logo

Adiyat


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

Adiyat kelimesi, adet olarak yapılan şeyler, içinde sürekli yaşadığımız ve gördüğümüz olaylar için kullanılır. Bunların her biri birer kudret mu’cizesi olduğu halde, devamlı görüldüklerinden insanlarca olağan sayılırlar. Perdeli bir yere baktığımızda içerisini görmediğimiz gibi,  adiyat perdeleriyle aleme baktığımızda ondaki kudret elini, ilahi tasarrufları göremeyiz.[1]

Adiyat, “adet üzere her zaman vuku bulan işler” manasına geliyor. [2]

Evremizde ve kainatta devamlı olup biten şeyler, adiyat olarak isimlendirilir. Bunların her biri birer kudret mucizesi olduğu halde, devamlı görüldüklerinden insanlarca olağan (adi-adiyat) sayılırlar.

Gece ve gündüzün peşpeşe gelmesi, mevsimlerin birbirini kovalaması, yağmurun yağması, rüzgarın esmesi, yeni yeni canlıların dünyaya gönderilmesi gibi olaylar, insanlarca adiyattan kabul edilirler.

Mesela, anne-baba vasıtasıyla dünyaya gelen yeni yavrular genelde sağlam ve azaları tam olarak gelirler. Bunların böyle devamlılığı, pek çok insanı ülfet hastalığına müptela eder. Bunlar, ancak iki başlı veya üç ayaklı bir yavru görünce hayret ederler. Halbuki, asıl hayret edilmesi gereken, bu yavruların sağlam ve bütün organları tam olarak dünyaya gelmeleridir. [3]

Her sabah güneşin doğması ve  her akşam batması normal bir olay olarak görülmekte, her zaman meydana geldiği için de insanlar bu olaya ülfet etmekte, üzerinde düşünülmeye değer bulmamaktadırlar. Halbuki bunlar “harikulade birer mu’cize-i kudrettirler.”

Dünyanın kendi etrafında ve güneş etrafında saatlerce dönmesi sonunda sabah olmakta ve güneş doğmaktadır. Bir dağ yerinden kopsa da semaya doğru uçsa bu olaya kimse lakayt kalmaz, herkes günlerce onu konuşur. Halbuki, dünya böyle nice dağlar, nice denizler ve ovalarla birlikte dönmekte ve iki ayrı hareketle nizamını hiç bozmadan hareket etmektedir. Bu olay sürekli cereyan ettiği için insanlar onu adet ve ülfet perdesinde saklarlar ve gerekli hayreti göstermezler. Sabah ve akşam namazlarını kılan bir mümin, bu ülfet perdesini yırtar ve bu büyük icraatın sahibi olan Allah’a Onun emrettiği gibi ibadet eder.[4]

Kur’an-ı Kerim, iç içe olduğumuz fakat alışkanlık perdesiyle, çoğu zaman, yeterince düşünemediğimiz harika olayları sürekli olarak nazara vermekle adiyat perdelerini yırtar, bizi tevhide ulaştırır.[5]

Mesela:

“İnsan hangi şeyden yaratıldığına baksın…”(Tarık, 86/5)

“Onlar devenin nasıl yaratıldığına, semanın nasıl yükseltildiğine, yerin nasıl bir satıh yapıldığına, dağların nasıl dikildiklerine bakmıyorlar mı?”(Gaşiye, 88/17)

Varlık âlemine ve onda cereyan eden olaylara bu gibi ayetler açısından bakan bir mü’min, bu olayların içerisindeki ilahi icraatı görür, imanını canlı tutar. Çevresine ülfetle ve sathi nazarla bakmaktan kurtulur; kâinat kitabının sayfalarını ibretle mütalaa eder.[6]

[1] https://sorularlarisale.com/bediuzzaman-kuran-hakkinda-cehl-i-murekkebin-mensei-olan-adiyat-perdelerini-keskin-beyanatiyla

[2] https://sorularlarisale.com/kuran-i-mucizul-beyan-butun-kainattaki-adiyat-namiyle-yad-olunan-harikulade-ve-birer-mucize-i-kudret

[3] https://sorularlarisale.com/adiyat

[4] https://sorularlarisale.com/kuran-i-mucizul-beyan-butun-kainattaki-adiyat-namiyle-yad-olunan-harikulade-ve-birer-mucize-i-kudret

[5] https://sorularlarisale.com/adiyat

[6] https://sorularlarisale.com/bediuzzaman-kuran-hakkinda-cehl-i-murekkebin-mensei-olan-adiyat-perdelerini-keskin-beyanatiyla

Share
134 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...