logo

31 Mart Seçimlerinden Daha Önemli!!!


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAHİRAHMANİRAHİM

Varlığım Kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu.

Son zamanlarda siyasettin son birkaç yıla nazaran daha sakin ve seviyeli ilerlediğini fark etmeye başladım. Nedenini araştırırken önceki dönemlerde özellikle belli başlı yani başta Fetö olmak üzere diğer grupların yayın organları haberleri çarpıtarak üzerine şiddetle fazlasını koyarak halka yansıttıklarını fark ettim. Özellikle Oslo süreciyle başlayan ve 15 Temmuz gecesine kadar devam eden sürecin iyi analiz edilmesi gerekir. Çünkü bu dönemde yapılan haberlerin tamamına yakını yanlı ve yanlış hatta iftira olduğunu günümüzde daha iyi görüyoruz.

Önceki yazılarımda yazmıştım. Her seçim bir öncekinden daha da önemli diye, çünkü yeni cumhurbaşkanlığı sisteminin oturması için, hizmetlerin acele ve halkın tamamına ulaşması gerekiyor. Bu da Cumhur ittifakı adaylarının kazanmasıyla oluyor. Bir de ülkemizde yanlış bir algı var, onu düzelmek gerektiğini düşünüyorum. Hükümet partisini eleştirdin mi Aydın oluyorsun. Yani iktidarın doğrularını yazdığın zaman ve ülkenin bu minvalde gitmesi gerektiğinden bahis ettiğin zaman “Gerici” oluyorsun. Ancak bu yargıyı kimin yaptığını merak etmişimdir. Hangi otorite senin gerici ya da aydın olduğuna karar verebilir? Çok merak ediyorum. Bu ülkede yalan yanlış haberlerle algı operasyonları çekmeye kalkıp; halkı galeyana getirip sokaklara dökmeyi amaçlayanlar kısmen başarılı olduklarını düşünseler de feraset sahibi vatan evlatları durumun ciddiyetini görüp olaya müdahale etmekte gecikmediler. Meşru olarak seçilmiş iktidarın yanında durup, Türlü Türlü oyunları boşa çıkardılar. İşte bu nedenle her seçim bir öncesinden önemlidir. Türkiye’nin beka sorunu dağ gibi ortadayken, gözlerimizi bu gerçeklere kapatmanın bedelini yarın biz ya da çocuklarımıza ödetmemiz demektir.

Bu satırları yazarken klavyeyi atmak geldi içimden, kendime haykırmak geldi. Mısır’da Mursi taraftarı oldu diye idam edilecek gençlerin hesabını hepimiz vereceğiz Ruz-u Mahşer’de bugün Müslümanım diyen bir kişi bu zulmün karşısında susuyorsa bedelini ödemeye razı demektir. İşte kardeşlerim az önce yukarıda yazdığım her şey ortada Türkiye’de başaramadıklarını Mısır’da başardılar. Bugün Ortadoğu’nun hali ortada Mescit-i Aksa’yı istediği zaman İsrail kapatıyor. Mescit-i Aksa’nın Müslümanlar için ne olduğunu bilmeyenler bu davanın kutsallığını bilemezler. 1000 yıl önce ilmin ve bilimin merkezi olan, insanlık tarihinin ve refahının bu düzeye gelmesinde öncülük eden bu topraklar vahşi ve kapitalist batı tarafından resmen 150 yıldır sömürülüyor ve sömürülmesi bir tarafa yaşayan insanların canları emperyalistlerin Pazarında bedavaya satılıyor.

Ne kadar süslü cümleler yazarsak yazalım. Artık ok yaydan çıkacak. Bu kadar zülüm, kan ve gözyaşının bedelini elbet birisi soracaktır. Öz eleştirimizi kendimiz yapmaksak bataklık içinde batmaya mahkûm kalırız. Ne oldu da bu duruma düştük. Ne oldu da aynı millet olan Araplar 22 devlete bölündü? Aynı dili aynı kültürü paylayan bu milletler nasıl olur da 22 farklı devlete dönüşür. Yani bu emperyalistler kendileri bizimle topla tüfekle savaşmıyor. Bizim içimizde farklı gruplar oluşturarak,  bir birimize kırdırıyorlar. Ancak umutluyum. Müslümanlar artık gözlerini açacak. Yeni gelen nesiller tıpkı toprağın altında filizlenmiş ağaçlar gibi yemyeşil ve verimli bir çağ getirecek. Avrupa ve vahşi batı içki, kumar ve zina bataklığı içinde boğulurken; Müslüman coğrafyasının inanmış gençleri göğüslerinde iman, ellerinde rehber olan Kur’an ile beraber altın çağın kapısını aralayacaklar.

Merak etmeyin bugün Susarak cevap veremediğimiz, vermediğimiz. Mısır idamları karşısında yarın bilinçli ve yetenekli Müslüman gençleri gereken cevabı verecektir. Belki bu fidanın büyümesi uzun yıllar olacak ama gün gelende yeşerecek…

Aslında bugün 31 Mart seçimlerinden bahis edecektim ama dava şuurunun daha önemli olduğu vurgusunun yapmam gerektiğini düşündüm. Çünkü Mısır’ın hali ortadayken Ortadoğu’nun hali ortadayken, biz dava haricinde hiçbir şey konuşamayız.

Baka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Share
493 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...
  • Hata

    18 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Özet: Bilmeyerek yapılan yanlışa hata denir. Hata sorumluluğu kaldırır. Bilerek yapılan yanlışa hata değil taammüd denir.  "Amd" veya "taammüd" eş anlamlı olup, önceden tasarlayarak, düşünerek, bilerek, isteyerek ve kasıtla yapmak demektir. Kasıtlı yapılan bir işin günaha yol açar. 1.Kavram Hata istenmeden yapılan yanlıştır. Bir yanlış bilerek ve isteyerek yapılırsa hata olmaktan çıkar (amd-taammüd) denilen suç olur. Bir terim olarak hata, kasıt unsuru taşımayan bir söz veya fiil olup, asıl iradeye aykırı olarak vuku bulur. İnsan, gaflet so...