logo

38 Ölür 38 Bin Doğarız Ama İhanet Edenleri Unutmayız!!!


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Türkiye yine bir kumpasın ve hain planların hedefi altında. İstanbul’da oynanan Beşiktaş-Bursaspor maçı sonrasında bu hain planlar bir kez daha uygulamaya konuldu. Önce bomba yüklü araç patlatılıyor ve ardından da canlı bomba Maçka Parkı’na doğru yürüyor. Onu fark eden polislerin yanına yanaştığı sırada kendini patlatıyor. Sonuç itibariyle 38 canımız şehit oluyor ve 155 polis ve vatandaşımız yaralanıyor. 14’ü ağır yaralı. Tablo bundan ibaret.

Öncelikle bu hain saldırıda hayatını kaybeden canlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralı canlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum. Tabi ki ateş düştüğü yeri yakar ama inanın bu ateş öncekileri gibi yine bütün milletimizin yüreğine düşmüştür. Ve Türk Milleti yine her zaman olduğu gibi yine bu olay sonrasında da tek yürek olmayı başarmıştır. İşte halen bu hain odakları anlayamıyorlar yaptıklarının boşa olduğunu. Onların tüm hain planlarını bu millet geçmişte olduğu gibi bugünde, yarında boşa çıkacaktır. 38 ölsek de 38 Bin doğacağımızı artık anlayacaklardır.

Bu hain saldırıyı ve ülkemiz üzerindeki emelleri olanların emellerini yorumlamaya çalışacağım ancak onun ötesinde sosyal medyada bu saldırı sonrasında yaşanan bazı abuk subukluklara değinmek istiyorum. İnanılmaz derecede canımızı sıkan, en az bu hainlerin yaptıkları hainlikten çok daha büyük bir hainlikten bahsedeceğim. Sosyal medya üzerinde kendilerini insan sayan bazı varlıkların paylaşımları oldu. Saldırının tam isabetli bir saldırı ve ölenlerin çevik kuvvet polisleri olduğunu övünerek anlatan bu sözde insanların paylaşımları sosyal medyada günün konusu oldu. İşte bu insanlar bizim içimizdeki hainlerdir. Onlar halen polis, asker ya da vatandaş ayrımı yapmaktadırlar. Ne denli cahillik ve nedenli de vatan hainliği içerisinde olduklarının farkına varmadan ‘salakça’ paylaşımlarda bulunarak bu toplumun ruhi dengesinin bozulmasına çanak tutuyorlar. Bu insanlara gereken cevabın derhal verilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu paylaşımları yapanların hukuki yollardan hak ettikleri cevabı almaları kaybettiğimiz o 38 cana olan boynumuzun borcudur. Ve sizlere bu yazıyı yazar iken aldığım bilgiye göre de bu ‘salakça’ paylaşımları yapan kişiler için gözaltı kararı çıktı ve birkaç tanesi de göz altına alınmışlar. Onların hak ettikleri cezayı aldıklarının kamuoyuna gösterilmesinde büyük fayda vardır.

Özgürlük Her Şeyi Yapabilmek Değildir

Bizim ülkemizde özellikle sosyal medya çıktıktan sonra sosyal medya yoluyla her türlü fikrimizi özgürce paylaşabilme, eleştirilerimizi ardını düşünmeden dile getirme ve de bir başkasına hakaret etme adet haline geldi. Kendilerine aydın diye hitap eden bu sosyal medya kahramanları bu yaptıklarının da özgürlük olduğunu savunmaktalar. Ve kendilerine müdahale edilmesini ise ‘Türkiye’de özgürlükler elden alınıyor’ şeklinde ayyamcılık yapmaya çalışıyorlar. Güçleri olanlar ise ‘ülkemizde baskı var’ diyerek Avrupa’ya ve Dünya’ya şikayet ediyorlar. Bunların içerisinde aynı mesleği yaptığımız bazı insanlarda ne yazık ki bulunuyorlar. Bilmiyorlar ki bu insanlar hükümeti eleştirmek ayrı bir şey bu milletin birliğini ve bütünlüğünü bozmaya çalışmak ise apayrı bir şeydir.

Şimdi ben bu akıl fukaralarına bir şey sormak istiyorum. Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da, Belçika’da yaşanan terör saldırıları sonrasında o ülkenin vatandaşları sosyal medyada ‘ ölenler polislermiş’ şeklinde yorumlarda bulunsalardı sonuç ne olurdu? Bir sorum da Can Dündar’a. Alman hükümetine karşı bir darbe girişimi yaşansaydı ve o darbe girişiminde Alman meclisi bombalansaydı, sivillere bizzat Alman askerleri tarafında kurşun sıkılsaydı acaba Almanya’daki gazeteciler gidip yurt dışında Alman hükümetini suçlayıcı ifadeler kullanabilirler miydi?

Evet, özgürlüğü bende savunuyorum ancak özgürlük demek milli birliğimize, bütünlüğümüze aykırı davranmak demek değildir. Hiçbir kimsenin veya zümrenin buna hakkı yoktur ve olmayacaktır. Özgürlüklerin en tabi insanlık hakkıdır fakat özgürlükler bir başkasının veya bir toplumun hakkını gasp etmeyi hiçbir zaman gerektirmez. Bu böyle bilinmelidir.

Bir başka şey daha iyi bilinmelidir ki, dışarıdaki ve içerideki hainlerin emelleri her zaman boşa çıkacaktır. Bu millet yapılan tüm hainliklerin karşısında birlik ve beraberliği ile hainlere gereken dersleri en iyi şekilde vermektedir. Bu ülkeyi kim yönetir ise yönetsin, bu ülkede eğer bir değişim yaşanacak ise bunun dışarıdan yapılan hainliklerle değil bizim kendi insanımızın hür iradesi ile gerçekleşeceğinin herkes tarafından bilinmesi gereklidir.

PKK, IŞID Fark Etmez Yaptıranlar Bellidir

Daha önceki saldırılarda olduğu gibi bu saldırıda da yapanın bence hiçbir önemi yok. İster kendine Kürt diyen ama asla uzaktan yakından ilgisi olmayan PKK, ister ise kendine Müslüman diyen ama kafirlerden daha kafir olan IŞID fark etmez. Yapanın değil yaptıranın önemli olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bunların kimlerin maşası olduğunu da.

Biz gayet iyi biliyoruz ki, bu hainler başka ülkelerin yardımı ve yataklığı olmadan asla bu tür olaylara kalkışamazlar. Arkalarında eli kanlı ABD ve Avrupa ülkeleri var. Halen Haçlı zihniyetini güden bu ülkeler asla unutmasınlar ki geçmişte olduğu gibi gelecekte de bir gün o besledikleri kanlı odaklar kendilerini de vuracaktır. Bizler dün olduğu gibi yarın da onların dediği gibi ‘oh iyi olmuş’ demeyeceğiz. Biz insanız, asla acının üzerine sevincimizi kurmayız. İnsan olan da bunu yapar. İnsanlıktan nasibini alanlarda.

Türkiye asla yıkılmayacak ve yıkılmayacaktır. Onların ne yaptıkları önemli değildir, istediklerini yapmaya devam edebilirler ancak bizlere düşen çok önemli bir görev vardır. Asla ve asla terörün ekmeğine su dökmemeliyiz. Bizler, sokaktan kaçar ise, inadına yaşamaktan vazgeçer isek, korkar ve siner ise işte asıl şehitlerimiz o zaman ölmüş olacaklardır.

İnadına Türkiye Cumhuriyeti, inadına Türk Milleti.

Etiketler:
Share
391 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muhtarların Görev, Yetki ve Sorumluluklarını Biliyor muyuz?

    22 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye’de Muhtarlar Günü kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla Artvin Valisi Ömer Doğanay, muhtarlara bir de yemek verdi. Yemeğe bende katıldım. Muhtar değilim ama basın mensubu olarak bu yemekte yer aldım. Valimiz ile aslında sık sık özel sohbetlerde bir araya gelmemize rağmen bir türlü haberlere katılamıyordum, bu sefer katılalım dedik. İyi de yapmışız. Gerçekten sıra dışı bir Valimiz var. Valimiz tam bir devlet adamı. Devlet ciddiyetini her yerde korumanın yanı sıra devletin şevkatlı elini de gösteren bir kişilik. Ken...
  • Marksizmin Ekolleri (Mezhepleri)

    21 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: *Marksizm, bilimsel sosyalizm ve komünizmin kurucusu Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideoloji. *Leninizm işçi sınıfını odak noktası olarak kabul eder. *Maoizm’de Çinde işçi sınıfı olmadığı için köylüler işçi sınıfı yerine konmuştur. *Cheizm’de İşçi ve köylü sınıfı birlikte hareket eder. *Marksizm’in bu ideolojileri İslamdaki mezheplere benziyor. İslam bir tane olduğuna göre mezhepler niye var diyenler, Marksizmdeki bu farklı ideolojileri ...
  • İki Röportajla İSME Dosyasını Kapatıyorum

    19 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere Bodrum’da düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) de gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir bölümünü yayımlamıştım. Şimdi son iki röportajla İSME 2017 dosyasını kapatıyorum. Bu röportajlardan biri alanında ülkemizin aranılan akademisyenlerin Prof. Dr. Hürriyet Akdaş hocanın açıklamalarını içeriyor. Bir diğeri ise ise iş dünyasından iki röportajı içeriyor. Yine her zaman olduğu gibi yorumsuz bir biçimde sizlere aktarıyorum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim G...
  • Öküz Mehmet Paşa

    19 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bir Nalbant Çocuğu Başbakan Oluyor” 17. asır kıymetli devlet adamlarından Öküz Mehmet Paşa, Sultan I. Ahmet Han'ın vezirlerinden ve damatlarındandır. “Vezir” ve “Damat" Mehmet Paşa olarak da bilinir. Sultan I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde, ilkinde iki yıl, ikincisinde on bir ay olmak üzere iki defa “Sadrazamlık” makamına getirilmiştir. Hakkında “edip ve vakur, vezir-i sahib-i şu’ur” denmiştir. 1621 senesinde vefat etmiştir. Asıl lakabı “Oğuz” olmasına rağmen eski yazıdaki kef ve kaf harflerinin karıştırılmasından dolayı muha...