıldı. Aynı gün içerisinde bir karar çıkarıldı. O bölgede yaşayan başta Türkler, Lazlar, Kürt ve Hemşin aileleri. Toplam 86.000 kişi sürgüne uygun bulunmuştur kararı, Gürcistan iç içleri bakanlığına ulaştırılmıştı. O gün içerisinde başta çoluk çocuk olmak üzere genç yaşlı demeden, ailesinden ata topraklarından kaldırılan binlerce insan iki saat içinde Tren vagonlarına bindirildi. Günlerce aylarca aç ve sefalet içinde süren bu yolculuk Orta Asya steplerinde son buldu.

 

Sürgün edilirken bir sürü kötü anı da kaleme alınmıştır. Mal vagonlarında götürülen insanlardan bazıları, açlık, soğuk ve hastalık sonucunda ölmüşler. Babalarını, kocalarını, eşlerini karlara teslim etmek istemeyenler, üstlerini örterek hasta numarası yaparak günlerce cesetlerle aynı vagonda yolculuk etmişler. Bir düşünün; ne kadar acıdır. Bir düşünün eşleriyle, kocalarıyla, atalarıyla, dedeleriyle sürgün edilip onları yollarda kayıp etmek. Ne kadar acıdır? Şimdi bu acıyı anlatabilecek bir kelime bulamıyorum. Biliyorum hiçbir söz bu acıyı tarif edemez. Türkiye Cumhuriyeti soydaşlarımıza neden sahip çıkmadı? Neden bir el uzatamadı? Düşünün Siz sürgünsünüz dediklerinde, sürgündüler artık. Empati yapalım, lütfen, bir kere düşünelim. Bir genç kız Türkü söylüyor.

 

Anam ölende onbeş yaşdaydım.

Anamın mezeri, yalgız eşiydim.

Kalbim kabine, anacan.

Gözün gözüne, yaşım yaşına.

Onbeş yaşıma..

 

Çağırın anami, gelsin yanıma.

Kaldursun başumi, koysun dizine.

Kalbun kalbume, gözün gözüme.

Yaşın yaşıma, on beş yaşıma..

 

Bu genç kızın acısını hangi laf dindire bilir. Hangi kelime acıyı bir nebze olsun hafiflete bilir. Ben biliyorum ama ben söylesem de o zamanın Reisi Cumhuru söyleyemedi. Öz Yurt, Ana Vatan…

 

Yetmiş yıl geçti sürgünün üzerinden. Değişen ne mi var? Hiçbir şey. Bazıları Ahıska’ya geri döndüler ama döndüklerinde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamadılar. Kalanlarsa ne maddi ne de manevi geri dönüş için çare bulamadılar. Geçen yıllar da Türkiye Cumhuriyeti onlara kucak açtı. Gelenlere ev, toprak ve iş verdiler. Geçmişte yaptığımız hataların maalesef yarasını günümüzde kapatamayız. Bu Türklük için insanlık değil, Tarih ayıbıdır. Biz çok yerde can vermesini bildik. Hatta en iyi bildiğimiz iştir, toprak için can vermek. Öz kardeşlerimiz Sürgün edilirken biz neredeydik. On bilerce Rus askeri Ahıskalıların namusuna, evlerine göz dikerken; biz neredeydik? Hem de bunların hepsi Arife günü yapıldı. Oysa onlar bizim için canlarını verirken, biz neredeydik? Türk askerinin yanında, Türk bayrağının altında can vermek isterlerken biz neredeydik? Tıpkı Boraltan köprüsünde ki gibi uykudaydık. Bu olayın Boraltan faciasından ne farkı var?

Kelimelerime son verirken bizim gibi konuşan nenelerin sözlerini size aktarıyorum. “ Kara vagon, kara vagonlar oğlum. mallari tolduriyerlara eyla. Ot, saman, toldurdilar milleti. ölur mi, kalur mi, pec yanmiyer, soba yanmiyer. İki ay yol gettux oğlum. ölenler vagonda öliyerde, dışari biraxiyerlardi. Kimdi oni gomleyen. Yoğ idi oyla iş. Atiyerlardi vagonlardan ölenleri.” Başka bir nene ise “ bitleruni yediler oğlum. etmek yoğ idi. Başlarından bitleri aldilar, kıt kıt kıt yedilar oğlum. su yox, kapiyi açanda çocuxlar bağrişiyer. Amca su var mi?” Şimdi soruyorum size bizimle aynı Ağzı paylaşan, bizim gibi konuşan bu insanlar için ne yaptık. Biz susuyoruz. Sustukça o kambur bizimle büyüyecek. Lakin o gün gelecek. Öz kardeşler öz Yurtta beraber olacak…

Not: X harfi bu bölgede kullanılan, kendinden önce yuvarlak ünlü olan harfin etkisiyle “k” harfi sürekli hırıltılı “h” harfine dönüşmüştür. Bu nu da Azeri Türkçesinde olduğu gibi X harfiyle gösterilir. Örnek olarak; Gittux, geldux gibi…

 

Share
616 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...
  • Zaptiye

    10 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Arapça ḍabṭ ضبط  "tutma, denetleme, disiplin altına alma" sözcüğünden türetilmiştir.  "II. Mahmut zamanında kurulan kırsal güvenlik askerine verilen ad"  "1869'da kurulan polis teşkilatının adı" Osmanlı Devleti’nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli kuruluşlara verilen ad. Kaynak:http://tarihtenanekdotlar.blogspot.com/2013/09/401-osmanli-ordusunda-reform.html Kaynak: https://laiksozluk.net/zaptiye_20725 İslam’ın zuhurundan itibaren varlığı bilinen zabıta işleri Emeviler devrinde kurumlaşmaya başlamıştır. Bu döne...