logo

reklam

2019 Seçim Yılı Öncesinde AK Parti’nin Yapması Gerekenler


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Türkiye yoğun ve yorucu seçim atmosferlerinden çıkarak ülkemiz şartlarına göre uzun sayılabilecek bir seçimsizlik sürecine giriyor. Herhangi bir şekilde tarih değişiklikleri yapılmaz ise 2019 yılı içerisinde ülkemizde 3 seçim birden gerçekleştirilecek. Önce Mahalli İdareler ardından da hem genel seçimler hem de değiştirilmiş yetkileri ile birlikte güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı’nın ilk seçimleri gerçekleştirilecek.

Öngörüm 2019’de gerçekleştirilecek olan mahalli idareler seçimlerinin öne çekilerek 2019’a kalan iki seçimin bırakılacak olmasıdır. Genel kanaat AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genel seçimler ile aynı gün yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı seçimlerini daha erken bir tarihe çekileceği yönünde olsa da ben bu durumu çok olası görmüyorum. Bugün itibariyle değerlendirmelerde bulunduğumda milletvekili seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir yıl önceye çekilmesi AK Parti’ye büyük dezavantaj getireceğinden dolayı çok olası görünmemektedir. Seçimlerden yorulan, sıkılan ve bölünen insanlarımız erken bir seçim kararına tepki gösterebileceği gibi nedensiz olarak da değerlendirerek karar noktasında tercih değişikliğine gidebilir. Sürekli seçim seçim denilen bir ortamda millet yeter artık biz seçimden yorulduk, ne isterseniz verdik biraz ekonomiyle ve sorunlarla ilgilenin şeklinde bir çıkışta bulunabilir. Bu bir tepki doğurur ve AK Parti’nin de dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın da oylarının azalmasına neden olabilir. Halkı rahatlatmadan gidilecek olan her seçim hükümet partileri için her zaman beklenenin alınamadığı seçimler olarak tarihe geçmiştir. Bu nedenle AK Parti biriken sorunları çözmeden seçimlere gitmez. Gidecekse de koşulları hazırlar ve öyle gider.

Koşullardan bahsetmeden önce halkımızın gündeminde nelerin olduğundan bahsedelim. Az öncede belirttiğim üzere halkımız seçimlerden yorulmuş durumdadır. Seçim ortamının oluşturduğu fikir ayrılıkları, fikir çatışmaları, gerilimler ve bölünmeler halka 5 yıl seçim yapmazsanız ancak huzur getirecek niteliktedir. Özellikle son referandumda gerilen ortam insan ilişkilerine dahi yansımışken yapılacak yeni bir erken seçim AK Parti’nin bütün kazanımlarının kaybı anlamına gelir. Bence AK Parti’nin de içerisinde yapması gerekenleri yapmadan, ülke yönetiminde alınması gereken önlemleri almadan yapacağı seçimin olumsuzluklar getireceği malumudur.

Halkımız şuanda seçim istememektedir. Halkımızın en önemli gündem maddesi geçim haline gelmiştir. Halk, esnaf, memur, işçi, işadamı derken toplumun tüm katmanları öncelikle geçim ve mevcudu muhafaza etme derdindedir. Son yıllarda yaşadığımız gerilimler gelecek kaygısına neden olurken, insanlar yaşanan ortamlar nedeniyle güvensizlik duygusuna da girmişlerdir. OHAL ortamının uzun sürmesi bir yandan özgürlüklerinde bir nevi kısıtlanması anlamına geldiğinden dolayı halk özgürlüklerini yeniden kazanma isteği içerisindedir. Ekonomik rakamların 2015 yılı öncesindeki seyrine dönmemesi, ekonomik istikrarsızlık ve doların artışı, ülkeye giren dış yatırımın miktarındaki azalış, cari açığın kapatılamamış olması ve enflasyon canavarının uykusundan uyanma riski gibi sorunları gündeminde tutan halkın şuan isteyeceği en son şeyin seçim olacağını düşünüyorum. Şuan bilemiyorum Cumhurbaşkanımızın danışmanları ne tür yorumlarda bulunuyorlar ancak bildiğim bir şey varsa danışman kadrosunun da halktan bir nebze uzak kaldığıdır. Danışmanların biraz halka inmeleri ve halkın gündemini tutmalarında fayda var. Zira bu noktada Cumhurbaşkanı yanıltılır ise Dimyada pirince giderken evdeki bulgurdan olunabilir. Ben Cumhurbaşkanımızın bu hataya düşeceğini düşünmüyorum. Kurt bir siyasetçi olduğu gibi halkın nabzını da iyi tutar. AK Parti’nin genel kurulunda yaptığı konuşmada bence erken seçim senaryolarının en azından 2018 Temmuz’undan önce olmayacağının bir kanıtıdır. Cumhurbaşkanı konuşmasında seçmenin mesajını aldıklarına dayalı olarak sürekli vurgu yapması mevcut durumdan Cumhurbaşkanı’nın da rahatsızlık duyduğunu ve önceliğinin rakiplerinin toparlanmasını beklemeden baskın bir seçime götürmekten ziyade gerekli koşulları hazırlamak ve halkın kafasını rahatlatmak olacağını düşündüğüne inanıyorum. Cumhurbaşkanımızın da 2019 seçimlerinin de ya da öncesinde gerçekleştirilecek olan baskın erken seçimlerinde büyük risk taşıdığını gördüğünü düşünüyorum. Son konuşması bana bunu kanıtlıyor.

Ne yapılmalı?

Gelelim ne yapılmalı sorusuna yanıt verelim. Cumhurbaşkanımızın ekonomi danışmanları bu gerçekleri ifade etmişler midir, bilemiyorum? Şahsen ben danışman olsam halkın içerisinden çıkmam ve halkın gündemini Cumhurbaşkanına yalın ve net bir biçimde aktarırdım. Bu konuda biraz aksaklıklar görüyorum. Üstelik AK Parti’ye muhalif olan bir insan değil AK Parti’ye kendini yakın hisseden bir insan olarak ifade etmek istiyorum. Dost acı söyler ama doğruyu söyler. İşler çok da iyi değil. Tablo çok da iç açıcı değil. Önlem alınmaz ise bekleyen büyük krizler kapıdadır.

Bütün bunları yazmak ve doğruları belirtmek zorundayız. 2003 yılında olduğu gibi halkın yine çaresi Erdoğan noktasına gelinmiştir. Arka arkaya yaşanan sorunlar ve siyasi ve de ekonomik krizler inanın ki her zamankinden fazla Erdoğan’a ihtiyaç duyulmasını sağlamıştır. Vatandaş son referandum da verdiği mesajda bunu açık açık ifade etmiştir. Mesaj alınabilmiş ise ki Cumhurbaşkanımız aldığını ifade etmektedir. Vatandaş yaşanan sorunlar nedeniyle hükümeti hatalı ve eksik bulmasına karşın çarenin de yine Erdoğan olduğunu göstermiştir. Cumhurbaşkanı da bu mesajı almıştır ki dümenin başına hemen geçmiştir. Doğru olanı yapmıştır.

Şimdi biran önce dümenin başında yapması gerekenleri yapmalıdır. Öncelikle devletin vatandaşın sırtından inmesi sağlanmalıdır. Vergilerin biran önce indirilmesi, yeni teşvik yasalarının gelmesi, yeni borç ödemelerinin ve afların yolunun açılması, memur, işçi ve emekli maaşlarına zam yapılması, siyasi gündemin daha sakin bir ortama getirilmesi, yatırımcı hükümet noktasına yeniden dönülmesi, Türkiye’nin yeniden atılıma geçmesinin sağlanması, büyüme rakamlarının yeniden üst noktalara çıkarılması, istihdam reformunun sağlanması, cari açığın kapatılması için bekleyen yeraltı kaynaklarının ekonomiye kazandırılması, inşaat sektörünün yeniden canlandırılması gibi önlemlerin uygulamaya sokulması şarttır. Parti içi temizlik, OHAL’in kaldırılması, FETÖ ile mücadelenin etkin bir şekilde sürdürülmesi ancak gündemin ikinci sırasına indirilmesi, vatandaşa güven ve huzur ortamında yaşama hissinin verdirilmesi, terörün etkin ve hızlı bir biçimde sonlandırılması, komşu ülkeler ile sıcak ilişkilerin kurulması, dış politikada netleşme, içeride daha etkin ve hızlı çözüme odaklı politika üretilmeli.

Nihayetinde sözü fazla uzatmaya gerek yok. Türkiye’de önemli işleri başarmış bir lider yeniden aktif siyasetin içerisine girmiş ve dümenin başına yeniden geçmiştir. Bunun ilk yansımalarının kısa zamanda kendini göstereceğini düşünüyorum.

Kısa süre içerisinde yeni kabine açıklanacaktır ve yenileşme bu şekilde başlayacaktır. AK Parti’nin yeni MKYK’sı bu anlamda umut doğurmuştur. AK Parti topluma yeniden bir heyecan aşılamalı ve işte budur dedirtmelidir. Bunu başarabilecek dirayet ve güce sahip kadrosu bulunan AK Parti’nin yeni heyecan oluşturması kolay olacaktır diyerek dümenin başına geçen Cumhurbaşkanından oldukça ümitli olduğumu beyan edeyim.

Bekleyelim ve görelim Mevlam neyler, Mevlam neyler ise güzel eyler derken yeni günlerin ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.

Share
584 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...