logo

Bir gazeteciye istemediğiniz haberi yaptı diye beddua edemezsiniz


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Gazetecilik mesleği oldukça zor bir meslektir. Fiziki anlamda belki sürekli yerin altında çalışmıyorsunuz yada çok ağır bir yük taşımıyorsunuz ancak psikolojik anlamda kesinlikle çok zor bir yükün altındasınız. Hele de bu mesleğinizi Artvin’de icra ediyorsanız çok daha fazla yükün altında olursunuz. Bu sebepledir ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gazetecilerin yıpranma hakkını geriye vermiştir.

Artvin küçük bir il. Herkes yüz yüze bakar ve herkes birbirini tanır. Bu sebeple de insanlar birbirlerine biraz daha samimi davranabilir. Eleştirecekse daha rahat eleştirir, kızacak ise biraz daha dozajını arttırarak kızabilir. Bütün bunlar normaldir ve bu ilin coğrafi özelliklere gereğidir. Bu tür illerde gazetecilik yapmak işte bu nedenle daha zordur. Küçük bir il olduğu için her gün insanlarla yüz yüze bakmaktasınız. İnsanlar size rahat ulaşır ve tepkilerini de dile getirirler. Ama biz Artvin’deki meslektaşlarımız bu zorluğu bile bile bu mesleği icra etmeye çalışırız.

Artvin’de insanların maalesef ki basından tek bir beklentisi vardır. Merak ettikleri, bilgi sahibi olmak istedikleri konu ve konuları dile getirmesi basın mensuplarının tarafsızca dile getirmeleri değil, kendi görüş, düşünce ve inançları doğrultusunda basın mensuplarının olayları aktarmalarını bizim vatandaşımız beklemektedir. Bu nedenle hoşuna gitmeyen haber ve yorumlara dayanamaz ve de o basın mensubunu ağır şekilde eleştirirler hatta hakaret ederler, iftira ederler bazen de beddua ederler. İşte bunun adına biz basına mahalle baskısı diyoruz. Son derece çağdaş, modern insanların yaşadığı Artvin’de basına mahalle baskısı uygulanmaktadır. Üstelikte bu baskı basının özgür olmasını isteyen, kendisini özgürlükten yana bir insan olarak gösteren, çağdaş ve modern bir görüntünün altına gizleyen gerici kafalı insanlar tarafından yapılır.

Önce olayı kısa bir anlatalım da yazımı neden yazdığım bir ortaya çıksın. Gazeteci meslektaşımız İsmet Başar ile ilgili bir gelişme yaşandığı için bu yazıyı yazma gereği duydum. Başar, geçtiğimiz Perşembe günü Hopa ilçesinde HDP tarafından gerçekleştirilen mitingi haber yapmıştı. Bu haberi de sosyal medyada ki kendi hesabı üzerinden paylaşarak takipçilerine duyurmuştu. Takipçileri de bu habere yorumlar yapmıştı. Haliyle İsmet Başar’a kızanlar da olmuştu. Başar’ı bu haberi yaptığı için eleştirenler olduğu gibi yapmasını doğru bulunlar da olmuştu. Açıkçası bende bu haberi merak edenlerdendim, bir vatandaş olarak. Kaldı ki bizde bu haberi birlikte çalıştığımız arkadaşlar tarafından takip ettik. Bir dönem bu ülkenin Başbakanının dahi sokulmak istenmediği Hopa’da acaba HDP rahatlıkla miting yapacak mı diye bizde mitingi yakından takip ettik. Kaldı ki miting yapıldı ve herhangi bir olumsuzluk da yoktu. İsmet’te bunu haber yapmıştı.

Ülkemizde ve ilimizde inanılmaz bir şekilde sosyal medya kahramanları var. İnsanlara sosyal medya üzerinden kahramanlık yapan, artistik taslayan, kendilerini farklı şekillerde göstermeye çalışan reklamcı kişilikler var. Her şeyin en iyisini bilen bu kişiler, yüz yüze geldiğinde kaçacak delik ararlar ancak iş sosyal medyaya gelince acayip cesur davranırlar. Ülkeyi oradan kurtarırlar, savaşlarını oradan verirler. Gerçek hayatta hiçbir noktada tepki göstermeyip evlerinden dahi çıkamayan şahıslar sosyal paylaşım sitelerinde inanılmaz noktalarda kendilerini gösterirler.

İşte bunun bir benzeri de İsmet Başar olayında ortaya çıkıyor. Adını buradan vermek istemediğim bir bayan, gazeteci meslektaşımız İsmet Başar’ı eleştiriyor ancak hızını alamayıp, sırf o haberi yaptığı için, yani mesleğini icra ettiği için hakaret ediyor hatta çocukları üzerinden beddua ediyor. Evet eleştiri okey ancak hakaret ve beddua asla kabul edilemez.

Zaman zaman benimde başıma gelmiştir. ( Üstelik bazen iftira, hakaret ve beddua eden meslektaşlarımız dahi çıkmıştır. ) Bu ve benzeri hareketleri kabullenmek mümkün değildir. Bence bu bedduada bulunan bayan arkadaşımız sinirlerine hakim olamayarak yaptığı beddua konusunda pişman olmuştur. Eleştiri hakkının çok ötesine gittiği için bir bayan olarak üzülmüştür. Yok üzülmediyse zaten terörün yapmak isteği ve ulaşmayı arzuladığı amaca hizmet etmiş olur.

Ben bir kez daha basına uygulanmak istenen mahalle baskısını buradan protesto ediyorum. Maalesef ki sırf Artvin’de kendileri gibi düşünmediğim için hakarete uğrayan, duymak istemediklerini dile getirdiğim için iftiraya uğrayan bir gazeteci adına bu olaydan duyduğum üzüntüyü dile getirerek, hiçbir gazetecinin benzer bir tabloyla karşılaşmamasını diliyorum.

Meslektaşımıza geçmiş olsun diyorum. Herkesi biraz empati yapmaya davet ediyorum. Ve de birbirine saygıya.

Etiketler:
Share
975 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...