logo

22 Ocak 2020

Yavuz Yiğit Yaklaşık Otuz Yıldır Baba Mirası Esnaflığı Sürdürüyor

Babadan oğula geçen bir mesleğin erbabı Yavuz Yiğit yaklaşık otuz yıldır baba mirası esnaflığı Artvin’de sürdürmeye devam ediyor.

Artvin Merkez’de yöresel gıda ürünlerinin satışını yapmakta olan Yavuz Yiğit yöresel ürünlerin piyasadaki yeri, doğal ürünlere vatandaşın arz ve talebi, reklamın önemi, Artvin’in yöresel ürünlerle beraber tanıtımındaki önemi ve kamu kurumlarına düşen görevler ve daha nice konuyla ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.

Doğal ürün denildiğinde herhangi bir sınır konulamayacağını belirten Yiğit; “Doğal ürün, sınırı olmayan geniş bir sektördür. Şarküteride ise sadece peynir, zeytin gibi şeylerle sınırlı kalmayız. Örneğin bunun içerisinde sağlıklı ürünler vardır, kuru ürünler, kuru bakliyatlar, tereyağı, bal bulunmaktadır. Bunun sınırı yoktur ve her zaman önü açıktır. Sektör geniş olduğu için ürün çeşitliliğimiz her zaman değişiyor. Gıda sektörüne yani doğal grubuna girdiğimiz zaman ise en az 2 yüz elli çeşit ürünümüzün olduğunu söyleyebilirim. Artvin ilimize ait olan ürünlerimiz küme, pestil, bal, incir, tereyağı ve bu yöreye ait sayabileceğim daha bir sürü ürün vardır. Bu yörede olmayan ürünleri de dışarıdan takviye ediyoruz. Örneğin kaşar peyniri Kars’tan, bir tel peyniri Trabzon’dan, bir çeçil peyniri Erzurum’dan, bir tulum peyniri Erzincan’dan gelmektedir. ” dedi.

Ekonomideki Dengesizlik Vatandaşın Alım Gücünü Etkiliyor

Hayatın pahalılaşması başta olmak üzere, dolar ve euro’ nun artışının yanı sıra Artvin’in kendine kapalı bir şehir oluşuna bu durumun ise vatandaşın alım gücünü etkilediğine dikkat çeken Yiğit şunları söyledi; “Ekonomik durum bir şekilde fiyatlara yansıyor gelir gideri dengelemiyor ne yazık ki. iş yeri giderleri, sigorta giderleri, enflasyon oranı vardır. Bu durum mutlaka fiyatlara yansıyor yani enflasyon oranı sabit olmamakla birlikte zaten düşük bir seviyededir. Ben bu işe başladığımda 10 lira olan bir ürün şuan 30-35 TL’ye kadar çıktı. Sonuç olarak fiyatlar dört sene öncesine kadar dört kat arttı. Artvin nüfus itibariyle zaten kendine kapalı yani dışarıdan insan almayan kendi içindeki insanlarla mücadele eden bir şehirdir, esnafın kıtlığı, ulusal marketlerin çokluğu da zaten bunu gösteriyor, her ne kadar son zamanlarda doğal ürünler tercih edilse de insanlar bir şeyleri tercih etmeden önce daha çok bütçeye bakıyor. Vatandaş ulusal marketlere gidip bütçeye baktığı zaman doğal ürün değil de yiyebileceği yani karnını doyurabileceği ürün alıyor. Bugün 50-60 lira olan bir incir ulusal marketlere gittiğimizde 20-25 lira oluyor yıkanmıştır, ilaçlanmıştır veya 1 sene önceki inciri getirmişlerdir, tabi ki bu sebepler incirin fiyatını aşağıya çekiyor. Ancak biz de bu şekilde olmuyor. Bizim ürünümüz tamamen köy inciri olduğu için bizde fiyata yansıyor. Bu nedenle bizim işimiz zor, bir de zor şehirde yaşayınca mücadelede zor oluyor dışarıdan insan gelmeyince, öğrenciler aşağıda olunca, şehrin yol güzergahı şehirden 6 km aşağıda olunca insanlar buraya çıkmayı tercih etmiyor. Çıkması içinde kimse bir adım atmıyor o yüzden bizde sosyal medyadan kargo aracılığıyla insanlara ulaşmaya çalışıyoruz yani bizim iş yaptığımız alan zor bir sektör. Kolay bir hale getirmek için de kimse bir adım atmıyor o yüzden biz de sosyal medyadan kargo aracılığıyla insanlara ulaşmaya çalışıyoruz.”

Yöresel Ürün Satışında Sosyal Medya Reklamları Önemli

Yöresel ürünlerde satışlarını sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin çeşitli illerine ulaştırdıklarını ifade eden Yiğit, “Dışarıdaki kurumlara ürün verme veya ulaşma şansımız olmuyor dışarıdaki müşterilerimize sosyal medya aracılığıyla reklamlarla ulaşıyoruz. Dışarıdaki insanlarımız büyük şehirlerde yaşayan vatandaş, doğalı daha çok istiyor, onun kıymetini daha çok biliyor; çünkü insanlarımız büyük şehirlerde ürünün güvenirliğini zor bulduğu için bu sefer güvenirlik açısından küçük şehirlere yöneliyorlar buralardaki birbirine güvenirlik hissi daha yüksek o yüzden burayı tercih ediyorlar. “ şeklinde ifadelerine yer verdi.

Yöresel ürünlerin değerinin ve satışının artmasını reklamlarda çokça yer verilmesine bağlayan Yiğit; “20 sene evvel koli koli reklamların yoğun ekranlara yansıdığı ambalajlı paket yağ alınırdı. Niye alınırdı diye sorarsınız eğer doktorlar tereyağı zararlıdır, yemeyin diye uyarıda bulunurdu. Günümüze gelirsek işler tersine dönmüş durumda. Doktorlar tereyağı yememizi söylüyorlar; çünkü o zaman 3-4 tane ticareti yöneten büyük firmalar vardı. O büyük firmalar ise Sağlık Bakanlığına ve Sağlık Müdürlüğüne bağlıydılar ve firmalar kendilerinin reklamına yer verilmesini istiyorlardı. İzleyicide reklamlardan etkilenip koli koli ambalaj yağ alıyordu. Günümüzde ise herkesin evine kolay kolay paket yağ girmez. Ben de satmıyorum mesela kendi müşterilerimiz belki de 5 ayda bir paket yağının olup olmadığını soruyor. “ dedi.

Ticaretin Canlanması Adına Herkes Gönül Birliği İçerisinde Çalışmalı

Yöresel ürün ticaretinin canlandırılması adına İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Belediye ve kamu kurumları başta olmak üzere Sivil Toplum Kuruluşlarından dahil olmak üzere herkesin gönül birliği yapmasının gerekli olduğunun önemini vurgulayan Yiğit, “Ticaretin canlanması için insanların ekonomik gücü olmak zorunda fakat gördüğüm kadarıyla insanlarda şu an ekonomik güç yok ayrıca her gün Rize’ye, Trabzon’a, Hopa’ya, Erzurum’a yolcu götürüyoruz, her sabah otobüsler kalkıyor yaklaşık 50-100 kişi Trabzon’a gidiyor insanlar masraf ediyor ve akşamında ise dönüyor cebindeki para ise Trabzon’a ulaşmak için gidiyor peki Trabzon’ dan Artvin’e 50-100 kişiyi çekebiliyor musun derseniz bırakın 50-100 kişiyi 10 kişiyi bile maalesef çekemiyoruz . Dışarıda Artvin’e ait bir sürü dernek olmasına rağmen kimsenin tanınmamız için reklam veya broşür yapmamasından dolayı insanları Artvin’e çekemiyoruz. Küçük bir şehri canlandırmak için dışarıdan yabancı çekebilmek lazım.” diye konuştu.

Share
362 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?